?>
?>
Duygusal Eşleşmeler: Rüyada duyulan sesler, hissettiğiniz duygularla da yakından ilişkilidir. Örneğin, sevgi dolu bir ses, sıcak hislerle kaplanmanıza neden olabilirken, korkutucu bir ses, derin bir endişeye yol açabilir. Seslerin kalitesi ve tonu, rüyanızda yaşadığınız duygusal durumu belirlemede kritik rol oynamaktadır. Belki de yaşamınızdaki bir olayla ilgili olarak ruhsal bir karmaşa içindesiniz ve bu ses, çözüm yolunu göstermeye çalışıyor.
Sosyal İlişkiler: Rüyada uzaktan gelen bir ses, çoğunlukla ilişkilerimize dair bir ilgi uyandırır. Belki de hayatınızdaki biriyle aranızda çözüme kavuşmamış bir iletişim var. Bu ses, o kişiyle olan bağınızı veya hislerinizi hatırlatıyor olabilir. Rüyalar, genellikle gündelik yaşamın karmaşasından uzaklaşıp, içsel değerlere ve ilişkilerimize odaklanmamıza zemin hazırlar.
Rüyada uzaktan gelen ses, sadece bir ses değil; aynı zamanda ruhsal ve duygusal yolculuğunuzun bir parçasıdır. Rüyalar, kendimizi anlamamız için bir araçtır ve bu sesler, bize anlam katacak ipuçları sunabilir.
Rüyalar sırasında duyduğumuz sesler, bilinçaltımızın bir yansıması olabilir. Hayatımızda yaşadığımız stres, kaygı veya mutluluk gibi duygular, rüya aleminde sesler şeklinde karşımıza çıkabilir. Belki de duygusal bir durumu ifade eden bir fısıldama, içsel bir çatışmanın sesidir. Kim bilir, belki de o fısıldama, zihnimizin derinliklerinde gizlenmiş bir mesajdır.
Birçok kültürde, rüyalar özel bir anlam taşır. Eski toplumlar, rüyalarda duyulan sesleri, ruhların iletişimi ya da gelecekten gelen uyarılar olarak yorumlamışlardır. Belki de bu nedenle, biz de rüyalarımızı sadece birer geceyi geçirdiğimiz bir alan olarak değil, duygusal ve ruhsal bir yolculuk olarak görmeye başlıyoruz. Her ses, hayatımızın farklı bir parçasını temsil ediyor olabilir.
Bazen rüyalarımızda duyduğumuz sesler, gün içinde yaşadığımız anıların yankılarıdır. Belki bir akrabanızın ya da eski bir arkadaşınızın sesi, özlem ya da kayıp hissini dile getiriyor. Ya da sizi motive eden birinin sesi duyuluyordur; bu durumda, bilinçaltınız onu zorluklarla başa çıkma iradesi olarak sunuyor.
Rüyalarımızdaki sesler sadece geçici birer yankı değil, aynı zamanda içsel dünyamızın derinliklerine inen yolculuklardır. Bu fısıldamalar, bizimle konuşan ruhsal bir rehber gibi, duygularımızı anlamamızda yardımcı olabilir.
Rüyada duyulan sesler, sıradan bir uyku deneyiminden çok daha fazlasıdır. Bilinçaltımız, bu sesleri kullanarak hayallerimize yön verebilir. Mesela, stresli bir günün ardından uykuya daldığınızda, duyabileceğiniz bir alarm sesi, kaygılarınızın bir nevi sesi olarak karşınıza çıkabilir. Bu, "Seni bekleyen bir sorun var!" diyen bir iç sesi temsil edebilir. Rüyada ortaya çıkan bu sesler, aslında bilinçaltının bir çağrısıdır.
Duygu ve sesler arasındaki ilişki de dikkate değer. Rüyada duyduğunuz bir kahkaha ya da ağlama sesi, o anki duygularınıza dair ipuçları sunar. Belki yakınınızdaki birinin gülüşü, içinizdeki mutluluğu veya kaygıyı pekiştirir. Rüya sırasında bu sesleri deneyimlemek, duygusal durumlarımızı anlamamıza yardımcı olur.
Sonuçta, rüyada duyulan sesler sadece birer hayal unsuru değil, aynı zamanda psikolojik durumlarımızı aydınlatan birer araçtır. Uyumak, sadece bedenimizi dinlendirmiyor; ruhumuzu ve zihnimizi de derinlemesine sorgulama fırsatı sunuyor. Seslerin yankılanması, karanlık geceye kadar hapsolmuş düşünceleri açığa çıkarır. Rüyalar, bu seslerle bizlere kendimizi keşfetmemiz için bir kapı aralıyor. Şimdi, bu gizemli seslerin ardındaki anlamı düşündünüz mü?
