?>
?>
Uzman Görüşü (Uzman Mütalaası) Nedir?
Uzman görüşü veya hukuki terimle uzman mütalaası, bir davanın çözümüne katkı sağlamak amacıyla, o davanın konusuna giren teknik veya bilimsel bir konuda uzmanlığı olan kişi ya da kurum tarafından hazırlanan yazılı rapordur. Bu rapor, yargılamayı yapan mahkemeye veya avukatlara, konu hakkında daha derin ve bilimsel bir bakış açısı sunar. Bir ses kaydının manipüle edilip edilmediği, bir imzanın sahte olup olmadığı ya da bir kazanın teknik nedenleri gibi konularda, uzman görüşü karar alma mekanizması için hayati bir veri kaynağı haline gelir.
Neden Gereklidir?
Uzman görüşü, yargılama sürecinde kararın doğru ve adil bir şekilde verilmesi için vazgeçilmezdir. İşte başlıca nedenleri:
Aslan Kriminal Farkıyla Uzman Mütalaası
Aslan Kriminal olarak, adli bilimler alanında geniş bir yelpazede uzman mütalaası hizmeti sunuyoruz. Ses ve görüntü incelemeden, imza ve el yazısı analizine, dijital adli delil incelemesinden olay yeri incelemeye kadar birçok alanda, bağımsız ve tarafsız bir şekilde uzman görüşü hazırlıyoruz.
Sunduğumuz uzman görüşü raporları, uluslararası standartlara uygun yöntemlerle hazırlanır ve mahkemelerde geçerli bir delil niteliği taşır. Hukuki süreçlerinizde karşılaşabileceğiniz karmaşık konuları aydınlatmak ve haklılığınızı bilimsel verilerle kanıtlamak için Aslan Kriminal uzmanlığına güvenebilirsiniz.
Unutmayın, doğru ve güvenilir bir uzman görüşü, hukuki mücadelenizde atacağınız en sağlam adımlardan biridir.
Uzman Görüşü Nedir ve Neden Gereklidir? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
BRICS Nükleer Platformu’nun ilk uzman paneli nisan ayı sonunda Çin’de yapıldı. ‘Nükleer Enerjinin Gelişimini Etkileyen Temel Faktörler’ konulu etkinlik, BRICS ülkeleri ve Çin, Rusya, Brezilya, Güney Afrika, İran ve diğer ülkeler dahil olmak üzere BRICS’e ortak ülkelerin hükümet kuruluşları ve ilgili kuruluşların temsilcileri ile ASEAN Enerji Merkezi ve Dünya Nükleer Birliği (WNA) temsilcilerini bir araya getirdi. Panelin moderatörlüğünü Çinli Beijing Review dergisinin muhabiri Tao Xing yaptı.
Panel, nükleer enerji kaynaklarının verimli tahsisine yönelik yeni yaklaşımlar, sektördeki güncel eğilimler ile dengeli küresel kalkınma ve enerji güvenliği için katılımcı ülkeler arasında iş birliği beklentileri üzerine odaklandı. Güney Afrika’dan Platformun Baş Koordinatörü Elsie Pule ve Brezilya Nükleer Faaliyetleri Geliştirme Derneği (ABDAN) Başkanı Celso Cunha, panelin açış konuşmalarını yaptı. Nükleer enerjiyle ilgili çalışmalara yeni başlayan ülkelerin temsilcileri için panel, toplumun karşı karşıya olduğu çevresel ve sosyal zorlukları ele almak için nükleer gelişmelerin enerji ve enerji dışı uygulamalarındaki en iyi pratikleri öğrenmek için bir fırsat yarattı.
Çin SNURDC Uranyum Kaynakları Departmanı Müdür Yardımcısı Chen Xin konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Nükleer endüstrideki genç uzmanların, ileri teknolojilere sahip ülkelerden deneyimli uzmanların desteğine ihtiyacı var. Panel, BRICS nükleer örgütlerinin temsilcilerine ortak projelerin geliştirilmesi için etkileşim kurma fırsatı sağladı” dedi.
Rosatom Doğu Asya Genel Müdürü Artem Goncharuk da, “Panel, BRICS örgütleri ve ortakları arasında ortak çalışma için büyük ve henüz kullanılmamış bir potansiyel olduğunu bir kez daha doğruladı. İlerlemeye ve ‘iz bırakan adımlar atmaya’ devam edeceğiz. Bir sonraki uzman paneline yönelik hazırlıklar çoktan başladı” diye konuştu.
Bir sonraki panel, 21 Mayıs 2025 tarihinde, Brezilya’da Nükleer Ticaret ve Teknoloji Borsası (NT2E) sergi ve konferansı kapsamında düzenlenecek.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
BRICS Nükleer Platformu’nun ilk uzman paneli Çin’de düzenlendi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Mövenpick Hotel Istanbul Bosphorus’ta gerçekleşen bu prestijli etkinlikte, kozmetik sektörünün önde gelen seçkin katılımcılar bir araya gelerek sektördeki en yeni trendleri ve gelişmeleri yakından inceleme fırsatı buldu.
