?> ?> vakfı arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Wed, 23 Apr 2025 09:09:56 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png vakfı arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Koruncuk Vakfı, “Başarı Şart mı?” Kampanyasıyla İki Altın Effie Kazandı! https://kocaelibasin.com.tr/koruncuk-vakfi-basari-sart-mi-kampanyasiyla-iki-altin-effie-kazandi/ Wed, 23 Apr 2025 09:09:54 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/koruncuk-vakfi-basari-sart-mi-kampanyasiyla-iki-altin-effie-kazandi/ Koruncuk Vakfı, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nde hazırladığı “Başarı Şart mı?” reklam filmiyle, başarının yalnızca sonuçlarla değil, sürecin kendisiyle ve deneyimlerle de ilgili olduğunu anlattığı kampanyasıyla iki ayrı kategoride Altın Effie ödülüne layık görüldü.

Koruncuk Vakfı, “Başarı Şart mı?” Kampanyasıyla İki Altın Effie Kazandı! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Koruncuk Vakfı, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nde hazırladığı “Başarı Şart mı?” reklam filmiyle, başarının yalnızca sonuçlarla değil, sürecin kendisiyle ve deneyimlerle de ilgili olduğunu anlattığı kampanyasıyla iki ayrı kategoride Altın Effie ödülüne layık görüldü. 

Koruncuk Vakfı, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’ne özel olarak hazırladığı “Başarı Şart mı?” reklam filmiyle, Effie Awards Türkiye Ödülleri’nde “Özel Günlerde Başaranlar” ve “Sivil Toplum Kuruluşları” kategorilerinde Altın Effie ödülünün sahibi oldu. 

Toplumsal başarı algılarını toplumun gözünden sorgulayan kampanya, “Başarı şart mı?” sorusunu tüm samimiyetiyle gündeme taşıdı. Akademik başarı şartı olmaksızın her çocuğun sevgi, güven ve fırsat eşitliği içinde büyümesi gerektiğine dikkat çeken Koruncuk Vakfı, bu etkileyici kampanyasıyla başarının sadece sonuçlarla değil, süreçteki deneyimlerle de ilgili olduğunu güçlü bir şekilde anlattı.  

Bu ödüller, Koruncuk Vakfı’nın sadece çocuklara destek sunmakla kalmayıp, aynı zamanda toplumun başarıyı algılama biçimini dönüştürme yolunda attığı etkili bir adımın göstergesi oldu. Vakıf, her çocuğun kendi potansiyelini özgürce keşfedebileceği bir dünyayı savunmaya ve bu dünya için çalışmaya devam ediyor. 

Reklam filminde bir kız çocuğunun elindeki kâğıt uçaktan başlayan yolculuk; bilimden sanata, spordan müziğe farklı alanlardaki deneyimlerle genişliyor. Film, başarıyı yalnızca sonuçlarla değil, süreçteki çaba, deneme ve deneyimle tanımlıyor. 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Koruncuk Vakfı, “Başarı Şart mı?” Kampanyasıyla İki Altın Effie Kazandı! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Koruncuk Vakfı, Allianz Türkiye’nin desteğiyle yeni bir yurt binasının temellerini attı https://kocaelibasin.com.tr/koruncuk-vakfi-allianz-turkiyenin-destegiyle-yeni-bir-yurt-binasinin-temellerini-atti/ Fri, 18 Apr 2025 10:39:52 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/koruncuk-vakfi-allianz-turkiyenin-destegiyle-yeni-bir-yurt-binasinin-temellerini-atti/ Temel ihtiyaçlara ve eğitime erişimi risk altındaki kız çocuklarının barınma, bakım, sağlık ve tüm ihtiyaçlarını ücretsiz olarak destekleyen Koruncuk Vakfı’nın İstanbul Bolluca’daki yerleşkesinde Allianz Türkiye desteği ile yeni bir yurdun temelleri atıldı.

Koruncuk Vakfı, Allianz Türkiye’nin desteğiyle yeni bir yurt binasının temellerini attı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Temel ihtiyaçlara ve eğitime erişimi risk altındaki kız çocuklarının barınma, bakım, sağlık ve tüm ihtiyaçlarını ücretsiz olarak destekleyen Koruncuk Vakfı’nın İstanbul Bolluca’daki yerleşkesinde Allianz Türkiye desteği ile yeni bir yurdun temelleri atıldı. 

Koruncuk Vakfı, okumaya istekli ancak eğitime ulaşmada sosyal, ekonomik ve coğrafi nedenler yüzünden zorluk yaşayan kız çocuklarına, akademik başarı önkoşulu olmaksızın ortaokuldan üniversiteye kadar tamamen ücretsiz barınma ve bakım hizmeti vererek onların sıcak bir aile ortamında eğitime erişmelerine ve hayata hazırlanmalarına destek oluyor. 

Cumhuriyet’in 100. Yılında Allianz Türkiye’nin başlattığı “Bir Kız Gelecek” programı kapsamında Koruncuk Vakfı’nın İstanbul Bolluca yerleşkesinde inşa edilecek yurt binasının temelleri atıldı. Temel atma törenine İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen, Arnavutköy Belediye Başkan Yardımcısı Kemal Aygenli, Arnavutköy İlçe Millî Eğitim Müdürü Mustafa Yılmaz, Allianz Türkiye İcra Kurulu Başkanı Tolga Gürkan, Koruncuk Vakfı Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı Av. Dr. Figen Samuray ve çok sayıda konuk katıldı.  

Yurt binasının tamamlanması ile Koruncukköy Bolluca’nın kapasitesini arttıracak ve daha fazla kız çocuğu bu güvenli yuvada hayallerini büyütebilecek. 

Koruncuk Vakfı daha fazla kız çocuğuna yuva olacak 

Koruncuk Vakfı ve Allianz Türkiye iş birliği ile temelleri atılan yurt binası, 2.230 metrekarelik alanı ile kız çocuklarının ihtiyaç duyduğu her alanı barındıracak. Yaşam alanlarından kütüphaneye, sosyal ve dinlenme alanlarından yemekhaneye kadar tüm detaylar çocukların gelişimi için tasarlandı.  

Koruncuk Vakfı’nın hizmet verdiği mevcut yurtların standardı korunarak yeni yurt binasında da kız çocuklarının kalacağı odalar, sosyal alanlar, dinlenme alanları, kütüphane ve yemekhane gibi bölümler yer alacak. Kapasitesi artan yurtlar ile birlikte Vakfın sosyoekonomik açıdan önleyici, koruyucu ve iyileştirici çözümler ile çocuklara barınma, eğitime erişim, sosyokültürel aktiviteler ve danışmanlık gibi pek çok hizmeti daha fazla kız çocuğuna ulaşacak. 

Yurt binası, yalnızca fiziksel bir bina olmanın ötesinde, özellikle 6 Şubat depremlerinden etkilenen kız çocuklarına öncelik tanıyarak, çocuklara iyileşme ve yeniden başlama imkânı sunacak. 

Koruncuk Vakfı Mütevelli Heyet ve Yönetim Kurulu Başkanı Av. Dr. Figen Samuray: “Bir kız çocuğunun hayatına dokunmak, bir toplumun kaderini değiştirir.” 

Koruncuk Vakfı Mütevelli Heyet ve Yönetim Kurulu Başkanı Av. Dr. Figen Samuray, törende yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: 

“Bu yurt, kız çocuklarımızın güvenle uyuyacağı odaları, derslerine odaklanacakları sessiz köşeleri ve geleceğe dair hayaller kuracakları sıcak bir yuva olacak. Temelini attığımız bu yapı, sadece bir yurt değil; bir dönüşümün, bir umudun ve birlikte kurduğumuz güçlü yarınların da simgesidir. Allianz Türkiye ile kurduğumuz bu uzun soluklu iş birliği, yalnızca bir sponsorluk değil; insan odaklı, sürdürülebilir bir dayanışmanın adıdır.” 

