?>
?>
Önemli: EAC Belgesi (Avrasya Uygunluk İşareti), Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üye ülkelerinde piyasaya sürülecek ürünlerin teknik düzenlemelere ve güvenlik standartlarına uygunluğunu gösteren zorunlu bir işarettir. Bu belge, ürünlerin AEB Gümrük Birliği teknik düzenlemelerine uygunluğunu kanıtlar ve bu pazarda serbest dolaşımını sağlar.
EAC Belgesi, Rusya, Beyaz Rusya, Kazakistan, Ermenistan ve Kırgızistan’dan oluşan Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) pazarına girmek isteyen ürünler için bir uygunluk beyanıdır. Bu belge olmadan ürünlerin AEB ülkelerinde ticareti yapılamaz. EAC işareti, ürünlerin insan sağlığı, güvenliği ve çevrenin korunması açısından belirlenen standartlara uygun olduğunu belirtir. Üreticiler ve ithalatçılar, ürünlerinin ilgili AEB teknik düzenlemelerine uygunluğunu sağlamakla yükümlüdür.
Ürün uygunluğu, genellikle ürünün türüne göre değişen farklı AEB teknik düzenlemelerine (TR CU) uyumluluğu ile sağlanır. Bu düzenlemeler, ürünlerin tasarımı, üretimi, ambalajlanması, etiketlenmesi ve test edilmesi gibi çeşitli aşamaları kapsar. Uygunluk değerlendirme süreci, ürünün risk seviyesine göre sertifikasyon veya beyan şeklinde olabilir. Başarılı bir değerlendirme sonucunda EAC işareti ürün üzerine iliştirilir.
EAC Belgesi almak, ürünün tabi olduğu AEB teknik düzenlemelerinin dikkatli bir şekilde incelenmesini gerektirir. Bu süreç, ürünün risk analizinin yapılması, gerekli test ve analizlerin gerçekleştirilmesi, teknik dokümantasyonun hazırlanması ve yetkilendirilmiş bir AEB uygunluk değerlendirme kuruluşundan sertifika veya beyan alınması adımlarını içerir. Üreticinin veya temsilcisinin, ürünün AEB teknik düzenlemelerine uygunluğunu sağlamak için aktif rol alması esastır.
Süreç, ürün tipine göre farklılık gösterir. Bazı ürünler için üretici tarafından beyan yeterli olabilirken, bazı yüksek riskli ürünler için zorunlu sertifikasyon gerekliliği bulunur. Bu noktada, doğru teknik düzenlemenin belirlenmesi ve uygunluk değerlendirme prosedürünün eksiksiz takip edilmesi büyük önem taşır. Belge alımında, üretim yerinin AEB sınırları içinde olup olmaması da süreci etkileyebilir.
Ürünlerin doğru standartlara göre test edilmesi ve bu testlerin uluslararası kabul görmüş laboratuvarlarda yapılması, EAC belgelendirme sürecinin temelini oluşturur. Bu testler, ürünün elektriksel güvenliği, mekanik dayanıklılığı, kimyasal bileşimi ve radyasyon emisyonu gibi çeşitli parametrelerini kapsayabilir. Başarılı test sonuçları, uygunluk beyanının veya sertifikasının temelini oluşturur.
ISO belgesi, uluslararası alanda kabul görmüş yönetim sistemleri standartlarını ifade eder. Özellikle ISO 9001 belgesi, kalite yönetim sistemlerinin etkinliğini kanıtlar. EAC belgelendirme sürecinde, güçlü bir kalite yönetim sistemine sahip olmak, uygunluk değerlendirme süreçlerini basitleştirebilir ve hızlandırabilir. Birçok AEB teknik düzenlemesi, üreticilerden belirli kalite güvence seviyelerini karşılamalarını bekler.
ISO belgelendirme, ürünlerin ve süreçlerin uluslararası standartlara uygunluğunun bir göstergesi olarak kabul edilir. Bu durum, AEB teknik düzenlemeleri kapsamında da avantaj sağlar. Örneğin, ISO 9001 sertifikasına sahip bir üretici, üretim süreçlerinin kontrol altında olduğunu ve ürün kalitesinin sürekliliğini sağladığını kanıtlayabilir. Bu, sertifikasyon denetimlerinde lehte bir unsur olarak değerlendirilebilir.