İnanır Group Yönetim Kurulu Başkanı Dursun İnanır’ın ve BABOR Global Eğitim Direktörü Insheera Rajman’ın katılımlarıyla gerçekleşen etkinliğin en dikkat çekici bölümlerinden biri de Insheera Rajman’ın sunumuydu. Her cilt tipine özel geliştirilen bakım uygulamaları ile cildin en iyi haline ulaşmasına yardımcı olma konusunda benzersiz bir uzmanlığa sahip olan BABOR, cilt bakım deneyimini bir üst seviyeye taşıyan DOCTOR BAOR serisinin yeni ürünlerini tanıttı: Regeneration, Sensitive, Hydration, Lifting, Resurface ve Clarifying.
Insheera Rajman, markanın yenilikçi yaklaşımını ve en son ürünlerini tanıtarak, BABOR’un sektördeki öncü rolünü bir kez daha aktarmış oldu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Dünyaca Ünlü Premium Kozmetik Markası BABOR, Cilt Bakımı Alanında Uzman DOCTOR BABOR Serisinin Yeni Ürünlerini Tanıttı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>IŞIKARA’YI ANDI
Kahramanmaraş depreminin ikinci yıldönümünde Balçova’da bir seminer gerçekleştiren Moriwaki, Türkiye’nin tanınmış deprem uzmanlarından Merhum Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara’yı anarak, “Rahmetli Ahmet Mete Işıkara, ‘Deprem değil bina öldürür’ diyordu. Ben de aynı düşüncedeyim. Sağlam bina yaparsak hayatta kalabiliriz. 2020’deki İzmir depreminde yıkılan binalarda deniz kumu kullanıldığı ortaya çıktı. Kumun içinden deniz kabukları çıkmıştı. O depremde o kadar binanın yıkılmaması ve o kadar can kaybı olmaması gerekiyordu. Bu nedenle binalarımızı kauçuk sistem olarak bilinen sismik izolatörler kullanarak yapmalıyız. Bu da en fazla yüzde 15 artı inşaat maliyeti demektir. Düşünsenize, yüzde 15 daha fazla ödeyerek hayatta kalacaksınız. Bunu kim istemez” diye konuştu.
7, 7 BUÇUK ŞİDDETİNDE DEPREM OLABİLİR
Bir süredir gündemde olan ve Yunanistan’ın Santorini Adası açıklarında yaşanan depremlere de değinen Moriwaki, şunları söyledi: “Santorini açıklarında 10 günde 770’ten fazla deprem oldu. 3.4’ten, 5.3’e kadar. Bölgede 6 hafta içerisinde 7, 7.5 şiddetine kadar deprem olabilir. Burası Bodrum’un karşısında kalıyor. 171 kilometre mesafe var. Ancak böyle bir deprem Çanakkale’ye kadar hissedilir. Bodrum, Marmaris, Muğla ve Datça yoğun şekilde hisseder. Tsunami olursa da buralarda 1 metre olur. Santorini’de ise 5-7 metre arası tsunami olabilir. İzmir’e ise tsunami gelmez. İzmirlilerin tsunami konusunda tedirgin olmasına gerek yok.”
“UTANIYOR VE ÜZÜLÜYORUM”
Türkiye’nin dünyada en çok deprem olan ülkeler sıralamasında 6’ıncı sırada olduğunu belirten Moriwaki, deprem gerçeğinin kabul edilerek devletin tüm kurumları ve halkın hazırlıklı olması gerektiğinin altını çizdi. 35 yıldır Türkiye’de yaşadığını ve Türk gibi hissettiğini belirten Moriwaki, şöyle devam etti: “Türk bir mimar ve mühendis olarak utanıyorum ve üzülüyorum. Türkiye’de büyük deprem olmamasına rağmen can kaybı bakımından dünyada 3’üncü sıradayız. ‘Allah korusun’ demek depremleri engellemiyor. Güneşin doğumu kadar doğal bir şekilde deprem olacak. Hep birlikte üzerimize düşeni yapmalı ve önlem almalıyız.”
