?> ?> yaşıyor arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Sat, 22 Mar 2025 10:19:59 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png yaşıyor arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 50’si şiddetli su kıtlığı yaşıyor https://kocaelibasin.com.tr/dunya-nufusunun-yaklasik-yuzde-50si-siddetli-su-kitligi-yasiyor/ Sat, 22 Mar 2025 10:19:56 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/dunya-nufusunun-yaklasik-yuzde-50si-siddetli-su-kitligi-yasiyor/ 22 Mart Dünya Su Günü Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 50'si şiddetli su kıtlığı yaşıyor Türkiye suyunu korumazsa, gelecekte geri dönüşü olmayan bir krizle karşı karşıya kalabilir Suyun önemine dikkat çekmek, su kaynaklarının korunması konusunda farkındalık yaratmak için her yıl 22 Mart, Dünya Su Günü olarak anılıyor ve toplumu bilinçlendirme çalışmaları gerçekleştiriliyor.

Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 50’si şiddetli su kıtlığı yaşıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
22 Mart Dünya Su Günü

Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 50’si şiddetli su kıtlığı yaşıyor

Türkiye suyunu korumazsa, gelecekte geri dönüşü olmayan bir krizle karşı karşıya kalabilir

Suyun önemine dikkat çekmek, su kaynaklarının korunması konusunda farkındalık yaratmak için her yıl 22 Mart, Dünya Su Günü olarak anılıyor ve toplumu bilinçlendirme çalışmaları gerçekleştiriliyor. İstinye Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bestami Özkaya, dünyada giderek artan su kriziyle ilgili görüşlerini paylaşarak alınması gereken önlemlerle ilgili uyarılarda bulundu. Özkaya’nın verdiği bilgilere göre, dünya üzerinde 2.2 milyar insan hala güvenli içme suyuna erişemiyor. Özkaya, su tasarrufunun bireylerden hükümetlere kadar herkesin sorumluluğunda olduğunu belirterek su tasarrufu konusunda alınabilecek önlemleri sıraladı. Türkiye’nin su verileriyle ilgili de bilgi veren Özkaya, “Suyumuzu korumazsak, gelecekte geri dönüşü olmayan bir krizle karşı karşıya kalabiliriz” diyerek bu konuya dikkat çekti.

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından ilan edilen Dünya Su Günü her yıl 22 Mart’ta su ile ilgili farkındalık çalışmaları yapılarak anılıyor. İnsanlığın en önemli kaynaklarından biri olan su, iklim kriziyle birlikte giderek daha da önem kazanıyor. Su kaynaklarını korumak, doğru kullanım ve tasarruf önlemleriyle mümkün. “Dünya, insanlığın sorumsuz üretim ve tüketim alışkanlıkları nedeniyle geri dönüşü olmayan bir eşiğe yaklaşıyor” diyen İstinye Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bestami Özkaya, bilim insanlarının artık yeni bir jeolojik çağa girdiğimizi belirttiğini söylüyor: ‘Antroposen Çağı’ ya da diğer bir ifadeyle ‘İnsan Çağı’. Bu çağ, insan faaliyetlerinin gezegen üzerinde kalıcı ve yıkıcı etkiler bıraktığı bir dönemi temsil ediyor. Peki, insanın doğa üzerindeki bu hakimiyeti nasıl bir geleceğe yol açıyor? Su krizi, Antroposen Çağı’nın neresinde duruyor? Dünyadaki su kaynaklarının mevcut durumu nedir? Temiz su kaynaklarını korumak neden bu kadar önemli? Su tasarrufu için neler yapılabilir? Prof. Dr. Bestami Özkaya, 22 Mart Dünya Su Günü vesilesiyle suyun önemini ve su kaynaklarını korumak için yapılması gerekenleri anlattı.

1 milyar insan hala güvenli içme suyuna erişemiyor

Dünyadaki su sorunuyla ilgili çarpıcı bilgiler veren Prof. Dr. Bestami Özkaya, şunları söyledi:

