?>
?>
Ege Üniversitesinden kronik yaraların iyileşmesine yönelik yenilikçi proje
Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kevser Özgen Özer’in yürütücüsü olduğu ve uluslararası nitelik taşıyan “Doku Yenileyici Ürün Tasarımı: Farklı Nano-Sistemler Yara İyileşmesini Etkileyebilir mi?” başlıklı proje, “TÜBİTAK-2502 Bulgaristan Bilimler Akademisi ile İkili İş Birliği Programı” kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. Ege Üniversitesi ile Bulgaristan Polimer Enstitüsü iş birliğiyle yürütülecek olan proje ile kronik yara tedavilerinde yenilikçi çözümler geliştirilmesi hedefleniyor.
Prof. Dr. Kevser Özgen Özer ve proje ekibini tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam akredite, sağlık temalı araştırma üniversitemiz, uluslararası projelere imza atmayı sürdürüyor. Özellikle sağlık alanında gerçekleştirdiğimiz projelerle hasta sağlığını ve yaşam kalitesini pozitif yönde etkileyecek sonuçlar elde ediyoruz. Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kevser Özgen Özer’in yürütücülerinden birisi olduğu ve Bulgaristan Polimer Enstitüsü ile ortak yürütülen proje, iyileşmesi uzun süren kronik yaraların tedavisine yönelik yenilikçi çözümler sunuyor. TÜBİTAK tarafından da desteklenen ve üniversitemizin uluslararasılaşma hedefine katkı sağlayan projeleri için hocamızı ve ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” diye konuştu.
“Diyabet ve bası yaraları üzerine odaklandık”
Projenin amacından bahseden Prof. Dr. Kevser Özgen Özer, “ Projemizin hedefi; bitki bazlı makromoleküller ve peptitler gibi doğal bileşenlerin nanoteknolojik taşıyıcı sistemlerle kombinasyonuyla biyoaktif yara örtüleri oluşturmaktır. Bu proje, özellikle diyabetik ayak yaraları ve bası yaraları gibi uzun süreli iyileşme gerektiren kronik yaralar üzerine odaklanmaktadır. Elde edilecek sonuçlar, hem yara tedavisi alanında bilimsel yenilikler sunmayı hem de sağlık hizmetlerinde çevre dostu ve sürdürülebilir alternatifler geliştirmeyi hedeflemektedir” dedi.
Projenin Türkiye ve Bulgaristan koordinasyonunda ilerleyeceğini belirten Prof. Dr. Özer, “Proje kapsamında Ege Üniversitesi ekibi, aktif bileşenlerin analizi ile dermal matrikslerin formülasyonu ve hücre kültürü çalışmalarını yürütecek. Nanoteknolojik sistemlerin üretiminde ise Bulgaristan Polimer Enstitüsü ile koordineli şekilde çalışılacak. Daha sonra Bulgaristan Polimer Enstitüsü ekibi, nanoteknolojik taşıyıcı sistemlerin optimize edilmesi süreçlerini yürütecek. Bu sistemlerle zenginleştirilen dermal matriksler, Ege Üniversitesi laboratuvarlarında tasarlanarak üretilecek. Geliştirilen matrikslerin yara iyileşmesine etkileri, Ege Üniversitesinde gerçekleştirilecek hücre kültürü çalışmaları ile test edilecek. Bu testler sırasında, hücre büyümesi, doku yenilenmesi ve antioksidan özellikler gibi biyolojik parametreler değerlendirilecek. Son olarak, üretilen formülasyonların sterilizasyonu ve stabilite değerlendirmeleri yapılacak. Bu aşamada, her iki kurumdan araştırmacılar ortak çalışmalar yürütecek ve elde edilen bulgular raporlanacak” diye konuştu.
“Hem yaşam kalitesi artacak hem maliyet azalacak”
Projenin önemli sonuçlar doğuracağını ifade eden Prof. Dr. Özden, “Proje tamamlandığında, kronik yara tedavisinde etkili, güvenilir ve yenilikçi çözümler sunmayı bekliyoruz. Elde edilen sonuçlar hem hasta yaşam kalitesini artırmayı hem de sağlık sistemindeki maliyetleri azaltmayı amaçlıyor. Çalışmanın, sağlık teknolojilerinde sürdürülebilir bir dönüşüme öncülük etmesini hedefliyoruz” dedi.
Prof. Dr. Özden, “Projeyi Bulgaristan Polimer Enstitüsünden Prof. Dr. Petar D. Petrov ile birlikte yönetiyoruz. 24 ay sürecek olan proje, TÜBİTAK ile Bulgar Bilimler Akademisi arasındaki iş birliği çerçevesinde ‘2502 – Araştırma Projeleri- BAS ile İkili İşbirliği Destek Programı’ kapsamında desteklenecek. Bu program, uluslararası araştırma fonlarından yararlanma kapasitesini artırmayı ve bilimsel iş birliklerini teşvik etmeyi hedefliyor. İki kurum arasında gerçekleşen bu iş birliği, bilimsel uzmanlıkların bir araya gelmesini sağlayarak multidisipliner bir yaklaşım sunuyor. Ayrıca, projenin bir parçası olarak çeşitli uluslararası danışmanlar da araştırmaya katkıda bulunuyor. Bu çalışma, Ege Üniversitesinin uluslararasılaşma stratejisi doğrultusunda; bilimsel iş birliklerini güçlendirme ve küresel sağlık sorunlarına çözüm üretme hedeflerini destekliyor” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ege Üniversitesinden kronik yaraların iyileşmesine yönelik yenilikçi proje yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İstinye Üniversitesi, küresel akademik iş birliklerini güçlendirme hedefi doğrultusunda, Moskova Ulusal Nükleer Araştırma Üniversitesi (MEPhI) heyetini ağırladı. MEPhI Uluslararası Ofis Başkanı liderliğindeki heyet, İstinye Üniversitesi Uluslararası Ofis ekibi tarafından karşılanarak kampüs turuna katıldı. Ardından, İstinye Üniversitesi Temel Bilimler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Serkant Ali Çetin ile gerçekleştirilen toplantıda, MEPhI temsilcileri üniversitelerinin akademik yapısını, araştırma merkezlerini ve uluslararası sıralamalardaki konumunu tanıtan kapsamlı bir sunum yaptı. Görüşmelerde, İstinye Üniversitesi öğrencileri için sunulabilecek burs olanakları, ortak eğitim programları ve sektörel iş birlikleri gibi başlıklar değerlendirildi.