Bunu düşündüğünüzde, rüya esnasında duyduğunuz seslerin anlamı hakkında biraz daha fazla bilgi edinmek isteyebilirsiniz. Rüyada duyulan sesler, genellikle rüya içinde yaşanan olaylarla bağlantılıdır. Örneğin, kaygı, korku veya sevinç gibi yoğun duygular, bu seslerin kaynağını oluşturabilir. Kimi rüya yorumcuları, bu seslerin spiritüel mesajlar taşıdığına inanır. Yani, belki de bilinçaltınız size bir şey anlatmaya çalışıyordur. Ama bu, sizin hayal gücünüzün bir oyunu da olabilir.
Rüyada duyulan sesler bazen halüsinasyon olarak da yorumlanabilir. Özellikle uykusuzluk ya da stres altında, beynimiz normalden daha fazla uyarılır ve gerçek ile hayal arasındaki çizgi bulanıklaşır. Bu durumda beklenmedik sesler duyabilirsiniz. Bunlar genelde korkutucu veya rahatsız edici olabilir. Ancak bu durumu aşmak mümkündür; uyku düzeninizi oluşturmak ve rahatlatıcı teknikler denemek, bu seslerin sıklığını azaltabilir.
Öte yandan, bazı insanlar, rüyada duydukları sesleri bir tür mesaj olarak görürler. Belki de bu ses, hayatınızda önemli bir değişikliğin habercisidir. Rüyanızda veya sonrasında duyduğunuz seslerin ne anlama geldiğini sorgulamak, kişisel gelişiminiz için faydalı olabilir. Neden bu sesi duydunuz? Hangi duygular içindeydiniz? Tüm bu soruları kendinize sormak, belki de sizi önemli içgörülere ulaştırabilir.
Spiritüel Bakış Açısı: Birçok kültürde rüyaların ruhsal yolculuklar olduğu düşünülür. Rüyalar, bilinçaltımızın dilini konuşur ve bizi yönlendirebilir. O ses, belki de içsel bir rehberliktir. Rüyalarımızda duyduğumuz sesler, bizimle iletişim kurmaya çalışan bir güçten geliyormuş gibi hissedilebilir. Bu durum, insanın varoluş amacını sorgulamasını ve ruhsal bir açılım yaşamasını sağlar. Öyleyse, bu sesi nasıl anlamalıyız?
Rüyaların Sırları: Rüyalar, duygusal durumlarımızı ve içsel düşüncelerimizi dışa vurur. Bir rüyada duyulan ses, kaygı, mutluluk veya belirsizlik gibi duyguların yansıması olabilir. Rüyalarımızda sesleri anlamlandırmak için, rüyanın bağlamını dikkate almak önemlidir. Sesin tonu, hacmi ya da kaynağı, rüyadaki sembollerle birlikte değerlendirilmelidir. Rüyaların anlamı kişiden kişiye değişir, bu nedenle O sesin sizin için taşıdığı anlamı bulmak, kendi yolculuğunuzda önemli bir adımdır.
Hayatımız boyunca karşılaştığımız pek çok ses, rüya deneyimimizi etkileyebilir. Düşünsenize, bazen bir kuşun cıvıltısı ya da uzaktan gelen bir müzik parçası, rüyanızda sizi geçmişe götürebilir. Bu tür sesler genellikle nostalji duygusu uyandırır. Mesela, çocukluğunuzdaki bir yaz akşamında duyduğunuz bir melodi rüyalarınıza girmesiyle sizi sıcak anılarla sarabilir. Bu noktada, seslerin gücü göz ardı edilemez. Rüyalarımızda duyduğumuz bu sesler, sadece birer fon değil, aynı zamanda bilinçaltımızın kapılarını aralayan anahtarlar gibidir.
Seslerin Anlamları, rüya yorumlamasında önemli bir rol oynar. Rüyada ayakta duran adam sesi, özgüven kazanmaya, belki de yeni bir başlangıca işaret edebilir. Ya da bir çalgı aletinin sesi, yaşamda aradığımız dengeyi bulmamız gerektiğini hatırlatabilir. Her sesin ve her melodinin farklı bir anlamı olabilir; ancak bu anlamların kişisel deneyimlerle bağlantılı olduğunu da unutmamak lazım. Rüyada duyduğunuz bir sesin anlamı, o anki ruh halinize ve yaşam koşullarınıza bağlı değişiklik gösterebilir.