“UNDP’nin 2020 yılında yayınladığı 30. İnsani Gelişme Raporu, bu gerçeği çarpıcı verilerle ortaya koyarken, çevresel unsurları ilk kez insani gelişmenin bir parçası olarak ele alıyor. Raporda, insanın doğanın düzenine uymak yerine kendi düzenini oluşturduğu ve bunun sonucunda doğal kaynakların kendini yenileme kapasitesini aştığı vurgulanıyor. Buna göre, dünya nüfusunun hızla artması ve iklim değişikliğinin etkileri, su kaynaklarını ciddi şekilde tehdit ediyor. 2.2 milyar insan hala güvenli içme suyuna erişemiyor. Bu, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 28’ine denk geliyor. 3.5 milyar insan güvenli şekilde yönetilen sanitasyon hizmetlerinden yoksun. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 50’si şiddetli su kıtlığı yaşıyor. Dünya nehir havzalarının yüzde 20’si, iklim değişikliğine bağlı olarak yüzey sularında hızlı değişimler yaşıyor. Bu, sel ve kuraklık olaylarının artmasına neden oluyor. Son 50 yılda buzulların kütlesi rekor düzeyde azaldı. Bu durum, tatlı su kaynaklarının geleceği için büyük bir tehdit oluşturuyor. Suyla ilgili afetler, afetlerden etkilenen insanların yüzde 90’ından fazlasını ve altyapı kayıplarının yüzde 95’ini etkiliyor. Bu veriler, su kaynaklarının ne kadar kritik bir durumda olduğunu gözler önüne seriyor. COP29 Deklarasyonu, bu sorunlara dikkat çekerek, suyun iklim değişikliğiyle mücadelede merkezi bir role sahip olduğunu vurguluyor.”

Sulak alanların yüzde 85’i son 300 yılda yok oldu

Temiz su kaynaklarını korumanının pek çok önemli nedeni olduğunun altını çizen Prof. Dr. Özkaya, “Temiz su kaynakları hem insan sağlığı hem de ekosistemlerin devamlılığı için hayati öneme sahip. Güvenli içme suyuna erişim, temel bir insan hakkıdır. Kirli su, kolera, tifo ve diğer bulaşıcı hastalıkların yayılmasına neden olur. Her yıl 485.000 kişi, kirli su kaynaklı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor. Ekosistemlerin korunması açısından da su kaynaklarını korumak önemli. Su kaynakları, tatlı su ve deniz ekosistemlerinin devamlılığı için kritik öneme sahiptir. Su kirliliği ve aşırı kullanım, biyolojik çeşitliliği tehdit ediyor. Örneğin, sulak alanların yüzde 85’i son 300 yılda yok oldu. Su, tarımın temelidir. Dünya genelinde tarım, toplam su kullanımının yüzde 70’ini oluşturuyor. Su kıtlığı, gıda üretimini doğrudan etkileyerek açlık ve yetersiz beslenme riskini artırıyor. Su, enerji üretimi, sanayi ve turizm gibi sektörler için vazgeçilmez bir kaynaktır. Su kıtlığı, ekonomik büyümeyi engelleyebilir ve yoksulluğu artırabilir. COP29 Deklarasyonu, su kaynaklarının korunmasının iklim değişikliğiyle mücadelede hem uyum hem de azaltım açısından kritik olduğunu vurguluyor” dedi.

Havzalarda su kaynakları, kendini yenileme kapasitesini aşmış durumda

Türkiye’deki su durumunu da değerlendiren Özkaya, “Ülkemiz, artan nüfus ve iklim değişikliği etkileriyle birlikte ciddi bir su kriziyle karşı karşıya. Kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 2030’da 1.200 metreküpe, 2050’de ise 1.069 metreküpe düşmesi bekleniyor. Bu rakamlar, Türkiye’yi su kıtlığı yaşayan bir ülke konumuna getiriyor. Nehir havzalarına bakıldığında, 25 havzadan sadece dokuzunda su stresi bulunmuyor. Dört havza kesin kıtlık riski altındayken, beş havzada su seviyesi kıtlık düzeyinde ve yedi havzada su stresi yaşanıyor. Özellikle Marmara, Gediz ve Büyük Menderes gibi havzalarda su kaynakları, kendini yenileme kapasitesini aşmış durumda” dedi.

Su kirliliği de ciddi bir sorun haline geldi

Su kirliliğinin ciddi bir sorun haline geldiğini vurgulayan Özkaya, şunları söyledi:

“Tarım, sanayi ve kentleşmenin yoğun olduğu bölgelerde su kirliliği de ciddi bir sorun haline geldi. Eğirdir Gölü, Tuz Gölü ve Gediz Deltası gibi sulak alanlar kirlilik tehdidi altında. Su kaynaklarının korunması ve verimli kullanımı için acilen modern sulama yöntemlerine geçiş, atık su geri kazanımı ve doğa temelli çözümlerin hayata geçirilmesi gerekiyor. Türkiye’de tatlı suyun yüzde 73’ü tarımda kullanılıyor, ancak yaygın olarak uygulanan salma sulama yöntemi, suyun verimsiz kullanımına ve toprak erozyonuna neden oluyor. Modern sulama sistemlerine geçiş, su tasarrufu sağlarken tarımsal verimliliği de artırabilir. Sanayi ve kentsel alanlarda ise atık su geri kazanım projeleri ve su kayıplarının önlenmesi büyük önem taşıyor. Özellikle yağmur suyu hasadı gibi doğa temelli çözümler, su kaynaklarını çeşitlendirerek kuraklık riskine karşı etkili bir koruma sağlayabilir. Türkiye, su politikalarında reforma giderek havza bazlı yönetim planları ve Su Şurası kararlarıyla adımlar atmaktadır. Ancak hedeflenen sürdürülebilir su yönetimine ulaşmak için daha fazla çaba gerekiyor. Suyumuzu korumazsak, gelecekte geri dönüşü olmayan bir krizle karşı karşıya kalabiliriz.”

Su tasarrufu yapılmazsa sağlıkla, ekonomiyle ilgili sorunlar baş gösterebilir

“Kuraklık, su kaynaklarının azalmasına neden olan en büyük tehditlerden biri” diyen Prof. Dr. Özkaya, su tasarrufu yapılmadığı takdirde meydana gelebilecek sorunlarla ilgili ise şunları söyledi: 

“İklim değişikliği, kuraklık olaylarının sıklığını ve şiddetini artırıyor. Su tasarrufu yapılmazsa, şu sorunlar kaçınılmaz hale gelebilir: Su kıtlığı, tarım üretimini düşürerek gıda fiyatlarının artmasına ve gıda güvensizliğine neden olabilir. Hidroelektrik santraller, suya bağımlıdır. Su kaynaklarının azalması, enerji üretimini olumsuz etkileyebilir. Su kıtlığı, özellikle kırılgan bölgelerde göçlere ve çatışmalara yol açabilir. Örneğin, Orta Doğu ve Afrika’da su kaynakları üzerindeki rekabet, bölgesel istikrarsızlığı artırıyor. Su kıtlığı, temiz suya erişimi daha da zorlaştırarak salgın hastalıkların yayılmasına neden olabilir. COP29 Deklarasyonu, su tasarrufunun önemine dikkat çekerek, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi için entegre yaklaşımların benimsenmesini öneriyor.”

Su tasarrufu, bireylerden hükümetlere kadar herkesin sorumluluğunda

Hükümetlerden bireylere kadar herkesin su tasarrufu konusunda yapması gerekenlerin olduğunu belirten Özkaya “Su tasarrufu, bireylerden hükümetlere kadar herkesin sorumluluğundadır” diyerek sürdürülebilirlik için alınması gereken acil önemleri anlattı:

“Hükümetler, şirketler, bireyler herkes bu konuda çaba göstermelidir. Hükümetler; Entegre Su Kaynakları Yönetimi (IWRM) gibi su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi için entegre yaklaşımlar benimsemeli. Sulak alanların restore edilmesi, yağmur suyu hasadı gibi doğa temelli çözümleri (NbS) desteklemeli. Kuraklık ve sel gibi suyla ilgili afetlere karşı erken uyarı sistemleri geliştirmeli. Su kirliliğini önlemek için su kalitesi izleme sistemleri kurulmalı. Şirketler, üretim süreçlerinde su kullanımını azaltacak teknolojilere yatırım yapmalı. Atık suların arıtılarak yeniden kullanılması teşvik edilmeli. Tarım sektöründe damla sulama gibi su tasarrufu sağlayan yöntemler yaygınlaştırılmalı. Bireyler de aldıkları önlemlerle su tasarrufuna katkı sunabilir. Örneğin, evlerde su tasarruflu musluklar, duş başlıkları ve tuvaletler kullanılmalı. Suyun değeri konusunda farkındalık artırılmalı, israf önlenmeli. Bahçe sulama gibi ihtiyaçlar için yağmur suyu kullanılmalı. Kentsel dönüşüm uygulamalarında yaygınlaştırılmalı.”