Allianz Türkiye’den güçlü destek 

Allianz Türkiye CEO’su Tolga Gürkan ise konuşmasında şu sözlere yer verdi: 

“‘Bir Kız Gelecek’ programı ile yalnızca bugün değil, çocuklarımızın yarınları için sorumluluk alıyoruz. Bu programın insan, kurum, üniversite ve istihdam gibi farklı katmanlarında Koruncuk Vakfı ile yürüttüğümüz iş birliği, bizim için büyük bir onur kaynağı. Yeni yurt binasıyla daha fazla kız çocuğunun güvenle yaşamasına ve eğitim hayatına devam etmesine katkı sunmaktan mutluluk duyuyoruz.” 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Koruncuk Vakfı, Allianz Türkiye’nin desteğiyle yeni bir yurt binasının temellerini attı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
TEMA Vakfı: Ormanları ve su varlıklarını korumak artık bir tercih değil, zorunluluk https://kocaelibasin.com.tr/tema-vakfi-ormanlari-ve-su-varliklarini-korumak-artik-bir-tercih-degil-zorunluluk/ Fri, 21 Mar 2025 10:09:53 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/tema-vakfi-ormanlari-ve-su-varliklarini-korumak-artik-bir-tercih-degil-zorunluluk/ TEMA Vakfı: Ormanları ve su varlıklarını korumak artık bir tercih değil, zorunluluk TEMA Vakfı, 21 Mart Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası ile 22 Mart Dünya Su Günü’nde, orman kayıpları ve eriyen buzulların, gıda ve su güvenliği üzerinde ciddi tehdit oluşturduğuna dikkat çekti.

TEMA Vakfı: Ormanları ve su varlıklarını korumak artık bir tercih değil, zorunluluk yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
TEMA Vakfı: Ormanları ve su varlıklarını korumak artık bir tercih değil, zorunluluk

TEMA Vakfı, 21 Mart Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası ile 22 Mart Dünya Su Günü’nde, orman kayıpları ve eriyen buzulların, gıda ve su güvenliği üzerinde ciddi tehdit oluşturduğuna dikkat çekti. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, son 30 yılda 420 milyon hektar orman alanının kaybedildiğini, dünya genelinde ise 2,2 milyar insanın güvenli içme suyuna erişemediğini hatırlatarak “Doğayı korumak artık bir tercih değil, bir zorunluluktur.” dedi.

Birleşmiş Milletler, bu yıl 21 Mart Dünya Ormancılık Günü’nün temasını “Ormanlar ve Gıda”, 22 Mart Dünya Su Günü’nün temasını ise “Buzulların Korunması” olarak belirledi. TEMA Vakfı, bu iki özel gün kapsamında yaptığı açıklamada, artan nüfusla birlikte gıda ve suya olan ihtiyacın her geçen gün arttığına dikkat çekerek gıdamızın güvencesi olan ormanlar ve su varlıklarının korunmasının, hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.

Son 30 yılda Dünya’da 5,5 Türkiye büyüklüğüne denk gelen 420 milyon hektar orman alanının kaybedildiğini ve her yıl yaklaşık 10 milyon hektar ormanın yok olduğunu hatırlatan TEMA Vakfı, bu durumun gıda güvenliğini de tehdit ettiğine dikkat çekti. Diğer yandan, iklim değişikliği ve insan faaliyetleri nedeniyle her geçen gün su varlıklarının da azaldığını vurgulayarak bugün, dünya genelinde 2,2 milyar insanın güvenli içme suyuna erişemediğini belirtti. Hızla eriyen buzulların ise akarsuların rejimini ve sulak alanların varlığını etkileyerek gıda ve su güvenliği açısından büyük bir risk oluşturduğunu ifade etti.

Ormanlar, gıda ve suyun güvencesidir

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, su döngüsünün ayrılmaz bileşeni olan, yer altı ve yer üstü su varlıklarını besleyen ormanların, iklim kriziyle mücadelenin de odağında yer aldığını belirterek, “Toprağı, suyu ve biyolojik çeşitliliği koruyan, iklimi düzenleyen; akarsuları, sulak alanları ve akiferleri besleyen, sel ve taşkınları önleyen ormanlar, aynı zamanda beslenmede önemli rol oynayan ekosistemlerdir. Beş milyardan fazla insan doğrudan ya da dolaylı olarak ormanlardan geçimini sağlıyor. Ormanlar ve ağaçlardan üretilen odun dışı ürünler, kırsal alanlarda toplam gelirin yüzde 20’sini oluşturuyor.  Ormanlardan toplanan meyve, tohum, kök, yaprak ve mantarlar doğrudan gıda olarak tüketilirken; ormanlarda yapılan otlatma ve arıcılık faaliyetleri de dolaylı olarak gıda üretiminde yer alıyor. Ayrıca 2 milyardan fazla insan, yemeğini hâlâ odun kullanarak pişiriyor.” dedi.

Ataç ayrıca, ormanların sıcaklıkları düşürerek dona karşı doğal bariyer oluşturduğuna, kuraklığın etkilerini azalttığına, tarımsal ürünlerin üretimini ve kalitesini olumsuz etkileyen canlıların yırtıcılarına da yaşam alanı sunarak tarımsal verimi koruduğuna işaret ederek “Gıdamızın yüzde 35’i tozlaşmaya ihtiyaç duyan türlerden oluşuyor. Ormanlar, bu tozlaştırıcı canlıların yaşam alanlarıdır.” ifadeleriyle ormanların gıda üretimindeki önemini vurguladı.

Eriyen buzullar, gıda ve su güvenliğini tehdit ediyor

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, tüm canlıların en temel yaşam kaynağı olan su döngüsünün de iklim krizi nedeniyle bozulduğunu belirterek sıcak hava dalgalarının ve kuraklığın artmasının buzulların hızla erimesine yol açtığını söyledi. Ataç, buzul alanları küçülen bir dünyada ısınmanın daha da hızlandığını, yükselen deniz seviyeleri ve eriyen dağ buzullarının ise gıda ve su güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturduğunu dile getirdi.

Ataç, buzulların su varlıkları açısından önemini “Buzullar, güneş ışınlarını uzaya yansıtarak iklimi dengeleyen milyonlarca yıllık doğal oluşumlardır. Dünya üzerindeki tatlı suyun yaklaşık %70’i buzullarda depolanır. Buzul denince genellikle kutuplar akla gelir; oysa dağ buzulları, insan vücudundaki damarlar gibi karalara hayat veren nehirleri besler. Bu doğal oluşumlar, insanların gıda ve suya erişimini sağlar.” sözleriyle ifade etti. Bugün, Kuzey Yarımküre’de buzulların 150 yıl öncesine göre ilkbaharda ortalama 9 gün daha erken erimeye başladığını, sonbaharda ise 11 gün daha geç donduğunu söyleyen Ataç, “Buzullar giderek küçülüyor. UNESCO verilerine göre, Dünya Mirası kapsamındaki buzullar son 20 yılda 1.500 km³ buz kaybetti. Bu da tarım, enerji üretimi ve içme suyu temini açısından ciddi riskler yaratıyor. Sadece Himalayalar’dan doğan 12 büyük nehrin etrafında yaklaşık 2 milyar insan yaşıyor. Sadece Pakistan ve Hindistan’da 130 milyon çiftçi, bu doğal oluşumlara bağlı olarak üretim yapıyor. Bu tablo, konunun küresel boyutunu açıkça ortaya koyuyor.” dedi.

Türkiye’deki mevcut duruma da dikkat çeken Ataç, “Cilo Dağları’ndaki buzullar son 30 yılda yarı yarıya, Ağrı Dağı’ndaki buzullar ise yüzde 40’tan fazla küçüldü. Kuraklık artık hayatımızın bir parçası haline geldi. Kış aylarında dahi susuzluk yaşanıyor. Bugün, Konya Ovası’nda bulunan barajlardaki düşük seviyeler nedeniyle su krizi her geçen gün daha da derinleşiyor. Bu kriz, gıda krizini de tetikliyor.” şeklinde konuştu.

“Son 10 yılda 410 bin orman alanı ormancılık dışı kullanıma açıldı”

Ormanların korunması ve orman varlığının artırılması, iklim değişikliğiyle mücadelede en etkili ve en ekonomik doğal çözümler arasında gösteriliyor. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, ormanların karbon yutağı olarak iklimi dengelediğine, buzulların ise iklim koruma ve su güvenliği açısından hayati işlevler üstlendiğine dikkat çekti. Ataç, “Bir yandan tahribatlar, diğer yandan yangınlarla yok edilen ormanlar nedeniyle atmosfere salınan karbon miktarı artıyor. 2024 yılında bu miktar 6,17 milyar tona ulaşarak toplam karbon salımının yüzde 16’sını oluşturdu. Türkiye, orman varlığını artıran nadir ülkelerden biri olsa da son 10 yılda 410 bin hektar orman alanı madencilik, enerji ve ulaşım projeleri için tahsis edildi; 210 bin hektar orman ise yangınlarda kaybedildi. Artık sürdürülebilir bir yaşam için öncelikleri değiştirme, doğayı ve iklimi koruma zamanı.” dedi. 

