?>
?>
Konya Büyükşehir Belediyesi, dijitalleşen dünyada kesintisiz hizmet sunma hedefi doğrultusunda altyapısını güçlendirmeye devam ediyor.
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, KOSKİ Genel Müdürlüğü’nün afetler başta olmak üzere her türlü olağanüstü duruma karşı hazır olmak için klasik veri merkezi anlayışını daha ileriye götürerek yerel yönetimlerde bir ilk olarak Mobil Veri Merkezi Sistemi’ne geçtiğini ifade etti. KOSKİ’nin 6 Şubat depremlerinin ardından edindiği tecrübelerle yapımı hızlandırılan sistem sayesinde kritik altyapılarda sürekliliği sağladığını kaydeden Başkan Altay, merkezin su yönetimi sistemlerinin özellikle kriz anlarında çalışır durumda olması ve vatandaşların temel ihtiyaçlarının karşılanabilir hale gelmesini sağlayabildiğini söyledi.
SİSTEM “AKTİF-AKTİF” PRENSİBİYLE ÇALIŞIYOR
Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü’nün, sadece veri güvenliğini değil; aynı zamanda fiziksel hareket kabiliyetini de esas alan bu sistemle yerleşik Harezmi Veri Merkezi ile Ali Kuşçu Mobil Veri Merkezi’ni eş zamanlı olarak “aktif-aktif” prensibiyle çalışacak şekilde tasarladığını dile getiren Başkan Altay, “Bu iki veri merkezimiz, birbirleriyle anlık veri replikasyonu gerçekleştirerek çalışıyor. Böylece herhangi bir sistem arızası, elektrik kesintisi ya da benzeri bir teknik aksaklık yaşansa dahi kurumda bir kesinti hissedilmeden hizmet verilmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.
MOBİL VERİ MERKEZİ LOKASYON BAĞIMSIZ ÇALIŞIYOR
Ali Kuşçu Veri Merkezi’nin lokasyon bağımsız çalışabilme özelliğinin bulunduğuna da değinen Başkan Altay, “Sunucular, network, internet alt yapısı, enerji alt yapısı ve iklimlendirme sistemleri gibi tüm bileşenleri ve teknik personelin çalışma ortamı ile konteyner içerisinde tasarlanan Ali Kuşcu Mobil Veri Merkezi, ihtiyaç halinde istenilen yere taşınabilecek özelliklere sahip” diye konuştu.
YÜZDE 99.9 ERİŞİLEBİLİRLİK ORANI İLE SÜREKLİLİK SAĞLANIYOR
Başkan Altay, “İki farklı lokasyondaki veri merkezlerinin, birbirine yedekli iletişim altyapısıyla bağlanmış durumda olması sayesinde hem sunucular hem de ağ cihazları eş zamanlı olarak her iki merkezde çalışıyor. Oluşabilecek herhangi bir fiziksel ya da teknik problemde sistem otomatik olarak diğer veri merkezine yönlendiriliyor. Bu yapı, KOSKİ sistemlerine yüzde 99.9 oranında erişilebilirlik sağlıyor. KOSKİ Genel Müdürlüğümüz, bu yatırımıyla sadece mevcut sistemlerini güvence altına almakla kalmıyor, aynı zamanda gelecekte olası afet veya olağanüstü durumlara da hazırlıklı olmayı amaçlıyor. Vatandaşların temel hizmetlere kesintisiz erişimi için yapılan bu yatırım, şehirlerin dijital dayanıklılığını artırma konusunda önemli bir örnek teşkil ediyor” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Başkan Altay: “KOSKİ Mobil Veri Merkezi ile Su Yönetiminde Dijital Güvenliği Sağlıyoruz” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Hostagen, tüm web hosting paketleriyle birlikte kullanıcılarına ücretsiz Let’s Encrypt SSL sunarken, uzmanlar bu sertifikanın sadece temel seviyede koruma sunduğunu, hassas veri işleyen siteler için ise gelişmiş SSL sertifikalarının tercih edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Let’s Encrypt Yeterli mi? Hangi Siteler İçin Risk Oluşturuyor?
Let’s Encrypt, kullanıcı ile sunucu arasındaki bağlantıyı şifreleyen temel bir SSL çözümüdür. Bloglar, kişisel tanıtım siteleri ve kurumsal sayfalarda yeterli koruma sağlar. Ancak e-ticaret siteleri, müşteri bilgisi toplayan formlar, online rezervasyon sistemleri ya da ödeme altyapısı barındıran projeler için bu tür temel sertifikalar yetersiz kalabilir.
Çünkü bu tarz siteler, yalnızca bağlantıyı şifrelemekle kalmaz; aynı zamanda kimlik doğrulama, gelişmiş güvenlik garantileri ve şirket bilgisi görünürlüğü gibi daha kapsamlı korumalara ihtiyaç duyar.