Rüyalarımızda karşımıza çıkan sesler, bazen içgörü sunan bir rehber olabilir. Örneğin, derin bir sessizlikte yankılanan bir akor, içsel huzursuzluk veya bir sorunun çözülmesi gerektiğini hissedilebilir. Bu yüzden, rüyalarınızdaki sesleri anlamaya çalışırken sadece duymakla kalmayın; aynı zamanda hissetmeye ve üzerlerinde düşünmeye de zaman ayırın. Belki de rüyalar, sesler aracılığıyla ruh halimizi yansıtıyor ve bilinçaltımızın derinliklerinden gelen çağrılarla içsel yolculuğumuzu zenginleştiriyor.
Rüyalarımızda duyduğumuz sesler, çoğu zaman bilinçaltımızın bir yansımasıdır. Duyduğunuz sesler, o anda hissettiğiniz duygusal durumla örtüşebilir. Örneğin, huzursuz bir ruh hali içindeyseniz, rüyanızda yüksek sesler veya çatışma sesleri duymanız olasıdır. Ama sevinçli bir ruh hali içindeyseniz, belki de şarkı söyleyen birisini işitirsiniz. Bir bakıma, rüya sesleri duygusal pusulardır; ruh halimizi gösteren birer işaret.
Uzaklardan gelen fısıldamalar, belirsiz bir kaynaktan gelen sesler gibi, derin bir merak uyandırır. Bu sesler, bazen size ulaşmaya çalışan birinin sesi olarak algılanabilir. Yani aslında, bilinçaltınızdan fısıldayan düşündüğünüz ya da unuttuğunuz düşünceler olabilir. Kendinizi dinlemenin ve içsel yolculuğunuzun bir parçası olarak görmek, bu sesleri anlamlandırmanızı sağlar. Kimi zaman, fısıldayan sesler bir çağrı veya uyarı niteliğinde olabilir; belki de hayatınızdaki bazı durumların üzerinde düşünmenin tam zamanı.
Birçok insan rüyalarında duyduğu seslerin, o an hissettikleri sayısız duyguyla bağlantılı olduğunu fark eder. Kimi zaman bir alarm gibi çalan sesler, gerçek hayatta hissettiğimiz korku veya kaygıları yansıtır. Seslerin yoğunluğu, rüyanın atmosferini etkiler ve rüyanın duygusal derinliğini artırır. Rüyalar, bize kendimizi tanıtmanın yanı sıra, hissettiklerimizle yüzleşme fırsatı sunar. Yani, rüyada sesler duymak, sadece bir tesadüf değil; duygularımızın sesli bir ifadesi olabilir.
Bazen uzaklardan gelen sesler, doğanın sunduğu bilinmeyen melodi gibidir. Rüzgarın ağaçlardan geçerken çıkardığı hışırtı ya da uzaktan gelen bir köpek havlaması… Ancak bazen bu sesler, modern dünyamızın karmaşasından doğan ezgilerden başka bir şey değildir. Yani, aslında kulaklarımızın duyduğu, beynimizin yarattığı bir yanılsama olabilir. Bilimsel çalışmalar, duyularımızın nasıl çalıştığını ve stres altında duyularımızın nasıl yanıltıcı olabileceğini gösteriyor.
Beş duyumuz aracılığıyla algıladığımız her şey, zihnimizde şekillenir. Huzursuz bir akşam, karanlıkta duyulan garip bir ses, içimizde bir korku tohumunu yeşertir. Peki ya sesin kaynağı tamamen farklı bir durumun yansımasıysa? Kayıtlı ses dalgaları, zamanla değişim göstererek aklımızda bir yanlış anlaşılma yaratabilir. Doğada var olan sesler bazen radyasyon ya da çeşitli dalga biçimleriyle birlikte birleşip hiç beklemediğimiz şekillerde kendini gösterebilir.
Duyduğumuz seslerin kaynağını anlamadan önce, geçmişte yaşadığımız deneyimlerin önemini göz ardı etmemek gerekir. Olumsuz bir anı, gelecekte duyulan bir sesle yeniden tetiklenebilir. Kısacası, biz aslında sesin gerçeğini değil, ona tepki verme şeklimizi duyuyoruz. Kendi içimizdeki hisleri keşfetmek, belirsizliğin ortasında güvenli bir liman bulmak gibidir. Unutmayalım, sesler etrafımızı saran bir dünya sunarken, algılarımız da her zaman gerçeği yansıtmayabilir.