“Doğal varlıklarımızı korumak ortak sorumluluğumuz”

Deniz Ataç, toplumun tüm kesimlerine çağrıda bulunarak “İklim krizinin yol açtığı afetler, doğal afet değil; insan faaliyetlerinin neden olduğu doğa olaylarıdır. Bu afetler, Dünya’daki yaşamı, suya ve gıdaya erişimi tehdit ediyor. Bu tehditleri ortadan kaldırmanın yolu ise iklim değişikliğiyle mücadele etmekten; tüm doğal varlıklarımızı korumaktan geçiyor. Aynı zamanda tüketimi azaltarak doğaya olan baskıyı hafifletmemiz lazım. Bunu sadece gıda ve su güvencesi için değil, gelecek kuşakların yaşam hakkını korumak adına da sorumluluk olarak görmeliyiz. Doğayı korumak artık bir tercih değil, bir zorunluluktur.” şeklinde konuştu.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

TEMA Vakfı: Ormanları ve su varlıklarını korumak artık bir tercih değil, zorunluluk yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Allianz Türkiye ve Lokman Hekim Sağlık Vakfı iş birliğiyle Levent Yüksel ‘Geleceğin Hekimleri’ için sahnedeydi https://kocaelibasin.com.tr/allianz-turkiye-ve-lokman-hekim-saglik-vakfi-is-birligiyle-levent-yuksel-gelecegin-hekimleri-icin-sahnedeydi/ Sun, 16 Mar 2025 11:50:04 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/allianz-turkiye-ve-lokman-hekim-saglik-vakfi-is-birligiyle-levent-yuksel-gelecegin-hekimleri-icin-sahnedeydi/ Sigorta dünyasının en güçlü aktörlerinden Allianz Türkiye’nin sponsorluğunda, geleceğin hekimlerine destek olmak amacıyla Lokman Hekim Sağlık Vakfı tarafından düzenlenen konserde Türk pop müziğinin sevilen ismi Levent Yüksel sevenleriyle bir araya geldi.

Allianz Türkiye ve Lokman Hekim Sağlık Vakfı iş birliğiyle Levent Yüksel ‘Geleceğin Hekimleri’ için sahnedeydi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Sigorta dünyasının en güçlü aktörlerinden Allianz Türkiye’nin sponsorluğunda, geleceğin hekimlerine destek olmak amacıyla Lokman Hekim Sağlık Vakfı tarafından düzenlenen konserde Türk pop müziğinin sevilen ismi Levent Yüksel sevenleriyle bir araya geldi. 12 Mart Çarşamba akşamı Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde düzenlenen konserin tüm geliri, Lokman Hekim Sağlık Vakfı’nın tıp fakültesi öğrencileri için hayata geçirdiği ‘Yetiş Doktor Burs Fonu’na aktarılacak. 

Sigorta sektörünün güçlü şirketlerinden Allianz Türkiye’nin sponsorluğunda, Lokman Hekim Sağlık Vakfı tarafından düzenlenen konserde Türk pop müziğinin sevilen sesi Levent Yüksel en güzel şarkılarını geleceğin hekimleri için söyledi. Tüm geliri Lokman Hekim Sağlık Vakfı’nın ‘Yetiş Doktor Burs Fonu’na aktarılacak olan etkinlikte Levent Yüksel’in sevilen şarkıları eşliğinde 14 Mart Tıp Bayramı büyük bir coşkuyla kutlandı.

 

“Geleceğin hekimlerine destek olarak yarınları iyileştiriyoruz”

Konser öncesinde Lokman Hekim Sağlık Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Şeker, etkinliğin Altın Sponsoru Allianz Türkiye’ye teşekkür plaketi takdim etti. Plaketi kurum adına alan Allianz Türkiye Sağlık Sigortaları Genel Müdür Yardımcısı Okan Özdemir, “Kamudan özel sağlık kurumlarına, doktorlarımızdan bu alanda çalışan tüm emekçilere, hepimiz sağlık sektörünün birer paydaşı olarak güçlü bir sinerji yaratıyoruz. Sağlık sigortaları branşında sektöre öncülük ederken, 2 milyonu aşkın sağlık sigortalımızın yaşam boyu sağlık ortağı olmanın gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Konu sağlık olunca, hayat ne getirirse getirsin, doktorlarımızın varlığını bilmek bize umut ve güç veriyor. Bugün tıp öğrencilerimizin eğitimlerine ne kadar destek sağlarsak, biliyoruz ki geleceğimizi de o kadar iyileştiriyoruz. Geleceğimizin hekimlerine Allianz Seninle diyebilmek bizim için büyük bir onur. Tüm sağlık çalışanlarının Tıp Bayramı kutlu olsun” diye konuştu. 

12 Mart Çarşamba akşamı saat 21.00’de Zorlu Performans Sanatları Merkezi, Turkcell Sahnesi’nde düzenlenen konserden elde edilen gelir ile tıp fakültelerinde okuyan Lokman Hekim Sağlık Vakfı bursiyerlerine burs imkânı, eğitim materyali ve yurt dışı staj desteği sağlanacak.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Allianz Türkiye ve Lokman Hekim Sağlık Vakfı iş birliğiyle Levent Yüksel ‘Geleceğin Hekimleri’ için sahnedeydi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Askıda Ne Var, Borusan Kocabıyık Vakfı İşbirliğiyle 1 milyon öğün hedefiyle BizdenOlsundiyor https://kocaelibasin.com.tr/askida-ne-var-borusan-kocabiyik-vakfi-isbirligiyle-1-milyon-ogun-hedefiyle-bizdenolsundiyor/ Wed, 26 Feb 2025 12:49:57 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/askida-ne-var-borusan-kocabiyik-vakfi-isbirligiyle-1-milyon-ogun-hedefiyle-bizdenolsundiyor/ Askıda Ne Var, Borusan Kocabıyık Vakfı proje ortaklığıyla #BizdenOlsun projesi kapsamında Türkiye’deki 37 devlet üniversitesinin yemekhane sistemine entegre oldu.

Askıda Ne Var, Borusan Kocabıyık Vakfı İşbirliğiyle 1 milyon öğün hedefiyle BizdenOlsundiyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Askıda Ne Var, Borusan Kocabıyık Vakfı proje ortaklığıyla #BizdenOlsun projesi kapsamında Türkiye’deki 37 devlet üniversitesinin yemekhane sistemine entegre oldu. Böylece kişiler ve kurumlar, ortalama 30 TL ödeyerek bir öğrenci için üniversite yemekhanelerinde askıya yemek bırakabiliyor. Üniversite öğrencileri, Askıda Ne Var web sitesine veya mobil uygulamasına kaydolduktan sonra askıdaki yemeği, öğrenci kimliklerine yükleyebiliyor ve üniversite yemekhanesindeki turnikelere kimliklerini okutarak ücretsiz şekilde yemek yiyebiliyorlar. 

 

Öğrencinin ilgili yardımı gizlilik içerisinde almasını sağlayan proje, toplumsal kültürümüzün bir parçası olan ‘alan elin, veren eli görmediği’ bir sistemle işliyor.

 

Sistem, öğrencinin aldığı desteğin gizlilik içinde gerçekleşmesini sağlarken, günde yalnızca 1 öğün askıdan alınabilecek şekilde kurgulandı. Ayrıca, askıdan yemek alan ancak tüketmeyen öğrenciler, yeni bir yemek hakkı elde edene kadar yeniden yemek alamıyor. Böylece yemeklerin eşit ve adil bir şekilde dağıtılması hedefleniyor.

 

Öğrencilerin %51,4’ü, öğrenimi süresince sağlıksız beslenme riskiyle karşı karşıya

Türkiye Gençlik STK’ları Platformu (TGSP) tarafından 2023 yılında yapılan araştırmaya göre Türkiye’deki gençlerin %76,2’si maddi imkânsızlıklarla mücadele ediyor, %51,4’ü ise öğrenim hayatları boyunca sağlıklı beslenemediğini düşünüyor. 

