?> ?> vakaları arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Tue, 04 Feb 2025 09:30:11 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png vakaları arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Uzmanı açıkladı: 2040’ta Kanser Vakaları 30 Milyonu Bulabilir! https://kocaelibasin.com.tr/uzmani-acikladi-2040ta-kanser-vakalari-30-milyonu-bulabilir/ Tue, 04 Feb 2025 09:30:09 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/uzmani-acikladi-2040ta-kanser-vakalari-30-milyonu-bulabilir/ Her yıl 4 Şubat, kanser konusunda farkındalık yaratmak ve erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla Dünya Kanser Günü olarak anılıyor.

Uzmanı açıkladı: 2040’ta Kanser Vakaları 30 Milyonu Bulabilir! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Her yıl 4 Şubat, kanser konusunda farkındalık yaratmak ve erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla Dünya Kanser Günü olarak anılıyor. Kanserin giderek artan bir sağlık tehdidi haline geldiğini vurgulayan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serkan Çelik, 2040 yılına kadar dünya genelinde yıllık kanser vakalarının 30 milyona ulaşabileceğine işaret etti. Bununla birlikte günümüzde kanser tedavisinde büyük ilerlemeler kaydedildiğini ve artık her evrede kansere karşı etkili çözümler sunulabildiğinin altını çizen Prof. Dr. Çelik, “Gelişen teknolojiler ve bunun paralelinde yeni tedavi yöntemleri sayesinde, bugün birçok kanser türü kronik bir hastalık gibi tedavi edilebiliyor.Ve ileri evrelerde de başarılı tedaviler uygulanabiliyor.” Dedi. 

 

Kanserin erken tanısı ve tedavi alternatiflerindeki gelişmelerin yanında hala dünyada vaka sayılarında artış devam ediyor. Bu artışın en önemli nedenlerinin başında yanlış beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam, tütün ve tütün ürünleri kullanımı gibi yaşam tarzı alışkanlıklarının geldiğini hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serkan Çelik, Dünya Kanser Günü dolayısıyla önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye’de de her yıl 200 binden fazla kişinin kanser teşhisi aldığına dikkat çeken Prof. Dr. Çelik, dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişinin kansere yakalanırken, bunların 10 milyonunun hayatını kaybettiğini söyledi. 

KANSERİN ARTIŞINDAKİ EN BÜYÜK ETKEN: YAŞAM TARZI

Kanser vakalarındaki artışın temel nedenlerinden olan yaşam tarzı değişiklikleriyle ilgili Prof. Dr. Çelik, şunları anlattı: “Kanser gelişiminde genetiğimiz, yaşımız gibi bazı faktörlerle müdahale edemesek de önlenebilir risk faktörlerine hepimiz müdahale edebiliriz. Bunların başında tütün ve tütün ürünleri kullanımı geliyor. İstatistikler kansere bağlı yaşam kayıplarının yüzde 20’sinin sigara nedeniyle oluşan kanserlerden kaynaklandığını gösteriyor. Bununla birlikte beslenme alışkanlıklarımız çok değişti. Hazır ve işlenmiş gıdalar çok fazla tüketiliyor. Üzerine fiziksel hareketsizlik artınca kanser için önemli bir risk faktörü olan obezite oranları da artıyor. Bugün özellikle meme, kalın bağırsak, mide, rahim kanserlerinin artışında bu faktörlerin etkili olduğu biliniyor.”

“Bu nedenle en önemli mücadele alanımızda tütün ve tütün ürünleri kullanımının azaltılması yer alıyor” diyen Prof. Dr. Çelik, “Diğer taraftan beslenme şeklimiz değişmeli ve fazla kiloyla mücadele etmemiz gerekiyor. Sağlıklı bir yaşam için bitkisel temelli beslenmeye ağırlık verilmesi, işlenmiş gıdalardan, özellikle işlenmiş etlerden ve hayvansal yağlardan kaçınılmalı. Daha çok sebze, meyve, tahıl ve bakliyat ağırlıklı beslenmeye ağırlık verilmeli. Ayrıca kansere neden olan HPV gibi enfeksiyonlardan da korunmak gerekiyor.” 