Rüyada ses duymak, bilinçaltınızın bir yansıması olabilir. Bu durumda, sesin kaynağını anlamaya çalışmak ve rüyaya yön vermek önemlidir. Rüyanızın içeriğine dikkat edin, duygularınızı değerlendirin ve uyanınca journal tutmak faydalı olabilir.
Rüyada uzaktan gelen ses, genellikle kişinin içsel düşünceleri veya bilinçaltındaki endişeleriyle ilişkilidir. Bu ses, hayatta karşılaşılan sorunlar veya duygusal durumlar hakkında bir uyarı ya da rehberlik olarak yorumlanabilir. Rüya sahibinin dikkate alması gereken bir mesaj taşıdığı anlamına gelebilir.
Rüyada uzaktan gelen ses, genellikle kişinin hayatında duyduğu korkular veya kaygılarla ilişkilendirilir. Bu seslerin kötü bir işaret olup olmadığı, rüyayı gören kişinin ruh hali ve yaşadığı durumlarla bağlantılıdır. Ancak, sıkça tekrarlanan sesler, dikkate alınması gereken problemleri işaret edebilir.
Rüyalar sırasında, duyularımızdan biri olan işitme de önemli bir rol oynar. Rüya görme esnasında sesler, duygularımızı etkileyebilir ve rüyaların anlamını derinleştirebilir. Rüyalar, gerçek yaşamda duyduğumuz seslerle şekillenir ve bazen bilinçaltımızın yansımalarını sunar.
Rüyada ses duymak, genellikle bireyin psikolojik durumunu, bilinçaltındaki düşünce ve duyguları yansıtır. Bu sesler, kişi için anlam taşıyan hafızalardaki kayıtlar, günlük yaşamın stresleri veya içsel çatışmaların ifadesi olabilir. Rüya görenin ruh hali, rüya sırasında duyulan seslerin niteliğiyle bağlantılıdır ve bilinçaltını anlamak için önemli bir ipucu sunar.
Rüyada Uzaktan Gelen Ses yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Çalışan deneyimini sürekli geliştirmeyi hedefleyen Vodafone, kadın çalışanlar için doğum izni sonrası çocuk 1 yaşına gelene kadar uzaktan çalışma imkânı sağlayacak. Şirket, uygulama ile yeni doğum yapan annelerin çalışma hayatına dönüş sürecini daha rahat geçirmelerini sağlamayı ve iş ve özel hayat dengelerini desteklemeyi hedefliyor.
8 Mart 2025 – Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, çalışan deneyimini iyileştirmeye yönelik uygulamalarına bir yenisini daha ekledi. Şirket, kadın çalışanlar için doğum izni sonrası çocuk 1 yaşına gelene kadar uzaktan çalışma imkânı sağlayacak. Bu düzenleme, mevcutta hibrit modelde yer alan çalışanların halihazırda sahip olduğu 4 haftalık uzaktan çalışma hakkından bağımsız olacak. Uygulama ile yeni doğum yapan annelerin çalışma hayatına dönüş sürecini daha rahat geçirmelerinin sağlanması ve iş ve özel hayat dengelerinin desteklenmesi hedefleniyor.
Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Nazlı Tlabar Güler, şunları söyledi:
“Kadınlar için en iyi işveren olma hedefimizle iş dünyasında ve toplumumuzda fark yaratmaya yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Kadın çalışma arkadaşlarımızı hayatlarının her döneminde desteklemek bizim en önemli amaçlarımızdan biri. Bu anlayışla, 2020 yılında küresel doğum izni politikamızın kapsamını genişleterek, çocuk sahibi olan ya da evlat edinen tüm çalışanlarımıza, cinsiyet fark etmeksizin, 16 haftalık ücretli izin hakkı sunmaya başlamıştık. 2023-24 mali yılımızda doğum iznine ayrılan 42 kadın ve 123 erkek çalışanımızın tamamı işlerine geri döndü. Ancak, küresel araştırmalara göre birçok kadın doğum sonrasında iş hayatına geri dönmüyor; geri dönenler ise çocuklarına yeterli vakit ayıramadıklarını düşünerek suçluluk hissedebiliyor. Bu veriden hareketle, kadın çalışanlarımızın bu süreci fiziksel ve psikolojik açıdan en rahat şekilde geçirmelerini sağlamak adına doğum izni sonrası çocuk 1 yaşına gelene kadar uzaktan çalışma imkânı sağlıyoruz. Böylece, kadın çalışanlarımızın ebeveynlik sürecinde karşılaştıkları zorlukları en aza indirmeyi hedefliyoruz. Bu vesileyle, tüm kadın çalışanlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.”