Birçok AEB teknik düzenlemesi, üreticilerin bir kalite yönetim sistemine sahip olmasını zorunlu kılmasa da, bu sistemlerin varlığı uygunluk değerlendirme süreçlerinde önemli bir avantaj sunar. Araştırmalar, ISO sertifikalı firmaların ürün uygunluk süreçlerinde daha az sorun yaşadığını göstermektedir. Bu nedenle, iso belgelendirme, AEB pazarına giriş yapmak isteyen firmalar için stratejik bir yatırım olarak öne çıkar.
EAC Belgesi, ürünlerin Avrasya Ekonomik Birliği’nin beş üye ülkesinde yasal olarak alınıp satılabilmesini sağlar. Bu belge, ürünlerin ilgili teknik düzenlemelere ve güvenlik standartlarına uyumluluğunu kanıtlayarak, gümrüklerde sorun yaşanmasını önler ve ürünlerin serbest dolaşımını garanti eder. Bu durum, AEB pazarına giriş yapan işletmeler için önemli bir rekabet avantajı yaratır.
EAC işareti taşıyan ürünler, tüketiciler ve iş ortakları nezdinde güvenilirlik algısını artırır. Bu işaret, ürünün belirlenen uluslararası ve ulusal güvenlik standartlarını karşıladığının bir göstergesidir. Güncel verilere göre, EAC işareti taşıyan ürünlere olan talep, bu işaretin sağladığı güvenlik ve kalite güvencesi nedeniyle artış göstermektedir. Bu da dolaylı olarak satış hacimlerini olumlu etkiler.
EAC belgelendirmesi, sadece yasal bir zorunluluk olmanın ötesinde, işletmelerin ürün kalitesini ve güvenlik standartlarını yükseltme motivasyonunu da artırır. Bu süreç, üretim standartlarının iyileştirilmesine ve uluslararası pazarda daha güçlü bir konuma gelinmesine olanak tanır.
EAC Belgesi, Avrasya Ekonomik Birliği tarafından belirlenen ve “EAEU TR” kısaltmasıyla bilinen teknik düzenlemelere tabi olan tüm ürünler için zorunludur. Bu düzenlemeler, düşük voltajlı ekipmanlardan oyuncaklara, gıda ürünlerinden kozmetiklere kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Ürün türüne göre zorunluluk durumu değişir ve ilgili teknik düzenlemenin incelenmesi gerekir.
EAC Belgesi’nin alınma süresi, ürünün türüne, ilgili teknik düzenlemeye, gerekli testlerin kapsamına ve uygunluk değerlendirme kuruluşunun yoğunluğuna bağlı olarak değişiklik gösterir. Genellikle bu süreç, birkaç haftadan birkaç aya kadar sürebilir. Karmaşık ürünler veya ek testler gerektiren durumlar süreyi uzatabilir.
Yabancı üreticiler, EAC Belgesi almak için Avrasya Ekonomik Birliği ülkelerinde yerleşik bir resmi temsilci atamak zorundadır. Bu temsilci, başvuru sürecini yürütmek, gerekli dokümantasyonu sunmak ve belgenin yasal geçerliliğini sağlamakla sorumludur. Temsilci, üretici ile yetkili kuruluş arasında köprü görevi görür.
CE Belgesi, Avrupa Birliği pazarı için ürünlerin sağlık, güvenlik ve çevre koruma standartlarına uygunluğunu gösterirken, EAC Belgesi Avrasya Ekonomik Birliği pazarı için geçerlidir. Her iki belge de ürün uygunluğunu ifade etse de, kapsadıkları coğrafi alanlar ve uyulması gereken teknik düzenlemeler farklıdır. CE işareti AB için, EAC işareti ise AEB ülkeleri içindir.
EAC Belgesi almak için ISO 9001 sertifikası her zaman zorunlu değildir. Ancak, bazı AEB teknik düzenlemeleri ve sertifikasyon şemaları, üreticilerin bir kalite yönetim sistemine sahip olmasını gerektirebilir veya bu durum uygunluk değerlendirme sürecinde avantaj sağlayabilir. ISO 9001, üretim süreçlerinin kontrolünü kanıtlayarak süreci kolaylaştırabilir.
