?>
?>
Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin 2024 yılı olağan mali genel kurul toplantısı, “İhracatın Yıldızları Ödül Töreni”ne de ev sahipliği yaptı.
Genel kurul ve ödül töreninde konuşan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, 2024 yılının ihracatçılar için zorlu bir mücadele yılı olarak tarihe geçtiğini dile getirdi.
“Avrupa’da yaşanan ekonomik durgunluğun devam etmesi, Amerika’nın seçim yılı olması, Savaş ve karışıklıkların dünyayı etkisi altına alması, ihracatımızı olumsuz etkileyen temel faktörler oldu. Buna rağmen yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatımızı hep birlikte 1 milyar 314 milyon dolara ulaştırmayı başardık. Türkiye genelinde de tarihimizde ilk defa yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatı 6 milyar dolar barajını aştı. Bu başarıya katkı veren tüm ihracatçılarımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.
İhracatçıların sorunlarının çözümü için 2024 yılında mücadeleye devam ettiklerini ifad edeen Uçak şöyle devam etti: “Mücadelemizin en güzel örneği; Geçtiğimiz günlerde lehimize sonuçlanan özel istek analizlerinin asgari fiyat zorunluluğunun kaldırılması oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı ile yoğun görüşmelerimiz sonrasında tüm gıda ürünlerini yakından ilgilendiren ve ihracatçımıza ilave maliyet oluşturan özel laboratuvarların asgari fiyat uygulaması 27 Mart 2025 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik ile son buldu. Böylelikle ihracatçı firmalarımıza önemli bir maliyet avantajı sağlamış olduk. Yine, domates salçası ve dondurulmuş patates ihracatındaki kısıtlamaları kaldırmak için, Yönetim Kurulu Üyelerimizle birlikte Ticaret ve Tarım Bakanlıklarına ziyaretler gerçekleştirdik. Yoğun bir uğraş sonucunda bu kısıtlamaları da kaldırmayı başardık.”
Yaş meyve sektörünün ihracatında lider olan Rusya’ya yapılan ihracatta; Tarım ve Orman Bakanlığı’yla yaptıkları toplantılar ve ikili görüşmeler sonrasında, Rusya Federasyonu’na ihracatta 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren ürünlerin plastik mühür ile mühürlenmesi uygulamasının sonlanmasını sağladıklarını vurgulayan Uçak, “14 Ocak 2025 tarihinden itibaren de Samsun Zirai Karantina Müdürlüğü tarafından yürütülmekte olan son çıkış kontrolü kaldırıldı. Sorumlu danışman uygulamasını kaldırmak için çalışmalarımız devam etmekte. İnanıyorum en kısa zamanda bunun müjdesini sizlerle paylaşacağız” dedi.
600 numune aldık
Ege Bölgesi’nde üretilen yaş meyve sebze ürünlerinde pestisit kalıntısını önlemek amacıyla hayata geçirdikleri “Kullandığımız Pestisitleri Biliyoruz Projesi” çerçevesinde yürüttükleri çalışmalar hakkında da bilgi veren Uçak, 2024 yılında 600 numune alarak analizlerini gerçekleştirdiklerini, bu kapsamda önümüzdeki aydan itibaren üretim bölgelerinde çiftçilere yönelik bilinçlendirme toplantılarına yoğunluk vereceklerini ifade etti.
“Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitim Programı” ikinci kez düzenlendi
Tarım sektörüne gençleri kazandırmayı amaçlayan “Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitim Programı”nı 2024 yılında ikinci kez düzenledikleri bilgisini veren Başkan Uçak, “Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi iş birliği ile yürüttüğümüz mandarin, domates ve nar ürünlerinde meydana gelen kayıplarının nedenlerini belirleyerek, bunların azaltılması hedeflendiği “Gıda Kayıplarının Belirlenmesi ve Azaltılması Projesi” ‘ni tamamlayarak rapor haline getirdik. Yoğun girişimlerimiz sonucu “Interfresh Fuarı” ‘nın İzmir’de yapılmasına öncülük ettik ve 2024 yılında çok başarılı bir fuarı geride bırakarak İzmir’in ev sahipliğini gösterdik. 44 firmamızla yeni bir “URGE Projesi” başlattık, projenin ihtiyaç analizi ve eğitim süreçlerini geride bıraktık. Bu ayın sonunda ilk yurtdışı faaliyetimizi gerçekleştiriyoruz. Üyelerimizi her zamanı ziyaret etmeye, sorunlarınızı dinlemeye devam ettik. 2025 yılında da bu özverili çalışmanın devam edeceğinden hiçbir üyemizin kuşkusu olmasın. Birliğimiz için, üyelerimiz için, tüm paydaşlarımız için; Çalışmaya, başarmaya, yeni projelere imza atmaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini noktaladı.
Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği olağan mali genel kurulunda Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu 2024 yılı faaliyetlerinden dolayı oy birliğiyle ibra edilirken, 2025 yılı iş programı ve bütçesi de kabul edildi.
Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin “İhracatın Yıldızları Ödül Töreni”nde ödül alan firmalar şunlar oldu;
Yaş meyve sebze sektöründe 10 milyon dolar üzeri ihracat kategorisi;
UÇAK KARDEŞLER
KÖLLA TURKEY
PİA-FRUCHT
Yaş meyve sebze sektöründe 5 milyon dolar üzeri ihracat kategorisi;
CENA DIŞ TİCARET
ALANAR
ENJOY TRADE
Yaş meyve sebze sektöründe 3 milyon dolar üzeri ihracat kategorisi;
ZEYPA GIDA
VARDAR FRUİT
EGEMEN GÜBRE
YUSUF BEYAZIT TARIM
MENKUR
KORUK ORGANİK ŞENOL HOCAOĞLU
PL USE GIDA
CEYLAN SMYRNA TARIM
ÖZİNAN TARIM
ZAFER GIDA
HM GLOBAL
Meyve sebze mamulleri sektöründe 30 milyon doları ihracat yapan firmalar kategorisi;
EURO GIDA
TREKO GIDA
SİBAŞ GIDA
YONCA GIDA
MAPEKS GIDA
Meyve sebze mamulleri sektöründe 15 milyon doları ihracat yapan firmalar kategorisi;
NİLBATU GIDA
LİDYA KONSERVECİLİK
TADIMDA GIDA
TUKAŞ DIŞ TİCARET
IŞIK TARIM ÜRÜNLERİ
HEMSİ TARIM
Meyve sebze mamulleri sektöründe 10 milyon doları ihracat yapan firmalar kategorisi;
ÖZGÖRKEY
MC CORMİCK KÜTAŞ GIDA
EGETAD GIDA
A.V.O.D. KURUTULMUŞ
AK CELEP
EKOFOOD
BURAKCAN GIDA
BURCU GIDA
ATAKEY PATATES
Yaş meyve sebze sektöründe 2024 yılında ihracatını en çok artıran ilk üç firma
TOPRAK MAHSÜLLERİ TİCARETİ EMİN SERCAN GÖÇEREN
ERTÜRK TARIM
METAB TARIM ÜRÜNLERİ
Meyve sebze mamulleri sektöründe 2024 yılında ihracatını en çok artıran ilk üç firma
SASSOUN DIŞ TİCARET
SİLARESAN GIDA
KOZMOPOLİTAN GIDA
Yaş meyve sebze sektöründe 2024 yılında en fazla ülkeye yaş meyve sebze ihracatı yapan firma
DAFNE TAZE MEYVE SEBZE
Meyve sebze mamulleri sektöründe 2024 yılında en fazla ülkeye meyve sebze mamulleri ihracatı yapan firma
FERSAN FERMANTASYON
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatçılarında genel kurul ve ödül coşkusu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Mersin Yenişehir Belediyesi ve Mersin Üniversitesi iş birliğiyle Yenişehir’de “0-6
Yaş Sağlık Gelişim Planı Modeli” oluşturulacak. Proje kapsamında düzenlenecek
panellerden ilki olan ve alanında uzman bilim insanların konuşmacı olarak
katıldığı “Sağlıklı Anneler Sağlıklı Nesiller” paneli yapıldı.
Mersin Üniversitesi(MEÜ) ile birlikte 32 mahallenin tamamında “Kent Sağlığı
Araştırması” yürüterek, 8 farklı ana başlık altında Yenişehir’in “Kent Sağlık
Profili”ni hazırlayan Yenişehir Belediyesi, MEÜ ile yeni bir projeye imza attı.
Proje kapsamında çocuk sağlığına yönelik Yenişehir Kent Ölçeği 0-6 Yaş Sağlık
Gelişim Planı Modeli oluşturulacak.
Yenişehir Belediyesi eğitimde olduğu gibi sağlık gelişim modeli de oluşturacak
Eğitim ve sağlık konusunda önemli çalışmalar yürüttüklerini kaydeden Yenişehir
Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, “0- 6 yaş arası çocuklara yönelik
başlattığımız ve modeli haline gelen eğitim projemizin yanında şimdi de 0-6
yaş için sağlık alanında bir projeyi hayata geçiriyoruz.” dedi. Mersin
Üniversitesine ve projede gönüllü olarak yer alan bilim insanlarına katkılarından
dolayı teşekkür eden Başkan Özyiğit, proje ile ilgili şunları söyledi: “Bu proje ile
gebelikten başlayarak 0-6 yaş arasında çocukları olan ailelerin çocuklarının
sağlığı ile ilgili izleyecekleri yolu adım adım alanında uzman bilim insanlarıyla
ortaya koyacağız. Halka yönelik 4, sağlık çalışanlarına yönelik 1 panel
düzenleyeceğiz. İlk panelimiz olan ‘Sağlıklı Anneler Sağlıklı Nesiller Paneli’mizi
Cumartesi günü gerçekleştirdik. Bilinçlendirme ve farkındalık oluşturma
çalışmaları yürüteceğiz. Yine aileler için bir kitap hazırlanacak ve dağıtımı
yapılacak. Bu ölçeği uluslararası yayına dönüştürmeyi ve Dünya Sağlık
Örgütü’nün, 0-6 yaş yaşam kalitesi ölçeği olarak kullanılmasını hedefliyoruz.”