Teknolojinin sunduğu çözümlerden de yararlanılabilir

Su tasarrufu için teknolojinin sunduğu çözümlerden de yararlanılabileceğine dikkat çeken Özkaya, COP29 Deklarasyonu ve UNDP 2020 raporu verilerini aktardı:

“COP29 Deklarasyonu, suyun iklim değişikliğiyle mücadelede merkezi bir role sahip olduğunu vurgulayarak, küresel su güvenliği için somut adımlar atılmasını hedefliyor. Deklarasyon, su kaynaklarının korunması, suyla ilgili afetlerin önlenmesi ve su tasarrufunun teşvik edilmesi için uluslararası iş birliğini güçlendirmeyi amaçlıyor. Ayrıca, Bakü Su Diyaloğu gibi platformlarla suyla ilgili iklim eyleminin sürekliliğini sağlamayı hedefliyor. UNDP’nin 2020 İnsani Gelişme Raporu, insanın doğa üzerindeki hakimiyetinin ekolojik dengeyi nasıl tehdit ettiğini açıkça ortaya koyuyor. Raporda, “doğal kaynakların kendini yenileme kapasitesini aşan tüketim alışkanlıklarımız, gezegenin sınırlarını zorluyor” ifadesi, su krizinin boyutlarını anlamak için çarpıcı bir uyarı niteliğinde. Yeni bir fırsat olarak, yapay zekâ (AI), makine öğrenmesi (ML) ve büyük veri (big data) gibi yenilikçi teknolojilerin, su yönetimine entegrasyonu fırsat oluşturabilir. Özellikle su kayıp-kaçaklarının azaltılması, su kalitesinin izlenmesi ve kuraklık yönetimi gibi alanlarda bu teknolojiler, daha verimli ve sürdürülebilir çözümlerin önünü açabilir. Ancak, teknolojinin sunduğu çözümlerin yanı sıra, derin öğrenme modelleri gibi AI sistemlerinin eğitimi sırasında kullanılan büyük veri merkezlerinin soğutma ihtiyacı, su kaynakları üzerinde yeni bir baskı oluşturuyor! Örneğin, bir AI modelinin eğitimi sırasında ciddi miktarlarda su tüketilebiliyor. Bu durum, teknolojinin sunduğu fırsatlar kadar, sorumlu kullanımının da ne kadar kritik olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Suyun geleceği hem doğayla uyumlu politikalar hem de teknolojinin akıllıca entegrasyonuyla şekillenecek. Unutmayalım: Su, sadece bir kaynak değil, yaşamın ta kendisidir.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 50’si şiddetli su kıtlığı yaşıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İBB Şehir Tiyatroları Sezai Altekini Kaybetmenin Derin Üzüntüsünü Yaşıyor https://kocaelibasin.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-sezai-altekini-kaybetmenin-derin-uzuntusunu-yasiyor/ Fri, 31 Jan 2025 12:20:03 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-sezai-altekini-kaybetmenin-derin-uzuntusunu-yasiyor/ İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Değerli Sanatçısı Sezai Altekin’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyor.

İBB Şehir Tiyatroları Sezai Altekini Kaybetmenin Derin Üzüntüsünü Yaşıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Değerli Sanatçısı Sezai Altekin’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyor. Kederli ailesine, tüm sevenlerine ve Türk Tiyatrosu’na başsağlığı dileriz.

Sanatçı, 31 Ocak 2025 Cuma günü (bugün) Bodrum Konacık Camii’nde öğle namazını müteakiben kılınacak cenaze namazının ardından Bodrum Gündoğan Mezarlığı’nda toprağa verilecektir.

 

Sezai Altekin

1946 yılında İstanbul’da doğdu. 1966 yılında girdiği Şehir Tiyatroları’nda emekli oluncaya kadar görev yaptı. Tiyatro oyunculuğunun yanı sıra televizyon, sinema ve seslendirme çalışmaları da yapmıştır. Seksenlerde Gazanfer Özcan ile beraber birçok seslendirme çalışmasında bulunmuştur. 2007 – 2008 sezonunda “Bana Bir Picasso Gerek” oyunu ile Duru Tiyatro’ya misafir oyuncu olarak katılmıştır. Kanal D’de yayınlanan “Paşa Gönlüm” dizisinde Paşa Dede rolünde oynamıştır. “Tatar Ramazan” dizisinde Beyefendi’yi oynamıştır. Son olarak Show Tv ekranlarında “İlişki Durumu: Karışık” adlı dizide rol almıştır.