EAC Belgesi’nin geçerlilik süresi, uygulanan uygunluk değerlendirme şemasına göre değişir. Tek seferlik sertifikalar genellikle 1 ila 5 yıl arasında geçerli olurken, seri üretim için verilen sertifikalar genellikle 5 yıla kadar geçerlidir. Bazı durumlarda, ürün veya düzenlemedeki değişiklikler geçerlilik süresini etkileyebilir. Beyanlar ise genellikle daha kısa süreli veya tek bir sevkiyat için geçerli olabilir.
EAC Belgesi, Avrasya Ekonomik Birliği pazarına açılmak isteyen firmalar için kritik öneme sahiptir. Bu belge, ürünlerin yasal olarak bu pazarda yer almasını sağlarken, aynı zamanda ürün kalitesi ve güvenliği konusunda da bir güvence sunar. Uluslararası standartlara uyum ve etkili bir kalite yönetim sistemi, bu süreci daha sorunsuz hale getirebilir.
AEB pazarına giriş yapmayı düşünen üreticiler ve ithalatçılar, ürünlerinin tabi olduğu teknik düzenlemeleri dikkatlice incelemeli ve gerekli uygunluk değerlendirme süreçlerini eksiksiz tamamlamalıdır. Doğru hazırlık ve uzman desteği ile EAC belgelendirme süreci başarıyla tamamlanabilir.
Eac Belgesi Avrasya Gümrük Birliği Ürün Uygunluğu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>DYO, sürdürülebilirlik alanındaki kararlılığını yeni adımlarla güçlendirerek Çevresel Ürün Beyanı (EPD) sertifikasına sahip ürün sayısını 11 yeni ürünle birlikte 21’e çıkardı. Hammaddelerin kaynağından çıkarılmasından başlayarak tedarik, üretim ve sevkiyat süreçlerinin her aşamasında çevresel etkileri titizlikle analiz edilen bu ürünler, ISO 14040 ve ISO 14044 standartlarına uygun yaşam döngüsü analizleriyle belgelendirildi. Ürünlerin su tüketimi, su ve karbon ayak izi ile ekolojik etkileri değerlendirilerek EPD (Environmental Product Declaration-Çevresel Ürün Beyazı) sertifikası almaya hak kazandı.
Bu çerçevede DYO’nun Akrostar Silikonlu Dış Cephe Boyası, Neostar Silikonlu Mat İç Cephe Boyası, Oxymax Formaldehit Absorlayan İç Cephe Boyası, Teknoplast PTFE Katkılı İpek Mat İç Cephe Boyası, Dinamik Soft Mat İç Cephe Duvar Boyası, Dyopa Mat İç Cephe Boyası, Teknotex PTFE Katkılı Dış Cephe Boyası, Dyoplast Plastik İç Cephe Boyası, Dinamik Mat Silikonlu Silinebilir Mat İç Cephe Duvar Boyası, Beşyıldız Silikonlu İpek Mat İç Cephe Boyası ve Akromax Suprema Saf Akrilik Dış Cephe Boyası olmak üzere toplam 11 ürünü, EPD tarafından sertifikalandırıldı. DYO, EPD sertifikalarıyla ürünlerinin yaşam döngüsü boyunca çevresel etkilerini şeffaf ve bilimsel temellere dayalı biçimde ortaya koyarak, kullanıcılarına çevreye duyarlı alternatifler sunuyor.
EPD, Yeşil Bina Standartlarında Önem Kazanıyor
Environmental Product Declaration / Çevresel Ürün Beyanı (EPD) sertifikaları, bir ürün ya da hizmetin çevresel performansını ISO 14040 standartları kapsamında tanımlanan parametreler doğrultusunda ve ISO 14025 standardına uygun şekilde nicel verilerle ortaya koyan belgeler olarak kabul ediliyor.
EPD sertifikaları, özellikle LEED, BREEAM ve DGNB gibi uluslararası yeşil bina sertifika sistemlerinde önem kazanıyor. Bu sertifikaya sahip ürünlerin yapılarda kullanılması, metrekare başına karbon ayak izi, enerji ve su tüketimi gibi çevresel etkilerin ölçülmesini ve belgelenmesini mümkün kılıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
DYO Çevresel Ürün Beyanı Sertifikalı Ürün Gamını Genişletiyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Vodafone FLEX’in yeni iş ortaklığıyla Anker’in birbirinden çeşitli teknolojik ürünleri satışa sunuldu. Vodafone FLEX müşterileri, ister faturaya ek 12 ayda ödeme seçeneğiyle, ister Vodafone mağazalarında geçerli 36 aya varan alışveriş kredisi ile Anker ürünlerine kolayca sahip olabilecek.
Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, müşterilerine son teknoloji ürünlerini Vodafone FLEX avantajlarıyla sunmaya devam ediyor. Sektörün önde gelen teknoloji markalarından Anker’in birbirinden çeşitli teknolojik ürünleri Vodafone FLEX ile satışa sunuldu. Yeni işbirliğiyle, şarj cihazlarından ses teknolojilerine, akıllı aksesuar çözümlerinden taşınabilir güç kaynaklarına kadar geniş bir ürün yelpazesine, Vodafone mağazaları ve Yanımda uygulamasından ulaşmak mümkün olacak. Vodafone FLEX müşterileri, kredi kartı gerekmeden faturalarına ek 12 ayda ödeme imkânıyla Anker ürünlerine kolayca sahip olabilecek. Müşteriler, faturaya ek ödeme seçeneğinin yanı sıra Vodafone mağazalarında geçerli 36 aya varan alışveriş kredisi ile birbirinden çeşitli Anker ürünlerini satın alabilecek.
Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin, şunları söyledi:
“Vodafone FLEX çatısı altında en yeni dijital teknolojileri dünyayla aynı anda ve en uygun tekliflerle müşterilerimizin kullanımına sunmaya devam ediyoruz. Bu doğrultuda, tanınmış teknoloji markalarından Anker’i Vodafone FLEX portföyümüze katmanın heyecanını yaşıyoruz. Müşterilerimiz, Anker’in son teknoloji ürünlerine Vodafone FLEX avantajlarıyla sahip olabiliyor. Anker’in inovatif teknolojilerini Vodafone’un güçlü perakende ve dijital satış kanallarıyla birleştiren bu işbirliğiyle, müşterilerimize erişilebilir ve güvenli alışveriş deneyimi sunmayı hedefliyoruz.”
Anker Türkiye, Yunanistan ve Orta Asya Ülke Müdürü Cem Bodur ise şu açıklamalarda bulundu:
“Anker olarak, kullanıcılarımızın hayatını kolaylaştıran yenilikçi teknolojileri sunma misyonumuz doğrultusunda, erişim kanallarımızı sürekli genişletmeye devam ediyoruz. Vodafone FLEX işbirliği, Anker ürünlerini daha geniş bir kitleye ulaştırmamız için önemli bir adım. Kullanıcılarımız artık en son teknolojiye sahip şarj cihazları, ses ürünleri ve akıllı aksesuarlarımızı Vodafone’un güçlü perakende ve dijital satış kanalları üzerinden kolayca edinebilecek. Bu işbirliğiyle, inovatif ürünlerimizi daha fazla tüketiciyle buluşturarak, günlük yaşamlarında kesintisiz ve güçlü bir deneyim sunmayı hedefliyoruz.”
Avantajlarla dolu Vodafone FLEX dünyası
Vodafone FLEX, müşterilerinin ihtiyaç ve talepleri için çok geniş ve çeşitli ürün portföyü sunan bir son teknoloji dünyası. “Seç Seç Al” mottosuyla duyurulan Vodafone FLEX dünyası “ürünü seç, ödemeni seç ve kolayca al” ilkesine dayanıyor. Müşteriler, kredi kartına ihtiyaç duymadan, kendine uygun çeşitli ödeme yöntemleriyle zengin seçenekler arasından dilediği teknolojik ürünü kolayca alabiliyor.
Vodafone FLEX hakkında ayrıntılı bilgi için: https://www.vodafone.com.tr/faturaya-ek/vodafone-flex
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Geniş Ürün Portföyüyle Anker Markası Vodafone Flex’te Satışa Sunuldu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Bitkisel ürünlerde en yüksek yeterlilik derecesi %573,6 ile fındıkta gerçekleşti
Tahıl ürünleri toplamı için 2023-2024 piyasa döneminde yurt içi üretimin yurt içi talebi karşılama derecesi (yeterlilik derecesi) %111,9 olarak gerçekleşti. Toplam tahıl üretiminde en büyük paya sahip olan buğdayın yeterlilik derecesi %118,4 (durum buğdayında %228,6, diğer buğdayda %106,0), yem sanayinin en önemli girdilerini oluşturan arpanın yeterlilik derecesi %115,7, mısırın yeterlilik derecesi %96,5, soyanın yeterlilik derecesi ise %4,1 olarak gerçekleşti.