“Bilim ve teknolojide küresel ölçekte güçlü ortaklıklara önem veriyoruz”
İstinye Üniversitesi Temel Bilimler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Serkant Ali Çetin, ziyaretin iki üniversite arasındaki iş birliği açısından önemli bir adım olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“İstinye Üniversitesi olarak, bilim ve teknoloji alanında küresel ölçekte güçlü ortaklıklar kurmaya büyük önem veriyoruz. MEPhI gibi köklü ve araştırma odaklı bir üniversite ile gerçekleştirilecek iş birlikleri, öğrencilerimiz ve akademisyenlerimiz için yeni fırsatlar sunacaktır. Özellikle mühendislik, nükleer enerji ve yapay zekâ gibi kritik alanlarda bilgi paylaşımını artırarak, uluslararası düzeyde rekabetçi mezunlar yetiştirmeyi hedefliyoruz.”
Ortak akademik ve mesleki programlar oluşturulacak
Toplantıda ayrıca, ortak akademik ve mesleki programların oluşturulması, öğrenci ve akademisyen değişim fırsatlarının artırılması ve iki ülke arasındaki dil ve eğitim iş birliğinin güçlendirilmesi konuları ele alındı. Heyet, MEPhI’nin Mısır’ın İskenderiye kentinde açmayı planladığı kampüs ve Türkiye’nin Sinop ilinde inşası süren nükleer santralde çalışacak teknik personel ihtiyacına yönelik eğitim programları hakkında bilgi verdi. Bu kapsamda, meslek yüksekokullarına yönelik teknik iş gücü yetiştirme programlarının geliştirilmesi önerildi.
Öğrenci değişim programları, staj imkanları ve sektörel iş birlikleri planlanıyor
Ziyaret sırasında, MEPhI öğrencilerinin İstinye Üniversitesi hastanelerinde staj yapma imkanları, teknik iletişim becerilerini geliştirmeye yönelik dil programlarının oluşturulması ve sektörel iş birlikleri üzerine görüşmeler yapıldı. Ayrıca, Türkiye’de çalışan Rus vatandaşları için Türkçe, Rusya’da çalışan Türk profesyoneller için ise Rusça eğitim programlarının çevrimiçi ve yüz yüze seçeneklerle sunulması değerlendirildi.
İş birliği protokolü imzalanacak
Görüşmelerin ardından, taraflar İkili İş Birliği Protokolü (MoU) imzalanması konusunda mutabakata vardı. MEPhI Rektör Yardımcısının İstanbul’a gerçekleştireceği ziyarette, iş birliği detaylarının görüşülerek somut adımlar atılması kararlaştırıldı. İstinye Üniversitesi, küresel akademik iş birliklerini genişletmeye ve uluslararası düzeyde öncü projelere imza atmaya yönelik çalışmalarına devam ediyor. Üniversite, bu doğrultuda, dünya çapında saygın üniversiteler ve araştırma kurumlarıyla stratejik ortaklıklar kurarak, öğrencilerine ve akademisyenlerine uluslararası eğitim, araştırma ve kariyer fırsatları sunuyor. Farklı disiplinlerdeki bilimsel araştırmaları güçlendirmek, öğrenci ve akademisyen değişim programlarını artırmak ve sektörel iş birliklerini genişletmek ana odak noktaları arasında yer alıyor.
Uluslararası düzeyde eğitim ve araştırma olanakları için çalışmalar sürüyor
MEPhI ile gerçekleştirilen bu görüşmeler, İstinye Üniversitesi’nin mühendislik, yapay zekâ, nükleer enerji ve sağlık bilimleri gibi kritik alanlarda küresel ölçekte etkileşimini artırma vizyonunun bir parçası olarak önem taşıyor. Önümüzdeki süreçte, İstinye Üniversitesi, MEPhI ve diğer uluslararası ortaklarıyla daha kapsamlı akademik ve bilimsel projeler geliştirmeye devam ederek, öğrencilere ve akademisyenlere uluslararası düzeyde rekabetçi bir eğitim ve araştırma ortamı sunmayı amaçlıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Moskova Ulusal Nükleer Araştırma Üniversitesi’nden (MEPhI) İstinye Üniversitesi’ne ziyaret yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Ekip, ODTÜ’de düzenlenen TÜBİTAK 3. Ay ve Bilim Misyonu Takım ve Çalışma Toplantısı’na katılarak uzay araştırmaları alanındaki en güncel gelişmeleri yakından takip etti.
BİOROVER projesi, Ay yüzeyinde su ve besin tespiti için biyosensörlerin kullanımını sağlayarak Ay’daki yaşam destek sistemlerinin oluşturulmasında kritik bir rol oynuyor.
Türkiye’nin ilk Ay misyonuna yönelik bilimsel ve teknolojik hazırlıklar hızla devam ederken, Üsküdar Üniversitesi Transgenik Hücre Teknolojileri ve Epigenetik Uygulama ve Araştırma Merkezi (TRGENMER)- BİOROVER ekibi de bu önemli projede yer alıyor.
TRGENMER – BİOROVER Ekip, ODTÜ’de düzenlenen TÜBİTAK 3. Ay ve Bilim Misyonu Takım ve Çalışma Toplantısı’na katılarak uzay araştırmaları alanındaki en güncel gelişmeleri yakından takip etti. Toplantı, Türkiye’nin Ay misyonuna yönelik bilimsel planlamaların ele alındığı, yeni teknolojilerin tartışıldığı ve uzay araştırmalarına dair güncel gelişmelerin paylaşıldığı önemli bir platform oldu. ODTÜ’de düzenlenen bu etkinlikte, uzay bilimi ve mühendislik alanındaki yenilikler, Ay yüzeyinde gerçekleştirilecek deneylerin detayları ve projelerin mevcut durumları hakkında sunumlar yapıldı.