Gelişmiş SSL Sertifikaları Neden Önemlidir?
Hostagen, güvenliği ciddiye alan projeler için DV (Domain Validated), OV (Organization Validated) ve EV (Extended Validation) gibi gelişmiş SSL sertifikaları sunmaktadır. Bu sertifikalar, yalnızca veri şifrelemekle kalmaz; aynı zamanda şirketinizin doğrulandığını ve güvenilir olduğunu ziyaretçilerinize kanıtlar.
Hostagen ile Güvenlik ve Güvenilirlik El Ele
Hostagen, SSL hizmetleri ile gelişmiş güvenlik altyapısı ve uygun fiyatlı paketleriyle tüm web sitesi sahiplerine özel çözümler sunuyor. Ücretsiz Let’s Encrypt ile küçük sitelere temel koruma sağlarken, hassas veri işleyen profesyonel projelere özel kurumsal sertifikalarla tam güvenlik vadediyor.
Ayrıca, web hosting paketleri ile entegrasyonu kolay, kurulum ve yönetim desteği Hostagen üzerinden zahmetsizce sağlanıyor.
Güvenlik İhmale Gelmez! SEO ve İtibar Kayıplarına Dikkat!
SSL sertifikası olmayan ya da yetersiz koruma sağlayan siteler, arama motorlarında “güvenli değil” olarak işaretleniyor. Bu durum, ziyaretçilerin siteyi terk etmesine, satışların düşmesine ve SEO sıralamasında gerilemelere neden olabiliyor. Ayrıca, KVKK ve GDPR gibi veri koruma düzenlemelerine uyum için de güçlü bir SSL altyapısı şart.
Ucuz veya Ücretsiz Olsa da Her SSL Her Siteye Uygun Değil!
Temel düzeyde bir çözüm arayanlar için Let’s Encrypt iyi bir başlangıç olabilir. Ancak kullanıcı verilerini toplayan, ödeme alan ya da kurumsal kimlik taşıyan siteler için bu yeterli değildir. Web sitenizin güvenliği kadar markanızın itibarı da bu karardan etkilenebilir.
Hostagen üzerinden sitenizin yapısına uygun profesyonel SSL çözümleri ile dijital güvenliğinizi bugün güçlendirin.
Veri Güvenliğinizi Riske Atmayın! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Konya Büyükşehir Belediyesi’nin Necmettin Erbakan Üniversitesi ile birlikte kurduğu Sosyal İnovasyon Ajansı’nın Meram Yerleşkesi’ndeki imza törenine katılan Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ercan Uslu, Sosyal İnovasyon Ajansı’nın veriye dayalı politika üretme ve istatistiki bilgileri şehir hayatında daha ayakları yere basan politikalar şekline getirme konusunda çok başarılı çalışmaları olduğunu söyledi.
“DAHA KAMİL BİR TOPLUM OLUŞTURMA KONUSUNDA ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ”
İlk istatistik okulunun 25 Nisan 2025’te açılacağını paylaşan Uslu, “Biz de bu bilgileri hem yatay olarak şehrin teknik ve sosyal gelişmelerinde, hem de dikey olarak iyiliğin, erdemlerin şehirde hakim olması, daha kamil bir toplum oluşturma konusunda da elimizden geleni yapacağız. Verileri bizimle paylaştıkları için TÜİK Başkanlığımıza çok teşekkür ediyorum” dedi.
“İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALADIĞIMIZ İÇİN MEMNUNİYET DUYUYORUZ”
TÜİK Başkan Yardımcısı Abdullah Yüksel de “Türkiye İstatistik Kurumu olarak Büyükşehir Belediyemizle ve Sosyal İnovasyon Ajansımızla bu şekilde bir iş birliği protokolü imzaladığımız için büyük memnuniyet duyuyoruz. Sayın Genel Sekreterimize ve ajans yetkililerimize teşekkür ediyorum” değerlendirmesini yaptı.
Konuşmaların ardından Sosyal İnovasyon Ajansı’nda TÜİK Veri Ofisi kurulmasına ilişkin protokolün imzaları atıldı.
GENÇLER İÇİN EĞİTİMLER VE ATÖLYELER YAPILACAK
TÜİK Veri Ofisi ile saha araştırmaları, sosyo-ekonomik göstergeler, istatistik okuryazarlığı gibi konularda gençlere yönelik eğitimler ve atölyeler düzenlenerek ilgili veri tabanlarına ulaşım imkanı sağlanacak. Genç araştırmacıların ofisi kullanarak nitelikli bilimsel yayınlar geliştirmesi ve TÜİK’in çalışma alanı olan istatistik biliminde farkındalık kazanmaları hedefleniyor.
