?>
?>
Söyleşide; drone’ların gazetecilikte kullanımı, ulaşımı zor olan yerlerde drone ile daha hızlı ve kolay bir şekilde habere ulaşılması gibi konular ele alındı.
Drone kullanımımın şartları ile ilgili bilgi veren Eray Dedik, “Drone kullanımı için öncelikle eğitimlere katılmak ve sonrasında ehliyet alınması gerekiyor. Fakat ehliyet almakla iş bitmiyor. Drone ile uçuş yapacağımız zaman Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne çekim yapmak istediğimiz yerin lokasyonunu bildirmemiz ve onay almamız gerekiyor. Bu süreç, 5 veya 7 gün öncesinde web sayfası üzerinden başlıyor. Onay aldıktan sonra o bölge üzerinde rahat bir şekilde uçuş yapabiliyorsunuz. Güvenliği elden bırakmamak gerekiyor. Uçuş yapmadan önce mutlaka uçuş yaptığınız yerde önceden keşif yapmanız gerek. Etrafta engel olabilecek bina, tel, kuşlar, ağaçlar olabilecek mi bunlara bağlı olarak dikkatli bir şekilde uçuş yapmamız gerekiyor. Uçuş sırasında başkalarına zarar vermemek için drone’nun sürekli olarak pervanelerini, bataryasını ve yazılımını kontrol etmemiz gerekiyor.” diye konuştu.
“ Doğal afetlerde drone kullanımının etkisi büyük”
Gelecekte drone kullanımının medya sektöründe daha çok yaygınlaşacağını belirten Dedik, “Haber merkezlerinde drone pisti olabileceğini ön görüyorum. Gazeteciler bulundukları yerden drone’larını haber yerlerine gönderip çok daha hızlı bir şekilde olay ile ilgili bilgi sahibi olabilecekler. Özellikle günümüzde toplumsal olaylarda, afetlerde, yangın gibi olaylarda kameramanın ve muhabirin ulaşılması zor olan yerlerde drone’nun daha hızlı bir şekilde olay yerine intikal etmesi, bölgeyi taraması ve o konu hakkında bilgi sahibi olması çok daha kolay olabiliyor. Yakın zamanda yaşadığımız depremlerde de drone kullanımı sayesinde çok daha fazla kişiye ulaşıldı. Yangınlarda, sel felaketlerinde drone’nun etkisi büyük. Güvenlik güçlerinin arama kurtarmada kullandıkları drone’lar gazeteciler içinde büyük katkı sağlıyor” dedi.
Söyleşi sonrasında Doç. Dr. İlknur Aydoğdu Karaaslan, katılımdan dolayı Eray Dedik’e “Teşekkür Belgesi” takdim etti. Ardından Eren Dedik, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri ile birlikte uygulamalı drone kullanımı gerçekleştirdi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Eray Dedik, “Drone kullanımı medya sektöründe yaygın hale gelecek” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, sindirim sistemindeki bir veya daha fazla küçük kesenin iltihaplanması veya enfeksiyonu sonucu şiddetli karın ağrısı, ateş, titreme ve karında şişliğe neden olan divertikülit hastalığı hakkında bilgi verdi.
Divertikülit ciddiye alınmalı ve hızla tedavi edilmeli!
Divertikülün, kalın bağırsaktan dışarıya çıkan balon şeklindeki kesecikler olduğunu dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Genellikle kalın bağırsağın zayıf bölgelerinde oluşur. Tek keseye Divertikül denirken bunların çok sayıda fazla olmasına Divertikülozis adı verilir. Bu kesecikler herhangi bir nedenden dolayı iltihaplandığında meydana gelen hastalığa Divertikülit denir. Divertikülit kolonun her yerinde olabilirse de en çok Sigmoid Kolon dediğimiz kısımda olur. Sigmoid Kolon ise rektuma yakın bölümünü kapsıyor. Divertikülit ciddiye alınması hemen tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Divertikülit özellikle 50 yaşın üzerinde sık görülmektedir. 50 yaş üzerinde görülme oranı yüzde 30 iken 80 yaş üzerindeki görülme sıklığı yüzde 70’e çıkar.” dedi.
Ağrı ve hassasiyet en sık karnın sol alt kısmında görülüyor
Divertikülitin genellikle divertikülün bulunduğu bölgede ağrı ve hassasiyet ile kendini gösterdiğini dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Ağrı ve hassasiyet en sık karnın sol alt kısmında, karın şişkinliği, ateş, üşüme, halsizlik, bulantı, kusma, kabızlık, nadiren dışkıda kanama, bazen ishal, hafif karın krampları tarzında olabilir. Uzun yıllardır divertikül oluşumunda kronik kabızlığın etkili olduğu düşünülmektedir. Kabız insanlarda, kalın bağırsak dışkıyı hareket ettirebilmek için daha fazla güç uygular ve bu durumda kalın bağırsağın basıncı artar ve artan basınç ile kalın bağırsağın zayıf bölümünden divertikül oluşumuna neden olabilir. Bu nedenle diyette yeteri kadar lif alımı kabızlık riskini azaltır.” diye konuştu.