 

Askıda Ne Var, Borusan Kocabıyık Vakfı proje ortaklığıyla hayata geçirdiği #BizdenOlsun kampanyasıyla gençlerin hayatlarına olumlu katkı sunabilmeyi ve yaşadıkları maddi zorlukları bir nebze azaltabilmeyi hedefliyor. Proje sayesinde bir üniversite öğrencisi her gün bir öğün yemeğini askıdan alırsa aylık ortalama 1000 TL tasarruf etmiş olacak. Bu sayede hem öğrencilerin üzerindeki stres azalacak hem de tasarruf ettikleri bütçe ile kültür sanat etkinliklerine katılma, kursa gitme, daha fazla kitap alma gibi imkânlara erişimleri artacak.

 

Hedef 1 milyon öğün yemek

Projenin nihai hedefi; 2025 yılı sonuna kadar 1 milyon öğün yemeğin üniversite öğrencilerine ücretsiz ulaşmasını sağlamak. Büyük destek gören kampanyanın duyurulduğu ilk günde 200 bin öğün yemek askıya bırakıldı.

 

Askıda Ne Var kurucusu Oğuzhan Canım, kampanya ile ilgili yaptığı açıklamada şunları dile getirdi: 

“Çoğumuz için üniversite yılları, vaktin bol ama bütçenin kısıtlı olduğu dönemler. Gençlerin kendilerini daha fazla geliştirebilmesi, tiyatroya, sinemaya gidebilmesi, daha çok şiir okuyabilmesi, fiyatına bakmadan kitap alabilmesi için ekonomik olarak desteklenmesi gerekiyor. 

Kurduğumuz sistemin sosyal etkisinin en güzel çıktısı; yıllar evvel askıdan ücretsiz ürün veya hizmet alan öğrenciler şimdi şirketlerde çalışıyor ve bizi unutmuyorlar. Neredeyse her ay birçok farklı marka yöneticisinden eposta alıyoruz. Öğrenciyken Askıda Ne Var’dan faydalandıklarını ve şu an çalıştıkları şirket aracılığıyla dezavantajlı öğrencilere destek olmak istediklerini söylüyorlar. İşte sosyal etki, sosyal dönüşüm böyle bir şey. #BizdenOlsun projesiyle hedeflediğimiz 1 milyon öğüne ulaştığımızda, sistemden faydalanacak öğrencilerin de gelecekte sisteme ne büyük katkı sunacaklarını düşünmek bizi çok heyecanlandırıyor. Hedefimiz kısa vadede bu yıl sonuna dek 1 milyon öğün ücretsiz yemek sağlayabilmek, orta vadede ise markaların, iş insanlarının ve gönüllülerin desteğiyle tüm üniversite yemekhanelerini tamamen ücretsiz hale getirmek. Bu yüzden herkesi #BizdenOlsun kampanyamıza destek vermeye davet ediyoruz.”

 

Proje Paydaşlarından “Gönülden” Katkı

Ozan Açıktan projenin reklam filmini gönüllü olarak yönetirken, Ptot Film ise tüm prodüksiyon sürecini üstlendi. Yaratıcı ajans Blab da kreatif süreçte gönüllü desteğini sundu. #BizdenOlsun temalı filmde yaptığı çağrıyla Ezgi Mola da kampanyaya desteğini sürdürüyor. Sosyal medyada pek çok kişinin paylaşımıyla desteklenen filmin yüzü olan Mola, herkesi üniversite öğrencilerine yemek desteği vermeye ve iyiliği paylaşmaya davet ediyor.

 

Proje ortağı Borusan Kocabıyık Vakfı’nın Eğitim ve Proje Geliştirme Müdürü Doç. Dr. Evren Barın Egrik, proje ile ilgili düşüncelerini “Temel bir ihtiyaç olan yemeğe erişim konusundaki sayısal veriler, bize bir gerçeğin yalnızca maddi halini gösteriyor, oysa bu maddi veri altında belki hiçbir zaman gün yüzüne çıkmayacak olan durumlar, olaylar ve hikâyeler var. İnsanların hayatlarını değiştiren kırılma noktaları… Vakfımızın yaptığı çalışmalarda, azımsanmayacak sayıda öğrencinin giderek artan bir düzeyde yemeğe ulaşımında büyük bir problem yaşadığını, bunun sonucunda hem beden ve ruh sağlıkları hem de eğitim ve sosyal yaşamlarında yoksunluk çektiklerini gözlemledik. Askıda Ne Var ekibinin hayata geçirdiği ve Vakfımızın proje ortağı olduğu #BizdenOlsun kampanyasına destek vermekten büyük mutluluk duyuyoruz. Projenin yaratacağı sosyal etkinin başka kurumların ve bireylerin katkılarıyla halka halka büyüyüp, hayallerimizin ötesinde bir ölçeğe ulaşmasını diliyor, herkesi hikâyeleri değiştirmeye ve #BizdenOlsun demeye davet ediyoruz.” şeklinde aktardı.  

 

Bu büyük dayanışma hareketine destek olmak için www.askidanevar.com adresi ziyaret edilebilir, istenildiği kadar öğün askıya bırakılabilir.

Üniversite öğrencileri için hep birlikte daha eşit bir gelecek inşa etmek, elimizde!

 

Bizden Olsun sosyal yardım toplama kampanyası T.C. İstanbul Valiliği’nin 17.01.2025 tarihli E-87385697-477.99-814349 sayılı izni ile hayata geçirilmiştir.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Askıda Ne Var, Borusan Kocabıyık Vakfı İşbirliğiyle 1 milyon öğün hedefiyle BizdenOlsundiyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Ev ve Şehir Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Emine Öğün: Deprem kayıplarını önlemek için ‘Yeni Şehirler’ hayata geçirmeliyiz https://kocaelibasin.com.tr/ev-ve-sehir-vakfi-yonetim-kurulu-baskani-emine-ogun-deprem-kayiplarini-onlemek-icin-yeni-sehirler-hayata-gecirmeliyiz/ Fri, 07 Feb 2025 10:19:58 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/ev-ve-sehir-vakfi-yonetim-kurulu-baskani-emine-ogun-deprem-kayiplarini-onlemek-icin-yeni-sehirler-hayata-gecirmeliyiz/ Ünlü Mimar ve Şehir Plancısı merhum Dr.

Ev ve Şehir Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Emine Öğün: Deprem kayıplarını önlemek için ‘Yeni Şehirler’ hayata geçirmeliyiz yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Ünlü Mimar ve Şehir Plancısı merhum Dr. Turgut Cansever’in kurduğu Ev ve Şehir Vakfı, 6 Şubat depremlerinin yıldönümünde, mevcut yapılaşma sorununa yönelik önerilerini paylaştı.

Cansever’in kızı ve Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı Emine Öğün, “Benzer acıların tekrar yaşanmaması tüm disiplinlerin katkısıyla ‘Yeni Şehirler’e yönelik projelerin oluşturulmasının yararına inanıyor ve çalışmalarımızı değerli akademisyen ve uzmanlarla iş birliği içerisinde sürdürüyoruz” dedi. 

Türkiye’yi yasa boğan 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin 2’nci yıl dönümüne ilişkin açıklamada bulunan Ev ve Şehir Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Emine F. Öğün, “Yurdumuzun çeşitli bölgelerinde art arda ve son olarak 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş’ta meydana gelen güçlü depremler, hepimize büyük acılar yaşattı ve mevcut yapılarımızın büyük kısmının depreme karşı dayanıklı olmadığını gözler önüne serdi” dedi.  

 

‘Akademisyen ve uzmanlarla iş birliği içindeyiz’

Benzer acıların tekrar yaşanmaması için Ev ve Şehir Vakfı olarak çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Emine Öğün, “Ülkemizin konut ihtiyacının uygun standartlarda karşılanmasında örnek teşkil edecek, başta şehir planlama, mimarlık, mühendislik, jeoloji olmak üzere, ilgili tüm disiplinlerin katkısıyla ‘Yeni Şehirler’e yönelik projelerin oluşturulmasının yararına inanıyoruz. Bu kapsamda da çalışmalarımızı değerli akademisyen ve uzmanlarla iş birliği içerisinde sürdürüyoruz” diye konuştu. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Ev ve Şehir Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Emine Öğün: Deprem kayıplarını önlemek için ‘Yeni Şehirler’ hayata geçirmeliyiz yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Vodafone Vakfı ve “Hayat Tamircisi” Hasan Kızıl’dan Engelli Hayvanlara Özel Proje https://kocaelibasin.com.tr/vodafone-vakfi-ve-hayat-tamircisi-hasan-kizildan-engelli-hayvanlara-ozel-proje/ Mon, 03 Feb 2025 10:00:00 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/vodafone-vakfi-ve-hayat-tamircisi-hasan-kizildan-engelli-hayvanlara-ozel-proje/ Proje kapsamında, Vodafone Gönüllüleri’nin katılımıyla Hasan Kızıl liderliğinde yürüteç yapım atölyesi düzenlendi.