 ‘ERKEN EVREDE YAKALANIRSA TEDAVİDE YÜZDE 90’NIN ÜZERİNDE BAŞARILI OLUNABİLİYOR’

Bugün artık kanserin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Çelik, sözlerine şöyle devam etti: “Erken tanı tedavi başarı oranını büyük ölçüde artırıyor. Dolayısıyla meme, kolon, rahim ağzı kanseri gibi tarama programları bulunan kanserler için bu programlar bilinmeli ve uygulanmalı. Erken tanı içinde tarama programlarının aktif olarak kullanılması, kansere neden olan risk faktörlerinin bilinmesi ve bunlardan kaçınmak gerektiğinin farkında olunması önemli. Özellikle meme kanseri gibi bazı kanserlerin erken evrede yakalanmasıyla tedavi başarısının yüzde 90’ın üzerine çıkabildiği unutulmamalı.” 

KANSER TEDAVİSİNDE SON YILLARIN GÜNDEMİNDEKİ 3 ÖNEMLİ GELİŞME

Gelişen teknolojiyle beraber kanser tedavisinde ortaya çıkan yeni yöntemlerden bahseden Prof. Dr. Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kanser tedavisinde 1970’lerde kemoterapi ilaçları ile başlayan tedavi seçeneklerimiz 1990’lı yılların başından itibaren klinik araştırmalar sonucunda önce akıllı ilaçlar sonra immünoterapi dediğimiz tedavi yöntemleri ile gündemimize girmeye başladı. Bağışıklık sistemini harekete geçirerek tümöre karşı savaşmasını sağlayan bu immünoterapi ilaçları, kemoterapiye kıyasla daha az yan etki gösteriyor. Tüm bu ilaçlar sayesinde ileri evre akciğer kanserlerinde 5 yıllık yaşam oranı yüzde 5’ten yüzde 25’e kadar çıktı. Ancak immünoterapiyi sadece ileri evre kanserlerde değil, erken evre kanserlerde riskin azaltılması amacıyla da kullanabiliyoruz. Cerrahi öncesi ve sonrası hastalarda dahi bu yöntemi kullandığımız oluyor.”

“Tümörün genetik yapısını analiz ederek, kişiye özel tedavi imkânı sunan akıllı ilaçlar, farklı kanser türlerinde etkili bir şekilde kullanılabiliyor. Kansere neden olan genlerin saptanma yöntemlerinde büyük ilerleme kaydedildi” diye konuşan Prof. Dr Çelik, “Bu sayede hangi hasta hangi ilaçtan daha çok fayda görür sorusunun cevabını daha kolay bulabiliyoruz. En sık küçük hücreli olmayan akciğer kanserinde kullandığımız bu tedaviler ile kanserin kaynak aldığı organdan bağımsız olarak genetik mutasyonuna göre tedavi dediğimiz ‘tümor agnostik’ tedavi seçeneklerimiz oluşmaya başladı” diye konuştu. 

Bunun yanında son yıllarda gündemimize hızlı bir giriş yapan ‘Antikor İlaç Konjugatları’ hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Çelik, konuyla ilgili şunları anlattı: “Bu yeni tedavi yöntemi, tümör hücresini hedef alarak tümör hücresi içine yüksek dozda kemoterapi girmesini esas alıyor. Bu sayede tümör hücresi yok edilirken kemoterapinin diğer organlarda yaratabileceği yan etkiler de yaşanmıyor. Bugün meme, akciğer ve meme kanserlerinde kullandığımız bu yöntemin önümüzdeki günlerde çok daha yaygın kullanılacağının kanıtları ortaya çıkmaya başladı.” 