7 bilim insanı anne ve çocuk sağlığını anlattı
Proje kapsamında yapılan ilk panel olan “Sağlıklı Anneler Sağlıklı Nesiller Paneli”
Yenişehir Belediyesi Atatürk Kültür Merkezinde düzenlendi. Moderatörlüğünü
Proje Koordinatörü Prof. Dr. Derya Karpuz’un yaptığı panelde, anne ve bebek
sağlığına dair önemli konular ele alındı. Doç. Dr. Gülen Güler, anne-bebek
ilişkisini ve aileye uyum sürecini değerlendirirken, Doç. Dr. Hüseyin Durukan,
gebelik sürecinde annenin ve bebeğin sağlığıyla ilgili dikkat edilmesi gereken
noktaları anlattı.
Bebeklerin doğum sonrası süreçte yaşadığı gelişimlere dikkat çeken Doç. Dr.
Derya Duman, “ilk nefes ve ilk kalp atışlarım” başlıklı bir sunum yaptı. Doç. Dr.
Ayşen Orman ise bebeklerin ilk 40 gününe dair bilinmesi gerekenleri aktardı.
Hamilelik döneminde sağlıklı beslenmenin önemine değinen Uzman Dr. Fadime
İlten, anne adaylarının doğru beslenme alışkanlıkları edinmesi gerektiğini
belirtti. Uzman Dr. Pelin Gülen ise anne sütünü artıran yöntemler ve emzirme
süreci hakkında bilgi verdi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Yenişehir Belediyesi ve MEÜ “0-6 Yaş Sağlık Gelişim Planı Modeli” oluşturacak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Riskli gebeliklerin en yaygın nedenleri!
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Akif Sargın, riskli gebeliklerin en yaygın nedenlerini; “35 ve üzeri yaşın yanı sıra gebelik öncesinde diyabet, tiroid ve hipertansiyon gibi kronik hastalıkların ihmal edilerek kontrol altına alınmaması, aşırı kilo, hareketsiz yaşam, sigara, alkol ve bilinçsiz ilaç kullanımı, kadın ve doğum uzmanına düzenli muayene olmamak şeklinde sıralıyor. Aynı zamanda genetik hastalıklar, kan pıhtılaşma bozuklukları, böbrek ve bağışıklık sistemi hastalıkları, plansız gebelik, önceki gebeliklerde düşük veya erken doğum hikayesi olmasının da gebeliği riskli duruma soktuğunu vurgulayan Prof. Dr. Sargın “Bu hastalıkların kontrol altında tutulması, sağlıklı bir gebelik süreci için önemlidir. Bu nedenle özellikle internetten edinilen yanlış bilgilerle hareket etmek yerine, mutlaka bir hekime danışılmalı, her türlü soru hekime rahatlıkla sorulabilmelidir” diyor.
Düzenli kontrol şart!
35 yaş ve üzeri anne adaylarının düzenli doktor kontrolü, potansiyel sorunların erken tespit edilmesi ve müdahale edilmesi açısından kritik önem taşıyor. Prof. Dr. Mehmet Akif Sargın özellikle ikiz, üçüz veya daha fazla çoğul gebeliklerde erken doğum riski, düşük doğum ağırlığı, preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) ve plasenta sorunlarının daha sık görüldüğüne dikkat çekerek şöyle konuşuyor: “Bu tür gebeliklerin yönetiminde uzman bir ekip ve düzenli takip çok önemlidir. Her anne adayının durumu farklıdır, bu yüzden bireysel bir değerlendirme yapılması gereklidir. Ultrasonografi, kan testleri ve diğer tıbbi incelemelerle bebeğin gelişimi ve annenin sağlığı sürekli izlenir. Bu kontroller sayesinde, olası komplikasyonlar erken dönemde önlenebilir, kontrol altına alınabilir ya da tedavi edilebilir.” Prof. Dr. Sargın, günümüzde çok hızlı gelişen tıp teknolojileri sayesinde, riskli gebeliklerde hem anne hem de bebeğin sağlığının çok daha güvenli bir şekilde takip edilebildiğini ve yönetilebildiğini belirterek “Özellikle yüksek çözünürlüklü ultrasonografi cihazları, genetik tarama testleri ve gelişmiş cerrahi teknikler, risklerin azaltılmasında büyük rol oynuyor. Ayrıca, erken doğum riski olan bebekler için yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin gelişmiş olması, bu bebeklerin yaşama şansını artırıyor” diyor.
Anne adaylarına sağlıklı yaşam tavsiyeleri!