Vodafone Vakfı ve “Hayat Tamircisi” Hasan Kızıl’dan Engelli Hayvanlara Özel Proje yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Proje kapsamında, Vodafone Gönüllüleri’nin katılımıyla Hasan Kızıl liderliğinde yürüteç yapım atölyesi düzenlendi. Ayrıca, HAÇİKO Çiftliği ziyaret edilerek buradaki hayvanların sahiplendirilmesi için çağrı yapıldı.

Vodafone Vakfı, ünlü hayvan aktivisti ve “Hayat Tamircisi” proje yöneticisi Hasan Kızıl ile güçlerini birleştirdi. Projeyle, engelli hayvanlara yürüteç sağlanarak yeni bir yaşam fırsatı sunulması hedefleniyor. Bu kapsamda ilk etkinlik Vodafone Plaza’da gerçekleştirildi. Vodafone Gönüllüleri, Hasan Kızıl’ın rehberliğinde engelli hayvanlar için geri dönüştürülebilir malzemelerden yürüteçler yaptı. Projeye ilham veren engelli köpek Fiona için de özel bir protez hazırlandı. Fiona’nın ardından başka engelli köpek ve kediler de Vodafone Vakfı ve Hasan Kızıl işbirliğiyle yürüteçlerine kavuşacak.

 

Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel, şunları söyledi:

 

Vodafone Vakfı olarak, teknolojiyle insanları birbirine bağlarken hayvan dostlarımızı da unutmadığımızı göstermek istiyoruz. Engelli hayvanların yeniden hayata tutunabilmesi için gönüllülerimizle, ‘Hayat Tamircisi’ Hasan Kızıl’ın liderliğinde yürüteç yapım atölyesi düzenledik. Bir çöp kenarında terk edilmiş olarak bulunan Fiona’nın ilk adımlarına hep birlikte şahit olduk. Amacımız, daha fazla hayvanın hayatına dokunmak. İleride de hayvanların daha iyi şartlarda olmaları için çalışmaya devam edeceğiz.

 

“Hayat Tamircisi” Hasan Kızıl ise şöyle konuştu:

 

“Fiona’nın gözlerindeki umut ve yaşama azmi, bu projenin en büyük gücü. Fiona’nın hikâyesi, bu dünyada hiçbir canlının umutsuz bırakılmaması gerektiğinin bir kanıtı. Vodafone Vakfı ile birlikte daha fazla engelli hayvanın yeniden yürüyebilmesi için çalışıyoruz.”

 

HAÇİKO Çiftliği’ne ziyaret

Proje kapsamında Vodafone Gönüllüleri, HAÇİKO Çiftliği’ni de ziyaret etti. Çiftliği gezip işleyişi hakkında bilgi alan Vodafone Gönüllüleri, demonte halindeki kedi evlerini monte etti ve hayvanlarla birlikte fotoğraf çektirdi. Gönüllüler, geziyle ilgili yaptıkları sosyal medya paylaşımlarıyla da hayvanların sahiplendirilmesi için HAÇİKO’ya yönlendirmede bulundu.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Vodafone Vakfı ve “Hayat Tamircisi” Hasan Kızıl’dan Engelli Hayvanlara Özel Proje yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Vakıfbank 45. Uluslararası Trabzon Yarı Maratonu kayıt gelirleri Türkiye Atletizm Vakfı, UNICEF Türkiye ve Yeşilay’a bağışlanacak https://kocaelibasin.com.tr/vakifbank-45-uluslararasi-trabzon-yari-maratonu-kayit-gelirleri-turkiye-atletizm-vakfi-unicef-turkiye-ve-yesilaya-bagislanacak/ Tue, 28 Jan 2025 13:00:12 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/vakifbank-45-uluslararasi-trabzon-yari-maratonu-kayit-gelirleri-turkiye-atletizm-vakfi-unicef-turkiye-ve-yesilaya-bagislanacak/ Vakıfbank 45.

Vakıfbank 45. Uluslararası Trabzon Yarı Maratonu kayıt gelirleri Türkiye Atletizm Vakfı, UNICEF Türkiye ve Yeşilay’a bağışlanacak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Vakıfbank 45. Uluslararası Trabzon Yarı Maratonu “Her Adımda Barışa Koş” mottosuyla, 23 Şubat 2025, pazar günü düzenlenecek. 

Karadeniz’in spor şehri Trabzon’da, mavinin yeşille buluştuğu eşsiz bir manzara eşliğinde düzenlenecek olan Uluslararası Trabzon Yarı Maratonu, 45. yılında sporun birleştirici gücüyle toplumsal faydayı ön plana çıkarıyor. Maratondan elde edilecek kayıt gelirleri, Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından Türkiye Atletizm Vakfı, UNICEF Türkiye Milli Komitesi ve Yeşilay’a bağışlanacak.

Bu sene “Her Adımda Barışa Koş” mottosuyla düzenlenecek Vakıfbank 45.Uluslararası Trabzon Yarı Maratonu, sporun birleştirici gücüyle sivil toplum kuruluşlarına destek sağlamayı hedefliyor. Katılımcılar, hem kendi sınırlarını zorlayacak hem de gençlere, çocuklara, sağlıklı yaşam bilincine katkıda bulunacak. 45 yıllık köklü geçmişiyle Trabzon Yarı Maratonu, bu yıl da ilham verici gücü ve dayanışma ruhuyla dünyanın dört bir yanına barış ve kardeşlik mesajı taşıyacak.

Vakıfbank 45. Uluslararası Trabzon Yarı Maratonu, Türkiye Atletizm Vakfı, UNICEF Türkiye  ve Yeşilay ile hayatlara dokunacak

Türkiye Atletizm Eğitim Vakfı, “Cüneyt E. Koryürek Genç Atletlere Destek Projesi” ile geleceğin yıldızı olacak genç atletlerin kariyerlerini geliştirmelerine ve ulusal düzeyde başarı kazanmalarına katkı sunacak. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu-UNICEF, dünyada ve Türkiye’de çocukların yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik çalışmalar yaparken, Yeşilay, bağımlılıkla mücadele ve sağlıklı yaşam bilincinin yaygınlaştırılması için topluma değer katacak.

Her adımın barışa dönüştüğü Vakıfbank 45.Uluslararası Trabzon Yarı Maratonu, bu yıl iyiliği paylaşmak isteyen herkes için bir fırsat sunuyor. Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin kayıt gelirlerini bağışladığı “Her Adımda Barışa Koş” misyonuna destek vermek isteyen koşucular, Türkiye Atletizm Eğitim ve Yardımlaşma Vakfı Türkiye Atletizm Vakfı   Halk Bankası Ataköy şubesi  TR47 0001 2009 8520 0016 0000 01  TL hesabına, UNICEF Türkiye Milli Komitesi’nin https://www.unicefturk.org/yazi/kendi-bagis-kampanyani-ac ve Yeşilay’ın https://www.yesilay.org.tr/tr/bagis-yap web siteleri üzerinden bağış yaparak katkıda bulunabilecek. 

Sporun hem fiziksel bir aktivite hem de toplumsal dönüşümün güçlü bir aracı olduğunu vurgulayan Vakıfbank 45. Uluslararası Trabzon Yarı Maratonu, her yaştan ve seviyeden katılımcıya açık bir etkinlik olarak sporu tabana yaymayı ve toplumun her kesimini bir araya getirmeyi amaçlıyor. 

Her yıl daha fazla koşucunun ilgisini çeken Uluslararası Trabzon Yarı Maratonu, bu yıl da Türkiye’nin dört bir yanından ve uluslararası arenadan birçok sporcuyu Trabzon’un eşsiz güzellikleriyle buluşturacak.

Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından organize edilen, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Türkiye Atletizm Federasyonu ve Trabzon Valiliği tarafından desteklenen Vakıfbank 45.Uluslararası Trabzon Yarı Maratonu’nun kayıtları, 18 Şubat 2025 Salı günü saat 00:00’a kadar https://yarimaraton.trabzon.bel.tr adresi üzerinden yapılacak.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Vakıfbank 45. Uluslararası Trabzon Yarı Maratonu kayıt gelirleri Türkiye Atletizm Vakfı, UNICEF Türkiye ve Yeşilay’a bağışlanacak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Osmanlı’da ekonomi ve hukuk düzenine farklı bir bakış “Hukuki ve İktisadi Yönleriyle Para Vakfı” https://kocaelibasin.com.tr/osmanlida-ekonomi-ve-hukuk-duzenine-farkli-bir-bakis-hukuki-ve-iktisadi-yonleriyle-para-vakfi/ Tue, 21 Jan 2025 10:50:02 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/osmanlida-ekonomi-ve-hukuk-duzenine-farkli-bir-bakis-hukuki-ve-iktisadi-yonleriyle-para-vakfi/ VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), “Hukuki ve İktisadi Yönleriyle Para Vakfı” isimli kitabı okurlarıyla buluşturuyor.