“KANSERDEKİ KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ YAKLAŞIMI, YERİNİ TÜMÖRE ÖZEL TEDAVİYE BIRAKIYOR”

Tüm bu gelişmelerle birlikte bugün kanserin kronik bir hastalık gibi tedavi edilebilir bir noktaya geldiğinin altını çizen Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serkan Çelik, “Evet kişiye özel tedavi yaklaşımıyla hastaya uygun tedavi uygulanmaya davam ediyor. Ancak bugün geldiğimiz noktada artık tümörün moleküler yapısı ön plana çıkıyor. Böylelikle bu yapıya uygun tedavilerle elde edilen sonuçlar çok daha etkileyici olabiliyor.” 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Uzmanı açıkladı: 2040’ta Kanser Vakaları 30 Milyonu Bulabilir! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Uzmanından Uyarı: Depresyon Vakaları Endişe Verici Şekilde Artıyor! https://kocaelibasin.com.tr/uzmanindan-uyari-depresyon-vakalari-endise-verici-sekilde-artiyor/ Mon, 16 Dec 2024 09:10:06 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/uzmanindan-uyari-depresyon-vakalari-endise-verici-sekilde-artiyor/ Depresyon, bireyin duygusal, fiziksel ve zihinsel sağlığını derinden etkileyen yaygın bir ruhsal sağlık sorunudur.

Uzmanından Uyarı: Depresyon Vakaları Endişe Verici Şekilde Artıyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Depresyon, bireyin duygusal, fiziksel ve zihinsel sağlığını derinden etkileyen yaygın bir ruhsal sağlık sorunudur. Bu durum, kişinin günlük hayatını önemli ölçüde zorlaştırabilir ve yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, dünya genelinde yaklaşık 264 milyon insan depresyondan muzdariptir. Bu yaygınlık, depresyonun sadece bir moral bozukluğu değil, ciddi bir tıbbi durum olduğunu açıkça göstermektedir.

En Belirgin Belirtisi ‘Umutsuzluk Hissi’

Depresyonun belirtileri çok çeşitlidir ve her kişide farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Sürekli bir üzüntü, boşluk ya da umutsuzluk hissi en belirgin belirtilerden biridir. Bu duyguların yanında, bireyin daha önce keyif aldığı aktivitelere karşı ilgisini kaybetmesi de yaygındır. Fiziksel belirtiler arasında enerji eksikliği, sürekli yorgunluk, uyku düzeninde bozulmalar (uykusuzluk veya aşırı uyuma), iştah değişiklikleri (aşırı yeme veya iştahsızlık) ve buna bağlı olarak kilo değişiklikleri bulunur. Ayrıca, baş ağrıları ve sindirim sorunları gibi açıklanamayan fiziksel şikâyetler de depresyon belirtileri arasında yer alabilir. Zihinsel belirtiler de oldukça önemlidir; kişi konsantrasyon zorluğu, karar verme güçlüğü, geleceğe dair karamsarlık ve umutsuzluk hissedebilir. En ciddi belirtilerden biri ise ölüm ya da intihar düşünceleridir. Bu tür düşünceler, depresyonun ciddiyetini ve aciliyetini gösterir ve mutlaka dikkate alınmalıdır.

‘Ailede Depresyon Görülmesi Bireyi Daha Da Etkilemekte’

Depresyonun tek bir nedeni yoktur ve genellikle birden fazla faktörün birleşimi sonucunda ortaya çıkar. Biyolojik, psikolojik ve çevresel etkenlerin etkileşimi, depresyonun oluşumunda önemli rol oynar. Genetik yatkınlık, depresyonun biyolojik nedenleri arasında sayılır; ailesinde depresyon öyküsü olan bireylerde bu rahatsızlığın görülme riski daha yüksektir. Beyindeki kimyasal dengesizlikler (serotonin, norepinefrin ve dopamin) de depresyon riskini artırabilir. Psikolojik ve sosyal etkenler de depresyonun nedenleri arasında önemli yer tutar. Travmatik yaşam olayları, sevilen birinin kaybı, iş kaybı, ekonomik zorluklar veya ciddi hastalıklar gibi durumlar depresyon riskini artırabilir. Çocuklukta yaşanan travmalar ve kötüye kullanım da depresyonun gelişiminde rol oynayabilir. Sosyal izolasyon ve yalnızlık bu durumu daha da kötüleştirebilir. Ayrıca, sürekli olumsuz düşünceler ve düşük özgüven, depresyonun ortaya çıkmasını tetikleyebilir.