2027’de %50 kadın çalışan oranı hedefi
Vodafone Türkiye’de kadın çalışan oranını %40’ın üzerinde tutma hedefini son 5 yıldır korumaya devam ediyor. Tüm çalışanlarının %43’ünü kadınların oluşturduğu şirketin icra kurulunda ise kadın çalışan oranı %60’a ulaştı. Vodafone Türkiye, toplam kadın çalışan oranını 2027 yılına %50’ye çıkarmayı hedefliyor.
İşe alım süreçlerinde %50-50 kadın-erkek fırsat eşitliğini gözeten Vodafone, adayların daha adil ve eşit koşullarda değerlendirilebilmesi için yöneticilerine yapay zekâ tabanlı bir platform üzerinden saklı özgeçmişler iletiyor. Böylece, adayların sadece deneyim ve yeteneklerine göre değerlendirilmesi sağlanıyor.
Vodafone, teknoloji ve satış alanlarında kadın istihdamını artırmak için ise her yıl kadın odaklı stajyer programlarıyla gençlere mezuniyet öncesi deneyim fırsatı sunuyor. Genç yetenek programı Discover kapsamında %60 kadın oranı hedefiyle istihdam çalışmalarını yürüten şirket, ReConnect programıyla da kariyerlerine ara veren kadınları iş hayatına geri kazandırıyor.
Vodafone ayrıca, Müşteri Hizmetleri bünyesinde hayata geçirdiği evden çalışma esasına dayalı sistemle, kadınlara mekan bağımsız çalışarak gelir elde etme imkânı sunuyor. “Vodafone’da Kadın Emeği” projesiyle ise yatırımcısı dahil tüm çalışanlarının kadınlardan oluştuğu mağazalar yurt çapında hizmet veriyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Vodafone’den doğum izni sonrası uzaktan çalışma imkanı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Düzenlenen toplantıya, Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz, Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz, Bozkurt Belediye Başkanı Birsen Çelik, Çanakkale Belediye Meclis Üyesi Fatma Kaynaş ve Meclis Başkan Vekilleri Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, Coşkun Tanış ve Birlik Müdürü İmam Bakır Damar katılım sağladı.
Zoom üzerinden online olarak gerçekleştirilen toplantıda, birlik çalışmaları ve gündemdeki konular değerlendirildi. Üç aylık süreçte yapılacak çalışmalar hakkında kararlar alınırken, Birlik Başkanı ve Encümen Üyeleri arasında fikir ve görüş alışverişinde bulunuldu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Çevreci Belediyeler Birliği Şubat Ayı Encümen Toplantısı Uzaktan Gerçekleştirildi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
UZAKTAN KONTROL EDİLİYOR
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından 8 yıl önce hizmete alınan Enerji İzleme Sistemi, arıza durumlarında ya da sistemin devre dışı kaldığı hallerde uzaktan kontrol imkânı sağlıyor. Büyükşehir, bu sistem ile bünyesindeki tesisler, millet bahçeleri ve parklardaki enerjinin kesintisiz olmasını sağlarken aynı zamanda tasarruflu bir şekilde süreci yönetiyor.
ARMATÜRLER TEK TEK TAKİP EDİLİYOR
İzmit sahilde yer alan ve Türkiye’nin en büyük endüstriyel dönüşüm projesi olan Sekapark’taki 460 aydınlatma direği ve 820 armatürün her biri ayrı ayrı bu sistem tarafından takip ediliyor. Armatürlerden birinde arıza olduğunda ekipler sistem sayesinde arızalı armatürü uzaktan devreye alabiliyor ya da arıza kontrol ekibini yönlendirerek arızanın giderilmesini sağlıyor.
AYDINLATMA SÜREÇLERİ KONTROL ALTINDA
Bu sistem aynı zamanda armatürlerin aydınlatma süreçlerini de kontrol ediyor. Örneğin vatandaşların yoğun olarak kullandığı akşam saatlerinde tam kapasite ile çalıştırılan armatürlerin aydınlatma kapasitesi gecenin ilerleyen saatlerinde ihtiyaca göre yüzde 70 ya da yüzde 40’a düşürülüyor. Böylelikle Sekapark’ta kesintisiz bir şekilde aydınlatma yapılırken aynı zamanda enerji verimliliği de üst seviyede sağlanıyor.