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Akif Sargın hem bebeğin hem de anne adayının sağlığı için mutlaka dikkat edilmesi gereken 10 kuralı şöyle sıralıyor;
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
35 Yaş Üzeri Anne Adayları Dikkat! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Konak Belediyesi’nin iyilik üreten merkezi, Ziya Zişan Saadet Aytulun Kardeşler İleri Yaş Sağlıklı Yaşam Merkezi kursiyerleri, gelenek olduğu üzere bu kış da yünlerini, çocuklar üşümesin diye ördü. Birbirinden renkli, sıcacık tutan örgü işleri Türkiye’nin farklı noktalarında, ihtiyacı olan çocuklara ulaştırıldı. Rengarenk yünlerle örgü işi çalışan kursiyerler çocuklar için atkı, bere, kazak, yelek, diz battaniyesi, bebek battaniyesi ve çorap ördü. Herkese örnek olan örgü sınıfı, her yıl olduğu gibi bu yıl da hazırladıkları örgü işlerini gönderdi. El emeği örgüler kış şartlarının ağır yaşandığı bölgeler başta olmak üzere, ülkenin çeşitli bölgelerinde kış ulaşımının zor olduğu köy okullarına, hastanelerin onkoloji servislerine ve Lösemili Çocuklar Vakfı’na (LÖSEV) ulaştırıldı.
Yıl boyu örüyor, kış boyu gönderiyorlar
Ziya Zişan Saadet Aytulun Kardeşler İleri Yaş Sağlıklı Yaşam Merkezi örgü sınıfı kursiyerleri, ayda iki kez gönderdikleri örgü işleri için yıl boyu emek verdiklerini dile getirdi. Eğitmen Keriman Şengünler, sevgi ağı oluşturduklarını ifade ederek, “Örgü kursumuzda bir iyilik hareketi başlattık. Doğudaki çocuklarımıza, LÖSEV’e, kanserle mücadele eden çocuklarımıza boyunluk, bere, yelek örerek gönderiyoruz. Bunu her sene ayda iki kez yapıyoruz. Hem kendileri hem yürekleri ısınıyor. İzmir’den çocuklarımıza, ilmek ilmek örerek gönderdiğimiz bir sevgi ağı oluşturduk” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Konak’ın ileri yaş kursiyerleri sevgi köprüsü örüyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Karşıyaka Belediyesi, hayat boyu öğrenme eğitim-öğretim programıyla sağlıklı, başarılı ve aktif yaş almayı desteklemek amacıyla hayata geçirdiği 3. Yaş Üniversitesi mezunları için yeni bir proje başlatıyor. Karşıyaka Belediyesi, Ege Geriatri Derneği ve Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şubesi iş birliğiyle yürütülecek proje kapsamında, 3. Yaş Üniversitesi mezunu 285 çınar, Mart ve Haziran ayları arasında farklı sosyal sorumluluk çalışmalarında yer alacak. Projenin detaylarını belirlemek amacıyla Karşıyaka Belediyesi 3. Yaş Üniversitesi yöneticisi Özge Güher Toksarı, Sosyal Yardım İşleri Müdürü Ceylin Erdem Saçan, Ege Geriatri Derneği Başkanı Mevlüt Ülgen ve Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şube Başkanı Prof. Dr. Sevnaz Şahin’in katılımıyla bir toplantı gerçekleştirildi.
STK’LAR İLE İŞ BİRLİĞİ YAPILACAK
Toplantıda, mezunların eğitimlerde edindikleri teorik bilgileri pratiğe dönüştürmeleri, boş vakitlerini verimli ve sosyal aktivitelerle değerlendirmeleri için yapılabilecek projeler ele alındı. Dernekler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği olanakları tartışılarak, projelerin kapsamı belirlendi. Gönüllü olarak projeye katılacak mezun öğrencilere öncelikle “gönüllülük ve sosyal sorumluluk” konulu eğitimler verilecek. Ardından, ilgili sivil toplum kuruluşları ile birlikte geliştirilecek projelerde aktif olarak yer almaları sağlanacak. Öte yandan; proje kapsamında, Karşıyaka Belediyesi İsmail Hakkı Tonguç Eğitim Merkezi’nde (KARGEM) eğitim alan öğrenciler ile Gündüz Yaşam Merkezi’nden hizmet alan Alzheimer hasta ve hasta yakınlarına yönelik çalışmalar geliştirilmesi planlanıyor.
“DENEYİMLERİYLE IŞIK OLACAKLAR”
Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal, “Karşıyaka Belediyesi olarak, ileri yaşlı büyüklerimizin sosyal hayatın içinde aktif kalarak yaş almalarına önem veriyoruz. Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz 3. Yaş Üniversitesi’nden mezun olan çınarlarımızın, derslerde öğrendikleri teorik bilgileri pratiğe çevirmelerine ve boş vakitlerini verimli aktiviteler ile değerlendirerek sosyalleşmelerine katkıda bulunmak amacıyla sivil toplum kuruluşlarımız ile birlikte çalışmalar gerçekleştireceğiz. Mezunlarımızın bu projeyle birlikte gönüllü olarak çalışmalara katılması, kentimiz için büyük bir kazanç olacak. Deneyimlerini bizlere ışık olacak, toplumsal dayanışmaya kaktı sağlayacaklar” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
3. Yaş Üniversitesi mezunları sosyal projelerde görev alacak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Güzelbahçe Atatürk Kültür Merkezi Belediye Meclis Salonu’nda gerçekleşen eğitime Güzelbahçe Belediye Başkan Vekili Aylin Kitapçıoğlu, Güzelbahçe Kent Konseyi Başkanı Oya Türkeli, Ege Geriatri Derneği Başkanı Mevlüt Ülgen, muhtarlar ve Güzelbahçeli vatandaşlar katıldı.