Seçilmiş tarla ürünlerinde yeterlilik dereceleri, 2023-2024
Meyveler ve içecek bitkilerinde 2023-2024 piyasa döneminde en yüksek yeterlilik derecesi %573,6 ile fındıkta gerçekleşti. Turunçgiller grubunda yer alan meyvelerin tamamında üretimin kendine yeterli olduğu görüldü. Yeterlilik derecesi çayda %95,8, Antep fıstığında %110,4, muzda %93,8, cevizde %80,3 oldu.
Seçilmiş meyve ürünlerinde yeterlilik dereceleri, 2023-2024
Sebze ürünleri toplamı için 2023-2024 piyasa döneminde yurt içi üretimin, yurt içi talebi karşılama derecesi %111,3 oldu. Sebzelerde en yüksek yeterlilik dereceleri domateste %117,1, sakız kabakta %116,8, hıyarda ise %116,1 olarak gerçekleşti.
Seçilmiş sebze ürünlerinde yeterlilik dereceleri, 2023-2024

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bitkisel Ürün Denge Tabloları, 2024 yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Bu yenilikçi ürün, Dimitrovgrad kentindeki Rusya Federal Tıbbi ve Biyolojik Ajansı’na bağlı Federal Tıbbi Radyoloji ve Onkoloji Bilimsel ve Klinik Merkezi’nde, Rosatom’a bağlı Devlet Bilim Merkezi Nükleer Reaktörler Araştırma Enstitüsü (RIAR) A.Ş. uzmanlarının aktif katılımıyla geliştirildi. İlaç, Rusya menşeili hammaddeler kullanılarak üretiliyor.
RIAR A.Ş. Direktörü Alexander Tuzov, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Bu, nükleer tıp alanında ekibimizin elde ettiği bir diğer önemli başarı. Federal Bilimsel ve Klinik Tıbbi Radyoloji ve Onkoloji Merkezi’ndeki meslektaşlarımızla yakın iş birliği içinde, muazzam potansiyele sahip bir ilaç geliştirdik. Bu iş birliği çabasının her aşaması, her iki organizasyondan uzmanların yenilikçi çözümler bulmasını, bilimsel uzmanlığı etkili tekniklerle birleştirmesini gerektirdi. Doğru yolda ilerliyoruz ve iş birliğimiz devam ediyor” dedi.
“Rakurs” iki şekilde etki eden bir ilaçtır. İlk olarak kemik metastazlarını hedef alarak, prostat kanseri hastalarının yaşamını uzatıyor. İlaç, metastazların bulunduğu kemikler dahil olmak üzere kemiklere seçici olarak odaklanıyor ve sonuç olarak son derece odaklanmış bir anti-tümör etkisi gösteriyor. Dahası, radyum-223, ağrıyı hafifleterek hastaların ağrı kesicilere ihtiyaç duymamasını sağlayarak yaşam kalitelerini önemli ölçüde artırıyor. İlaç, tümör ilerlemesinin diğer alanlarında metastatik kemik tutulumunun tedavisinde uygulamalarını genişletme açısından önemli bir potansiyele sahip.
İki araştırma kurumunda uzmanlar arasındaki iş birliği devam ediyor ve nükleer ve tıp uzmanları yeni ilaçlar geliştirmek için birlikte çalışmayı sürdürüyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Rosatom Tarafından Üretilen Radyum-223′ Bazlı Yeni Radyofarmasötik “Rakurs” (223Ra) için Ürün Lisansı Alındı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Türkiye enerji piyasasının “En Büyük Aile Buluşması” olan ve bu yıl 14’üncüsü düzenlenen Türkiye Enerji Zirvesi’nde konuşan Türkiye LPG Derneği Başkanı Eyüp Aratay, sektörün durumuna, yaşanan sorunlara ve gündemlerindeki başlıklara ilişkin açıklamalarda bulundu.