TATBİKAT YAPILMALI
Şiddetli depremler yaşayan Japonya’nın cep telefonlarında deprem uyarı sistemi kullandığını anlatan Moriwaki, önceden sinyal geldiğini, doğalgaz sisteminin kapandığını ve hızlı trenlerin durduğunu belirtti. Japon halkının depremle yaşamayı öğrendiğini, şu anda okullarda ve mahallelerde ayda bir kez deprem tatbikatı yapıldığını kaydeden Moriwaki, Türkiye’de yılda bir kez dahi olsa akıllarda kalacağını dile getirdi. “Deprem Rehberi” adını taşıyan bir çizgi roman da yazdığını kaydeden Yoshinori Moriwaki, deprem ve göçük sonrası oluşması muhtemel yaşam üçgeninde su şişesi, toz maskesi, tuz, çikolata ve metal düdük bulundurulması gerektiğini hatırlattı. Deprem çantasının ise evin giriş kapısının yanına konması gerektiğini kaydetti. Deprem anında merdivenlerin kullanılmaması gerektiği uyarısında da bulunan Moriwaki, semineri Atatürk’ün “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözüyle bitirdi. Seminer sonunda Belediye Başkan Vekili Korcan Uçman tarafından Moriwaka’ya ve Japonya İzmir Kültürler Arası Dostluk Derneği temsilcisi Hatice Ekinci’ye fidan sertifikası verildi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Japon uzman uyardı: “Yüzde 15 fazla ödeyerek hayatta kalın” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>“Önce halk sağlığı” anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu’nun göreve başlamasının ardından Bakırköy Belediyesi Tıp Merkezi’ne yeni bir soluk geldi. Merkezde başta sona gerçekleştiren bakım, onarım ve yenileme çalışmalarının yanı sıra açılan yeni poliklinikler ile de vatandaşlar yeni ücretsiz, konforlu ve nitelikli sağlık hizmetleriyle buluştu. Göreve başlayan uzman doktoru ile hizmete açılan dahiliye polikliniği; hipertansiyon, alt ve üst solunum yolu hastalıkları, şeker hastalıkları, tiroid, böbrek ve bağırsak hastalıkları gibi birçok hastalığın teşhisinde vatandaşların ilk başvuru yaptığı yer olacak. Vatandaşlar ayrıca diyabet, hipertansiyon ve kolesterol gibi kronik hastalıkların takibini de burada yaptıracak. Uzman doktor, hastanın durumuna bağlı olarak farklı hastanelere yönlendirme de sağlayacak.
Hafta içi her gün 08.30 – 16.00 saatleri arasında hizmet veren Bakırköy Belediyesi Tıp Merkezi’nden randevu almak isteyen vatandaşlar, 0212 414 97 77 numaralı çağrı merkezinden 8100 ve ya 8133’ü tuşlayarak iletişim kurabilir.
“Vatandaşlarımızın sağlığı için yapılabilecek ne varsa burada yapmaya hazırız”
Bakırköy Belediyesi Tıp Merkezi’ndeki görevine yeni başlayan ve bir doktor olarak merkezde vatandaşlara sunulan hizmeti takdir ettiğini belirten Uzm. Dr. Aydın Kayır, “46 yıllık hekimim. Bakırköy Belediyesi Tıp Merkezi’nde çalışmaya başladım ve burada çalışmaktan mutluyum. Buraya severek geldim çünkü her türlü hastaya bakabilmem ve hastalardan herhangi bir ücret alınmaması benim için çok önemli. Hafta içi her gün, saat 08.30-16.00 arası buradayım. Vatandaşlar dahili yönden her türlü muayeneyi burada olabilir. Hastanın durumuna bağlı olarak farklı hastanelere yönlendirmeler yapabiliyoruz. Hastalara yardımcı olmak, ilk müdahaleleri burada yaparak sorunlara çözüm bulmak bizim için en güzel, en gurur verici şey. Buradan evime görevimi yapmış olarak, içim rahat gideceğim. Daha önce 10 yıl kadar Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalıştım, bu bölgeyi iyi bilirim. Bakırköy Belediyesi Tıp Merkezi’nin doktor arkadaşlarımdan methini duydum ve çok iyi bir yer olduğunu gördüm. Çalışma arkadaşlarım çok iyiler. Yerel bir yönetimin böyle bir sağlık hizmeti verdiğini ilk defa gördüm, o yönden çok mutluyum. Vatandaşlarımızı tıp merkezimize bekliyoruz, yapılabilecek ne varsa burada onlar için yapmaya hazırız” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bakırköy belediyesi tıp merkezi yeni dahiliye polikliniği ve uzman doktoruyla hizmette yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>2024 yılında, 1.200’den fazla yabancı uzman, Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’a bağlı Rosenergoatom A.Ş.’nin bir parçası olan Rosatom Teknik Akademisi ile Rus Nükleer Güç Santralleri ve Rosatom Elektrik Enerjisi Bölümü’nde eğitim ve beceri geliştirme kurslarına katıldı.
Bu uzmanlar Türkiye, Mısır, Macaristan, Bangladeş, Belarus ve Çin’den geldi. Bazıları iş eğitimi programını tamamlarken, diğerleri ise gelecek yıl eğitimlerine devam edecek. Rosenergoatom ayrıca, çalışmalarını tamamladıktan sonra Belarus Nükleer Güç Santrali’nde (NGS) çalışacak Belaruslu öğrencilere uygulamalı eğitim sunuyor.
Rusya’daki NGS’ler ve yurt dışında inşa halindeki NGS’lerin işletilmesi konusundaki teorik eğitim, simülasyon tatbikatları ve pratik deneyim, öğrencilere, Rosatom tarafından ortak ülkelerde inşa edilen Rus tasarımı VVER-1200 güç ünitelerini güvenli ve etkili bir şekilde çalıştırmak için gerekli bilgi ve becerileri kazandırıyor.