Üçüncü Yaş Üniversitesi öğrencilerinin sosyal sorumluluk projeleri ve STK’larda görev almalarının eğitim programının önemli bir unsuru olarak görerek gönüllülüğün, her yaşta üretkenliği eğitimi teşvik etmek olacağını söyleyen Güzelbahçe Belediye Başkan Vekili Aylin Kitapçıoğlu,
‘‘Bugün burada, bilgiyi ve öğrenmeyi hayat boyu süren bir yolculuk olarak gören siz değerli büyüklerimizle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Eğitimin yaşı olmadığına inanıyor ve bu doğrultuda Üçüncü Yaş Üniversitesi’ni desteklemekten gurur duyuyoruz. Üçüncü Yaş Üniversitesi, sadece yeni bilgiler edinmek değil, aynı zamanda sosyal hayata daha aktif katılmak, yeni dostluklar kurmak ve hayatın her anına değer katmak için önemli bir fırsattır. Tecrübeleriniz, hayat bilgeliğiniz ve öğrenme azminiz bizlere de ilham kaynağı olmaktadır. Sayın Belediye Başkanımız Mustafa Günay’ın öncülüğünde, Güzelbahçe’nin sosyal ve kültürel hayatına değer katacak projeleri hayata geçirmeye devam ediyoruz. Üçüncü Yaş Üniversitesi de bu vizyonun bir parçası olarak, siz değerli katılımcılarımıza hem akademik hem de sosyal anlamda yeni ufuklar açacaktır. Bugün burada, öğrenmeye ve gelişime olan bağlılığınızı görmek bizleri daha da motive ediyor. Sizlerin bilgiye olan tutkusu, toplumumuz için büyük bir kazançtır. Hep birlikte daha güçlü, daha bilinçli ve daha aktif bir toplumu inşa edeceğimize inanıyorum. Bu anlamlı projede emeği geçen akademisyenlerimize, belediyemizin değerli çalışanlarına ve en önemlisi, öğrenme azmiyle buraya gelen siz kıymetli büyüklerimize teşekkür ediyor, Üçüncü Yaş Üniversitesi’nin hepimiz için hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.
Sağlıklı Yaşlanma, Yaşlılıkta Sık Görülen Hastalıklar, Psikoloji, Hukuk, Tarih, Arkeoloji, İletişim, Fizik Tedavi ve Egzersiz, Palyatif Bakım ve Evde Bakım, Bahçe Bitkileri vb derslerin olduğu eğitim programı’nda erkekler için örgü, kadınlar için küçük tamirat, mutfak, Türk Halk ve Sanat Müziği Koroları, Halk Dansları, Psiko Drama, Yoga gibi uygulamalı derslerin verilmesi planlanmaktadır.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Güzelbahçe 3. Yaş Üniversitesi Start Verdi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Atlas Üniversitesi Hastanesi Başhekimi, İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, travmalar ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu hakkında değerlendirmede bulundu.
Kişiyi aşırı korkutan, dehşet içinde bırakan, çaresizlik yaratan beklenmedik olağandışı olayların yol açtığı etkilerin “ruhsal travma” olarak adlandırıldığını belirten Ensari, “Yaşanan beklenmedik olay korku, dehşet veya çaresizlik hissi yaratmışsa, olayda kişinin kendisinin veya yakınının ölüm veya yaralanma tehlikesi varsa ruhsal travma olarak adlandırılır” dedi.
Hangi olaylar ruhsal travmaya yol açar?
Ruhsal sorunlara yol açtığı bilinen travmaya neden olan olaylara dikkat çeken Ensari, “Bunlar yangın, deprem, sel gibi doğal afetler; savaş, işkence, tecavüz gibi insan eliyle yapılan travmalar; iş ve trafik kazaları; beklenmedik ölümler ve ciddi ölümcül hastalıklara yakalanma şeklinde sıralanabilir” dedi.
En önemli belirtiler: Uykusuzluk, kabuslar, rahatsız edici hatırlamalar…
Ruhsal travmalardan sonra en sık karşılaşılan hastalıklar arasında Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve depresyonun yer aldığını ifade eden Ensari, “Travma Sonrası Stres Bozukluğu belirtileri arasında uykusuzluk, kabuslar, olayla ilgili anıların rahatsız edici biçimde sık sık hatırlanması, sürekli olarak olayın tekrarlanacağı korkusu ve bu nedenle diken üstünde hissetme, kolay irkilme, çabuk sinirlenme, gelecekle ilgili plan yapamama, olayı hatırlatan durumlarda huzursuz olma ve bu durumlardan kaçınma görülür” uyarısında bulundu.