Osmanlı’da ekonomi ve hukuk düzenine farklı bir bakış “Hukuki ve İktisadi Yönleriyle Para Vakfı” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), “Hukuki ve İktisadi Yönleriyle Para Vakfı” isimli kitabı okurlarıyla buluşturuyor. Erol Özvar ve Murteza Bedir’in editörlüğünde hazırlanan bu çalışma vakıf kurumunun Osmanlı ekonomik ve hukuk düzenine özgü bir türü olan para vakfı sistemini ele alan makalelerden oluşuyor.

VBKY’nin iktisat kitaplığı, Erol Özvar ve Murteza Bedir’in editörlüğünü yaptığı, “Hukuki ve İktisadi Yönleriyle Para Vakfı” kitabıyla genişlemeye devam ediyor. Vakıf, İslâm medeniyetinin en önemli ve özgün kurumlarından olma özelliğinin yanı sıra aynı zamanda İslâm’ın fetihlerle birlikte yayılmaya başladığı ilk yüzyıldan günümüze kadar varlığını sürdürmesi bakımından en süreklilik arz edenidir. Bu çalışma vakıf kurumunun Osmanlı ekonomik ve hukuk düzenine özgü özel bir türü olan para vakfı sistemini ele alan makalelerden oluşuyor. Alanında uzman akademisyenler tarafından kaleme alınan her bir makale, Osmanlı toplumunun ekonomik ve sosyal hayatında da merkezî bir rolü olan bu sistemi, para vakıflarının doğuşundan Osmanlı hukuk sistemindeki tartışmalara, bu vakıfların finansal işleyişinden, toplumsal etkilerine kadar geniş bir yelpazede tartışıyor. VakıfBank Kültür Yayınları’nın okuyucuyla buluşturduğu bu eser, para vakfı sisteminin günümüze kadar uzanan tarihine ilgi duyan her türden okuyucu için vazgeçilmez bir başvuru kaynağı.

 

Kitaptan: 

“Para vakfının menşei konusunda tarihçiler ve hukukçular ihtilaf hâlindedir. Eldeki maddi veriler, ilk kurulan para vakfına ait senetlerin 15. yüzyılın başlarına ait olduğunu göstermektedir. Para vakfının ilk kez ne zaman ve hangi bölgede kurulduğu tartışmalı olsa da yayılmasına ve genişlemesine 16. yüzyıldan itibaren Anadolu ve Balkan coğrafyalarında tanık olunmaktadır. Para vakfı sektörünün büyümesi yani hem sayı ve hem fon olarak hacminin artışı 17. yüzyıl boyunca devam etmiştir. Büyüme temposu mevcut olanlara ilave edilen yenileriyle 18. yüzyılda sürmüştür. Bir kurum olarak para vakfının büyük gayrimenkullere dayalı yüksek mansıp sahiplerinin kurdukları vakıfların yanında birikimi fevkalade mütevazı olan halktan kimselerin vakıf sektörüne birikimleriyle katılmalarının önünü açmış olduğunu bilhassa Ömer L. Barkan’ın çalışmalarında ortaya konulmaktadır. Bu vasfıyla para vakfının Osmanlı toplumunda halkın nakit paralarını çeşitli saiklerle “gömüleme” işlemini azaltmasına vesile olduğunu, ellerindeki nakitleri vakıf yoluyla mübadeleye sevk ettiğini söylemek mümkündür. Osmanlı döneminde ortaya çıkan ve yaygınlaşan para vakıfları küçük üretici ve tüketiciler için kısa süreli borç temin eden kurumlar olarak tefeciliğin yayılmasını önlemişlerdir. Gerek şehirdeki esnaf, tüccar ve sanatkarların gerekse kırda yaşa yan zirai üreticilerin nakit ihtiyacı kendi aralarında yaptıkları enformel borçlanma işlemlerinin yanı sıra para vakıflarının sağladıkları fonlarla karşılanmıştır.”

  

Yazar Hakkında;

Erol Özvar: İktisat ve İktisat Tarihi Profesörü. 1989 yılında Marmara Üniversitesi İktisat Bölümü’nde lisans mezuniyetini tamamlayan Özvar, aynı üniversitede iktisat tarihi alanında yüksek lisans ve doktora yaptı. Türk Tarih Kurumu’nda bilim kurulu üyeliği ve Uluslararası Türkiye’nin Sosyal ve Ekonomik Tarihi Birliği’nin idare kurulu üyeliği görevlerinde bulunan Özvar, Uluslararası İktisat Tarihi Kurumu’nun Bilim Kurulu üyesidir (Fondazione Istituto Internazionale di Storia Economica F. Datini-İtalya). Hâlihazırda Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanı olan Özvar’ın Türkçe ve yabancı dillerde yayınlanmış pek çok çalışması bulunmaktadır. 

Murteza Bedir: İslâm Hukuku Profesörü. 1992 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Londra Üniversitesi Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulu (SOAS) Hukuk Bölümü’nde yüksek lisansını (1996), Manchester Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Bölümü’nde “Early Development of Hanafi Usul al-fiqh (Legal Theory)” adlı teziyle doktorasını tamamladı. Fıkıh ve fıkıh usûlü, özellikle de Hanefî fıkhı üzerine çok sayıda telif ve tercüme eser, kitap bölümü, uluslararası ve ulusal yayınlarda makale ve ansiklopedi maddesi kaleme alan Bedir, hâlihazırda Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) başkanlığı görevini sürdürmektedir.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Osmanlı’da ekonomi ve hukuk düzenine farklı bir bakış “Hukuki ve İktisadi Yönleriyle Para Vakfı” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Biliyorsun, Sorumlusun: TEMA Vakfı 2024’ün Çevre Olaylarını Değerlendirdi https://kocaelibasin.com.tr/biliyorsun-sorumlusun-tema-vakfi-2024un-cevre-olaylarini-degerlendirdi/ Fri, 10 Jan 2025 11:39:58 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/biliyorsun-sorumlusun-tema-vakfi-2024un-cevre-olaylarini-degerlendirdi/ 2024 yılı, hem ülkemizde hem de dünya genelinde ekokırım (doğa tahribatı) etkilerini yoğun olarak hissettiğimiz bir yıl oldu.

Biliyorsun, Sorumlusun: TEMA Vakfı 2024’ün Çevre Olaylarını Değerlendirdi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
2024 yılı, hem ülkemizde hem de dünya genelinde ekokırım (doğa tahribatı) etkilerini yoğun olarak hissettiğimiz bir yıl oldu. Toprak erozyonu, vahşi madencilik, sürdürülebilir olmayan sanayileşme faaliyetlerinden kaynaklanan arazi tahribatı, su varlıklarının azalması ve zarar görmesi, gıda güvenliğine yönelik tehditler, iklim krizinin tetiklediği afetler ve biyolojik çeşitlilik kaybı bu yılın en çarpıcı sorunları olarak öne çıktı.

Kömür odaklı enerji politikaları ve IV. Grup metalik madencilik (altın, gümüş, bakır, nikel vb.)  faaliyetleri doğal varlıklarımıza ciddi zararlar verdi. Yıl sonunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından açıklanan 2024-2028 Stratejik Plan’da maden, petrol ve doğalgaz arama-çıkarma faaliyetleri ile nükleer enerji kapasitesinin artırılacağının belirtilmesi ise gelecekte ekokırımın şiddetleneceğine dair endişeleri artırdı. Ayrıca, geçtiğimiz yıl kentlerde ve kırsal alanlarda doğaya uyumlu olmayan planlama ve yapılaşma baskısı, ekosistem üzerindeki olumsuz etkileri daha da derinleştirdi.