Sahip olduğu ödüller

Afife Tiyatro Ödülleri – Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu – Bana Bir Picasso Gerek – Duru Tiyatro – 2008

Şehir Tiyatroları’nda Rol Aldığı Oyunları:

Koca Sinan

Bir Kavuk Devrildi

Kocadağlar Ağası

Anna Karenina

Paralar Bankada

Sokrates Savunuyor

İvanov

Sırık – Obur – Camgöz

Tırpan

Bahar Noktası

Köse İle Ese

Scapen’in Dolapları

Biz Aşağıda İmzası Olanlar

Moliere Ya Da Kara Komplo = Kabala Svyatoş

Palto

İp Oyunu

Avanak

On İki Öfkeli Adam

Rumuz Goncagül

Büyük Jüstinyen

Çulsuzlar

Figaro’nun Düğünü

Lüküs Hayat

İbiş’in Rüyası

Hortlaklar

Buzlar Çözülmeden

Deli

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İBB Şehir Tiyatroları Sezai Altekini Kaybetmenin Derin Üzüntüsünü Yaşıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İBB Şehir Tiyatroları Önder Bali’yi Kaybetmenin Derin Üzüntüsünü Yaşıyor https://kocaelibasin.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-onder-baliyi-kaybetmenin-derin-uzuntusunu-yasiyor/ Sat, 04 Jan 2025 18:29:54 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-onder-baliyi-kaybetmenin-derin-uzuntusunu-yasiyor/ İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Değerli Sanatçısı Önder Bali’yi kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyor.

İBB Şehir Tiyatroları Önder Bali’yi Kaybetmenin Derin Üzüntüsünü Yaşıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Değerli Sanatçısı Önder Bali’yi kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyor. Kederli ailesine, tüm sevenlerine ve Türk Tiyatrosu’na başsağlığı dileriz.

Önder Bali için, 5 Ocak 2025 Pazar günü (yarın) saat 10.00’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tören düzenlenecektir.

Sanatçı, 5 Ocak 2025 Pazar günü Zincirlikuyu Camii’nde öğle namazını müteakiben kılınacak cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilecektir.

Önder BALİ
1938’de doğan Önder Bali, 1949’da İstanbul Belediyesi Konservatuvarı’na girdi. 1959’da Klarnet, Keman ve Piyano Bölümü’nden mezun oldu.

Profesyonel müzik hayatına 1961’de İstanbul Şehir Orkestrası’nda klarnet çalarak başladı. 1970 yılında aynı orkestraya şef oldu.

1985’te emekli olduktan sonra Önder Bali orkestrasını kurarak İstanbul’un çeşitli otellerinde çalıştı.

İstanbul Festivali Orkestrası ve Altın Orfe (1977) Müzik Festivali’ni de yöneten Önder Bali, Şehir Tiyatrosu Genel Müzik Direktörlüğü görevini yapmıştır.

Oyunları:
Evita
Saka Kuşu
Çalıkuşu
Ahududu
Arslana Benzer
Lüküs Hayat
Sarıpınar 1914
Kuşlar
Ahududu
Tiyatro Şarkıları
Memleketimden İnsan Manzaraları
Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım
Sabaha Az Kala

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İBB Şehir Tiyatroları Önder Bali’yi Kaybetmenin Derin Üzüntüsünü Yaşıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Türkiye’de ailelerin %31’i çocuklarının çevrimiçi yaşamı nedeniyle tartışma yaşıyor https://kocaelibasin.com.tr/turkiyede-ailelerin-%31i-cocuklarinin-cevrimici-yasami-nedeniyle-tartisma-yasiyor/ Thu, 21 Nov 2024 11:40:14 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/turkiyede-ailelerin-%31i-cocuklarinin-cevrimici-yasami-nedeniyle-tartisma-yasiyor/ Kaspersky anketine* göre, Orta Doğu, Türkiye ve Afrika (META) bölgesinde ankete katılan ebeveynlerin yaklaşık üçte biri çocuklarının çevrimiçi yaşamı nedeniyle çocuklarıyla çatışma yaşadıklarını bildirdi.

Türkiye’de ailelerin %31’i çocuklarının çevrimiçi yaşamı nedeniyle tartışma yaşıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kaspersky anketine* göre, Orta Doğu, Türkiye ve Afrika (META) bölgesinde ankete katılan ebeveynlerin yaklaşık üçte biri çocuklarının çevrimiçi yaşamı nedeniyle çocuklarıyla çatışma yaşadıklarını bildirdi. Türkiye’de bu oran %31 olarak belirlendi. Türkiye’de %35’lik kesim ise çocuklarıyla bu konuda herhangi bir çatışma yaşamadıklarını, ancak bunun çocuklarının çevrimiçi faaliyetleri gerçek sorunlar yaratmamasıyla ilgili olduğunu söylüyor. Bununla birlikte gerçek sorunlarla karşılaşma durumu pek nadir değil: Türkiye’den ankete katılan ebeveynlerin %22’si çocuklarının çevrimiçi davranışları nedeniyle para kaybettiklerini itiraf ederken, %15’i çocuklarının cihazına virüs bulaştığını belirtti.