Eğitim programı, türbin ekipmanı operatörleri, reaktör ekipmanı montajcıları, kıdemli reaktör ve türbin kontrol mühendisleri, kimyagerler, elektrikçiler, radyasyon ve nükleer güvenlik uzmanları, çevre güvenliği uzmanları, NGS’lerde çalışan başmühendis yardımcıları dahil olmak üzere idari ve teknik personel gibi çeşitli meslekleri kapsıyor. Öğrenciler, su soğutmalı reaktörlü ünitelerin işletilmesi ve bakımı konusunda zengin deneyime sahip Rus uzmanların danışmanlığında eğitimlerini alıyorlar. Uluslararası meslektaşlarına, faaliyet halindeki NGS’lerdeki işin karmaşıklıklarını kavramalarına yardımcı oluyorlar.
Operasyonel personelin eğitimine özel önem veriliyor. Stajyerler sadece Rus operasyon personeliyle birlikte çalışmakla kalmayıp nükleer enerji santrallerdeki operasyonel teknolojik ve güvenlik sistemlerini gözlemliyor, iş deneyimi kazanıyor, aynı zamanda ekip çalışması becerilerini de geliştiriyor.
Ayrıca, yabancı NGS’lerin kontrol odalarında çalışan personelin hem normal çalışma koşullarında hem de olası acil durumlarda yapacakları eylemleri kas hafızalarına kazıyıncaya kadar, tam ölçekli bir simülatörde eğitim almaları zorunludur.
AKKUYU NÜKLEER A.Ş. türbin salonunda türbin ekipmanı operatörü olarak çalışan Mahmut Ali Durukan, “Rus üniversitesinde, çok çeşitli konularda sağlam bir bilgi temeli edindik. Şimdi, Rus nükleer uzmanlarıyla yaptığımız iş birliği sayesinde, onların nükleer enerji alanında yıllar içinde geliştirdikleri teknolojiler ve uzmanlıklar hakkında bilgi edinmek konusunda eşsiz bir şansa sahibiz” dedi.
Rosenergoatom Personel Eğitim Departmanı Yabancı NGS Personel Eğitimi Başkanı Alexander Vysochin, “Gerekli tüm eğitim araçlarına, uzman eğitmenlere, eğitim ve metodolojik bir temele sahibiz. Ayrıca, faal durumdaki santrallerde eğitim fırsatları sunuyoruz. Teori ve pratik deneyimin birleşimi, öğrencilerin yüksek düzeyde uzmanlık kazanmalarını sağlıyor” ifadelerini kullandı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
2024 yılında 1.200’den fazla yabancı uzman, Rus eğitim tesislerinde ve Rus Nükleer Güç Santralleri’nde eğitim ve beceri geliştirme kurslarına katıldı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk-Ergen Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, son dönemde sıkça gündeme gelen ergenler arasındaki intihar artış oranlarını değerlendirdi.
Psikolojik ve sosyal faktörler intihar girişimlerinde etkili olabiliyor!
Ergenlerin intihar eğilimlerinin, birden fazla faktörün bir araya gelmesiyle ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Bu faktörler biyolojik, psikolojik, sosyal ve çevresel unsurları içerir.” dedi.
Ergenlerde intiharın en yaygın nedenlerinden birinin depresyon olduğuna vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Duygusal boşluk, umutsuzluk ve yetersizlik duyguları, stres, kaygı ve de karamsar düşünceler ergenlerin intihar düşüncelerini tetikleyebilir. Bunların yanı sıra fiziksel, duygusal ya da cinsel istismar gibi travmatik deneyimler de intihar riskini arttırabilir. Bu psikolojik faktörlerin yanı sıra aile içi problemler, akademik baskı, zorbalığa maruz kalma, dışlanma ve hatta günümüzde sıklıkla duyduğumuz sosyal medyada yaşanan karşılaştırmalar ya da maruz kalınan içerikler gibi sosyal faktörlerin de ergenlerde görülen intihar girişimlerinde rol oynadığı söylenebilir. Özellikle, destek eksikliği ile duygusal veya sosyal sorunların birleşimi, ergenleri intihar düşüncelerine daha yatkın hale getirebilir.” açıklamasını yaptı.
‘Keşke hiç doğmasaydım’ gibi ifadeler, erken müdahale için önemli…
Ergenlerde depresyon ve anksiyete belirtilerinin, genellikle davranışsal, duygusal ve fiziksel değişikliklerle kendini gösterdiğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, şunları söyledi:
“Ergende gözlemlenen belirtileri ailelerin ve öğretmenlerin fark etmesi durumunda destekleyici bir yaklaşım sergilenmeli. Daha önce keyif alınan aktivitelerden uzaklaşma, sosyal ortamlardan uzaklaşma, okul başarısında düşüş, sürekli üzgün ve umutsuz olma, yorgunluk, uyku ve iştahta belirgin değişiklikler gibi belirtiler gözlemlendiğinde depresif duygulanım akla gelmeli. Öte yandan sürekli endişeli olma hali ya da huzursuzluk, felaket senaryoları, kendini ifade etmede ve odaklanmada zorluk, kaçınma davranışı ya da çarpıntı, terleme, mide bulantısı gibi fiziksel semptomlar gözlendiğinde ise anksiyete göz önünde bulundurulmalı. Bu iki durum ayrı görülebileceği gibi birlikte de gözlenebilir.