“Otogazda LPG tüketiminde 2’nci, istasyon ve LPG’li araç sayısında dünya lideriyiz”
Türkiye’nin yıllık 4,4 milyon ton tüketim ile küresel LPG sektörünün önemli oyuncalarından biri olduğunu vurgulayan Eyüp Aratay, şunları kaydetti:
“Türkiye, küresel LPG piyasasında dünyanın sayılı pazarlarından bir tanesi. Özellikle yıllık 3,5 milyon tonu bulan otogaz tüketimi ile Rusya’nın ardından dünya genelinde otogazda en fazla LPG tüketin ülke olarak ikinci sırada yer alıyoruz. Bugün dünya genelinde 79 bin LPG istasyon bulunuyor. Bu LPG istasyonlarının yaklaşık 10 bin 700’ü bizim ülkemizde yer alıyor. Yine dünya genelindeki 27 milyon adet LPG’li aracın yaklaşık 5 milyonu ülkemizde bulunuyor. Türkiye olarak gerek istasyon gerekse de LPG’li araç sayısında dünyada ilk sırada yer alıyoruz.
Türkiye LPG pazarı 2023’ü yükselişle kapattı, bu sene ise düşüş var
Türkiye LPG pazarı 2023 yılında satış anlamında iyi bir sene geçirdi. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu- EPDK’nın 2023 LPG Sektörü verilerine göre, Türkiye’de geçen bir önceki yıla oranla tüplü LPG satışında %1,48, dökme LPG satışında %66,135 ve otogaz satışın da %13,59’luk bir artış yaşandı. Genel itibariyle de LPG satışları toplamda %13,90 oranında arttı.
2024 yılında ise Ağustos ayı itibariyle satışlarda bir düşüş var. EPDK’nın açıkladığı 2024 yılı Ağustos ayı LPG raporuna göre, satış rakamları bir önceki yılın aynı ayı ile karşılaştırıldığında, tüplü LPG satışında %5,80, dökme LPG satışında %37,34 ve otogaz satışında da %3,67’lik bir azalma var. Yine Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre toplam LPG satışında ise %5,21 azalma olmuş. Bu yılın Ocak-Ağustos dönemine itibariyle de bir önceki yılın aynı dönemine göre toplam LPG satışlarında %6,81’lik düşüş var.
Yıl sonu için önümüzde hala önemli bir zaman dilimi var. Dağıtım şirketleri olarak her şartta Türkiye’nin 81 vilayetinde bayilerimizle birlikte kar-kış demeden kesintisiz bir şekilde müşterilerimize hizmet götürmeye devam ediyoruz. Bu hizmetimiz sırasında farklı nedenlerden dolayı açığa çıkan tüplerimiz oluyor ve bunların başka bir ticari faaliyet konu edilmemesi gerekiyor. Aksi takdirde bu durum, sektörümüze tüp tedariki konusunda zarar veriyor. Tüplerin takip edilmesine ilişkin karekod uygulaması konusunda ise sektörümüzün tüm paydaşlarıyla birlikte çalışıyor, çözüm üretmeye gayret ediyoruz.
Depremin sabahında bölgedeki en temel ihtiyaç LPG’ydi
Bugün Türkiye’nin enerji arz güvenliği altındaki sepette LPG sadece %3’lük bir paya sahiptir. Buna karşın krizler, depremler, savaşlar gibi konular gündeme geldiğinde, afetin yaşandığı o coğrafyada LPG %100’lük bir paya ulaşıyor. Diğer afetlerde de olduğu gibi Şubat 2023’teki büyük depremlerde daha afetin ilk sabahında bölgedeki en önemli temel ihtiyaç maddesi LPG’ydi. O gün deprem bölgesindeki insanlarımızın ihtiyacı olan LPG’yi bulabilmek için Türkiye genelinde bizler dahil herkes seferber oldu. Sektör olarak tüm zor şartlara rağmen tüplü LPG ve birlikte kullanabilecekleri ocak, katalitik soba gibi ürünlerle, depremin ilk saatleri itibari ile bölgedeki afetzedelerimizin yardımına koştuk. Ancak LPG’nin sadece afetlerde hatırlanacak bir ürün olmadığına inanıyoruz. Baktığımızda 2,1 milyon ton tüplü pazarı bugün 600 bin tona gelmiş durumda. Daralan pazarda yaşamaya gayret eden 6 bin bayi, bunların aileleri ve çalışanlarını da düşünürseniz yaklaşık 50 bin kişinin geçimini sağladığı bir pazardan bahsediyoruz. Sektörümüzün daha rantabl ve verimli kullanılabilmesi için gerekli destek ve düzenlemelerin yapılmasını talep ediyoruz. Çünkü LPG, varlığı çok kıymetli bir ürün olmasının yanında, aynı zamanda erişebilir, güvenilir ve sürdürülebilir yakıt olma konusunda da emsalsiz olan bir ürün.