Ekip, Ay misyonu kapsamındaki en güncel gelişmeleri yakından takip etmek amacıyla katıldı
BİOROVER ekibi, uzay araştırmaları alanında çalışan bilim insanları ve mühendislerin aktardığı bilgileri dinlemek ve Ay misyonu kapsamındaki en güncel gelişmeleri yakından takip etmek amacıyla katıldı.
Ay’a yönelik bilimsel misyonlar, uzay ortamının insan sağlığı, biyoteknoloji ve biyolojik sistemler üzerindeki etkilerini anlamak açısından büyük önem taşıyor. BİOROVER ekibi de bu kapsamda, farklı araştırma ekiplerinin yürüttüğü projeleri inceleme ve gelecekte yapılabilecek biyoteknoloji tabanlı çalışmalara dair önemli bilgiler edinme fırsatı buldu.
Toplantıda ele alınan başlıca konular
Etkinlik boyunca Ay misyonuyla ilgili pek çok kritik konu ele alındı. Bunlar arasında uzayda gerçekleştirilecek deneylerin planlaması, Ay yüzeyinde kullanılacak yeni teknolojiler, bilim misyonlarının lojistiği ve Türkiye’nin uzay alanındaki hedefleri yer aldı.
Uzay araştırmaları alanında uzman akademisyenler ve mühendisler tarafından yapılan sunumlarda, Ay yüzeyinde gerçekleştirilmesi planlanan deneylerin içeriği, araştırma metodolojileri ve bu projelerin bilim dünyasına nasıl katkı sağlayacağı detaylı bir şekilde ele alındı. Ayrıca, uzay misyonlarının uzun vadeli etkileri ve sürdürülebilir uzay araştırmaları konusunda önemli tartışmalar yürütüldü.
Proje, Ay’da yaşam destek sistemlerinin oluşturulmasında kritik rol oynayacak
BİOROVER projesi, Ay yüzeyinde su ve besin tespiti için biyosensörlerin kullanımını sağlayarak Ay’daki yaşam destek sistemlerinin oluşturulmasında kritik bir rol oynuyor. Ay regolitinde su tespiti için geliştirilen biyosensörler, Ay yüzeyindeki toprak örneklerinde suyun varlığını yüksek hassasiyetle algılayarak, Ay’daki su kaynaklarının izlenmesine olanak tanıyacak. Bu, gelecekteki Ay görevleri için yerinde kaynak kullanımı (ISRU) stratejilerini destekleyecek önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Türkiye’nin ilk Ay misyonu, sadece bilimsel açıdan değil, aynı zamanda uzay teknolojileri alanında yetkinlik kazanılması açısından da büyük bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu misyon, Türkiye’nin uzay araştırmalarında bağımsız bir aktör olmasını sağlayacak bilimsel ve teknolojik çalışmaların hız kazanmasını hedefliyor.
TÜBİTAK UZAY tarafından yürütülen bu çalışmalar kapsamında, Türkiye’nin uzay alanındaki yetkinliğini arttırmayı amaçlayan bilimsel projeler büyük bir titizlikle yürütülüyor. ODTÜ’de gerçekleşen bu toplantı da uzay araştırmalarına ilgi duyan bilim insanları ve mühendisler için önemli bir bilgi alışverişi ortamı sağladı.
BİOROVER ekibinin gelecek planları
Üsküdar Üniversitesi TRGENMER- BİOROVER ekibi Transgenik Hücre Teknolojileri ve Epigenetik Uygulama ve Araştırma Merkezi (TRGENMER) Müdürü ve MESSAGE (Microgravity Associated Genetics) deneyi Proje Yöneticisi Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan liderliğinde Hümeyra Çetinkaya, İpek Kayrancıoğlu, Beyza Aydın’dan oluşuyor.
BİOROVER, TÜBİTAK 3. Ay ve Bilim Misyonu toplantısından edindiği bilgileri değerlendirerek gelecekteki çalışmalarına yön verecek. Ay misyonuyla ilgili gelişmeleri takip eden ekip, biyoteknoloji ve uzay araştırmalarının kesiştiği alanlarda yeni çalışmalar yürütmeyi hedefliyor.
Elde edilen bilgiler ışığında, Ay yüzeyinde yapılabilecek biyolojik deneylerin tasarlanması ve uzay biyoteknolojisi alanında Türkiye’nin katkı sağlayabileceği araştırma konularının belirlenmesi adına yeni adımlar atılması planlanıyor. Bu kapsamda, gelecekteki uzay misyonlarında biyoteknolojik sistemlerin nasıl entegre edilebileceği konusunda çeşitli çalışmalar yürütülmesi hedefleniyor.
Ekip, uzay çalışmalarıyla ilgili araştırmalara katkıda bulunmayı sürdürecek
TÜBİTAK 3. Ay ve Bilim Misyonu Takım ve Çalışma Toplantısı, bilim insanları için büyük bir etkileşim ve öğrenme fırsatı sundu.
BİOROVER ekibi de bu etkinlikte kazandığı bilgiler ve deneyimlerle, uzay biyoteknolojisi alanında yeni projelere katkı sağlamayı amaçlıyor. Türkiye’nin ilk Ay misyonuna bilimsel destek sunmanın heyecanını taşıyan ekip, uzay çalışmalarını yakından takip ederek gelecekteki araştırmalara katkıda bulunmayı sürdürecek.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Üsküdar Üniversitesi’nden BİOROVER ekibi, Türkiye’nin ilk ay misyonunda yer alıyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Türkiye’de toplumun tüm kesimlerinde farkındalık oluşturmak amacıyla 2025 yılı “Aile Yılı” ilan edildi. Üsküdar Üniversitesi ve NPİSTANBUL Hastanesi Aile Çalışma Grubu’nun 5 yıl önce yayımladığı 10 maddelik “Aile Manifestosu,” bu özel yılda yeniden dikkat çekiyor.
Üsküdar Üniversitesi’nin “Aile Manifestosu”, aile kurumunun yalnız bireylerin değil, tüm toplumun geleceği için ne kadar kritik olduğunu gözler önüne seriyor.