Ebeveynler ile çocuklar arasındaki çatışmaların nedenlerini derinlemesine incelediğimizde, çoğunun çocuğun cihazlarla geçirdiği süreyle ilgili olduğunu görüyoruz (vaka oranı %67).Çocuğun izlediği içerik, ankete katılanların çatışmalarının %35’inin nedenini oluşturuyor. Ebeveynler ayrıca çocuklarının sürekli olarak internette sohbet etmesinden ve faydalı hiçbir şey yapmamasından da rahatsız oluyor – bu da tartışmaların %20’sinin başlama nedenini oluşturuyor.

Çocuğun dijital yaşamı söz konusu olduğunda ailelerdeki çatışmaların temel nedenleri

Kaspersky Orta Doğu, Türkiye ve Afrika Tüketici Kanalı Başkanı Seifallah Jedidi, şunları söylüyor: “Çatışmalar genellikle yanlış anlaşılmalardan kaynaklanıyor. Ebeveynler açısından gelişen modern dijital dünyanın hızına ayak uydurmak gittikçe zorlaşıyor. Bu nedenle çok hızlı ortaya çıkan trendleri yakalayamadıkları için genellikle büyük resmin dışında kalıyorlar. Çocuklara gelince, siber risklerin gerçekliğini hafife alarak ve çevrimiçi ortamda maruz kalabilecekleri içeriği filtrelemek için stratejiler oluşturmayarak dijital yaşamda sınırlı bir dikkatle ilerleme eğilimindeler. Bununla birlikte, çocuğunuzla iletişim kurarak ve dijital yaşamlar hakkında güven ve iyi bir ilişki kurarak durumu iyileştirmek mümkündür. Ebeveynler çocukların olumlu dijital davranış becerileri ve alışkanlıkları geliştirmelerine yardımcı olmalı ve onlara temel siber hijyeni öğretmelidir.”

Kaspersky, ailelerle çocukları arasında olası çatışmaları ortadan kaldırmak ve çocukların dijital yaşamlarını ve deneyimlerini korumaya yardımcı olmak için aşağıdaki tavsiyeye uyulmasını tavsiye ediyor:

  1. Çocukların siber güvenliği konusunda daha fazla bilgi edinin. Modern trendleri, uygulamaları, dijital risklere karşı korunmak için benimsenmesi gereken davranış biçimlerini öğrenin (örneğin, internetteyken temel güvenlik kuralları gibi).
  2. Çocuğunuzla iletişim kurun ve aşmaması gereken sınırlar tanımlayın. Onlarla hem gerçek hem de web sayfalarındaki güvenli yerleri konuşun.
  3. Çocukları zararlı içeriklerden ve ekran başında uzun süre geçirmekten korumak için yardımcı bir araç olan ve dijital çevrimiçi etkinliklerini izlemeyi destekleyen Kaspersky Safe Kids gibi güvenilir bir güvenlik çözümü kullanın.

*“Growing Up Online” konulu anket, Kaspersky’nin talebi üzerine Toluna araştırma ajansı tarafından 2023-2024 yıllarında gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemi, 5 ülkede 10 bin çevrimiçi görüşmeyi (3 ila 17 yaş arası çocukları olan 5 bin ebeveyn-çocuk çifti) içeriyordu. Katılımcı ülkeler Türkiye, Güney Afrika, Mısır, Suudi Arabistan ve BAE.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Türkiye’de ailelerin %31’i çocuklarının çevrimiçi yaşamı nedeniyle tartışma yaşıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İBB Şehir Tiyatroları Suphi Tekniker’i Kaybetmenin Derin Üzüntüsünü Yaşıyor https://kocaelibasin.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-suphi-teknikeri-kaybetmenin-derin-uzuntusunu-yasiyor/ Mon, 21 Oct 2024 15:59:51 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-suphi-teknikeri-kaybetmenin-derin-uzuntusunu-yasiyor/ İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Değerli Sanatçısı Suphi Tekniker’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyor.

İBB Şehir Tiyatroları Suphi Tekniker’i Kaybetmenin Derin Üzüntüsünü Yaşıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Değerli Sanatçısı Suphi Tekniker’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyor. Kederli ailesine, tüm sevenlerine ve Türk Tiyatrosu’na başsağlığı dileriz.

Suphi Tekniker için, 22 Ekim 2024 Salı günü (yarın) saat 11.00’de Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tören düzenlenecektir.

Sanatçı, 22 Ekim 2024 Salı günü Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde (1. Levent) öğle namazını müteakiben kılınacak cenaze namazının ardından Ayazağa Mezarlığı’nda toprağa verilecektir.