LPG’nin diğer yakıtlar ile karbon ayak izinin karşılaştırılmasını yapacağız
Bununla birlikte Türkiye’nin karbon azaltma politikaları noktasında Sayın Cumhurbaşkanımızın da önümüze koyduğu 2053 karbon Nötr hedefi var. Türkiye’nin bu yolculuğunda özellikle otogaz sektörünün taşımacılık alanındaki kullanımı sayesinde karbon ayak izinin azaltılmasında alternatif olarak çok ciddi bir pay alacağına inanıyoruz. LPG ülkemizin bu hedeflere yolculuğunda çok önemli bir alternatif yakıt olarak görev üstelenebilir. Çünkü karbon sıfır hedefine giden yolda bir geçiş yakıtı olarak hala LPG’nin bir alternatifi yok. Ayrıca Türkiye LPG Derneği olarak LPG’nin ne kadar temiz olduğuna ilişkin de Boğaziçi Üniversitesi’nden hocalarımızla birlikte bir çalışma gerçekleştiriyoruz. Şu anda çalışmanın ikinci aşamasındayız. Bu çalışma ile LPG’nin diğer potansiyel yakıtlar ile karbon ayak izinin karşılaştırılmasını yapacağız. Tamamlandığında bunu matematiksel olarak da rakamsal olarak da açıklayabilecek boyuta geleceğiz.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Türkiye LPG Derneği Başkanı Eyüp Aratay: “LPG erişebilir, güvenilir ve sürdürülebilir özellikleriyle emsalsiz bir ürün” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Dünya yapı malzemeleri sektörünün prestijli organizasyonlarından Intercem Americas, 19-21 Kasım tarihleri arasında ABD’nin Houston şehrinde düzenlendi. Lokal bir çimento ihracatçısından, küresel bir yapı malzemeleri oyuncusuna dönüşen Çimsa da her yıl olduğu gibi Intercem Americas’a katılarak, dünyada örnek gösterilen katma değerli çalışmalarını sektör profesyonelleriyle paylaştı. 50’ye yakın ülkeden çok sayıda sektör profesyonelinin yer aldığı fuarda, Çimsa her geçen gün artırdığı küresel ayak izi ve inovatif ürünleriyle, organizasyonun dikkat çeken üreticileri arasında yer aldı.
ABD’DEKİ 82 MİLYON DOLARLIK YATIRIM İLE BAŞLATTIĞIMIZ İKİNCİ ÜRETİM TESİSİMİZİ DE 2025 SON ÇEYREKTE DEVREYE ALACAĞIZ
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Çimsa CEO’su Umut Zenar, Çimsa’nın dünyada beyaz çimentoda ikinci, CAC’da ise üçüncü en büyük oyuncu olduğunu hatırlatırken, “Bu öncü konumumuzu uluslararası platformlarda ve özellikle ABD gibi bizim için kilit olan bir pazarda sektör oyuncularıyla paylaşmak çok değerli. Bugün global pazarlardaki etkinliğimiz ve çimentodan yapı malzemelerine geçişteki başarılı stratejilerimizle sektörün dönüşümüne önemli katkılar sağlıyoruz. İş kültürümüzün merkezine yerleştirdiğimiz küreselleşme anlayışımız ile yapı malzemelerindeki vizyonumuzu daha da pekiştiriyoruz” dedi.