“Aile Yılı,” bireylerin ve toplumsal aktörlerin bu konuda bilinçlenmesi için önemli bir fırsat sunuyor.
Aile kurumunun devamlılığı tehlikede!
Aile yapısının korunması için hem bireylere hem de topluma önemli mesajlar içeren manifestonun ilk maddesi “aile kurumunun devamlılığı tehlikede” olduğuna işaret ederek, “Aile kurumunun devamlılığının küresel olarak yüzde 50 oranının altında başarısızlığa uğradığı gerçeği ile karşı karşıyayız. Bunun bir tehlike olduğunu düşünüyoruz. Ailenin ‘geleneksel bir dayatma’ olduğunu kutsal olanın birey olduğunu savunan akımlara karşı, kanıtlara dayalı beyanımızı açıklamak zorundayız.” ifadesine yer veriyor.
Aile, insanlığın temel ihtiyaçlarına cevap veriyor!
Manifesto;
“Aile kurumu insanoğlunun toplumsallaşma sürecinde, evrimsel psikolojinin öngördüğü bir tekâmül ve çok önemli bir keşif olduğunu, eşleşmenin biyolojik ve ilkel, evliliğin psikolojik ve kültürel olduğunu, gelişmişlik düzeyi ile ilgili olduğunu”,
“Ailenin insanoğlunun, Maslov’un Psikososyal İhtiyaçlar hiyerarşisinde belirtildiği gibi ‘Güvenli yaşama, duygusal paylaşım ve sosyal destek ihtiyacı’na cevap veren en temel kurum, yapıtaşı özellikte olduğunu” dile getirerek, “Nörobilimin ve Mutluluk Biliminin (Pozitif Psikoloji) kanıtladığı gibi insanın ilişkisel bir varlık olduğu yalnız yaşamaya göre programlanmadığı bu nedenle “anahtar kavram iş birliği” ortamının onun yararına olduğunu” vurguluyor.
5S ve 1M: Aile değerlerini anlatan formül
“Aile içinde ilişki yönetiminin rekabet odaklı değil tamamlayıcı odaklı olması gerektiği”, “İnsanın yalnızlaşmasının modernizmin kâbusu olmasında en önemli nedenlerinden birisinin aile bağlarının zayıflaması olduğunu, zihinsel dönüşüm olmadan sosyal dönüşümün olamayacağı” ifade edilen manifestoda, “Aile değerlerini en kısa anlatan 5 S, 1 M (Sevgi, Saygı, Sadakat, Sabır, Samimiyet ve Manevi Birikimler) kavramların güçlendirilmesine özen gösterilmesi gerektiği” kaydedildi.
Geç değil, ortak akılla harekete geçilmeli!
“Bir çocuğun en büyük şansının huzurlu, güven verici ve ortak amaçları olan bir ailede büyümesi olduğuna” dikkat çekilen manifestoda, “Eğer gerekli önlemler alınmazsa toplumda suç, şiddet, bağımlılık, ruhsal hastalıklarda artışın kaçınılmaz olacağı, çekirdek olarak dinamik ailenin dinamik toplum olduğu” ve “Her şeye rağmen geç kalınmadığı ivedilikle kısa orta ve uzun vadeli planlarla gidişin düzeltilebileceği, bunun için sadece devletin değil bireyler ve STK’ların ortak akıl oluşturması gerektiği” ne vurgu yapıldı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Üsküdar Üniversitesi’nden 2025 “Aile Yılı” nda “Aile Manifestosu” hatırlatması! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Teknoloji ve yapay zekanın gelecekte bazı meslekleri ortadan kaldıracağı konuşulmaya devam ediliyor. Bazı mesleklerde çalışan sayısı giderek azalacak, birçok çalışma alanı yok olacak ancak yapay zekâ ve veri bilimi alanında mesleklere talep giderek artacak. Birçok çalışanın da bu değişime ayak uydurması, kendilerini veri bilimi ve yapay zekâ okuryazarlığı benzeri alanlarda geliştirmesi gerekecek. Dünya Ekonomik Forumu’nun “Geleceğin Meslekleri (The Future of Jobs) 2025” raporuna göre, gelecek yıllarda bulut bilişim, büyük veri gibi alanlar öne çıkacak. Büyük Veri Uzmanı, Veri Çözümleyici ve Veri Bilimcileri, Yapay Zekâ ve Makine Öğrenimi Uzmanı, Dijital Dönüşüm Uzmanı, Yazılım ve Uygulama Geliştiricileri Veri tabanı ve Ağ Uzmanlarına talep artacak. Sektördeki güncel ihtiyaçların ışığında, geleceğe yönelik eğitim misyonu ile İstinye Üniversitesi, dünya analitik lideri SAS ile veri bilimi alanında anlamlı bir çalışmaya ortak oluyor.
SAS ve İstinye Üniversitesi iş birliği Türkiye’de bir ilke imza atıyor
Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan İSÜ-SAS Veri Bilimi Eğitimi, veri bilimi eğitiminin ulaşılabilirliğine ve demokratikleşmesine katkı sağlayan bir girişim olarak öne çıkıyor. İstinye Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, eğitim programı lansmanında, “İnsani evrensel değerleri gözeterek bu değerler için yapay zekâ ve veri biliminin kullanımını önceliyoruz.” sözleriyle iş birliğinin sosyal sorumluluk alanındaki etkisini vurguladı. Eğitim programı, katılımcılara istatistiksel analizlerden yapay zekâ ve makine öğrenimine kadar geniş bir analitik yelpaze sağlayacak. İstinye Üniversitesi ve SAS’ın vizyonu doğrultusunda topluma katkıyı ve insani değerleri önceliklendirerek yapay zekâ ve veri bilimindeki gelişmeleri yönlendirmek, eğitim programının odak noktaları arasında yer alıyor.