‘Tedavisi Kişiye Özel Olmalı’

Depresyon tedavisinde erken müdahale ve kişiye özel tedavi planları oldukça önemlidir. Psikoterapi, depresyon tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Antidepresanlar, depresyon tedavisinde sıkça kullanılan bir başka yöntemdir. Beyindeki kimyasal dengesizlikleri düzeltmeye yardımcı olan bu ilaçlar, genellikle birkaç hafta içinde etkilerini göstermeye başlar. Ancak, antidepresanlarla ilgili toplumda yaygın bazı önyargılar bulunmaktadır. Örneğin, birçok kişi antidepresanların bağımlılık yapıcı olduğunu düşünür. Oysa ki, antidepresanlar, doğru kullanıldığında bağımlılık yapmazlar. Bir başka önyargı ise antidepresanların kişiliği değiştirdiği yönündedir. Gerçekte, antidepresanlar depresyon belirtilerini hafifletmeye yardımcı olur ve kişinin kendisini daha iyi hissetmesini sağlar, kişiliğini değiştirmezler. Bazı kişiler de antidepresanların etkisiz olduğunu ya da sadece bir “plasebo” etkisi yarattığını düşünür. Ancak, birçok bilimsel araştırma, antidepresanların depresyon tedavisinde etkili olduğunu kanıtlamıştır. Bu ilaçlar, depresyonun biyokimyasal bileşenlerini hedef alarak, kişinin günlük işlevlerini geri kazanmasına yardımcı olabilir.

Meditasyon, Yoga Ve Nefes Egzersizleri Depresyona İyi Geliyor

Yaşam tarzı değişiklikleri de depresyon belirtilerini hafifletebilir. Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve yeterli uyku, depresyonun etkilerini azaltmada önemli rol oynar. Alkol ve madde kullanımından kaçınmak da tedavi sürecini destekler. Stresi azaltma teknikleri arasında meditasyon, yoga ve nefes egzersizleri sayılabilir. 

‘Profesyonel Yardım En Önemli İlk Adım’

Depresyon belirtileri gösteren kişilerin bir sağlık profesyoneline başvurmaları önemlidir. Erken teşhis ve tedavi, depresyonun etkilerini minimize edebilir ve kişinin yaşam kalitesini artırabilir. Destek aramaktan çekinmeyin; depresyon tedavi edilebilir bir durumdur ve profesyonel yardım almak bu sürecin en önemli adımıdır. Unutmayın, yalnız değilsiniz ve yardım istemek güçsüzlük değil, aksine önemli bir adımdır. Kendi sağlığınıza ve iyiliğinize değer verin; gerekli desteği arayarak daha iyi bir yaşam kalitesine ulaşabilirsiniz.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Uzmanından Uyarı: Depresyon Vakaları Endişe Verici Şekilde Artıyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Suriye’de Deprem ve İç Savaşın Etkisiyle Kolera Vakaları Artıyor https://kocaelibasin.com.tr/suriyede-deprem-ve-ic-savasin-etkisiyle-kolera-vakalari-artiyor/ Wed, 10 May 2023 07:05:03 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/suriyede-deprem-ve-ic-savasin-etkisiyle-kolera-vakalari-artiyor/ ADANA Tabip Odası Başkanı Dr. Selahattin Menteş, Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıkıma neden olduğu, iç savaşın sürdüğü Suriye’de 71 bin 463 kolera vakası ve buna bağlı 23 ölüm görüldüğünü bildirdi. Dr. Menteş, sınır noktasında sıkı önlemler alınması gerektiğini belirtti. Kahramanmaraş merkezli depremler, Türkiye’de 11 ili etkilerken, sınır komşusu Suriye’de de yıkıma yol açtı. Bölgede 5 bin […]

Suriye’de Deprem ve İç Savaşın Etkisiyle Kolera Vakaları Artıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>

ADANA Tabip Odası Başkanı Dr. Selahattin Menteş, Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıkıma neden olduğu, iç savaşın sürdüğü Suriye’de 71 bin 463 kolera vakası ve buna bağlı 23 ölüm görüldüğünü bildirdi. Dr. Menteş, sınır noktasında sıkı önlemler alınması gerektiğini belirtti.