50 yaş üzeri erkeklerde daha sık görülüyor
Divertikül oluşumu için risk faktörlerini de anlatan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Risk faktörleri arasında 50 yaş üzerinde olmak, erkek cinsiyette olmak, obezite, yetersiz fiziksel aktivite, sigara kullanımı, nonsteroid antiinflamatuar ilaç kullanımı, bağırsak mikrobiyotasındaki değişiklikler ve genetik yatkınlık yer almaktadır. Bu nedenle divertikül gelişimini önlemek için düzenli egzersiz yapmak önemlidir. Hareket halinde kolon basıncı azalır ve kabızlığı önler. Günlük olarak önerilen, 30 öğün düzenli egzersizdir. Sağlıklı beslenme, özellikle çocukluk ve gençlik döneminden itibaren bol lifli gıdaların tüketilmesi ve bol miktarda sıvı alımını içermelidir. Günde en az 8 bardak su içilmesi önerilir. Çay ve kahve, suyun yerini tutmaz; Aksine, aşırı tüketimleri kabızlığa yol açabilirsiniz.” şeklinde konuştu.
Divertikülit belirtileri nelerdir?
Divertikülitin sıklıkla belirti vermediğini ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, şöyle devam etti:
“Genellikle bir başka hastalığın araştırılması esnasında ortaya çıkıyor. Divertikülit oluşunca belirtiler meydana geliyor. Hastalar sıklıkla karın ağrısı ile doktora başvuruyor. Hekim, hastanın hikayesini aldıktan sonra fiziki muayene yapar. Gerektiğinde karın ultrasonografisi, karın MR’ı ya da tomografisi çekilebilir. Gaita testleri istenebilir ve diğer karaciğer, böbrek sorunlarını ekarte etmek için kan tahlilleri alınabilir. Buna bağlı olarak aynı zamanda gerekirse kolonoskopi de yapılabiliyor.
Akut Divertikülit aşamasında kolonoskopi önerilmiyor. Normal şartlar altında kolonoskopi yaparken divertiküli görmek mümkün. Nadir de olsa aşırı kanama olduğu durumlarda ise anjiyografi ile divertiküler kanamayı da görmek mümkün. O nedenle rutin kontrollerde 45 yaş üzerinde kolonoskopi yapılırken divertiküleri yakalamak ve görmek mümkündür.”
Diverkülit orada oluşan ödem nedeniyle bağırsak tıkanıklığına neden olabilir
Divertikülün yarattığı komplikasyonların başında apsenin geldiğini de kaydeden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Divertikülit olan bölgedeki oluşan enfeksiyondur. Bu enfeksiyon büyür ve deri altına, yumuşak dokulara yayılırsa buna flegmon denir. Fistül olabilir yani divertikül olan bölgeden başka bir organa dair arada yol oluşması olasılığıdır. Bu rahime de atlayabilir. Bazen divertiküller perfore olabilir. Divertikülit ilerlediği zaman içerisindeki irin karın boşluğuna yayılabilir ve karın iltihaplanmasına yani peritonite neden olabilir. Bazen diverkülit orada oluşan ödem nedeniyle bağırsak tıkanıklığına neden olabilir. Dışkının hareketlerini engeller.” şeklinde konuştu.
Ciddi durumda hastaneye yatırılarak tedavi ediliyor
Divertikülit tedavisinde, şiddetli vakalarda tedavi yöntemi olarak evde istirahat önerildiğini de dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, şunları kaydetti:
“Bu vakalarda diyet ve yaşam tarzı değişiklikleri, liften zengin beslenme öneriliyor. Bol hareket ve sıvı tüketmek gerekir. Divertiküliti olan hastalarda kırmızı et tüketimi azaltılması, bol meyve ve sebze tüketilmesi ve tahıl tüketilmesi önemlidir. Divertikülit hastalığın beraberindeki yaşanan ve ek hastalıklarına bağlı olarak gelinmektedir. Bazen ciddi durumda hastaneye yatırılarak tedavi edilmekte, damar yolundan beslenmeye açılmakta, antibiyotik tedavisi, sıvı tedavisi de yapılmaktadır. Eğer divertikülit apse yolu açılırsa ultrason ya da tomografi eşliğinde boşaltmak mümkündür. Bunun dışında divertikül yırtılır ve enfeksiyon karın zarına yayılırsa genel durum bozulur, antibiyotiklere rağmen ateş düşmez. Böyle durumda ameliyat endikasyonu da olmaktadır. Ameliyattaki ideal yöntem divertikülit olan kısmının kesilip çıkartılmasıdır. Bazı durumlarda ise bu olanak vermezse bağırsak karın boşluğuna ağızlaştırılır. 10-12 hafta sonra ise kapatılabilir. Diverkülit bazen idrar kesesi veya ince bağırsağa fistülize olabilir.”
Yaş ilerledikçe divertikül riski artıyor
Divertikül hastalığını önlemek için beslenmede genel olarak kırmızı et ürünlerini daha az tüketmek gerektiğini de ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Lifli gıdalar tüketmek öneriliyor. Liften zengin gıdaların başında ise tam buğday ekmeği, tahıl gevreği, bulgur, ahududu, armut, kabuklu elma, erik kurusu, bezelye, mercimek ve barbunya geliyor. Belli aralıklarla kolonoskopi yaptıran hastalarımızda divertikül görmek mümkün. Yaş ilerledikçe divertikül riski arttığı için bir gastroenteroloji uzmanı takibinde kalmakta fayda vardır.” şeklinde sözlerini tamamladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Divertikülit 50 yaş üzerinde yaygın olarak görülüyor! Divertikülit sıklıkla belirti vermiyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>