Eğer belirtiler 2 hafta ya da daha uzun sürüyorsa, günlük işlevselliği ve ilişkileri etkiliyorsa, kendine zarar verme davranışı ya da intihar düşünceleri varsa acil profesyonel bir destek alınmalı. ‘Yaşamak istemiyorum’, ‘Keşke hiç doğmasaydım’, ‘Herkes benden kurtulsa daha iyi olurdu’ gibi ifadeler duyulduğunda ciddiye alınması oldukça önemli. Erken tanı ve müdahale, ergenin sağlıklı bir gelişim süreci için kritik önem taşır. Aileler ve öğretmenler, bu belirtileri fark ettiklerinde bir uzmanla iletişime geçmeliler.”
Ergenlerin ciddiye alınmaya ihtiyacı var!
İntihar eğilimleri olan ergenlere yaklaşırken hassasiyetin büyük önem taşıdığının altını çizen Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Öncelikle ergenlerin ciddiye alındığını hissetmeye ihtiyacı vardır, bu sebeple duygularını küçümsemeden, yargılamadan dinleyerek duygularını paylaşmaya teşvik etmek, yalnız olmadığını hissetmesine yardımcı olarak güvenli bir ortam sağlamak önemlidir.” dedi.
Ergene yaklaşımda duyarlılık göstermenin önemli olduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Ergende gözlemlenen sözel ifadelerin yanı sıra davranışsal ipuçlarını da önemseyerek onları rahatlatacak bir alan sağlamak, yalnız olmadığını hissetmesine yardımcı olacaktır. İntihar planı varsa ya da kendine zarar verme riski yüksekse, zaman kaybetmeden bir ruh sağlığı uzmanından yardım almak gereklidir. Empati, sabır ve uzman yardımıyla sürece doğru şekilde müdahale etmek hayati önem taşır.” Şeklinde konuştu.
Aileler, küçük yaşlardan itibaren çocuklarıyla sohbet etmeli!
Ergenlerde intihar eğilimini azaltmak için ailelerin oynadığı rolün oldukça kritik olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Ailelerin öncelikli olarak çocuklarıyla iletişimlerini güçlendirmeleri gerekir. Bunun için ergenin duygularını anlamaya çalışarak, yargılamadan dinlemeleri ergenin ailesi tarafından önemsendiğini hissetmesine yardımcı olacaktır.” dedi.
Küçük yaştan itibaren çocuklarla günlük yaşam olayları ve hissettikleri hakkında sohbet etmek için fırsatlar yaratmanın ergenlik döneminde de iletişimin olumlu olmasına destek olacağını dile getiren Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, sözlerini şöyle tamamladı:
“Koşulsuz sevgi ve kabul görmek ergenin güvende hissetmesini sağlar ve stres seviyesini azaltır. Sosyal çekilme, umutsuzluk ifadeleri gibi intihar düşüncelerine işaret edebilecek değişiklikleri gözlemleyerek, erken müdahalede bulunmak koruyucu olacaktır. Aile içinde saygı, sevgi ve anlayışın ön planda olması ergenler için destekleyicidir. Ailelerin farkındalığı ve aktif desteği, ergenin stresle başa çıkma becerilerini geliştirerek intihar riskini önemli ölçüde azaltabilir. Erken farkındalık ve sıcak bir aile ortamı bu süreçte hayati öneme sahiptir.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Depresyon, ergenlerin intihar düşüncelerini tetikleyebiliyor! Empati, sabır ve uzman yardımı hayati önem taşıyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Soğukların artması ve kış mevsiminin etkisini göstermeye başlamasıyla birlikte artan enfeksiyonel hastalıklara ilişkin açıklamalarda bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Muammer Çelik, bu dönemin kronik hastalar ve 65 yaş üstü bireyler için daha zorlayıcı olabileceği konusunda uyardı. Sıcaklıkların düşmesiyle birlikte, özellikle grip ve COVID-19 gibi solunum yolu virüslerinin neden olduğu enfeksiyon hastalıklarının sıklığında belirgin bir artış gözlemlendiğini kaydeden Dr. Çelik, bu artışın temel nedenleri arasında kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesi ve doğal bağışıklık sisteminin zayıflamasının yer aldığını belirtti.