Tüm bu zorlu tabloya rağmen, doğa koruma çabaları sayesinde umut verici gelişmeler de yaşandı. TEMA Vakfı olarak, doğa için kararlılıkla çalışan, yaşamı ve doğal varlıklarımızı savunan her bir yurttaşımıza teşekkür ediyoruz. Sizler için hazırladığımız bu derlemede, 2024 yılında doğa koruma çabalarımızı güçlendiren olumlu adımları ve ekosistemimizi tehdit eden olumsuz gelişmeleri bir araya getirerek, çevre gündemine dair kapsamlı bir bakış sunmak istedik.

Yeni bir yılı karşılarken, “Biliyorsun, Sorumlusun” diyerek doğayı korumanın hepimizin ortak sorumluluğu olduğunu ve toplumun her kesiminin iş birliği içinde hareket etmesi gerektiğini biliyor, daha sürdürülebilir bir gelecek için hep birlikte adımlar atmayı hedefliyoruz.

2024’ün Olumlu Çevre Haberleri 

Avdan’dan güzel haber

Denizli’nin Tavas ilçesine bağlı Avdan köyünde yapılması planlanan kömür madeni kapasite artışına ilişkin “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu” kararı, Avdan Platformu’nun açtığı dava sonucunda mahkeme tarafından iptal edildi.

Avdanlıların kararlı ve haklı mücadelesi ile elde edilen bu önemli karar, çevreyi ve geleceğimizi savunma çabasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. 

Eskişehir’i maden çöplüğüne çevirecek projeye iptal kararı çıktı

Eskişehir Sivrihisar’da, 10 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Kaymaz Altın Madeni’nin üçüncü atık barajı inşa etme ve kapasite artışı talebine yönelik verilen “ÇED Olumlu” kararı, mahkeme tarafından iptal edildi. 

Maden projesi kapsamında, her gün 149 kamyon cevherin Çanakkale’den Eskişehir’e taşınacağı tespit edilmişti. Ayrıca gerçekleştirdiğimiz çalışmalarla, daha birçok ilden de Eskişehir’e cevher taşıma işleminin planlandığını ortaya koymuştuk.

Bu iptal kararıyla bölgenin doğal varlıklarını ve halk sağlığını tehdit edecek bir adımın önü kesilmiş oldu.

Zeytin, madene galip geldi

1 Mart 2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan Maden Yönetmeliği’nde yapılan değişiklik ile zeytinlikler, enerji amaçlı madencilik faaliyetlerine açılmıştı. Yönetmelik değişikliğine karşı açtığımız davada Danıştay 8. Dairesi, bu düzenlemeyi hukuka aykırı bularak iptal etti. Bu karar ile zeytinliklerimiz maden faaliyetlerine karşı korunmuş oldu. 

Kazdağları’nda felspat ocağı kararı yargıdan geri döndü

Çanakkale’nin Bayramiç ilçesine bağlı Yanıklar köyünde yapılması planlanan Feldspat Ocağı Projesi’nin “ÇED Gerekli Değildir” kararı mahkeme tarafından iptal edildi. Kararda, projenin doğal varlıklara ciddi zarar vereceği ve kümülatif etki değerlendirmesinin yapılmadığı gerekçe olarak gösterildi. Bölgedeki diğer IV. Grup metalik madencilik projeleri için de benzer kararların verilmesini bekliyoruz. 

Nejla Işık, “İlham Veren Kadın” seçildi

Akbelen Ormanı için kömür madenine karşı yıllardır mücadele veren İkizköy muhtarı Nejla Işık, mücadelesiyle herkese örnek olarak BBC’nin İlham Veren 100 Kadın listesine girdi. Ekoloji mücadelesinde kadınların varlığı, dayanışması ve yarattıkları fark hepimize umut vermeyi sürdürüyor. 

Belçika, ekokırımı suç olarak kabul eden ilk Avrupa ülkesi oldu

Belçika, “ekokırımı” suç kabul eden ilk Avrupa ülkesi olarak bir ilke imza attı. Bu tarihi karar, doğal çevrenin korunması ve ekolojik tahribatlara karşı etkili yasal önlemler alınması konusunda önemli bir adım teşkil ediyor.

Ülkemizde de ekosisteme, doğal ve kültürel çevreye telafisi imkânsız zararlar veren, canlıların yaşam hakkını tehdit eden her türlü faaliyetin Ceza Kanunu’na göre suç olarak tanımlanması ve bu faaliyetlerin izin süreçleri dâhil olmak üzere tüm suçluların cezalandırılması için “Ekokırım Yasası”nın bir an önce hazırlanarak yürürlüğe girmesi gerekiyor.

 

2024’ün Olumsuz Çevre Haberleri

İliç’te göz göre göre gelen felaket

13 Şubat’ta Erzincan’ın İliç ilçesinde faaliyet gösteren Çöpler Altın Madeni’nde yaşanan felaket, 9 maden işçisinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Madende meydana gelen göçük ile başta siyanür olmak üzere çok sayıda zehirli kimyasal atığın Fırat Havzası’na karışması, doğal varlıklarımız üzerinde geri dönüşü imkânsız bir kirlilik yarattı.

Aynı maden sahasında 21 Haziran 2022’de de siyanür solüsyonu borusunun patlaması sonucunda tonlarca kimyasal çevreye yayılmıştı. Vahşi madencilik faaliyetleri, her geçen gün şiddetini artırarak doğal varlıklarımızı ve insan hayatını tehdit etmeye devam ediyor.

Depremler ikincil felaketlere yol açmasın

6 Şubat depremlerinin üzerinden neredeyse 2 yıl geçti. Ancak enkaz atıkları hâlâ gelişigüzel depolanıyor ve insan sağlığı ile doğal alanları tehdit etmeye devam ediyor. Hatay’da Milleyha Kuş Cenneti’ne dökülen enkaz atıkları için de hâlâ bir çözüm bulunmadı. Doğal yaşam ve biyolojik çeşitlilik için kritik öneme sahip bu alanların acilen korunması gerekiyor.

Yeniden yapılanma sürecinde konut ihtiyacını karşılamak adına yürütülen çalışmalar da doğal alanları tahrip ediyor. Ne yazık ki zeytinlikler, hem enkaz atıkları hem de yapılaşma baskısı altında. 

TEMA Vakfı olarak konut projelerinin planlanmasında sosyal, ekonomik ve ekolojik değerlerin gözetilmesi ve deprem bölgelerinde halkın katılımıyla bütüncül bir planlama süreci işletilmesi gerektiğinin altını çiziyoruz.

Doğa savunucusu Reşit Kibar katledildi!

Artvin Hopa’da ormanlık alanda yapılmak istenen projeye karşı doğasını, ormanını ve toprağını koruyan Reşit Kibar, ağaç kesim ihalesini alan şirket yetkilisi tarafından açılan ateş nedeniyle hayatını kaybetti. 

TEMA Vakfı olarak mezarı başında saygıyla andığımız Reşit Kibar’ın ağaçları korumak için gösterdiği cesaret, bizlere tüm canlıların yaşam hakkına saygı duyulması gerektiğini her zaman hatırlatacak. 

Hatice Teyze para cezasına çarptırıldı

Denizli’nin Tavas ilçesindeki Avdan köyünde yaşayan 75 yaşındaki Hatice Kocalar, Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararına rağmen tarlasına giren kömür madeni şirketi yetkililerini darp ettiği iddiasıyla yargılandı ve para cezasına çarptırıldı. 

“Toprağına sahip çıkan suçlu olamaz.” diyen Hatice Teyze’nin haklı mücadelesini destekliyor ve toprağını, havasını, suyunu koruyan hiç kimsenin cezalandırılmaması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.                                              

Bayramiç, Kirazlı olmasın!

Çanakkale Bayramiç’te yapılması planlanan Halilağa Bakır Madeni projesi hakkında verilen “ÇED Olumlu” kararının iptaline yönelik başlattığımız hukuki süreçte ilk davayı kazanmıştık. Ancak, 2009/7 Genelgesi ile ÇED raporuna eklemeler yapılarak yeniden “ÇED Olumlu” kararı alındı. Bu karara karşı açtığımız ikinci davada, bilirkişi raporu projenin olumsuz etkilerini açıkça ortaya koymasına rağmen, mahkeme söz konusu tespitleri yok sayarak davamızı reddetti. 

Ruhsat alanı yaklaşık 8.000 futbol sahası büyüklüğünde olan maden projesi hayata geçerse Çanakkale’de 100.000’den fazla insanın bir yılda kullanacağı suyu tüketecek ve bölgedeki tarımsal üretimle birlikte tüm canlı yaşamını tehdit edecek.  Bu nedenle Danıştay’a yaptığımız itiraz başvurusunun lehimize sonuçlanmasını umuyoruz.