Kahramanmaraş merkezli depremler, Türkiye’de 11 ili etkilerken, sınır komşusu Suriye’de de yıkıma yol açtı. Bölgede 5 bin 801 kişi öldü, binlerce kişi ise yaralandı. Adana Tabip Odası Başkanı Dr. Selahattin Menteş, iç savaşın sürdüğü ülkede bir de depremin etkisi sonucu hijyen ve sağlıklı suya erişimin zorluğu nedeniyle kolera vakaları görülmeye başlandığını kaydetti. Dr. Menteş, Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı kuruluşların yayınladığı verilere göre Suriye’nin kuzeybatı bölgelerinde, 71 bin 463 kümülatif şüpheli vaka olduğunu, kolera nedeniyle 23 kişinin ise yaşamını yitirdiğini bildirdi. Bu durumun en çok İdlib bölgesinde yoğunlaştığını vurgulayan Dr. Menteş, sınır komşusu olması nedeniyle bu salgının Türkiye için de bir tehdit olduğunun altını çizerek, önlemler alınması gerektiği konusunda uyarılarda bulundu.

‘ORTA ÇAĞ’DA AVRUPA’YI YOK ETTİ’

Kolarenan kalabalık ortamlarda, savaş, yoksulluk ve doğal afetlerden etkilenen topluluklarda kolayca yayılıp ölümlere yol açabilen, şiddetli ishal ile seyreden bir hastalık olduğunu belirten Dr. Menteş, ” Kolera, Orta Çağ’da neredeyse Avrupa’nın yok olmasına neden olan ciddi bir hastalıktır. O zaman tabi ilaç tedavileri belki yoktu, şu an kolay bir şekilde sağlanabilir ama siz daha kolera olup olmadığı tanısını koymadan ya da sağlık kuruluşuna ulaştırmadan hastayı kaybedebilirsiniz. Çünkü kolerada çok fazla su kaybı, ishal, kanlı ishal gibi ciddi şikayetler oluyor. Kolera, hijyen eksikliğinde el temasıyla, yakın temasla ve kirli sudan bulaşabilir. Özellikle kanalizasyon, kirli suların içme sularına karışmasıyla bulaşabilir. Bu anlamda bir tehlike söz konusudur” diye konuştu.

‘SINIRDA SIKI ÖNLEMLER ALINMALI’

Suriye sınırında giriş-çıkışların sıkı denetlenmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Selahattin Menteş, “Türkiye’de deprem bölgesinde önlemler tabi ki alınıyor ancak sınır geçişleri ve göç konusunda da sıkı önlemler alınmalıdır. Bunların önlemleri orada barınma, beslenme, sağlıklı su ve hijyen sorunlarının bir an önce giderilmesidir. Oradaki tıbbi hizmetlere erişim de kolay bir şekilde sağlanmalıdır. Kanalizasyonun mutlaka düzenli ve ideal olması şarttır” dedi.

AŞI KARTLARI MUTLAKA DENETLENMELİ

Aşı kartlarının sınır geçişleri sırasında denetlenmesi gerektiğini söyleyen Menteş, şöyle devam etti:

“Suriye’den çok fazla göçlerin ya da geçişlerin olmasından kaynaklı olarak biz aslında ülkemizde daha önce görmediğimiz hastalıkları görmeye başlamıştık. Çünkü taşıyıcı insanlar oradan ülkemize geçmeye başlamıştı. O geçişlerde aşı kartlarının mutlaka denetlenmesi lazım. Oradaki Sağlık Bakanlığı’nın aşılama durumunu bilmeniz gereklidir. Bizim ülkemizde tabi ki çok başarılı bir aşılama var ama eğer girişleri kontrol edemezseniz, bizim için unutulan şark çıbanı gibi hastalıkları tekrar görmeye başlıyoruz. Bu anlamda sınırlarımızı çok iyi korumamız gerekiyor.”

Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Gülşah Özgen – Sağlık

Adana Tabip Odası Kahramanmaraş Suriye Kolera Sağlık Haberler

Suriye’de Deprem ve İç Savaşın Etkisiyle Kolera Vakaları Artıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>