Programa; TÜİK Konya Bölge Müdürü Muammer Kubaloğlu ve Uluslararası İstatistikler Daire Başkanı Cihat Erce İşbaşar da katıldı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sosyal İnovasyon Ajansı’nda TÜİK Konya Veri Ofisi Kurulmasına İlişkin Protokol İmzalandı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Siber güvenlik şirketi ESET, 28 Ocak Veri Koruma günü ve 27- 31 Ocak tarihleri arasında kutlanan Veri Gizliliği Haftası kapsamında en hassas verilerin nasıl güvende tutulabileceğine ilişkin önerileri sıraladı.
ABD Kimlik Hırsızlığı Kaynak Merkezi'(ITRC) ne göre, 2023 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde 3.200’den fazla veri tehlikeye girdi ve birden fazla kez etkilenenler de dahil olmak üzere 353 milyon mağdur oldu. Bu bireylerin her biri, sonuç olarak işlerini başka bir yere taşımaya karar veren bir müşteri olabilir ya da kuruluşunuzdaki pozisyonunu yeniden gözden geçiren bir çalışan. Bu, veri güvenliği çabalarına öncelik vermek için yeterli bir neden olmalıdır. Küresel işletmeler siber güvenlik için her yıl on milyarlarca dolar harcamasına rağmen veri ihlalleri çoğalmaya devam ediyor. Saldırıların ölçeği ve çeşitliliği, tehdit aktörlerinin becerikliliği ve tipik kurumsal saldırı yüzeyinin büyüklüğü cevaplardan bazılarını barındırıyor.
Tüm ihlaller kasıtlı değildir. Verizon tarafından geçen yıl analiz edilen ihlallerin üçte ikisinden fazlası (%68), bir çalışanın sosyal mühendislik saldırısına kurban gitmesi veya hassas bilgilerin yanlışlıkla yanlış alıcıya e-posta ile gönderilmesi gibi “kötü niyetli olmayan bir insan eyleminden” kaynaklanmıştır. İnsan hatası, bulut hesapları gibi kritik BT sistemlerinin yanlış yapılandırılmasını da içerebilir. Bu, güçlü ve benzersiz bir parola eklememek kadar basit bir şey olabilir.
Veri ihillaleri nasıl azaltılabilir?
Veri ihlalleri sorunuyla mücadele etmek, her dijital dönüşüm yatırımı, yamalanmamış uzaktan çalışma uç noktası ve çalınan kimlik bilgileriyle büyümeye devam eden bir saldırı yüzeyindeki riski azaltmak için tüm cephelerde harekete geçmek anlamına gelir. Neler yapılabilir :
· Tüm BT varlıklarınızın sürekli olarak haritasını çıkararak saldırı yüzeyinizin kapsamını anlayın
· Periyodik sızma testleri de dahil olmak üzere risk tabanlı yama ve güvenlik açığı yönetimi programlarını uygulayın
· Tüm kurumsal makinelerin ve cihazların çok katmanlı güvenlik yazılımlarıyla korunduğundan emin olun
· Veri kaybı önleme araçlarını yükleyin
· Tüm cihazlara göz kulak olmak için mobil cihaz yönetimini (MDM) kullanın ve saygın bir satıcıdan anti-malware yüklendiğinden emin olun
· Her yerde güçlü parola ilkeleri ve çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) uygulayın
· Personeli, kimlik avı mesajlarının nasıl tespit edileceği ve güvenlik farkındalığının diğer kritik alanları konusunda eğitin
· Bir olay müdahale planı oluşturun ve periyodik olarak stres testi yapın
· Verileri aktarım sırasında ve beklemede şifreleyin
· Üçüncü taraf tedarikçileri ve ortakları denetleyin
· İzinsiz girişlere karşı erken uyarı almak için ağ/uç nokta izlemeyi çalıştırın
· Bulut sistemlerinin doğru yapılandırıldığından emin olun
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Veri ihlalleri ile mücadele etmenin yolları yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Günümüzde her gün 2,5 kentilyon bayt veri üretilirken mevcut optik depolama tekniklerinin 2 boyutlu yapısı, veriyi uzun vadeli saklama konusunda yetersiz kalıyor. Bu noktada devreye giren 3D optik veri depolama sistemleri ise geleceğin depolama teknolojisi olarak görülüyor. TÜBİTAK tarafından 3,5 milyon TL destekle ödüllendirilen uluslararası bir iş birliğiyle hayata geçirilen “3D Optik Veri Depolama İçin Organik Foto Aktif Sıvı Kristal Malzemeler” başlıklı proje, Türkiye’nin veri depolama alanındaki çalışmalara önemli biri katkı sunacaktır.