ÜST GEÇİTLER KAMERA İLE İZLENİYOR
Diğer yandan kentte bulunan 47 üst geçit de 380 kamerayla 7/24 uzaktan izleniyor. Bu üst geçitlerdeki 28 yürüyen merdiven ve 88 asansörün de takibi anlık olarak gerçekleştiriliyor. Arızalanan bir asansör ya da yürüyen merdiven anlık olarak sistemde uyarı veriyor. Ekrandan arızanın olduğu üst geçidi gören ekipler hemen müdahalede bulunabiliyor.
ZARAR VEREN KİŞİLER CEZALANDIRILIYOR
Yürüyen merdivenlerdeki en büyük sorun ise vatandaşların start/stop düğmesine gereksiz basması. Zaman zaman çocuklu ailelerin ve engellilerin hayatlarını büyük ölçüde kolaylaştıran asansörlere de bilinçli bir şekilde zarar veriliyor. Ekipler, kamera sistemi ile hem yürüyen merdivenlere hem de asansörlere zarar verenleri tespit edebiliyor. Böyle durumlarda gerekli yerlere bilgi verilerek kamu malına zarar veren vatandaşlara yaptırım uygulanıyor.
BİRÇOK ALANDA TASARRUF SAĞLANIYOR
Yetkili personel, geliştirilen sistemin yüklü olduğu telefon, tablet ya da bilgisayardan müdahaleyle, bulunduğu yerden arızaların, kesintilerin tespitini yapıyor ve aydınlatmaların güç değerlerini ayarlayabiliyor. Kentteki tesislerde kesintisiz ve tasarruflu enerji kullanılmasını sağlayan sistem, yakıt, zaman ve insan gücünde de tasarruf sağlamasıyla ön plana çıkıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Büyükşehir, enerjiyi ‘uzaktan’ takip ediyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Aile içinde ‘ekransız akşam yemeği’ kuralı getirilebileceğini de ifade eden Prof. Dr. Erdoğan, “Sevdiklerimizle daha çok yüz yüze sohbet edebiliriz.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Barış Erdoğan, yaklaşık 1 milyon kişinin katıldığı halk oylamasında “2024 Yılının Kelimesi” seçilen “kalabalık yalnızlık” kavramını değerlendirdi.
Kalabalıkların bir parçası ama yalnız!
Modern zamanı ‘insanlık tarihinde bireylerin hiç olmadıkları kadar geniş insan çevreleriyle etkileşim içinde olduğu ama aynı zamanda bir o kadar da kendilerini bu kalabalıklar içinde yalnız hissettiği bir dönem’ olarak tanımlayan Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Türk Dil Kurumumun yılın kelimesi ilan ettiği ‘Kalabalık yalnızlık’ kavramı da tam bu durumu açıklıyor. Çağdaş insan dijital ya da fiziksel anlamda kalabalıkların parçası olsa da her geçen gün daha fazla içsel bir kopukluk ve yalıtılmışlık hissiyle yaşıyor. Günümüzün büyük şehirlerinde yüksek nüfus, hızlı yaşam temposu, geleneksel mahalle ve komşuluk ilişkilerinin zayıflaması insanların birbirine yabancılaşmasına yol açtı. Aynı apartmanda, hatta aynı evde fiziksel olarak birbirine yakın bireyler arasında bile duygusal mesafeler büyüyor. Üstelik sosyal medya üzerinden yüzlerce ‘arkadaş’ a sahip olmak, her zaman derin bir paylaşıma karşılık gelmiyor; aksine çoğunlukla bu etkileşimler yüzeysel ve ‘zayıf’ bağlar ağına dönüşüyor. Bize ne güvence veriyor ne de bir sıcaklık.” diye konuştu.
Bağlantı sayısı artsa da ilişkilerin niteliği zayıflıyor!