 

SUPHİ TEKNİKER

 

Suphi Tekniker, 10 Ocak 1940 tarihinde Mersin’de dünyaya geldi. Lise eğitimini Mersin’de tamamladıktan sonra üniversite öğrenimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya bölümünde tamamladı. 1957 senesinde tiyatro oyunculuğuna merak sardı ve amatör olarak sahneye çıktı.

Muhsin Ertuğrul’un teşvikiyle 1960 yılında, İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda Kral Lear oyununda figüran olarak sahneye çıktı. 1960 senesinde sinemaya yöneldi ve senaryosunu Erdoğan Tünaş’ın üstlendiği Fatma Girik, Orhan Günşiray, Suphi Kamer gibi dönemin ünlü oyuncularının yer aldığı “Cici Katibem” isimli filmde rol alarak sinema hayatına giriş yaptı.

1975 senesinden sonra oyunculuğun yanı sıra birçok filmin de senaryosunu yazdı. Kemal Sunal’ın oynadığı “Umudumuz Şaban”, “En Büyük Şaban” ve “Hanzo” gibi popüler filmlerin senaryosuna katkıda bulunmuş; ayrıca Orhan Gencebay’ın başrol aldığı “Dil Yarası” ve “Kaptan” gibi yapımların senaryosunu da kaleme almıştır.

 

Kitapları

Ne Yazık ki Namuslu

Tiyatro’dan Sinema’ya Başrolde Darülbedayi

 

Şehir Tiyatroları’nda Rol Aldığı Oyunlar

Osmangiller

Nuh’un Gemisi

Bir Kavuk Devrildi

Evvel Zaman İçinde

Romeo Ve Juliet

Kibarlık Budalası

Gizli Mi Gizli

Sahildeki Kanepe

Pusuda

Macbeth

Güneş Batarken

Beş Katlı Binanın Altıncı Katı

III. Richard

Şu Bizim Evliya Çelebi

Susuz Yaz

Hulusi Bey’in Kızları

Aydınlanma Ateşi

Bağdat Hatun

Kafes Arkasında

Bir Sabah Gülerek Uyan

Merhaba Anneciğim

Kadınlar Arasında

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İBB Şehir Tiyatroları Suphi Tekniker’i Kaybetmenin Derin Üzüntüsünü Yaşıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Endüstriyel şirketlerinin neredeyse yarısı her ay ağ sorunları yaşıyor https://kocaelibasin.com.tr/endustriyel-sirketlerinin-neredeyse-yarisi-her-ay-ag-sorunlari-yasiyor/ Mon, 14 Oct 2024 09:10:08 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/endustriyel-sirketlerinin-neredeyse-yarisi-her-ay-ag-sorunlari-yasiyor/ Her üç endüstriyel şirketten biri düzenli olarak ağ sorunlarıyla karşılaşırken ve işletmelerin %45'i ayda birkaç kez ağda sorun yaşarken, katılımcıların yalnızca %12'si bu tür zorluklarla yılda bir kez veya daha az karşılaştıklarını belirtti.

Endüstriyel şirketlerinin neredeyse yarısı her ay ağ sorunları yaşıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Her üç endüstriyel şirketten biri düzenli olarak ağ sorunlarıyla karşılaşırken ve işletmelerin %45’i ayda birkaç kez ağda sorun yaşarken, katılımcıların yalnızca %12’si bu tür zorluklarla yılda bir kez veya daha az karşılaştıklarını belirtti. Bu ve daha fazlası, Kaspersky’nin coğrafi olarak dağıtılmış şirketlerin karşılaştığı ağ ve bilgi güvenliği zorluklarını araştırdığı raporunda yer alıyor.

Endüstriyel şirketler genellikle farklı yerlerde bulunan fabrikalar, şubeler ve diğer kritik tesislerle coğrafi olarak dağıtılmış bir altyapı üzerinden faaliyet gösteriyorlar. Bu durum lojistik sorunlar, iletişim engelleri, operasyonların koordine edilmesindeki zorluklar, tutarlı kalite standartlarının sürdürülmesi ve yerel düzenlemelere uyumun sağlanması gibi bir dizi soruna yol açabiliyor.