Veri Bilimi Eğitim programı Şubat’ta başlıyor
Başlangıç eğitimi şeklinde tasarlanan İSÜ-SAS Veri Bilimi Eğitimi, Şubat’ta başlayacak. Katılımcılardan üç ay içerisinde eğitimleri tamamlaması beklenecek ve eğitim sonunda “İSÜ-SAS Katılım Sertifikası” verilecek. Eğitim programına kayıt için katılımcıların, İstinye Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi web sitesinde “SAS Veri Bilimi Eğitimi” başlığı altındaki kayıt formunu doldurmaları gerekmektedir. Eğitimler süre sınırlaması olmaksızın öğrenci talebi ve akademik takvime göre devam edecek; talep olması halinde ikinci bir modül ile bir üst seviye eğitim hizmeti verilecek. İstinye Üniversitesi, öğrencilere ve genç profesyonellere SAS, “e-learning” platformları aracılığıyla online olarak erişim kolaylığı sağlayarak geniş kapsamlı eğitim imkânları sunmayı planlıyor. Eğitim dilinin İngilizce olması, öğrencilerin uluslararası alanda da rekabet edebilmesini sağlıyor. SAS ve İstinye Üniversitesi’nin ortaklığı, küresel pazara uygun yetkinlikler geliştirerek, bireysel gelişimden sektörel büyümeye uzanan bir vizyonla, geleceğin veri bilimcilerini yetiştirme misyonunu taşıyor.
“Veri bilimi okuryazarlığı, yakın gelecekte okuryazarlık kadar kritik bir beceri olacak”
SAS açısından bu çalışma veri bilimi alanında SAS çözümlerini kullanabilen bireylerin sayısını artırarak stratejik bir yatırım olarak konumlanıyor. İstinye Üniversitesi ise teknoloji odaklı eğitim anlayışını güçlendirerek yenilikçi ve talep gören alanlarda yetkin mezunlar yetiştirmeyi hedefliyor. İş birliği kapsamında, veri bilimi eğitimine olan talebin yaygınlaşması bekleniyor. SAS Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Türkiye Eğitim Hizmetleri Kıdemli Direktörü Glyn Townsend “Veri bilimi okuryazarlığı yakın gelecekte okuryazarlık kadar kritik bir beceri olacak” veri bilimi alanındaki sektörel ihtiyacı vurguladı. Ayrıca, bu çalışma yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmayıp, bölgesel ölçekte daha geniş bir kitleye ulaşmayı ve farklı eğitim iş birlikleri geliştirmeyi hedefliyor. Uzun vadede, bu girişim analitik becerilere sahip bireylerin iş dünyasında güçlü bir başlangıç yapmalarını sağlayarak sektörel gelişime de katkı sağlayacak.
Lansman etkinliğinde iş birliği ve veri bilimi konuşuldu
15 Ocak Çarşamba günü İstinye Üniversitesi Vadi İstanbul Kampüsü’nde gerçekleşen lansman etkinliğinde eğitim programının tüm detayları paylaşılırken, Orta Doğu, Afrika ve Türkiye Eğitim Hizmetleri ve Akademik Programlar Kıdemli Direktörü Glyn Townsend, SAS’ın sunduğu yenilikçi eğitim çözümleri ve analitik uygulamalara dair bir sunum yaptı. Tanıtım toplantısında Dr. Yasemin Yücel Karasu moderatörlüğünde bir panel de gerçekleştirildi. Etkinlikte İstinye Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, SAS Türkiye ve Orta Asya Genel Müdürü Rasim Eğri, SAS Eğitim Hizmetleri ve Akademik Program Kıdemli Direktörü Glyn Townsend soruları yanıtladı.
“Veri bilimi, ülkelerin ekonomik ve sektörel dönüşümleri için itici bir güç”
SAS Türkiye ve Orta Asya Genel Müdürü Rasim Eğri, “Veri bilimi, yalnızca bireylerin kariyer yolculuğunu şekillendiren bir alan değil, aynı zamanda ülkelerin ekonomik büyümeleri ve sektörel dönüşümleri için de itici bir güç. İstinye Üniversitesi ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, analitik becerilere sahip bireyler yetiştirerek hem gençlere değer katacak hem de geleceğin mesleklerine yatırım yapmamızı sağlayacak. SAS olarak, eğitimde erişilebilirlik ve yenilikçiliği önceliklendirmeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Sektördeki güncel ihtiyaçlara uygun bilgi ve becerilerle donatılmış nitelikli insan kaynağı yetiştirmeyi amaçlıyoruz.”
İstinye Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, “Veri analizi eğitimi, İstinye Üniversitesi’nin özellikle dijitalleşme hedeflerine doğrudan katkı sağlamaktadır. Veri bilimi ve yapay zekâ sektörü her yıl yaklaşık %30’un üzerinde bir büyüme göstermektedir ve bu büyüme öngörülere göre önümüzdeki beş yılda da devam edecektir. Bu bağlamda, eğitim, veri analizi ve yapay zekâ alanlarında nitelikli uzmanlar yetiştirmek, üniversitemizin öğrencilerinin sektördeki bu talebe yanıt verebilmesine olanak tanıyacaktır. Sektördeki güncel ihtiyaçlara uygun bilgi ve becerilerle donatılmış nitelikli insan kaynağı yetiştirmeyi amaçlıyoruz.” açıklamasında bulundu.
SAS’ın veri bilimi uzmanlığı ile İstinye Üniversitesi’nin yenilikçi ve veriye dayalı yaklaşımı bir araya gelerek eğitim programında güçlü bir temel oluşturdu. SAS ve İstinye Üniversitesi, eğitimde erişilebilirlik, kalite ve yenilikçiliği ön planda tutarak, gelecek için güçlü bir yatırım yapmayı amaçlıyor. Bu iş birliği, geleceğin veri odaklı liderlerini yetiştirme yolunda önemli bir adım niteliği taşıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
SAS ve İstinye Üniversitesi’nden geleceğin mesleklerine yatırım yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bakırköy Belediyesi ve İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Anneler İçin Örnek İş Birliği yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Üniversite-Sanayi iş birliği kapsamında, Ege Üniversitesi (EÜ) Ege Meslek Yüksekokulu (EMYO) ile İzmir İnovasyon ve Teknolojileri AŞ ve İmbat Soğutma AŞ arasında öğrencilere teknoloji ve bilişim alanında staj ve istihdam olanakları ve uygulamalı eğitim imkânı sağlamayı amaçlayan iş birliği protokolü imzalandı.
Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam akredite, öğrenci odaklı, sağlık temalı bir araştırma üniversitesi olarak üniversite-sanayi iş birliği halkamıza yenilerini ekliyoruz. Bu kapsamda bugün iki yeni iş birliği protokolü imzalandı. Öğrencilerimize teknoloji ve bilişim alanında staj ve istihdam olanakları sunmayı, uygulamalı eğitim imkânları sağlamayı amaçlayan protokollerin hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
İlk protokol EMYO ile İmbat Soğutma firması arasında imzalandı
EÜ Ege Meslek Yüksekokulu, üniversite-sanayi iş birliği modeline katkı sağlamak ve öğrencilerine sektörle daha yakın bir bağ kurma imkanı sunmak amacıyla, sektörün öncü firmalarından İmbat Soğutma AŞ ile önemli bir iş birliği protokolüne imza attı. Protokol kapsamında, Ege Meslek Yüksekokulu öğrencilerine staj ve istihdam olanakları, uygulamalı eğitim projeleri ve sektörel deneyim paylaşımı gibi pek çok fırsat sunulacak. Bu iş birliği sayesinde, öğrencilerin mesleki bilgi ve becerilerinin gelişmesine katkı sağlanarak, iş dünyasına donanımlı bireyler olarak hazırlanması hedefleniyor.
Ege Üniversitesi Senato Salonunda gerçekleştirilen imza törenine, Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan, Ege Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Emre Ercan, İmbat Soğutma A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Arel Arsoy ve İnsan Kaynakları ve İdari İşler Müdürü Müge Erdoğan katıldı. Protokolün, Ege Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin uygulamalı eğitim süreçlerini zenginleştirmesi ve sektöre nitelikli iş gücü kazandırılması açısından önemli bir adım olması bekleniyor.
“EMYO ile İzmir İnovasyon AŞ ortak projeler geliştirecek”
İkinci yapılan iş birliği protokolü ise Ege Meslek Yüksekokulu ile İzmir İnovasyon AŞ arasında imzalandı. Protokol, üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirmeyi ve öğrencilerin teknoloji ile bilişim alanlarında daha donanımlı yetişmelerini sağlamayı amaçlıyor. Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan, Ege Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Emre Ercan ve İzmir İnovasyon ve Teknoloji A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Andaç Pamuk, İzmir İnovasyon ve Teknoloji A.Ş. Genel Müdürü Emre can Durmaz’ın katılımıyla gerçekleşen imza töreni, iki kurum arasındaki güçlü bağların önemini bir kez daha vurguladı.
İmzalanan protokol kapsamında, öğrencilerin uygulamalı eğitim süreçlerinde sanayiyle daha yakın temas kurmaları sağlanacak. Bunun yanı sıra, teknoloji ve bilişim alanında ortak projeler geliştirilmesi, inovatif çözümler üretilmesi ve iş dünyasının ihtiyaçlarına uygun yetkinlikte insan kaynağının yetiştirilmesi hedefleniyor.
“Öğrencilerimizin kariyer yolculuğuna katkı sağlayacak”
Törende konuşan Prof. Dr. Mehmet Ersan, “Üniversitemiz Ege Meslek Yüksekokulu ile İmbat Soğutma AŞ arasında önemli bir iş birliği protokolüne imza attık. Üniversite-sanayi iş birliği modeli, eğitim ile sektörü buluşturan en değerli yaklaşımlardan biridir. Bu protokol, öğrencilerimizin kariyer yolculuğuna önemli katkılar sunacaktır. Bugün Ege Meslek Yüksekokulumuz ile İzmir İnovasyon AŞ arasında ayrı bir iş birliği protokolünü daha hayata geçirdik. Bu iş birliği, öğrencilerimizin mesleki becerilerini artırmak ve sanayiye hazır bireyler olarak mezun olmalarını sağlamak adına önemli bir adım. Ege Üniversitesi olarak bu tür projelere her zaman destek vermeye hazırız” diye konuştu.
İmbat Soğutma A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Arel Arsoy, “Gençlerimizin sektörle entegrasyonunu desteklemek ve onların gelişimine katkıda bulunmak bizim için büyük bir öncelik. Bu iş birliği, sadece öğrenciler için değil, sektörümüz için de kıymetli bir adımdır” dedi.
İzmir İnovasyon ve Teknoloji A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Andaç Pamuk ise protokolün İzmir’in teknoloji ve inovasyon ekosistemine katkı sağlayacağını belirterek, “Gençlerimizin yeteneklerini geliştirmek ve sektörle buluşturmak bizim için büyük bir gurur. Bu iş birliğinin önemli sonuçlar doğuracağına inanıyorum” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ege Üniversitesinden önemli iki iş birliği protokolü daha yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Küresel su tüketimi ve yönetimi konusunda güncel raporlar, dünya genelinde artan su krizinin büyüklüğünü gözler önüne seriyor. Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) yayımladığı State of Global Water Resources 2023 raporuna göre, her yıl 3,6 milyar insan en az bir ay boyunca yetersiz su erişimiyle karşı karşıya kalıyor. Bu rakamın, 2050 yılına kadar 5 milyarı aşacağı tahmin ediliyor. Su tasarrufu, su kirliliğiyle mücadele, atık suyun geri kazanımı gibi konularda yenilikçi projelerin hayata geçirilmesi adına kolları sıvayan YTÜ, Su Okuryazarlığı Merkezi ile suyun döngüsel ekonomideki rolü ve iklim değişikliğinin su kaynaklarına etkisi gibi hayati meseleler bilimsel bir yaklaşımla ele alacak.
