?>
?>
İSTANBUL 15 MİLYONDAN FAZLA NÜFUSUYLA TİCARİ HAYATIN CAN DAMARI
Konunun ekonomi için de hayati bir önem taşıdığına dikkat çeken Dinçel, “700 binden fazla konut ve benzeri yapının dönüştürmenin şart olduğu İstanbul’da bunların önemli bir bölümü de işyeri olarak kullanılan alanlar. Bu kapsamda yerleşim yerlerinde, sanayi sitelerinde, üretim bölgelerinde onbinlerce işyerinin dönüşmesi gerekiyor. Özellikle İstanbul, 15 milyondan fazla nüfusuyla sadece yaşam değil ticari hayat açısından da ülkemizin can damarı” dedi.
Nitelikli ve deprem dirençli yapı dönüşümündegayrimenkul üreticilerinin sorumluluk alması gerektiğine dikkat çeken Dinçel, “Gayrimenkul sektörünün gelişmesi için yeni üretime olduğu kadar,hayatı tehdit eden yapıları yenilemeye duyulan ihtiyaç da çok büyük. 27 yıldır konut, villa, ofis, iş, alışveriş ve yaşam merkezi, sanayi ve lojistik merkezleri gibi gayrimenkulün her alanında ürettiğimiz projelerle toplam 4,5 milyon metrekarenin üzerinde inşaat alanına ulaştık.Dayanıklı ve nitelikli proje üretme çıtamızı ise 2023 yılında teslim ettiğimiz Türkiye’nin ‘deprem izolatörlü ilk toplu konut projesi’ olan Mavera Comfort ile zirveye taşıdık. Sanayi yapıları alandaki dönüşüme ise ‘Yüksek standartlı sanayi merkezleri’ olarak adlandırdığımız Ticarethane Hadımköy, Ticarethane Başakşehir, Ticarethane Metkap ve Ticarethane Dudullu projeleri ile önderlik ediyoruz” diye konuştu.
“TİCARETHANE” PROJELERİNİN EN BÜYÜĞÜ DUDULLU’DA HAYAT BULUYOR
Kapasitelerini genişletmeye ihtiyaç duyan sanayicilerin daha iyi ve modern imkanlarla üretim yapmalarını desteklemek için 3 yıl önce geliştirmeye başladıkları Ticarethane projelerinin en büyüğünü Dudullu OSB’de hayata geçireceklerini hatırlatan Dinçel, “Ticarethane Dudullu; kooperatifleri, fabrika alanları ve bağımsız firmalarıyla yıllık 2 milyar doları aşan ihracata sahip olan ve Türkiye’nin en önemli üretim üslerinden biri olan Dudullu OSB’de 555 adet bağımsız bölümden oluşuyor. Projemiz deprem güvenliği başta olmak üzere mevcut sanayi yapılarının karşılayamadığı üretim, teknoloji ve altyapı ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlanarak hem sanayicilerimize güven veriyor hem de yüksek kapasitede ve modern şartlarda üretim yapma kaygılarını çözüyor” diye konuştu.