Teknolojinin Uygulama Alanı Genişliyor
Prof. Dr. Huriye Akdaş’ın liderliğinde başarıyla sonuçlanan projede YTÜ’den Prof. Dr. Belkıs Bilgin Eran ve ekibi ile Fransa’dan Prof. Dr. Franck Camerel (Rennes 1 Üniversitesi, CNRS), Prof. Dr. Jean-Pierre Malval (Mulhouse Üniversitesi, CNRS), Belçika’dan Prof. Dr. Stijn van Cleuvenbergen, Prof. Dr. Koen Clays (KU Leuven) ve Polonya’dan Doç. Dr. Przemyslaw Kedziora (Moleküler Fizik Enstitüsü, Poznan) bilim insanları yer alıyor. Büyük miktarda veriyi yüksek yoğunluklu optik depolama ortamlarında kodlayarak geleneksel yöntemlerin ötesine geçen bu teknoloji, bir DVD boyutundaki diskte 100’den fazla katman oluşturarak petabayt (1024 TB) seviyesinde veri depolama kapasitesine ulaşmayı mümkün kılıyor. Üstelik bu devrim niteliğindeki yöntem, tamamen organik ve çevre dostu malzemeler kullanılarak geliştiriliyor. Prof. Dr. Huriye Akdaş ve ekibi, 3D optik veri depolamanın birkaç yıl içinde daha geniş uygulama alanlarına ulaşmasını öngörüyor. Ancak bu teknoloji üzerinde yapılan çalışmalar, şimdiden bilgi teknolojileri dünyasında heyecan yaratmış durumda.
Organik Teknolojiyle Yeni Bir Çağ
Yalnızca yüksek kapasiteli veri depolama değil aynı zamanda tamamen organik malzemelerle yenilikçi bir teknoloji geliştirme hedefiyle de dikkat çeken proje, veriyi hem güvenilir hem de sürdürülebilir şekilde yönetmek isteyen kurumlar için büyük bir umut ışığı sunuyor. YTÜ’nün önderliğinde yürütülen bu yenilikçi proje, geleceğin bilgi teknolojilerine yatırım yapmak isteyen tüm sektörler için bir yol haritası olarak görülüyor.
Kariyerinde Nobel Dokunuşları
Kariyeri boyunca fonksiyonel malzeme geliştirme ve moleküler mühendislik alanlarında dünya çapında öncü araştırmalar gerçekleştiren Prof. Dr. Huriye Akdaş, Master eğitimini Nobel Kimya Ödüllü J.-P. Sauvage’ın yanında, doktorasını ise yine Nobel ödüllü J.-M. Lehn’in öğrencisi Pr. M. W. Hosseini ile tamamlayarak post-doktora çalışmalarını ise Oxford Üniversitesi’nde yaptı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Büyük Veri Depolama Sorununa Üç Boyutlu Çözüm: YTÜ’den Dünya Çapında Proje! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İzmir Büyükşehir Belediyesi İzmir Planlama Ajansı (İZPA) tarafından şehrin uzun vadeli vizyonunu ve stratejilerini şekillendirmek üzere hazırlanan İzmir Vizyon 2074 Çerçeve Belgesi için “Nasıl Bir İzmir” panel serisi devam ediyor. Toplam 8 panel ve 8 atölye çalışmasından oluşan ve Doç. Dr. Murad Tiryakioğlu moderatörlüğünde düzenlenen “Nasıl Bir İzmir” serisinin dördüncü paneli İzQ İnovasyon Merkezi’nde gerçekleşti. “Kent İçin Müşterek Veri” başlıklı panelin ilk konuşmacısı olan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Tuğçe Tezer, depremde yüzde 85’i yıkılan ya da hasar gören Hatay örneği üzerinden bir sunum gerçekleştirdi. 6 Şubat 2023 depremlerini şehir planlama perspektifinden değerlendiren Tezer, Türkiye’de deprem öncesinde 450 bin olan müteahhit sayısının depremin ardından gelen süreçte 646 bine yükseldiğine, bütün Avrupa’da ise sadece 25 bin müteahhit bulunduğuna dikkat çekti. Hatay’da deprem sonucunda meydana gelen hasara ilişkin verileri de paylaşan Tezer, kentte yıkımı artıran temel sebepleri kurumlar arasındaki koordinasyon eksikliği, plansız ve parçalı yapılaşma, gerekli önlemler alınmaksızın zayıf zemine yapılan inşaatlar ve yapı denetimi eksikliği şeklinde sıraladı.