Türkiye’nin İlk Su Okuryazarlığı Merkezi
Türkiye’de ilk kez kurulan Su Okuryazarlığı Merkezi ile çocuklardan kamu kurumlarına kadar geniş bir hedef kitleye, su bilincini artırmaya yönelik eğitimler sunulacak. Su israfını önlemek ve su kirliliğine karşı harekete geçmek için ulusal çapta projeler geliştirilecek merkezde, iklim değişikliği, su kaynaklarının yenilenebilir enerjiyle entegrasyonu ve suyun döngüsel ekonomiye katılımı gibi konularda disiplinler arası çalışmalar yapılacak. Sadece üniversite bünyesinde değil tüm Türkiye’de su bilincinin artırılması için bir rehber olacak merkez, toplumda köklü bir değişim başlatmayı hedefliyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Türkiye’de Bir İlk: Su Okuryazarlığı Merkezi Kuruldu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>BAŞKAN ARISOY: “TÜRKİYE YÜZYILI ENGELLİLERİN DE YÜZYILI OLACAK”
Zeytinburnu Belediye Başkanı Arısoy yaptığı konuşmada, “Bugün Biruni Üniversitesi’yle birlikte bir fikir atölyesi yapacağız. Buradan daha erişilebilir bir Zeytinburnu’nu nasıl ortaya çıkarıyoruz ona bakacağız. Her geçen gün bu konuda daha fazla adım atmamız lazım. Daha çok engellimizin topluma katılımını sağlamak hepimizin boynunun borcu. Çünkü bu sadece engelliler için değil. Aslında hepimiz bir engelli adayıyız. Eğer hayatımızı buna göre tanzim eder, düzenlersek hepimiz daha rahat ederiz diye düşünüyoruz. Türkiye Yüzyılı aynı zamanda engellilerin de yüzyılı olacak. Bunun için Zeytinburnu’ndan üzerimize ne düşüyorsa imkân ve kabiliyetlerimiz çerçevesinde yapacağız, yapmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
PROF. DR. YÜKSEL: “AYAĞI YERE BASAN PROJELER ÇIKARACAĞIZ”
Biruni Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Yüksel; engelli çocuk tedavileri için nasıl erişim sağlanacağını, ekstra problemlerin nasıl hallolacağını, rehabilitasyonda yapılanların ne düzeyde etkili olduğunu, zihinsel engelliler için yapılacakları ve ailelerinin sosyoekonomik durumları için neler yapılabileceğini konuşacaklarını belirtti. Yüksel, “Önemli olan bu sorunlara böyle orijinal ama ayağı yere basan, uygulanabilen projeler çıkartmak.” diye konuştu.
KAYMAKAM USLU: “ENGELLİ BİREYLERİMİZİN İSTİHDAMI İLE İLGİLİ ÖNEMLİ ADIMLAR KATETTİK”
Zeytinburnu Kaymakamı Adem Uslu ise, “Engelli vatandaşlarımızın gündelik hayatta karşılaştığı zorluklar, o zorlukların aşılması, toplumun içerisinde en iyi şekilde temsil edilmesi, sosyal yaşama katılması ve bu noktada önündeki engellerin kaldırılması hakikaten medeni bir toplumun olmazsa olmazı. Engelli vatandaşlarımızın sosyal hayata uyumunun sağlanması, onların maddi ve manevi açıdan desteklenmesi noktasında çok büyük adımlar atıldı. Engelli vatandaşlarımızın istihdamıyla ilgili, kamu kurum ve kuruluşlarına erişebilirlikleri noktasında engellerin ortadan kaldırılması ve yanında ikinci, üçüncü bir kişi olmaksızın hareket özgürlüğünün kazanılması noktasında ciddi mesafeler katettik.” açıklamasında bulundu.
PROF. DR. İLGAR: “ENGELLİ AİLELERİNİ DE DÜŞÜNMELİYİZ”
Biruni Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölüm Başkanı ve Eğitim Bilimci Prof. Dr. Lütfü İlgar, etkinliğin önemine dikkat çekerek, “Güzel bir etkinlik, olması gereken bir etkinlik. Çünkü kalkınmış, gelişmiş bir ülkenin en önemli ölçütlerinden bir tanesi de engelli bireylerine sağladığı imkânlar, fırsatlar ve onların topluma katılımıdır. Sosyal, ekonomik, kültürel yönlerde onların zorluk yaşamamaları, diğer bireyler gibi bir hayat sürdürmelerini sağlamak önemli. Birincisi, engelli bireyler için doğrudan yapılabilecekler nelerdir, bu konu üzerinde çalışmak gerekiyor. İkincisi ise, engelli bireylerin aileleri için neler yapılabilir? Çünkü onlar bu durumdan en fazla etkilenen kişiler. Belki de engelli bireyler kadar ebeveynler ve çevresindeki diğer kişiler de ondan etkileniyorlar. Dolayısıyla iki boyutlu olarak her yönüyle fiziki imkânlardan psikolojik desteğe kadar destek sağlanması gerekiyor ki onlar da mutlu, başarılı, üretken birer birey olarak hayatlarını sürdürebilsinler.” dedi
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Zeytinburnu Belediyesi AKDEM ve Biruni Üniversitesi’nden Engelleri Kaldırmak İçin İş Birliği yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Dünyanın önde gelen uluslararası derecelendirme kuruluşu Times Higher Education’ın (THE) farklı ülkelerden üniversitelerin katılımıyla Birmingham’da düzenlediği programa katılan Ankara Üniversitesi heyeti, başta Oxford Üniversitesi ve Birmingham’daki yükseköğretim kurumları olmak üzere, etkinliğe katılan üniversite yöneticileri, akademisyenler ve THE yetkilileri ile verimli görüşmeler gerçekleştirdi.
Üniversite eğitiminin geleceğine dair düzenlenen “THE Campus Live UK&IE 2024” etkinliğinde, Times Higher Education (THE) Editörü ve İçerik Sorumlusu John Gill ile de bir araya gelen heyet, potansiyel iş birliği fırsatlarını değerlendirdi. Heyet, program kapsamında, yazılım ve yapay zekâ teknolojileri geliştiren firmaların stantlarını ziyaret ederek bilgi aldı. Heyet, birçok alanda iş birliği görüşmeleri gerçekleştirdiği programda King’s College London Başkanı Prof. Dr. Shitij Kapur ile de ortak program ve projeler hakkında fikir alışverişinde bulundu.
“Çok Verimli Temaslarımız Oldu”
Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar ve beraberindeki heyet, İngiltere ziyaretinin son bölümünde TRT Londra Temsilcisi Hasan Esen’i ziyaret etti.