Sanal ortamdaki bu ‘zayıf’ bağların derinlikten yoksun olduğunu çarpıcı biçimde gösteren olaylardan birinin 2010 yılında yaşandığını anlatan Prof. Dr. Barış Erdoğan, “42 yaşındaki İngiliz bir kadın, Noel gecesi Facebook’taki 1082 arkadaşına ‘Bütün ilaçlarımı aldım, birazdan öleceğim, herkese elveda’ mesajını gönderdi. Mesajı gören hiçbir arkadaşı ne onun evine gitmiş ne de acil servisi aramıştı; bunun yerine 148 yorum yazarak durumu uzaktan ve çoğu kez yargılayıcı, alaycı ya da merak giderici şekilde tartışmışlardı. Bu trajik örnek, sosyal medya üzerinden kurulan onca ‘arkadaşlığın’ gerçek bir yardım, ilgi veya dayanışma arayışında ne denli yetersiz kalabileceğini gözler önüne seriyor. Fiziksel kalabalıklar içinde yaşanan kopukluk durumu, dijital dünyada da aynı paradoksu tekrarlıyor: Bağlantıların sayısı artarken ilişkilerin niteliği zayıflıyor. Diğerleri tarafından ‘anlaşılma’ ve ‘ait olma’ ihtiyaçlarımız karşılanamadıkça kendimizi kalabalıklar içinde yalnız hissediyoruz.” dedi.
Aile içinde ‘ekransız akşam yemeği’ kuralı getirilebilir
Kalabalıklar içinde yalnız hissetmemek için bireysel çaba kadar yapısal değişikliklere ve politikalara yön verecek kamu idaresinin desteğine ihtiyaç olduğunu da dile getiren Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Bireysel olarak aile içinde ‘ekransız akşam yemeği’ kuralı getirebiliriz, sevdiklerimizle daha çok yüz yüze sohbet edebiliriz. Arkadaşlarımızla düzenli olarak küçük buluşmalar ayarlamak, beraber yürüyüş yapmak, kitap kulüpleri gibi etkinliklere katılmak da yalnızlık duygusuna karşı iyi gelebilir. Ama ne yazık ki tüm bunlar yalnızlık duygusunu tamamen bitirmeye yetmez. Çünkü sorunun kökünde bazı yapısal meseleler var ve bunları aşmak için devletin, yerel yönetimlerin ve kurumların ciddi adımlar atması şart.” şeklinde konuştu.
Mahalle buluşmaları, sokak şenlikleri ya da iftarları yapılabilir…
Büyük şehirlerde artık eskisi gibi “mahalle” kavramının pek kalmadığına da dikkat çeken Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Kentsel dönüşüm ve göç dalgaları derken yan komşumuzun kim olduğunu bile çoğu zaman bilmiyoruz. Mahalle buluşmaları, sokak şenlikleri ya da iftarları gibi etkinlikler düzenlense insanları bir araya getirmek daha kolay olur. Belediyeler bu konuda öncü olabilir; sadece asfalt dökmekle kalmayıp komşular arası kaynaşmayı sağlayacak kamusal alanlar ve etkinlikler yaratabilirler.” dedi.
Sosyal medya ortak ilgi alanları etrafında yüz yüze iletişim kurmayı teşvik edebilir
Dijital dünyanın içine de biraz düzen getirmek gerektiğini dile getiren Erdoğan, “Sosyal medyada çok takipçiye sahip olmak gerçek arkadaşlık bağları kurduğumuz anlamına gelmiyor. Biraz fantezi gibi ama sosyal platformlar kullanıcıları sadece çevrimiçi kalmaya değil fiziksel etkinliklerde buluşmaya, ortak ilgi alanları etrafında yüz yüze iletişim kurmaya teşvik edebilir. Bu tür uygulamalar zayıf bağları güçlü dostluklara dönüştürmenin yolunu açabilir.” ifadesinde bulundu.
Uzaktan çalışma kalabalık yalnızlık duygusunu artırdı
Yalnızlığın hissedildiği en önemli mekanlardan birinin de iş yerleri olduğunu söyleyen Prof. Dr. Barış Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Yüksek rekabetçi ortam ve tempoda çalışanlar kendilerini diğer çalışanların arasında yalnız hissediyorlar. İş yerlerinde çalışanların birbirini tanıyabileceği atölyeler, takım çalışmaları ve sosyal etkinlikler düzenlense ‘sabah gel, akşam çık’ döngüsü biraz kırılır. Uzaktan çalışma kalabalık yalnızlık duygusunu artırdı. Özellikle uzaktan ya da hibrit çalışanlar için düzenli yüz yüze toplantılar, ‘ekibin bir parçasıyım’ hissini güçlendirir.