Bir olayın travma yaratma derecesi değişkenlik gösterebilir
Bolu Kartalkaya’da yaşanan yangın faciasının daha çok insan eliyle gerçekleşen travma türü arasında yer aldığını, bu yüzden etkisinin daha yüksek olduğunu belirten Ensari, “Yangında hayatını kaybedenlerin yakınları, yaralanarak veya yaralanmadan yangın olayını bizzat yaşayanlar ve yakınları, yangın olayına canlı veya ekran başında tanık olanlarda da ruhsal travma etkisi yaratmıştır. Bir olayın ruhsal travma yaratma derecesi bireysel, çevresel ve sosyal etkenlere bağlı olarak değişkenlik gösterebilir” dedi.
Yas süreçleri daha uzun ve zor yaşanabilir
Prof. Dr. Hülya Ensari, özellikle yaşanan yangın faciası özelinde çok kısa sürede, beklenmedik bir zamanda, beklenmedik yerde, beklenmedik şekilde ani, çok can kaybının yaşanması ve buna tanık olunmasının olağan yas süreçlerinin de daha uzun ve zor yaşanmasına neden olduğunu söyledi.
Genellikle 6 ay içerisinde hafiflemeye başlar
Prof. Dr. Hülya Ensari, “Çoğu insan için, yasa bağlı gelişen yoğun keder duyguları zamanla yavaş yavaş azalır ve genellikle 6 ay içinde hafiflemeye başlar. Ancak karmaşık veya travmatik yas sürecinde bu zorlayıcı duygular ve etkileri aylar hatta yıllar boyunca devam edebilir, kişide belirgin sıkıntıya ve işlev kaybına yol açabilir, ruhsal tedaviye gerek duyulabilir” dedi.
Travmatik yas sürecinde ne yapılmalıdır?
Travmatik yas süreci ile başa çıkmak için yardım aramaktan çekinmemek gerektiğini vurgulayan Ensari, şunları söyledi: “Bu travmatik yas süreci ile de başa çıkmak için yardım aramaktan çekinmemek gerekir. Acı, üzüntü, öfke ve diğer duyguların yaşanmasına izin vermek, duyguları ifade etmenin yollarını bulmak; güvenilir insanlarla yaşanan olumsuz duyguları paylaşmak, dertleşmek, yazıya dökmek, günlük tutmak iyi olabilir. İyi beslenmeye, egzersiz yapmaya ve yeterince uyumaya çalışmak, iyileşmek için değişen hayatı kabul etmek zaman alabilir. Kıyaslama, karşılaştırma yapmaktan kaçınmak, bu dönemde aile, arkadaş, komşulardan sosyal destek almak, mümkün olan en kısa zamanda rutin hayata devam etmek; bu süreç zorlayıcı olduğunda da ruh sağlığı uzmanından gecikmeden destek almak çok önemlidir. Travma ile başetme yöntemi olarak alkol almaktan, başka uyuşturucu etkisi olan madde ya da reçetesiz ilaç kullanmaktan kaçınmanın da çok çok önemli olduğunu vurgulamak gerekir.”
Sosyal destek iyileştiriyor
Travma sonrasında sosyal desteğin önemli olduğunu vurgulayan Ensari, “Travma sonrasında kişinin olayın etkileriyle başa çıkmak için kullandığı yöntemlerin de sonuçları etkileyebileceği düşünülmektedir. Örneğin sorunlar için yardım arayan, sorunlarını başkalarıyla paylaşanlar, sosyal desteği yüksek olanlar daha çabuk iyileşirken; sosyal desteği az olan, duygularını ifade etmeyen, sorunlarını paylaşmayanlarda depresyon daha sık görülebilmektedir” dedi.
TSSB ile birlikte en sık depresyon görülüyor
Travma Sonrası Stres Bozukluğu görülen pek çok kişide aynı anda başka ruhsal rahatsızlıkların da görüldüğünü kaydeden Ensari, “TSSB ile birlikte en sık görülen hastalık depresyondur. Depresyon dışında çeşitli anksiyete (bunaltı) bozuklukları, aşırı alkol veya madde kullanımı da görülebilir. Daha önceden ruhsal hastalık geçirmiş kişilerde travma sonrasında o hastalıkların yeniden ortaya çıkma riski fazladır. Travma Sonrası Stres Bozukluğu uzun yıllar sürebilen ve ciddi işgücü kaybına yol açabilen bir hastalıktır. TSSB ve depresyon tedavi edilebilir durumlar olup; gecikmeden ruh sağlığı uzmanından destek almak gerekir” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Travmatik yas sürecinde, sosyal destek önemli yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin:
“Genç yaşlarda erkekler kalp hastalıkları açısından daha yüksek risk altındayken, kadınlar yaşlandıkça kalp hastalığı riski erkeklerinkine yaklaşmaktadır.”
Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin, menopoz dönemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kadınlarda fiziksel ve psikolojik değişiklikler meydana geliyor
Menopozun, tüm kadınların hayatında meydana gelen doğal bir süreç olduğunu ifade eden Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin, “Menopoz, over/yumurtalık fonksiyonlarının azalmasına bağlı olarak östrojen ve progesteron azalması sonucu adet kanamalarının bir yıl veya daha uzun süreli durması ve doğurganlığın sonlanması şeklinde ortaya çıkıyor. Menopozun oluşma yaşı ülkemizde ortalama 45-52 arasındadır. Menopoz dönemi her kadın için farklı şekilde algılanmaktadır, bazı kadınlarda yaşam konforunda anlamlı değişiklikler olurken bazılarında olmamaktadır. Östrojendeki düşüş sadece üreme organlarını değil diğer vücut sistemlerini de etkilemektedir. Bu dönemde, overlerdeki fonksiyon kaybı sonucu, biyolojik, fiziksel ve psikolojik değişiklikler meydana gelmektedir, birçok kadın vazomotor, psikolojik ve ürogenital semptomlar, kardiyovasküler hastalıklar, osteoporoz ve demans gibi sağlık sorunları yaşayabilmekte ve bu durum kadınların yaşam kalitelerini ve günlük aktivitelerini olumsuz olarak etkileyebilmektedir.” dedi.
Sıcak basması gibi sorunlar kadın sağlığını olumsuz etkiliyor
Özellikle bu dönemdeki sıcak basması, uyku sorunları, depresyon, cinsel disfonksiyon gibi semptomların kadın sağlığını biyolojik, psikolojik ve sosyal yönden olumsuz etkileyebildiğini kaydeden Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin, “Bu dönemde yaşanan sıkıntılar birçok faktörden etkilenebildiği gibi sağlıklı yaşam davranışları olumlu sonuçlara sebep olabilmektedir. Menopoz döneminde sağlıkla ilişkili risklerin en aza indirilmesi ve yönetimi sağlıklı yaşam davranışlarının benimsenmesi ile sağlanabilir. Sağlıklı yaşam davranışları; dengeli beslenme, egzersiz yapma, kendini gerçekleştirme, sağlık sorumluluğunu alma, sigara kullanmama, olumlu kişilerarası ilişkiler kurma ve stres yönetimi gibi bileşenlerden oluşmaktadır.” diye konuştu.
Osteoporoz menopozdaki kadınlarda sıklıkla görülüyor
Osteoporozun da menopoz dönemindeki kadınlarda sık görülebilen bir kemik hastalığı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin, şöyle devam edildi:
“Son yıllarda ülkemizde yaşlı nüfustaki artışa paralel olarak osteoporoz sıklığı da giderek artmakta ve menopoz sonrası her üç kadından birinde görülmektedir. Kemik kütlesi kaybı oranı kadınlar arasında değişiktir, ancak menopoz sonrası kemik kütlesinin yaklaşık yüzde 30’u kaybedilir. Osteoporoz tüm vücut kemiklerini etkilemekte ve kırık oluşana kadar hiçbir belirti veya semptom göstermeyebilmektedir bu sebeple menopozdaki kadınlarda osteoporoz açısından risk değerlendirmesi yapılmalıdır. Kemik mineral yoğunluğu (KMY) değerlendirmesi, osteoporoz teşhisi için altın standarttır. İlaç tedavisi ve KMY taraması önemli olsa da diyet, yaşam tarzı ve düşme önleme müdahalelerinin uygun yönetimi ile osteoporoz ve buna bağlı kırık riski önlenebilir. Osteoporoz ve korunma önlemleri konusunda farkındalık ve bilgi birikiminin artırılması önemlidir.”
Kadınlar yaşlandıkça kalp hastalığı riski ne oluyor?
Kalp hastalıklarının hem kadınlarda hem de erkeklerde en sık morbidite ve mortalite nedeni olduğunu da söyleyen Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin, “Genç yaşlarda erkekler kalp hastalıkları açısından daha yüksek risk altındayken, kadınlar yaşlandıkça kalp hastalığı riski erkeklerinkine yaklaşmaktadır. Menopozal dönemde kardiyovasküler mortalite ve morbiditeyi azaltmada yaşam tarzı önlemleri ihtiyaç duyulan önceliklerdendir. Sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, kilo kontrolü, sigarayı bırakma ve alkol tüketimini azaltma gibi sağlıklı yaşam davranışlarının desteklenmesi, postmenopozal dönemdeki kadınlara yönelik olarak planlanacak önemli girişimlerindendir.” dedi.
Menopoz dönemini daha sağlıklı geçirmek mümkün!