TRT World Stüdyolarını gezerek burada görev yapan basın mensupları ile sohbet eden Ünüvar, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu olan Esen’e üniversitenin rozeti ile nostaljik radyosunu hediye etti.
Ünüvar, daha sonra, yine Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu olan TRT Londra muhabiri Zeynep Eryılmaz’a heyetin İngiltere temaslarını değerlendirdi.
Ünüvar, TRT Haber’e verdiği röportajda, İngiltere’de çok yoğun bir program gerçekleştirdiklerini ifade etti. Ünüvar, gerek Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş’ın tertiplediği İngiltere’de yerleşik Türk akademisyenlerle buluşmada gerek Oxford Üniversitesinde gerekse Birmingham’da çok verimli temaslarda bulunduklarını kaydetti.
Gelişen ve büyüyen Türkiye’nin eğitimde de büyüyen bir ülke olduğunun altını çizen Ünüvar, “Türkiye eğitimde önemli atılımlar yapmış bir ülke. Malumunuz Cumhurbaşkanımız üniversiteleri çok önemsiyor ve üniversitelerin gelişmesi için inanılmaz devlet destekleri var. Hem Cumhurbaşkanlığının hem Yükseköğretim Kurulunun hem TÜBİTAK’ın fevkalade çalışmaları var. Keza YÖK Başkanımız da uluslararası temasları çok önemsediğini bize sık sık ifade ediyor. Bu programımızda da İngiltere’deki üniversitelerle ve üniversite yetkilileriyle hep o bağlamda görüşmelerimiz oldu” dedi.
Stratejik Alanlarda İş Birliği Fırsatları
Türkiye’nin öncelik verdiği stratejik alanlarda Ankara Üniversitesinin İngiltere’deki yükseköğretim kurumları ile yapabileceği ortak çalışmaları konuşma fırsatı bulduklarını belirten Ünüvar, şöyle devam etti:
“Türkiye’de üniversitelerin öncelikli alanları var. Örneğin bizim aşı, biyoteknoloji, sosyal bilimlerde öncelikli alanlarımız var. Bunlarla ilgili gerek Oxford’da gerekse Birmingham’da üniversite yetkilileriyle gerçekten çok verimli temaslarımız oldu, ön prensip anlaşmalarımız oldu. Bilhassa yapay zekâ ve siber güvenlikte çok mühim birtakım görüşmelerimiz oldu. Akademisyenlerimiz bu konularda odak grup çalışmaları yapacak. Hem Oxford’daki hem Ankara Üniversitesindeki akademisyenlerin odak grup çalışmalarıyla konu belli bir olgunluğa eriştikten sonra artık onu resmi imza aşamasına getireceğiz. Bunun çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Hem Türkiye’deki yetkin akademisyenlerimizin buradaki akademisyenlerle iş birliği yapma imkânı olacak hem de her iki ülkenin imkânlarıyla ilgili belki yeni birtakım projeler ve yeni birtakım çalışmalara da kapı açılmış olacak.”
“Türk Üniversiteleri de Kendi Alanlarında Çok Yetkin”
Bunun, “Sadece İngiltere’nin imkânları çok fazla, Türkiye’deki imkânlar çok az gibi” anlaşılmaması gerektiğine vurgu yapan Ünüvar, “Türkiye’nin de çok ileri imkânları var. Hakikaten Türkiye’nin üniversiteleri de kendi alanlarında çok yetkin. Örneğin Ankara Üniversitesi sosyal bilimlerde, fen-mühendislikte, sağlık bilimlerinde çok yetkin akademisyenlere, araştırmacılara sahip. Dolayısıyla onların birikimlerinden de buradaki akademisyenler ve akademik kurumlar faydalanacaklar. Ve bununla biz hem İngiltere hem Türkiye hem de insanlık için çok önemli yeni çalışmaları ve projeleri ortaya koyma imkanına sahip olacağız” diye konuştu.
Tersine Beyin Göçü
Tersine beyin göçü konusunda da açıklamalarda bulunan Ünüvar, “TÜBİTAK’ın yetkin uluslararası genç araştırmacıların Türkiye’ye tersine beyin göçü ile ilgili programı var. Orada Türk akademisyenler başta olmak üzere uluslararası araştırmacılara Türkiye’de çalışma imkânı veren bir program. Bununla ilgili Oxford Üniversitesinde İsmail Eş isimli bir arkadaşımızı TÜBİTAK’ın 2232 programı kapsamında inşallah Ankara Üniversitesinde Girişimsel MR Klinik AR-GE Enstitüsünde çalıştırmaya başlayacağız. Bu çok kıymetli bir tersine beyin göçü” İfadelerini kullandı.
Ünüvar, yine büyükelçiliğin tertiplediği Türk akademisyenlerle buluşmada da kalbi vatan sevdasıyla çarpan ama burada kendi alanlarında çok ileri noktaya gelmiş akademisyenlerle tanışma fırsatı bulduklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Onlardan da şayet bu kapsamda Türkiye’de çalışma yapmak isteyen olursa Ankara Üniversitesinin kapısının sonuna kadar açık olduğunu ifade ettik. Kaldı ki Yükseköğretim Kurulumuz da Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar da tersine beyin göçünü önemsiyor. Bununla ilgili çalışmalarımız oldu.”
Ayrıca, THE’nın editörü, içerik sorumlusu, global direktörü ve program sorumlularıyla da çok verimli görüşmeler yaptıklarını ifade eden Ünüvar, “İnşallah önümüzdeki günlerde THE yetkilileri ile Ankara Üniversitesi yetkililerini tekrar bir araya getireceğiz ve Ankara Üniversitesinin uluslararası anlamdaki görünürlüğü, tanınırlığı ve bilinirliğinin artırılmasıyla ilgili çok etkili çalışmalar yapacağız” ifadelerini kullandı.
Rektör Ünüvar, Londra’da bir araya geldiği Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu Londra Ziraat Bank Direktörü Ersan Söğüt ve yine aynı fakülteden mezun İngiltere Merkez Bankası Başmüfettişi Halil Öztürk’e de Ankara Üniversitesi rozeti takdim etti.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ankara Üniversitesinden stratejik alanlarda uluslararası iş birliği hamlesi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>