“HASTANE YATIŞINA SEBEP OLABİLİR”
Solunum yolu virüslerinin nezle gibi hafif seyreden soğuk algınlığından, zatürre gibi solunum yetmezliğine yol açabilen ciddi tablolara kadar geniş bir klinik periyotta çeşitli hastalıklara neden olabileceğine dikkat çeken Dr. Çelik, “Bu durum, kişinin yaşam kalitesinde bozulmaya, işe devamsızlığa, sağlık kuruluşlarına başvuruya ve hatta hastaneye yatışa neden olabilir. Özellikle küçük çocuklar, hamileler, diyabet, hipertansiyon, kalp hastalığı ve KOAH gibi kronik hastalıkları olanlar, sigara kullanan bireyler, bağışıklığı zayıf kişiler ve geriatrik hastalar için bu hastalıklar daha ağır seyredebileceği gibi çok daha ciddi sonuçlara yol açabilir” bilgisini paylaştı.
“VAKİT KAYBETMEDEN HASTANEYE GİDİLMELİ”
Dr. Çelik, solunum yolu enfeksiyonlarının en sık görülen belirtisinin halk arasında nezle olarak bilinen soğuk algınlığı olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Bu durumda genellikle burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve boğaz ağrısı gibi hafif semptomlar görülür ve hastalık genellikle 3-5 gün içinde kendiliğinden iyileşir. Gribal enfeksiyonlarda ise burun akıntısı ve boğaz ağrısına ek olarak; yüksek ateş, kas-eklem ağrıları ve halsizlik gibi daha belirgin belirtiler görülür. Risk gruplarında, solunum yolu virüslerine bağlı ya da bakteriyel enfeksiyonlar sonucu zatürre gelişebilir. Bu durumda uzun süreli yüksek ateş, şiddetli öksürük, balgam, nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi belirtiler ortaya çıkar. Böyle durumlarda vakit kaybetmeden bir hastaneye gidilmesi ya da en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması hayati önem taşır.”
GEREKSİZ ANTİBİYOTİK KULLANIMINA DİKKAT
Kış aylarında görülen enfeksiyonların çoğunun virüs kaynaklı olduğunu belirten Dr. Çelik, gereksiz antibiyotik kullanımı konusunda uyarıda bulundu: “Bu tarz hastalıkların tedavisinde antibiyotik yerine ağrı kesici-ateş düşürücü gibi ilaçların kullanılması önerilir. Yine dengeli beslenme, sıvı tüketiminin arttırılması ve istirahat dikkat edilmesi gereken başlıca konulardır. Gribal enfeksiyonu olan yüksek riskli kişilere vücudun hastalığa neden olabilecek belirli virüslerle ve viral enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı olmak amacıyla antiviral tedavi verilebilir. Virüslere bağlı gelişen solunum yolu enfeksiyonlarında gereksiz antibiyotik kullanımı, kişiye hiçbir fayda sağlamadığı gibi yan etki gelişimine sebep olabilir ve toplumda antibiyotik direnci gelişimine sebep olur. Antibiyotik tedavisi, sadece bakteriyel zatürre gibi hastalıklarda doktor gözetiminde kullanılmalıdır. Bu sebeple doktorunuza danışmadan antibiyotik kullanmayınız.”
“HASTALIKTAN KORUNMAK BİR TOPLUM SAĞLIĞI MESELESİ”
Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın bir toplum sağlığı meselesi olduğunu kaydeden Dr. Çelik, “Bu kış, sağlığınızı korumak için basit ama etkili önlemler alarak hem kendi sağlığınızı hem de çevrenizdekilerin sağlığını koruyabilirsiniz. Örneğin temel hijyen konusunda dikkatli olmak, birçok hastalık için temel bir engelleyicidir. El hijyenine özen gösterin. Sık sık ellerinizi sabun ve suyla yıkayın veya alkol bazlı el dezenfektanı kullanın. Kalabalık ve kötü havalandırılmış ortamlardan mümkün olduğunca kaçının. Bir diğer önemli husus ise bağışıklığınızı güçlendirmek olacaktır. Dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve yeterli uyku bağışıklık sisteminizi destekler” şeklinde konuştu.
“AŞI VE MASKE KULLANIMI RİSKLERİ AZALTIR”
Maske kullanımının sadece pandemi döneminde bir zorunluluk hali olmasının dışında toplum sağlığının korunması noktasında önleyici bir tedbir olarak görünmesi gerektiğini ifade eden Dr. Çelik, “Ateş yüksekliği, öksürük, kas ağrısı gibi şikayetleri olan kişilerin kapalı ortamlarda diğer kişilere virüs bulaştırmamak için maske kullanması önerilir. Maske takmayan kişilerin öksürme ve hapşırma durumunda bir mendil veya peçete ile ağzını burnunu kapatması veya kolunun iç kısmı ile ağzını kapatması gerekmektedir. Özellikle ek hastalıkları olan, ileri yaş ve bağışıklığı baskılanmış kişilerin aynı ortamda hasta olan biri varsa veya kalabalık ortamlarda bulunacaksa maske takmaları çok önemlidir. Son olarak risk grubundaki kişilerin her yıl sıcaklıkların düşmeye başlamasıyla birlikte grip aşısı olması; gribal virüslere bağlı ağır enfeksiyon gelişimi, hastaneye yatış ve ölümleri önlemektedir” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
DEÜ’lü uzman uyardı: Kronik hastalar ve yaşlılar daha fazla risk altında! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>EÜ Tıp Fakültesi Muhittin Erel Amfisi’nde yapılan ve EÜ Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işıl Karaarslan’ın başkanlığını yaptığı sempozyuma; EÜ Tıp Fakültesi Dekan Yardımcı Prof. Dr. Burcu Barutçuoğlu, EÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Tahir Atik, İzmir Tabipler Odası Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhun Özyurt, konunun uzmanı bilim insanları, sağlık çalışanları, idari personel ve öğrenciler katıldı.