Erensü müşterek kavramı üzerinde durdu
Tezer’in ardından söz alan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Erensü ise konuşmasında ‘müşterekler’ kavramı üzerinde durdu. Doğal müştereklerin kaybının, çitlenmesinin, kirlenmesinin ve bozulmasının önünde durulamadığını ifade eden Erensü, “Kamu malı veya özel mülkiyet de, örneğin bir sinema ya da pastane de müşterek olabiliyor. Müşterek olma hali, kent belleği ve müştereken kullanım durumuna göre değişiyor. Ancak müştereken kullanılmıyorsa, kamu malı olsa da müşterek olmayabilir” şeklinde konuştu. Aşağıdan yukarı doğru oluşan kent hareketlerinin merkezinde müşterekleşme pratiklerinin olduğunu belirten Erensü, müşterek verinin halk sağlığı, iklime uyum gibi başlıklarda büyük önem taşıdığını vurguladı.
“Veri görünür ancak kullanılmıyor”
Panelin son konuşmacısı olan İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan Saka, şehir planlama süreçlerinde yapay zekâ kullanımının önemine değindi. Verinin görünür olmasına karşın kullanılmadığı hallerde bir değerinin olmadığını ifade eden Saka, afet süreçlerinde bu verilerin kullanımının büyük önem taşıdığını söyledi. Saka, veriye dayalı kentsel planlama uygulamalarının gerekliliğine işaret ederken eldeki verilerin trafik yönetimi, akıllı otopark, toplu taşıma optimizasyonu, çevresel izleme, enerji yönetimi gibi alanlarda kullanıldığı örnekler üzerinde durdu. Panel, konuşmaların ardından soru-cevap bölümü ile sona erdi.
Panel serisi devam ediyor
İzmir Büyükşehir Belediyesi İzmir Planlama Ajansı tarafından kurgulanan “Nasıl Bir İzmir” çalışması, iki haftada bir tüm İzmirlilerin katılımına açık olarak gerçekleşecek paneller ve bunları takip eden atölye çalışmaları ile devam edecek. Çalışmanın, Vizyon 2074 Çerçeve Belgesi’ne önemli çıktılar sağlaması bekleniyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
“Nasıl bir İzmir ” serisinde kent için müşterek veri konuşuldu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Kaspersky IT Security Economics raporu, IT Güvenliği karar vericilerini etkileyen bütçe değişiklikleri, ihlalleri ve iş zorluklarını analiz etmek üzere her yıl düzenli olarak yayınlanıyor. Rapor, farklı büyüklükteki ve sektörlerdeki kuruluşlardan BT ve BT güvenliği profesyonelleriyle yapılan görüşmelerden derleniyor. Anket Avrupa, Asya-Pasifik bölgesi, Latin Amerika, Kuzey Amerika, Orta Doğu, Türkiye ve Afrika (META) bölgesinde Mısır, Suudi Arabistan, Pakistan, Güney Afrika, Türkiye ve BAE dahil olmak üzere 27 ülkede gerçekleştirildi.
Rapora göre kesinti süresi ve üretkenlik kaybı, etkisiz BT güvenliğinin neden olduğu en endişe verici iş odaklı sorunlar arasında yer alıyor. Bu görüş küresel anlamda şirketlerin %38’i ve Türkiye’de %26’sı tarafından ifade edildi. Bu sorunla karşılaşmalarının başlıca nedeni ise tehditleri tespit etmek ve düzeltmek için geçen sürenin uzun oluşu.
Verilerin korunması, küresel olarak şirketlerin %33’ü ve Türkiye’deki şirketlerin %15’i tarafından dile getirilen bir diğer önemli endişeye karşılık geliyor. Katılımcılar bu konuda endişeli, çünkü düzenli olarak çalışanların cihazlarını kaybetmesi sorunuyla karşılaşıyor ve hem dış hem de iç nedenlerden kaynaklanan kurumsal sistemler aracılığıyla veri sızıntısı yaşıyorlar.
Küresel olarak katılımcıların %33’üne ve Türkiye’dekilerin %45’ine göre, karmaşık teknoloji ortamlarının güvenliğini ve veri bağlantısını sağlamak temel endişeler listesinde yer alıyor. Katılımcılar, bu zorluğa neden olan başlıca BT sorunları arasında bilgisayar bağlantılı olmayan cihazları içeren olayların sayısındaki artışa ve sistemleri açıkta bırakan siber güvenlik çözümlerinin hatalı işlemlerine işaret ediyor. Ayrıca, farklı bilgi işlem platformlarında güvenliği yönetmedeki zorluklar, her şeyi kapsayan güvenilir bir siber güvenlik sistemi oluşturulamamasında önemli bir rol oynuyor. Türkiye için bunlar bulut altyapısının benimsenmesiyle ilgili sorunlar (%28) ve zayıf son kullanıcı güvenlik kültürüyle başa çıkma (%26) olarak kendini belli ediyor.