SANAYİCİLER,İHRACAT KOLAYLIĞI VE YATIRIM TEŞVİKİ AÇISINDAN DA AVANTAJLI
Ticarethane Dudullu’nun OSB içinde yer alması sebebiyle alıcılarına uygun enerji maliyeti, yatırım teşvikleri ve vergi muafiyeti gibi ekstra avantajlar ve kolaylıklar da sağladığını belirten Dinçel şöyle devam etti: “Blokların her katta sirkülasyon sistemi ve köprüler ile birbirine bağlı olacağı projede bölümler, 200 m2’den başlayıp 32.000 m2’ye kadar birleştirilebilecek. Yüksek taşıma kapasiteli, 8 metreye varan kat yüksekliği ve 13 metreye varan kolon açıklığı ile her kata tır girişine uygun olan projede ‘Ticarethane Dinamik’ adında bir de sosyal tesis planladık. Burada dinlenme alanları, ortak çalışma ve toplantı alanları, kafe ve yeme-içme alanları, fitness merkezi, oyun salonu ve mescit yer alacak. İmalathane, özel teknik alan, sığınak, elektrikli araç ve scooter üniteleri, depo alanları, jeneratör, 7/24 güvenlik ve her bağımsız bölüme özel otopark bulunan proje, ayrıca ‘Yeşil Bina Sertifikası’na da sahip. ‘Yeşil Bina Sertifikası’ ile Ticarethane projelerinde işyeri sahibi olanların, Avrupa Ekonomik Topluluğu (AB) gibi dünyanın en önemli ekonomik bölgelerine düşük vergi avantajı ve ihracat kolaylığı bulunuyor. Buna ek olarak düşük enerji ve su tüketimi, sürdürülebilirlik ve düşük maliyetler gibi birçok avantajı da bulunuyor.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Deprem riskine karşı üretimin kalbi sanayi merkezlerini acil dönüştürme zamanı! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
KANSER, günümüzün en zorlu sağlık sorunlarından biri olarak küresel çapta ele alınması gereken bir öncelik olmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre her yıl yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakası tespit ediliyor ve 10 milyondan fazla kişi kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu rakamlar, kanserle mücadelenin sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olduğunu gözler önüne seriyor. Kanser tedavisi, teknolojik ilerlemeler ve bilimsel araştırmalarla önemli ölçüde gelişmiş durumda. Ancak bu gelişmeler, tedavi maliyetlerinin de artmasına neden oluyor. Özellikle biyoteknolojik ilaçlar, kanser tedavisinde devrim niteliğinde çözümler sunarken, yüksek bütçeler gerektiriyor.
Onkoloji ilaçları, tutarda Türk ilaç pazarının %17’sini oluşturuyor
Kanser tedavisinde yerli üretimin artırılması, biyoteknolojik ilaçlara erişimi kolaylaştırarak tedaviye ihtiyaç duyan hastaların yaşam kalitesini yükseltirken, sağlık sektöründe dışa bağımlılığı azaltmada önemli bir paya sahip. Türkiye’de onkoloji ilaçları toplam ilaç piyasasında kutu bazında %1’lik bir paya sahipken, bütçenin %17’sini oluşturuyor. Ayrıca, kutu bazında onkoloji ilaçlarının %27’sinin biyoteknolojik ilaçlardan oluşması, biyoteknolojinin onkoloji tedavisindeki artan rolünü gözler önüne seriyor.
Son 5 yılda, onkoloji tedavisinde kullanılan biyobenzer ilaçların pazarı yaklaşık 4 kat büyüyerek bu alandaki biyoteknolojik ilaçlar içindeki payını neredeyse %50’ye çıkarmış durumda. Bugün, onkoloji alanındaki biyobenzer ilaçların üçte biri yurtiçinde üretiliyor. Bu, Türkiye’nin biyoteknoloji alanında kat ettiği mesafeyi ve gelecekteki potansiyelini göstermesi açısından kritik bir öneme sahip.
İEİS Genel Sekreteri Savaş Malkoç, biyoteknoloji alanındaki yerli üretimin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Bugün Türkiye’de biyobenzer ilaç üretiminde güçlü bir altyapıya sahibiz. Var olan 13 biyobenzer ilaç üretim tesisimiz, endüstrimizin uzun yıllardır yaptığı büyük yatırımların bir sonucu. Ancak bu tesislerin kapasitesinin tam anlamıyla kullanılması için uygun fiyatlandırma, geri ödeme politikaları ve teşvik mekanizmalarına ihtiyaç var. Doğru politikalar hayata geçirildiğinde, Türkiye biyoteknolojik ilaç üretiminde bir üretim üssü haline gelebilir. Bu da sadece ekonomik bir kazanç değil, aynı zamanda kanser hastalarının tedaviye daha hızlı ve kolay erişimini sağlamak açısından kritik bir adım olur. Kanser tedavisinde kullanılan yerli üretim ilaçların artırılması, bütçe ve halk sağlığı açısından büyük bir stratejik öneme sahip.”