Yukarıda belirtilen zorluklara ek olarak, birden fazla lokasyona sahip endüstriyel işletmeler düzenli olarak BT altyapısı ve bilgi güvenliği sorunlarıyla karşılaşıyor. Kaspersky’nin ‘Coğrafi olarak dağınık işletmeleri yönetmek: zorluklar ve çözümler’ (Managing geographically distributed businesses: challenges and solutions) başlıklı raporuna göre, üretim şirketlerinin %49’u siber güvenlik olaylarının etkili bir şekilde tespit edilmesi ve çözülmesinin en zorlu görev olduğunu düşünüyor. Ayrıca güvenlik önlemlerinin uygulanmasının izlenmesi (%46) ve uyumlu bir güvenlik politikası oluşturulması (%42) da önemli zorluklar olarak öne çıkıyor.

Katılımcıların neredeyse %30’u ağ arızaları veya kesintileri, hizmet ve uygulamaların düşük performansı ve yetersiz bağlantı kapasitesi gibi ağ sorunlarını düzenli olarak yaşadıklarını belirtiyor. Katılımcıların %38’i bu tür sorunlarla ayda bir ila üç kez karşılaşırken, %28’i birkaç ayda bir, %7’si ise her hafta karşılaştığını söylüyor.

Bir arıza veya kesinti sonrasında ağı eski haline getirmek için gereken süreye ilişkin olarak, katılımcıların çoğunluğu (%74) genellikle 1 ila 5 saate ihtiyaç duyduklarını belirtirken, %15’i 1 saatten daha az zaman harcadıklarını ve %10’u bir tam iş gününe kadar zamana ihtiyaç duyduklarını belirtiyor. Bu gibi kesinti süreleri önemli mali ve itibar kaybına yol açıyor ve dakika başına binlerce dolara, saat başına çok daha fazlasına mal olabiliyor. Bu nedenle, şirketlerin olası ağ kesintilerini önlemeleri ve ortaya çıkmaları halinde bunları hızla onarabilecek kapasitede olmaları önem taşıyor.

Kaspersky Güvenli Erişim Hizmeti Edge İş Geliştirme Müdürü Maxim Kaminsky, şunları söylüyor: “Endüstriyel işletmelerdeki ağ sorunları genellikle gecikmelere, üretim seviyelerinde düşüşe, mali kayıplara ve itibar risklerine neden olur. Bir ağ çöktüğünde iletişim ve iş süreçleri kesintiye uğrar, çalışanlar önemli bilgilere erişimlerini kaybeder. Tüm bunlar üretkenlikte düşüşe yol açar ve hatta müşteri güvenine zarar verir. Bu nedenle şirketler iş sürekliliğini sağlamak için operasyonlarını koruma altına almalıdır. Ağ sorunlarının potansiyel nedenlerini anlayarak ve zamanında stratejik önlemler alarak şirketler bu zorluklarla mücadele edebilirler ve tüm süreçleri koruyabilirler.”

Kaspersky, ağ sorunları olasılığını en aza indirmek ve endüstriyel şirketlerdeki tüm varlıklar ve süreçler için güvenilir kapsamlı koruma altına almak için şunları öneriyor:

  • Kaspersky Industrial CyberSecurity (KICS) gibi merkezi varlık ve risk yönetimini, güvenlik ve uyumluluk denetimini benzersiz ölçeklenebilirlik eşliğinde sunan, endüstriyel ağlara ve otomasyon sistemlerine güvenilir koruma sağlayan OT XDR platformlarını kullanın. Platform son güncelleme ile artık 100 izleme noktasının desteklenmesini sağlıyor ve şirket şubeleri arasında yeni yazılım tanımlı ağ oluşturmak için sınırsız seçenek sunuyor.
  • Kurumsal ağı tek bir konsoldan yönetmek için kuruluşlar Kaspersky SD-WAN gibi özel bir çözüm kullanabilirler. Bu ürün, şirketler arasında ayrı iletişim kanallarını ve ağ işlevlerini entegre eder ve uygulama performansını artırarak güvenilir ağların oluşturulmasını ve coğrafi olarak dağıtılmış işletmelerin sürdürülmesini kolaylaştırır.
  • Şirketler gelişmiş korumaya ihtiyaç duyduklarında her iki çözümü de birleştirebilirler. Kaspersky SD-WAN ve Kaspersky Industrial CyberSecurity for Networks entegrasyonu, şirketlerin merkezi izleme ve koruma sistemi kurabilmeleri için endüstriyel ağ trafiğinin bir kopyasını aktarmalarını sağlar. İki ürünün sinerjisi, dağıtılmış altyapıları ölçeklenebilir hale getirerek yüksek kaliteli ağ hizmeti sağlar ve ICS/SCADA trafiğine öncelik verir.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Endüstriyel şirketlerinin neredeyse yarısı her ay ağ sorunları yaşıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>