Kaspersky Bilgi Güvenliği Direktörü Alexey Vovk, şunları söylüyor: “Kurumların operasyonlarını her yönden potansiyel ihlallere karşı korumaları çok önemlidir. Saldırganlar artık yalnızca sıfırıncı gün istismarlarına bel bağlamıyor. Çünkü kötü niyetli bir bağlantıya tıklamak veya bir yüklenicinin altyapısındaki güvenlik açığı da yıkıcı sonuçlara yol açabilir. Bu durum, bilgi güvenliğinin spesifik noktalara özgü önlemlerin uygulanmasıyla sınırlı kalmayıp, kapsamlı ve sistematik bir yaklaşıma dayanması gerektiğinin altını çiziyor.”
Kaspersky, şirketleri çeşitli siber tehditlere karşı korumak için şunları öneriyor:
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Veri koruma, karmaşık teknoloji ortamları ve kesinti süresi: Kaspersky, işte BT Güvenliği ile ilgili başlıca sorunları inceledi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Programı başarı ile tamamlayan katılımcılar Université Paris-Dauphine Veri Bilimi Yüksek Lisans diploması almaya hak kazanacak
İstanbul Bilgi Üniversitesi, Université Paris-Dauphine işbirliğiyle BİLGİ Eğitim İş Analitiği ve Veri Bilimi Sertifika Programı’nı hayata geçirdi. Yapay zekâ ve veri bilimi alanında uzmanlaşmak isteyen profesyoneller, lisansüstü öğrencileri ve akademisyenler için hazırlanan program geniş bir müfredatla hem teorik hem de uygulamalı eğitim sunuyor.
Katılımcıların akademik ve pratik düzeyde yetkinliklerini artırmayı hedefleyen programı başarıyla tamamlayan katılımcılar, İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafından Eğitim Sertifikası ve Université Paris-Dauphine’den Veri Bilimi Yüksek Lisans diploması almaya hak kazanacak.
Gelişen teknolojilere odaklanan program, yapay zekâ teknolojilerinden büyük veri analitiğine, bulut bilişimden derin öğrenme tekniklerine kadar geniş bir müfredatla katılımcılarına geleceğin yetkinliklerini bugünden kazandırmayı hedefliyor.
Program, dört ana modülden oluşuyor
Program, yapay zekâ ve veri bilimi alanındaki en güncel teknolojiler ve uygulamaları içeren dört ana modülden oluşuyor. İlk modülde, yapay zekâ ve veri sistemlerinin temelleri ele alınarak matematiksel modeller, algoritmalar, SQL veritabanları ve iş analitiği gibi konular işleniyor. İkinci modülde, büyük veri yönetimi, iş zekâsı uygulamaları, makine öğrenmesi ve bulut bilişim teknikleri üzerinden iş verisi analitiği ve karar verme süreçlerine odaklanılıyor. Üçüncü modül, derin öğrenme, doğal dil işleme, üretken yapay zekâ ve öneri sistemleri gibi ileri düzey öğrenme tekniklerini kapsarken bu teknolojilerin nasıl optimize edileceği ele alınıyor. Program, finans, sağlık ve robotik gibi sektörlerdeki vaka çalışmaları ve yapay zekâ projelerine odaklanan son modülle tamamlanıyor. Katılımcılar öğrendiklerini gerçek bir yapay zekâ projesi geliştirerek uygulama olanağı buluyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Université Paris-Dauphine’den Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Sertifika Programı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İster uçan otomobiller, ister son derece gelişmiş yapay zeka isterse de tıpta çığır açan bir tedavi yöntemi olsun, 2025’te ortaya çıkacak her inovasyon, veri odaklı, aynı derecede yenilikçi bir BT temeli üzerine inşa edilecek. Veri merkezinde, bulutta veya uçta depolanması, yönetilmesi ve erişilebilir hale getirilmesi gereken veri… İnsanlığın geleceğinin veri depolamaya bağlı olduğunu söylemek çok mu abartılı olur? Hiç de öyle değil…
Veri depolama alanındaki gelişmelere ayak uydurabilme yeteneği, bu cesur ve yeni dünyada rekabette fark yaratan bir unsur olacak. Gelin, 2025’te dikkat edilmesi gereken beş trende göz atalım:
1. Gelişmiş yapay zeka modelleri, depolama büyümesine yön verecek
Veri üretimi ve tüketiminin hızla arttığı ve kuruluşların bu verilerden hızla değer elde etme baskısıyla karşı karşıya olduğu açıkça bilinen bir gerçek. Gelişmiş yapay zeka teknolojilerine yoğun yatırım yapmayı hedefleyen yenilikçi şirketler, bu verilerin nasıl oluşturulduğuna, yönetildiğine ve güvenli bir şekilde erişildiğine daha yakından bakacak. Daha yüksek performans, daha düşük güç ve ölçekte daha yüksek kapasite yoluyla verimlilik, veri depolamanın AI Data Cycle – Yapay Zeka Veri Döngüsü içindeki kritik aşamalar için olanak sağlayan bir teknoloji haline gelmesiyle birlikte temel itici güçler olacak. GPU doğrudan mimarilerini mümkün kılan NVMe-oF
gibi yeni mimariler ve yüksek kapasiteli HDD’ler ve QLC SSD’lerdeki gelişmeler, depolama optimizasyonunu desteklemeye devam edecek ve kuruluşların yapay zeka uygulamalarından en yüksek değeri elde etmelerini sağlayacak.