Hekim ve halk oturumu olmak üzere 2 bölümden oluşan, topluma sağlıklı bir şekilde ulaşmak ve vücuttaki benler konusunda doğru bilinen yanlışların önüne geçmek amacıyla düzenlenen sempozyum kapsamında farklı disiplinlerden bilim insanları alanla ilgili en güncel bilgileri paylaştı.
“Ben farkındalığı artırmak için büyük bir fırsat”
Ege Üniversitesi olarak toplum bilincini artırmaya yönelik çalışmalar yaptıklarını söyleyen Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Burcu Barutçuoğlu, “Ege Üniversitesi olarak toplum bilincini artırmanın ve sağlıklı bir yaşam anlayışını yaygınlaştırmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görüyoruz. Toplumsal önemi olan bir hastalık için böyle bir vurgu yapmak, Ege Üniversitesi için çok değerlidir. Hem çevrimiçi hem de yüz yüze katılımla gerçekleşen bu geniş kapsamlı program, halkın bu konulardaki farkındalığını artırmak için büyük bir fırsat. Üniversitemizin sağlık odaklı ve sürdürülebilir yaklaşımıyla bu tür etkinlikleri desteklemeye devam edeceğiz. Başta Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işıl Karaarslan olmak üzere emeği gecen tüm katılımcılara teşekkür ediyorum, başarılı bir sempozyum diliyorum” ifadelerini kullandı.
“Yanlış uygulamalar, insan sağlığını tehlikeye atmaktadır”
Sempozyumun kapsamında genç hekimleri ve halkı doğru bilgilendirmeyi amaçladıklarını belirten Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Işıl Karaarslan, “Amacımız topluma sağlıklı bir şekilde ulaşmak ve doğru bilgiler aktarmaktır. Türk Dermatoloji Derneği çatısı altında çalışmakta olan Dermoskopi Çalışma Grubu olarak, hocalarımızla birlikte uzun zamandır deri kanseri erken tanı ve tedavisiyle ilgili çalışan ve toplumu bilgilendirmeyi amaçlayan bir grubuz. Ege Üniversitesi Dermatoloji Kliniği olarak bilgi ve hasta manipülasyonu anlamında güçlü deneyim ve birikimlerimizi insanlarla paylaşmak istiyoruz. Gelişen teknolojiyle sosyal medyada yayılan gerçeklikten uzak ifadeler ve yanlış uygulamalar, insan sağlığını tehlikeye atmaktadır. Bir hekim olarak bunun önüne geçmek için bu sempozyumu düzenledik. Benlerle ilgili gerekli yasal düzenlemelerin oluşması için bir plan oluşsun istiyoruz. Bu sempozyumu gerçekleştirmemizi sağlayan başta Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak olmak üzere tüm konuşmacı hocalarımıza ve emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum” dedi.
“Ben tedavisi istismara açık bir konu”
İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhun Özyurt ise, “İzmir Tabip Odası olarak, mesleğimizle ilgili bazı sorunlarla uğraşmak zorunda kalıyoruz. Özellikle yetkisi olmamasına rağmen tanı ve tedavi yöntemlerini uygulayan kişilerle ilgili çok sayıda şikâyet alıyoruz. Bu durumun dermatologlar ve plastik cerrahlar dışındaki hekimler tarafından yapılması hem yasal değil hem de doğru bir yaklaşım değil. Bu nedenle bu tür sorunları mümkün olduğunca olumlu bir şekilde çözmeye çalışıyoruz. Ayrıca, dermatoloji son yıllarda yoğun şekilde tercih edilen bir branş haline geldi. Ancak bu yoğunluk bazen uygunsuz uygulamalara olanak tanıyabiliyor. Ben tedavisi istismara açık bir konu ve biz bu tür durumları en aza indirmeye gayret ediyoruz. Tabip odaları ile üniversitelerin el ele vermesi, tıbbın gelişimi açısından büyük önem taşıyor. Bu iş birliğini kesintisiz bir şekilde sürdürmemiz gerekiyor. Sempozyumda emeği geçenlere teşekkür ederim” diye konuştu.