Türkiye için zaman daralıyor, kömürden acilen çıkılmalı!

Bu yıl, Bakü’de düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 29. Taraflar Konferansı (COP29), iklim finansmanını ana gündem olarak ele aldı. Ancak, iklim krizinin artan olumsuz etkilerinden sorumlu ülkeler tarihsel yükümlülüklerini yerine getirmekte yetersiz kalırken; sel, kuraklık ve aşırı hava olaylarından en çok etkilenen ülkelerin iklim adaleti talepleri giderek artıyor. Ayrıca COP29’un 300 milyar dolarlık finansman hedefi, büyük petrol ve gaz şirketlerinin yıllık 400 milyar doları bulan devasa kârlarının yanında oldukça yetersiz kaldı.

Türkiye ise ulusal iklim ve enerji politikalarındaki eksikliklerle öne çıktı. Zirvede açıklanan 2053 Uzun Dönemli İklim Stratejisi, kömürden çıkış veya fosil yakıtları terk etme konusunda somut hedefler içermiyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2024-2028 Stratejik Planı da kömür, nükleer ve madenciliğe ilişkin yatırımları artırmayı öngörüyor.

TEMA Vakfı olarak iklim kriziyle mücadelede, tüm kesimlerin iş birliği içinde doğa ile uyumlu bir yaşam modelinin kurulmasına katkı sağlamaları ve mevcut politikaların güçlendirilmesi gerektiğini savunuyoruz.

İklim krizi felaketleri artırıyor

2024 yılı, sıcaklık ortalamalarının rekor kırdığı ve iklim değişikliğinin etkilerinin daha net hissedildiği bir yıl oldu. Dünya Meteoroloji Örgütü, 1,5°C sınırının artık tehdit altında olduğunu açıklarken, dünya genelinde sel, fırtına ve kasırga gibi afetlerin şiddeti arttı ve bilimsel çalışmalar bu afetlerin etkilerini doğrudan iklim değişikliğiyle ilişkilendirdi.

Londra’da yapılan bir araştırma, “Yüzyılın Kasırgası” olarak adlandırılan ve en az 16 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Milton Kasırgası’nın iklim değişikliği olmasaydı Kategori 2 seviyesinde, yani daha düşük bir şiddette gerçekleşeceğini ortaya koydu. Yine 2024’te meydana gelen Helene Kasırgası ise 232 kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı. Bu veriler, iklim krizinin yaşamlarımız üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne serdi.

Bilimsel araştırmaların da gösterdiği üzere, sıcaklık artışının ana nedeni insan kaynaklı sera gazı emisyonlarıdır. Bu doğrultuda sıcak hava dalgalarına karşı toplum sağlığını koruyacak uyum politikalarının hayata geçirilmesi ve adil iklim politikalarının uygulanmasının hayati önem taşımaktadır.

Türkiye nüfusunun %92’si kirli hava soluyor

Temiz Hava Hakkı Platformu’nun (THHP) her yıl Türkiye’deki hava kirliliği ve sağlık üzerinde ki etkilerini ele alarak hazırladığı Kara Rapor’un verilerine göre, ülke nüfusunun %92’si kirli hava soluyor. İzmir, Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlerde hava kirliliği ulusal sınır değerlerin üzerinde seyrediyor. Bu durum, yalnızca çevresel bir sorun değil, aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı krizine işaret ediyor.

 

Örneğin, Hakkari’de PM2,5 düzeyi 5 µg/m3 ‘ün altına düşürülmüş olsaydı, hava kirliliği kaynaklı 230 ölümün % 41’i önlenebilirdi. Hava kirliliğine bağlı ölüm oranlarında Hakkari’yi Batman, Şırnak, Muş, Malatya, Iğdır, Şanlıurfa, Ağrı, Osmaniye ve Gaziantep gibi iller takip ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) değerlerine göre, hava kirliliğine bağlı ölümlerin sayısal olarak en fazla olduğu iller ise 8 bin 357 ölümle İstanbul, 4 bin 852 ölümle İzmir ve 3 bin 657 ölümle Bursa.

 

Temiz hava politikalarının uygulanması ve hem gezegenimizin hem de toplum sağlığının korunması adına kömür başta olmak üzere fosil yakıtların terk edilmesi gerektiğini tekrar hatırlatıyoruz.

Marmara Denizi’nde müsilaj tehlikesi devam ediyor

2021 yılında Marmara Denizi’ni kaplayarak büyük bir çevre felaketine dönüşen müsilaj, Erdek Körfezi’nde yeniden görüldü.  Vakfımızın Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, Ekim ayında yapılan dalışlarda 10-24 metre derinlikte müsilaj tespit edildiğini ve önlem alınmadığı takdirde ilkbahar ve yaz aylarında Marmara Denizi için ciddi riskler doğabileceğini belirtti. Bu durum, denizlerdeki organik atık miktarının artışı, deniz suyu sıcaklığındaki yükselme ve denizlerdeki tabakalaşma gibi etkenlerle deniz ekosistemini olumsuz etkiliyor. 

Marmara Denizi’nin kirlilik yükünün acilen azaltılması, denizlere arıtılmadan atık boşaltılmasının durdurulması ve su varlıklarımızın korunması için kararlı adımlar atılması gerektiğinin altını çiziyoruz. 

Gerede Çayı temiz aksın!

Bolu’dan Zonguldak’a kadar uzanan ve yüzlerce köy ile binlerce canlıyı besleyen Gerede Çayı,  2024 yılında bir yaşam mücadelesi verdi. Bölgedeki fabrikaların atıklarının çaya boşaltılmasıyla yıllardır devam eden kirlilik, toplu balık ve büyükbaş hayvan ölümlerine neden olurken, köylerde ise yaşamı olumsuz etkiliyor. 

Gerede Çayı’nı yok eden bu kirliliğe “dur” demek için Gerede Çayı Temiz Aksın Platformu ile birlikte kirlenmeye yol açan tüm kaynakların kontrol altına alınması, fabrikaların denetimlerinin artırılması ve mevcut kirliliğin giderilmesi için mücadele ediyor ve yetkililere çağrılarımızı sürdürüyoruz.

İzmir’de yaklaşık 2.200 futbol sahası büyüklüğünde orman alanı yandı

2024 yılı, orman yangınları ile yine yüreklerin yandığı bir yıl oldu. Yangınlara karşı her zaman hazırlıklı olmamız gerektiğini hatırlatan 2021’deki orman yangınları, Çanakkale’de büyük bir doğa tahribatına neden olmuştu. Bu sene de İzmir’de birçok yerde meydana gelen orman yangınları hepimizi derinden üzdü. 13 Ağustos’ta İzmir Karşıyaka’nın Yamanlar Dağı’ndaki ormanlık alanda başlayıp, Çiğli ve Bornova ilçelerinin sınırlarına yayılan bu yangın, 5 günlük mücadele sonucunda kontrol altına alınabildi. Orman dışı alanların da zarar gördüğü bu büyük yangında yaklaşık 1.650 hektar (2.200 futbol sahası büyüklüğünde) orman alanı tahrip oldu.

Orman Kanunu’nun EK-16 maddesi ormanları tehdit ediyor

2024 yılında, 6831 Sayılı Orman Kanunu’ndaki EK-16. madde kapsamında yayımlanan beş kararname ile 23 ilde toplam 1.444 hektar orman alanının (yaklaşık 2.000 futbol sahası) orman sınırları dışına çıkarılması kararı alındı. Böylelikle kanunun yürürlüğe girdiği 28 Nisan 2017 tarihinden itibaren EK-16. madde uygulamalarıyla 39 ildeki yaklaşık 600 noktada, 3.100 hektar (yaklaşık 4.140 futbol sahası) orman alanının satışı ya da imara açılması mümkün kılındı.

TEMA Vakfı olarak orman varlığımızı tehdit eden ve orman suçlarının artışına neden olabilecek bu kararın, yürürlükten kaldırılmasını yeniden talep ediyoruz. Yapılan uygulamaları yakından takip ediyor ve hukuka aykırı durumları yargıya taşıyoruz.

Unutmamalıyız ki ormanlarımızı korumak sadece çevresel sürdürülebilirlik için değil, gelecek nesillere daha yaşanılabilir bir dünya bırakmak için de hayati önem taşıyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Biliyorsun, Sorumlusun: TEMA Vakfı 2024’ün Çevre Olaylarını Değerlendirdi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>