2. Sürdürülebilir veri depolama girişimlerine odaklanmaya devam edeceğiz
Hemen hemen her sektör, gezegenimizi daha iyi hale getirmek için yeni, uzun vadeli sürdürülebilirlik girişimlerini ve en iyi uygulamaları hayata geçiriyor. BT yöneticileri ve veri merkezi mimarları için yeni veri akışını yönetmek, depolamayı optimize etmenin, depolama alanını daha verimli, daha etkili hale getirmenin ve toplam sahip olma maliyetini (TCO) düşürmenin yollarını sürekli olarak aramayı teşvik edecek. Buna, depolanan her TB veri başına daha az güç tüketen ve enerji ve soğutma maliyetlerinin azaltılmasına yardımcı olan daha yeni HDD ve SSD’ler gibi enerji açısından verimli depolama teknolojilerine yatırım yapmayı da içeriyor. Veya çoğaltma ve sıkıştırma gibi veri yönetimi uygulamaları; ek olarak verilerin doğru depolama katmanında optimize edilmesine yardımcı olabilecek veri yaşam döngüsü yönetimi uygulamaları da mevcut pratikler arasında sayılabilir. Depolama altyapıları kurulurken hangi depolama teknolojilerinin bu dahili sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada size yardımcı olacağını bilmek, kritik öneme sahip olacak.
3. Gelişen kullanım senaryoları, bölünmüş ve hibrit depolama çözümlerini teşvik edecek
Günümüzün gelişen depolama ihtiyaçları, özellikle AI Data Cycle – Yapay Zeka Veri Döngüsü bağlamında kurumsal müşterilerin veri yönetimine yaklaşımını dönüştürüyor. Yüksek kapasiteli depolama çözümleri, maliyet açısından etkili, büyük ölçekli veri saklamaya odaklanırken, hesaplama için optimize edilmiş depolama, performans açısından kritik ve zamana duyarlı uygulamalar için hıza ve düşük gecikmeye odaklanıyor. Pek çok kuruluş, her iki özelliğe de ihtiyaç duyuyor. Hızla değişen bu ortamda, depolama ihtiyaçları arttıkça sadece beyaz etiketli sürücüler satın almak artık yeterli değil. En iyi performans ve verimliliğin sağlanabilmesi için çözümlerin, belirli kullanım senaryolarına göre uyarlanması gerekli.
4. Otonom araç gelişmeleri bulut depolamaya ve daha fazla uç noktaya olan ihtiyacı artıracak
Özellik açısından zengin araç içi eğlence bilgilendirme sistemleri (IVI), gelişmiş sürücü destek sistemleri (ADAS) ve otonom sürüşteki gelişmelerle birlikte NAND flash depolama ihtiyaçları da giderek artıyor. Gerçek zamanlı karar alma için bazı verilerin araçta kalması gerekirken, öğrenme ve iyileştirmelerin çoğu bulutta gerçekleşiyor. Duyusal veriler ve yeni senaryolar buluta yüklenip burada analiz ediliyorken, yeni, daha akıllı yapay zeka algoritmaları, sürekli bir öğrenme döngüsü içinde havadan programlama ile (OTA) araca güncelleniyor.
5. HDD’ler Yok Olmayacak
Hangi açıdan bakarsanız bakın, HDD’ler uzun bir süre daha hayatımızda olacak. Üretilen veri miktarı katlanarak artmaya devam ediyor. Yapay zeka (AI)/makine öğrenmesi (ML), büyük veri ve bulut, genişlemeye ve depolanması gereken daha fazla veri üretmeye devam ediyor. HDD teknolojisindeki gelişmeler, daha önce hiç olmadığı kadar büyük depolama kapasitelerine yol açtı. Depolama çözümleri büyük ölçekte devreye alınırken, en önemli hususlardan biri daha düşük toplam sahip olma maliyeti oluyor. Veri merkezi CapEx ve OpEx gereksinimlerini; güç, bakım, onarımlar ve depolama cihazlarının ilk satın alma maliyeti de dahil olmak üzere hesaba kattığınızda, yüksek kapasiteli HDD’ler en düşük toplam sahip olma maliyetini sunuyor. Daha düşük toplam sahip olma maliyeti sağlayan HDD’ler, kuruluşların verimliliği ve kârlılığı en üst düzeye çıkarmasına yardımcı olabilir. Bu gerçeği aklımızdan çıkarmadan, HDD’lerin neden kalıcı olduğunu anlamak işten bile değil.