Son 3 yılda uluslararası çapta hayata geçirilen stratejik yatırımlarla, küresel bir yapı malzemeleri oyuncusuna dönüştüklerinin altını çizen Umut Zenar, “Çimsa olarak müşteriye ve sektörün stratejik coğrafyalarına yakın olmak bizim için çok önemli. Bu anlamda yaklaşık yüzde 20 pazar payına sahip olduğumuz ABD de öncelikli pazarlarımızdan birini oluşturuyor. Bugün ABD’de inşaat sektörünün toplam büyüklüğü 2 trilyon dolar seviyesinde hesaplanıyor. Biz de dünyanın en büyük inşaat ve altyapı pazarlarından biri olan ABD’deki pazar payımızı artırmaya odaklanıyoruz. Bugün hali hazırda var olan beyaz çimento tesisimizle, bölgede kendi segmentimizde yüzde 20’ye yakın bir pazar payımız var. Bir yandan buradaki varlığımızı yeni inovatif ürünlerle güçlendirirken bir yandan da gri çimentoda da önemli bir oyuncu olmak için ilk adımımızı attık. Halen inşaat çalışmalarına devam ettiğimiz ve 2025 yılının son çeyreğinde hayata geçirmeyi hedeflediğimiz gri çimento tesisimizle birlikte, ABD pazarında çok daha aktif bir Çimsa yaratacağız” diye konuştu.
MÜNİH – MERSİN SİNERJİSİNDE GELİŞTİRİLEN YENİ TEKNOLOJİLERİNİ TANITIYOR
Küresel ayak izini dünyanın farklı coğrafyalarında tanıtmayı sürdüren Çimsa, Hindistan’ın Goa kentinde düzenlenen Irefcon India ve Abu Dabi’de düzenlenen Abu Dhabi Dry-mix fuarlarında da Türk yapı malzemeleri sektörünün temsil etti. Kalsiyum alüminat çimento (CAC) başta olmak üzere yapı kimyasalları alanında müşterilerine sunduğu inovatif çözümleri fuar katılımcılarıyla paylaşan Çimsa, Münih’te bulunan Sabancı Teknoloji Merkezi ile Mersin’deki Ar-Ge merkezi Formülhane sinerjisinde geliştirilen yeni teknolojiler hakkında da paydaşlarına bilgi verdi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Çimsa, dünyada ses getiren ürün ve teknolojilerini Intercem Americas’ta tanıttı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Vestel Mobilite Genel Müdürü Hakan Kutlu, genel kurulda gerçekleştirdiği sunumda Vestel’in mobilite alanında 10 yılı aşkın süredir hayata geçirdiği çalışmalar, Vestel Mobilite’nin sektöründe üstlendiği öncü rol ile mevcut ürün ve teknolojileri hakkında birlik üyelerine bilgi verdi.
Elektrikli araç şarj cihazları, otomotiv elektroniği ve batarya enerji depolama çözümleri alanlarındaki uzmanlığıyla sürdürülebilir ulaşımın geleceğine yön verme misyonunu üstlenen Vestel Mobilite, geçtiğimiz mayıs ayında üye olduğu Avrupa Enerji Depolama Birliği’nin (EASE) 20’nci Genel Kurulu’na katıldı.
Avrupa’da enerji depolama sektörünün gelişmesini teşvik etmek için 2011 yılında kurulan birliğin ilk Türk üyesi olan Vestel Mobilite’yi temsilen genel kurulda bir sunum gerçekleştiren Vestel Mobilite Genel Müdürü Hakan Kutlu, Vestel ve çatısı altına faaliyet gösterdiği Zorlu Holding’in faaliyetlerinin yanı sıra mobilite alanında son 11 yıldır hayata geçirdikleri başarılı çalışmaları anlattı.
Vestel Mobilite’nin bugün, ürün ve teknolojileriyle küresel manzarayı yeniden tanımladığını, sürdürülebilir, bağlantılı ve akıllı bir geleceğe yön verdiğini vurgulayan Hakan Kutlu, “Bu geleceğe, EASE’nin çok önemli bir rol oynadığına inandığımız adil, geleceğe yönelik, sürdürülebilir bir enerji piyasası olmadan ulaşılamaz” diye konuştu.
Günümüzde enerji piyasasının ancak iş birliği ile büyüyeceğine inandıklarının altını çizen Kutlu, EASE’nin, sektörün diğer oyuncularıyla sadece iş amaçlı bağlantı kurdukları bir yapı olmadığını, aynı zamanda üyelerinin ortak tasarım ve geliştirme faaliyetlerine katıldığı önemli bir platform olduğunu hatırlattı.
2011 yılında Belçika’da kurulan ve halen 70 üyesi bulunan EASE, enerji depolama teknolojilerinin Avrupa genelinde benimsenmesini teşvik ederek daha sürdürülebilir bir enerji sistemine geçişe destek olmayı hedefliyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Vestel Mobilite, EASE Genel Kurulu’nda ürün ve teknolojilerini tanıttı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>