Gönüllülük ve dayanışma projelerini de unutmamak lâzım. Sosyal yardımlaşma kuruluşlarına katılan, bir sivil toplum inisiyatifinde aktif görev alan kişi hem topluma faydalı olur hem de benzer değerleri paylaşan insanlarla tanışarak daha derin ve anlamlı bağlar kurar. Bu kültürü okul çağlarından itibaren çocuklarımıza kazandırmamız gerekir. Özetle devlet kurumlarından sosyal medyaya, belediyelerden iş yerlerine kadar tüm kurumların elini taşın altına koyması şart.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Uzaktan çalışma “kalabalık yalnızlık” duygusunu artırdı! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Kaspersky’nin ICS CERT uzmanları, yaptıkları araştırmalar sayesinde saldırganların uygulama işlemcisi üzerinde çalışan işletim sisteminde yer alan güvenlik mekanizmalarını atlatabileceğini, çekirdeğe doğrudan erişebileceğini, sistem düzeyinde ayrıcalıklarla yetkisiz kod çalıştırabileceğini ve sistem dosyalarını değiştirebileceğini gösterdi. Ekip, cihazın Doğrudan Bellek Erişimi (DMA) çevre birimlerini (veri aktarımlarını yöneten bileşenler) manipüle eden ve bilgisayar korsanlarının Bellek Koruma Birimi (MPU) gibi temel korumaları atlamasına izin veren teknikler de dahil olmak üzere, çeşitli saldırı vektörlerini gözlem altına aldı. Bu yöntemler, Kaspersky tarafından ortaya çıkarılan Operation Triangulation APT kampanyasında görülen taktiklerle benzeşiyor ve gerçek saldırganların benzer taktikler kullanabileceğini gösteriyor. Bununla birlikte bu tür saldırı teknikleri, karmaşıklık yapıları nedeniyle gelişmiş teknik becerilere ve geniş kaynaklara sahip saldırganlar tarafından kullanılma potansiyeline sahip.
Unisoc yonga setlerinin yaygın kullanımı, ortaya çıkarılan güvenlik açıklarının hem tüketici hem de endüstriyel ortamlardaki potansiyel etkisini artırıyor. Bu durum otomotiv veya telekomünikasyon gibi kritik sektörlerde uzaktan kod çalıştırma yoluyla ciddi güvenlik sorunlarına yol açma ve operasyonel bütünlüğü bozma ihtimaline sahip.
Kaspersky ICS CERT Başkanı Evgeny Goncharov, şunları söylüyor: “SoC güvenliği, hem yonga tasarım ilkelerine hem de tüm ürün mimarisine dikkat edilmesini gerektiren karmaşık bir konudur. Birçok çip üreticisi, fikri mülkiyetlerini korumak için işlemcilerinin iç işleyişiyle ilgili gizliliğe öncelik veriyor. Bu anlaşılabilir bir durum olsa da, donanım ve ürün yazılımında yazılım düzeyinde ele alınması zor ve belgelenmemiş risklere yol açabilir. Araştırmamız, potansiyel risklerin belirlenmesi ve azaltılması için çip üreticileri, nihai ürün geliştiricileri ve siber güvenlik topluluğu arasında daha işbirlikçi bir ilişkinin geliştirilmesinin önemini vurguluyor.”
Kaspersky, ayrıca Unisoc’u güvenlik konusundaki proaktif yaklaşımı ve müşterilerini koruma konusundaki kararlılığından dolayı takdir etti. Güvenlik açıkları hakkında bilgilendirildikten sonra Unisoc, tespit edilen sorunları gidermek için hızlı bir şekilde yamalar geliştirip yayınlayarak olağanüstü bir duyarlılık gösterdi. Bu hızlı eylem Unisoc’un potansiyel riskleri azaltma ve ürünlerinin güvenliğini sağlama konusundaki kararlılığının altını çiziyor.
Kaspersky ICS CERT, siber riskleri azaltmak için cihaz üreticilerini ve kullanıcılarını bu güncellemeleri hemen yüklemeye davet ediyor. Ancak donanım mimarilerinin karmaşık yapısı nedeniyle, yalnızca yazılım güncellemeleriyle tamamen çözülemeyecek belirli sınırlamalar da söz konusu olabilir. Bu nedenle proaktif bir önlem olarak hem yazılım yamalarını hem de ek güvenlik önlemlerini kapsayan, çok katmanlı bir güvenlik yaklaşımının benimsenmesi yerinde olacaktır.
Kaspersky ICS CERT, kuruluşunuzu hedef alan bir siber saldırıda kullanılabilecek güvenlik açıklarıyla ilişkili riskleri azaltmak için aşağıdaki önlemleri öneriyor:
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kaspersky, Unisoc yongası üzerinde sistemi uzaktan ele geçirmeye olanak tanıyan güvenlik açıkları tespit etti yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>