Menopozal semptomların azaltılmasında ve yaşam kalitesinin artırılmasında hormonal, non-hormonal, tamamlayıcı ve alternatif tıp uygulamaları gibi çeşitli tedavi yaklaşımları bulunduğunu ifade eden Üsküdar Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin, “Menopozal semptomların azaltılmasında tercih edilen bu uygulamaların riskleri, yararları ve etki mekanizması konusunda sağlık çalışanlarının bilgisinin olması kadınlara rehberlik etmek için önemlidir. Menopoz döneminde görülen bu semptomların tedavisinde sıklıkla hormon replasman terapisi ve aynı zamanda tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemleri kullanılmaktadır. Bu süreçte multidisipliner bir yaklaşımla kadınların sağlık ihtiyaçlarının belirlenmesi, sağlık eğitimi, danışmanlık hizmetlerinin planlanması ve gereken olgularda medikal tedavilerin sunulması ile kadınların bu sorunlarla etkili baş edebilmeleri, menopoz döneminin daha sağlıklı geçirebilmesi mümkün olabilecektir.” şeklinde sözlerini tamamladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Türkiye’de kadınlar ortalama 45-52 yaş arasında menopoza giriyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Çankaya Belediyesi, yaş almış vatandaşların sağlıklı bir yaşam sürmelerine destek olmak amacıyla Baharevleri’nde düzenlediği seminerlere devam ediyor. Baharevleri bünyesinde, sağlıklı beslenme, stres yönetimi, göz hastalıkları, Alzheimer, diyabet, obezite gibi birçok farklı konuda uzmanlar tarafından bilgi veriliyor.
Ayrancı Baharevi, Cebeci Baharevi, Sokullu Baharevi, Mutlukent Baharevi ve Çayyolu Baharevi’nde düzenlenen seminerlerde, katılımcılara zaman zaman işitme testi, göz muayenesi, şeker ve tansiyon ölçümü de yapılıyor. Ayrıca, toplumsal cinsiyet, aile ilişkileri, kadın hakları, engelli hakları gibi sosyal konularda da bilgilendirme yapılıyor.
Çankaya Belediyesi, ücretsiz ve katılıma açık bu seminerlerle ilçedeki yaş almış bireylerin sağlıklı yaşam sürmelerine katkı sağlıyor. Yaşlı bireylerin yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan bu eğitimler, vatandaşlar tarafından büyük ilgiyle takip ediliyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Çankaya Belediyesi’nden Yaş Almış Vatandaşlara Sağlıklı Yaşam Desteği yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
NOSTALJİ DOLU ANLAR
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin “Hayatın İçindeyim” projesi kapsamında kurduğu ve 65 yaş üstü bireylerin yer aldığı koro, “Eskimeyen Şarkılar” konseriyle muhteşem bir performansa imza attı. Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde (SDKM) gerçekleşen konsere çok sayıda vatandaş, STK ve dernek katıldı. 30 kişiden oluşan korada 15 kişi ilk defa “Hayatın İçindeyim” projesi kapsamında dinleyici ile buluştu. 2024 yılı Temmuz ayından beri çalışmalara hız kesmeden devam eden grup, dinleyicilere keyif dolu dakikalar yaşattı. 65 yaş üstü koronun sahne aldığı konserde en sevilen eserler seslendirildi. SDKM’yi dolduran Kocaeliler şarkılara hep bir ağızdan eşlik etti. Vatandaşlar, geçmiş yıllara damga vuran birbirinden güzel eserle nostalji dolu anlar yaşadı.
İLK KEZ SAHNEYE ÇIKTILAR
Konser öncesi kuliste duygularını paylaşan 20 yıllık koro şefi Aysel Demircan, koroda ilk defa sahneye çıkan kişiler olduğunu ve bunun da kendisini mutlu ettiğini söyledi. Aylardır süren hummalı çalışmalarda çok eğlendiklerini dile getiren Demircan, “Biz her prova sonrası eve pamuk gibi dönüyorduk” dedi. Konuşmasına devam eden Demircan, “Burada ilk defa bu deneyimi yaşayacak arkadaşlarımız var. Onlar adına da çok mutluyum. Koromuz çok sesli ve her telden bir koro. Repertuvarı oluştururken her türlü içeriğe yer vermeye çalışıyoruz. Arabeskten pop türüne kadar her kesime hitap edecek şarkılarımız var” dedi. “Hayatın İçindeyim” projesiyle bu imkânı bulduklarını dile getiren koro şefi Aysel Demircan, desteklerinden dolayı Büyükşehir’e teşekkür etti.
RABİA TEYZE’DEN SOLO PERFORMANS
1947 doğumlu olan 4 çocuk annesi Rabia Sular, Büyükşehir korosunda solo performansı ile göz doldurdu. Aslen Diyarbakırlı olan Rabia Teyze, gecede seslendirdiği Diyarbakır türküleriyle adeta dinleyicilerin kulaklarının pasını sildi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin etkinliğinde yer almaktan dolayı çok mutlu olduğunu dile getiren Rabia Teyze, arkadaşları ve hocasını çok sevdiğini söyledi.
“HAYATIN İÇİNDEYİM KORO”
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, “Hayatın İçindeyim” projesi kapsamında 65 yaş üstü vatandaşların sosyal hayatta aktif yer almalarına yönelik düzenlenen çeşitli etkinliklere devam ediyor. Bu kapsamda 65 yaşını doldurup emekli olmuş vatandaşlara aktif yaşlanmayı sağlamak amacıyla çeşitli programlarla destek sağlıyor. Sanattan spora her alanda çalışmalarına devam eden proje, koro ekibi ile daha önce herhangi bir deneyimi olsun ya da olmasın hayallerini gerçekleştirmek isteyen büyüklerimize imkân tanıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
65 yaş üstü korodan nostalji dolu gece yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>