Kanserle mücadelede inovatif çözümler geliştirmek, yerli üretimi desteklemek ve hastaların yaşam kalitesini artırmak adına yatırımlarını sürdüren İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası, uluslararası arenada da önemli bir oyuncu olma hedefiyle çalışmalarını güçlendiriyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kanser ilaçlarında yerli üretimin önemi artıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Yerli üretimin değeri çocuklara anlatılıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Tahıl üretiminin 2024 yılında bir önceki yıla göre azalacağı tahmin edildi
Tahıl ürünleri üretim miktarlarının 2024 yılında bir önceki yıla göre %7,1 oranında azalarak yaklaşık 39,2 milyon ton olacağı tahmin edildi.
Bir önceki yıla göre, buğday üretiminin %5,5 oranında azalarak 20,8 milyon ton, arpa üretiminin %10,9 oranında azalarak 8,2 milyon ton, çavdar üretiminin %18,0 oranında azalarak 250 bin ton, yulaf üretiminin %4,6 oranında azalarak 391 bin ton, mısır üretiminin ise %8,3 oranında azalarak yaklaşık 8,3 milyon ton olacağı öngörüldü.
Kuru baklagiller grubunda nohut, kuru fasulye ve kırmızı mercimek üretiminin sırasıyla 580 bin ton, 275 bin ton ve 400 bin ton olacağı tahmin edildi. Yumru bitkilerden patatesin ise bir önceki yıla göre %14,0 oranında artarak 6,5 milyon ton üretileceği tahmin edildi.
Yağlı tohumlardan soya üretiminin %26,5 oranında artarak 174 bin ton, ayçiçeği üretiminin ise %2,4 oranında artışla yaklaşık 2,3 milyon ton olacağı öngörüldü.
Şeker pancarı üretiminin %8,9 oranında azalarak 23 milyon ton olarak gerçekleşeceği tahmin edildi.
Sebze üretiminin 2024 yılında bir önceki yıla göre artacağı tahmin edildi
Sebze ürünleri üretim miktarının 2024 yılında bir önceki yıla göre %6,0 artarak yaklaşık 33,7 milyon ton olacağı tahmin edildi.
Sebzeler grubu ürünlerinden domateste %10,1, kuru soğanda %5,3, salçalık-kapya biberde %19,9 oranında üretim artışı; hıyarda %6,3, sivri biberde %3,3, beyaz lahanada %4,4 oranında üretim azalışı olacağı tahmin edildi.
Meyve üretiminin 2024 yılında bir önceki yıla göre artacağı tahmin edildi
Meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarının 2024 yılında bir önceki yıla göre %3,5 oranında artarak yaklaşık 28,4 milyon ton olacağı tahmin edildi.
Meyveler grubunda, bir önceki yıla göre elmada %3,0, çilekte %9,1 üretim azalışı beklenirken, şeftali ve nektarin toplamında %9,5, kirazda %1,4, narda %11,5, üzümde %4,3 oranında üretim artışı olacağı öngörüldü.
Turunçgil meyvelerinden mandalinada %32,1, portakalda %30,8, limonda %26,3 oranında üretim azalışı öngörüldü. Sert kabuklu meyvelerden fındıkta %10,5, cevizde %21,1, Antep fıstığında %117,6 oranında üretim artışı olacağı tahmin edildi.
Muz üretiminde %5,3 oranında azalış, zeytin üretiminde %136,8 artış olacağı öngörüldü.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Tüik: Bitkisel üretimin bir önceki yıla göre tarla ürünlerinde azalacağı, meyve ve sebze grubunda ise artacağı tahmin edildi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>