Yarının Yenilikleri Kadar Çevik Depolama Çözümleri
Açıkçası, 2025’in gerçekten ne getireceğini kimse bilmiyor. Ancak veri merkezinin, büyük ölçüde değişen dijital dünyanın giderek dinamikleşen ihtiyaçlarını karşılamak üzere gelişmeye devam edeceği açık. Bu inovasyonu mümkün kılan veri depolama olacak: İnanılmaz atılımlara yol açan verilerin oluşturulması, yönetilmesi, erişilmesi ve işlenmesi için gerekli BT omurgasının sağlanması, her zaman büyük öneme sahip olacak.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Yeni Sürdürülebilirlik Girişimlerinden Depolamanın Ayrışıp İkiye Bölünmesine: 2025’te İzlenecek 5 Veri Merkezi Trendi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Avrupa ile Asya arasında stratejik bir konumda bulunan İstanbul hem karasal hem de denizaltı bağlantıları için kritik bir merkez olarak öne çıkıyor. Hızla büyüyen bilgi teknolojileri (BT) hizmetleri pazarına sahip olan Türkiye, İstanbul’u da işletmelerin temel altyapılarını kurmaları için ideal bir yer haline getiriyor.
IL2 ve IL4 dahil olmak üzere Equinix İstanbul kampüsü toplamda 7.500 m²’nin üzerinde ortak yerleşim alanı sunacak ve IL4’e 1.125 kabin eklenecek. Bulut, ağ, içerik ve dijital medya hizmetlerine doğrudan erişim sağlayan tesis zengin bir dijital ekosistem sunuyor. Ayrıca, yüksek yoğunluklu kullanımlar için sıvı soğutmayı destekleyecek özelliklerle tasarlandı.
Equinix Türkiye Genel Müdürü Aslıhan Güreşcier konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu: “İstanbul’da Türkiye’deki ikinci veri merkezimizin açılışını duyurmaktan gurur duyuyoruz. En gelişmiş teknolojiye sahip yeni IL4 tesisimizin açılışıyla birlikte dünyanın stratejik öneme sahip bu bölgesinde yapay zekâ ve yüksek yoğunluklu bilgi işlem çözümlerini benimseyen işletmeleri destekleme kararlılığımızı açık bir şekilde ortaya koyduğumuza inanıyoruz. İstanbul’un Avrupa ve Asya arasında bir bağlantı merkezi olarak kilit öneme sahip konumu ile hızla büyüyen BT hizmetleri pazarı, bu bölgeyi işletmelerin büyümesi ve bağlanabilirlik hedeflerine ulaşması için ideal bir yer haline getiriyor.”
Akdeniz’de Yeni Denizaltı Bağlantısı
Equinix; Barselona, Bordo ve Cenova’daki stratejik denizaltı merkezleriyle Akdeniz’deki bağlantılarını artırıyor ve İstanbul’daki yeni IL4 tesisiyle konumunu güçlendirerek doğu, batı ve orta doğu arasında dijital bir koridor oluşturuyor. Bu büyüme, Türkiye’deki ilk bulut bağlantı noktasının kurulmasını da kapsıyor ve ülkeyi daha geniş alandaki denizaltı bağlantıları açısından kritik bir konuma getiriyor.
Veri Merkezi Özellikleri
IL4 IBX Veri Merkezi’nde
– 3.044m²’lik ortak yerleşim alanı
– 1.125 kabin
– %100 Yenilenebilir enerji sertifikası ile belgelendirme
Sürdürülebilirlik Taahhüdü
Equinix, 30’dan fazla ülkede 70’ten fazla metropolde 260’tan fazla veri merkeziyle küresel ayak izini genişletmeye devam ediyor ve 2030 yılına kadar portföyünde %100 temiz ve yenilenebilir enerjiye ulaşmayı taahhüt ediyor. Son 25 yılı aşkın süredir enerji verimliliğine önemli yatırımlar yapan Equinix, müşterilerini veri merkezi karbon emisyonlarını azaltma konusunda da destekliyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Equinix, Avrupa ve Asya Arasında Önemli Bir Ara Bağlantı Merkezi Kurarak Türkiye’deki Yeni Veri Merkezini Açtı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>