Sempozyumun hekim oturumunda alanında uzman kişiler tarafından; “Ben nedir”, “Benlere doğru yaklaşım neden önemlidir”, “Gerçek benler için hasta yönetimi nasıl yapılmalıdır?”, “Hangi tip deri lezyonlarına lazer uygulanabilir?”, “Benlere yaklaşım ve malpraktis: klinisyen cerrah ve patologlar için bazı olumsuz sonuçlar” gibi konular ele alındı. Halk oturumunda ise “Hangisi gerçek hangisi masum hangisi riskli, lazer güvenli mi?”, “Topluma benler konusunda ne anlatmaya çalışıyoruz?” gibi konular ele alındı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Uzman hekimler benler konusunda doğru bilinen yanlışları anlattı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Türkiye’nin katılım esaslı ilk ve tek yatırım şirketi olan Kuveyt Türk Yatırım’ın uzman ve deneyimli kadrosunu güçlendirme çalışmaları kapsamında üç üst düzey atama gerçekleştirildi.
Esma Tezcan, Kuveyt Türk Yatırım İnsan Kaynakları, Dijital Pazarlama ve İletişim Direktörlüğü’ne; Eşref Said Ünlü, Yatırım Servis Grubu Direktörlüğü’ne ve Dr. Kutay Gözgör de Araştırma Direktörlüğü görevine getirildi.
Müşteri odaklı bir yaklaşımla bütünsel hizmet sunmayı amaçlayan Kuveyt Türk Yatırım; güçlü teknolojik altyapısı, geniş ürün ağı ve alanında deneyimli güçlü ekibiyle öne çıkıyor. Kuveyt Türk’ün yüzde yüz iştiraki olarak kurulan şirket hem bireysel hem de kurumsal müşterilerinin yatırım hedeflerini gerçekleştirme yolunda güvenilir bir partner olacak.
Yatırım dünyasına yeni bir soluk getirmeyi hedefleyen Kuveyt Türk Yatırım, kullanıcı dostu mobil uygulaması ve yatırım danışmanları aracılığıyla bireysel müşterilerine hisse senedi alım satım ve portföy yönetimi hizmeti sunarken, kurumsal müşterilerine de finansman danışmanlığı, halka arz aracılığı, sukuk ihracı, şirket değerleme, satın alma ve birleşme süreçlerine aracılık gibi stratejik hizmetler sağlayacak.
Esma Tezcan kimdir?
1990 İstanbul doğumlu Esma Tezcan, 2014 yılında Marmara Üniversitesi Almanca İşletme Bölümü’nden mezun oldu. Bankacılık kariyerine 2014 yılında Kuveyt Türk Katılım Bankası Bireysel Pazarlama Müdürlüğü’nde başladı. 2015-2021 yılları arasında Mevduat Pazarlama Müdürlüğü’nde çeşitli pozisyonlarda görev alan Tezcan, 2021 yılında Stratejik Portföy Yöneticisi, 2022-2024 yılları arasında ise Stratejik Proje Yöneticisi olarak görevine devam etti. Esma Tezcan, 2024 yılı itibarıyla Kuveyt Türk Yatırım İnsan Kaynakları, Dijital Pazarlama ve İletişim Direktörü olarak atandı.
Eşref Said Ünlü kimdir?
1979 İstanbul doğumlu Eşref Said Ünlü, 2001 yılında İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Bankacılık kariyerine 2003 yılında Anadolu Finans Kurumu’nda başlayan Ünlü, 2005 yılında Kuveyt Türk bünyesinde Dış Ticaret Operasyonları Yöneticisi olarak görev aldı. 2018-2023 yılları arasında Dış Ticaret ve Hazine Operasyonlar Müdürü ünvanını üstlenen Ünlü, 2023 yılında Merkezi Operasyonlar Müdürü olarak kariyerine devam etti. Eşref Said Ünlü, 2024 yılı itibarıyla Kuveyt Türk Yatırım şirketine Yatırım Servis Grubu Direktörü olarak atandı.
Dr. Kutay Gözgör kimdir?
1988 İstanbul Kadıköy doğumlu Dr. Kutay Gözgör, 2012 yılında Doğuş Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisans derecesini 2014 yılında Marmara Üniversitesi Finansal Piyasalar ve Yatırım Yönetimi Bölümü’nde tamamlayan Gözgör, 2023 yılında Gebze Teknik Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nde doktora derecesi aldı. İş hayatına 2012 yılında X-Trade Brokers’ta Araştırma Uzmanı olarak başlayan Gözgör, 2016 yılında Destek Yatırım’da Araştırma Uzmanı olarak görev yaptı. 2017 yılında Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi olarak görev alan Gözgör, 2018 yılında Burgan Yatırım’da Araştırma Müdürü olarak kariyerine devam etti. Dr. Kutay Gözgör, 2024 yılı itibarıyla Kuveyt Türk Yatırım şirketine Araştırma Direktörü olarak atandı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kuveyt Türk Yatırım, Uzman Kadrosunu Yeni Atamalarla Güçlendirdi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>