?>
?>
| Kallimanis, Food Expo 2025’te Yenilikçi Ürünleri İle Beğeni Topladı
Dardanel’in global büyüme stratejileri çerçevesinde 2021 yılında satın aldığı Yunanistan’ın köklü deniz ürünleri üreticisi Kallimanis, Avrupa Birliği’nin en prestijli gıda ve içecek fuarı Food Expo 2025’te yenilikçi ürünleriyle ilgi odağı oldu. Gıda ve içecek sektöründeki yeniliklerin sergilendiği Food Expo 2025, Yunanistan’ın başkenti Atina’da uluslararası markalar, gıda profesyonelleri ve tedarikçileri bir araya getirdi. Fuar’da 80’den fazla ülke ve 1000’den fazla global marka yer aldı. Food Expo 2025 boyunca Kallimanis standı, kaliteli, lezzetli ve yenilikçi ürünleriyle ziyaretçilerin odak noktası oldu. Kallimanis’in fuardaki alanları, ziyaretçilere geniş ürün portföyünü tanıma ve tatma fırsatı sundu. Dondurulmuş deniz ürünleri, Yunanistan pazarına yeni sunulan Kallimanis ton balığı ve yenilikçi sushi çeşitleri, sergilenen başlıca ürünler arasında yer aldı. Dardanel, Kallimanis ile Global Pazarda Büyümeye Devam Ediyor Uluslararası pazarda büyüme stratejilerine hız kesmeden devam ettiklerini belirten Dardanel Yönetim Kurulu Üyesi ve Önen Gıda Genel Müdürü Ayşe Önen Özoğuz, “Dardanel’in yarım asra yakın bilgi birikimi, üretim ve pazarlama deneyimi, Kallimanis’in deniz ürünleri alanındaki köklü geçmişi ile birleşerek uluslararası pazardaki gücümüzü daha da pekiştirdi. Dardanel ve Kallimanis olarak, Türkiye ve Yunanistan’da, dünya çapındaki büyüme hedeflerimize ulaşmak için yatırımlarımızı artırıyor ve ürün portföyümüzü sürekli olarak yenilikçi ürünlerle geliştiriyoruz” dedi. Yunanistan’da düzenlenen Food Expo 2025 fuarında Kallimanis’in yenilikçi ürünlerinin büyük ilgi gördüğünü söyleyen Özoğuz, “Fuara katılan perakende ve gıda sektörü profesyonelleri, katma değerli ve inovatif ürünlerimizi birinci elden deneyimleme fırsatı buldu. Bu ilgi, Kallimanis’in sektördeki yenilikçi yaklaşımının ve yüksek kaliteli ürün anlayışının bir göstergesi oldu. Fuar boyunca ürünlerimize gösterilen yoğun talep, markamızın uluslararası pazardaki güçlü konumunu bir kez daha teyit etti. Fuarda en çok ilgi gören kategorimiz ise sushi oldu. Sushida markamız ile ürettiğimiz sushi çeşitlerimiz büyük bir ilgiyle karşılandı. Yenilikçi ürünlerle, hem ulusal hem de uluslararası pazarlarda dikkat çekmeyi başarıyoruz. Kallimanis’in Yunanistan pazarındaki etkisini artırmak ve küresel pazarlarda daha geniş bir kitleye ulaşması için attığımız adımlar, Dardanel’in dünya çapında bir oyuncu olma yolundaki kararlılığının da bir göstergesi” dedi. |
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kallimanis, Food Expo 2025’te Yenilikçi Ürünleri İle Beğeni Topladı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>| REHAU, Yenilikçi Ürünleriyle ISH 2025 Fuarı’nda Yerini Alıyor!
Bina ve altyapı teknolojilerinin lider şirketi REHAU, 17-21 Mart 2025 tarihleri arasında Almanya’nın Frankfurt kentinde düzenlenecek iklimlendirme ve tesisat fuarı ISH 2025’te iklimlendirme, ısıtma, soğutma ve mutfak ve banyo alanındaki son teknolojik ürün ve çözümlerini sergileyecek.
Yapı teknolojileri alanının lider markalarından REHAU, Avrupa’nın önde gelen, iklimlendirme ve tesisat sektörünün en önemli fuarı ISH 2025’te son teknolojik çözüm ve ürünleriyle yer alacak. Almanya’nın Frankfurt şehrinde 17-21 Mart 2025 tarihleri arasında düzenlenecek fuarda REHAU, su sistemleri için geliştirilen Fastloc, her mekanda doğru ve sağlıklı iklimlendirmeyi sağlayan Indoor Climate Comfort System, RAUTHERM NEO Contact tavandan soğutma/ısıtma, NEA 2.0 yeni nesil oda kontrol cihazı, RE.GUARD 2.0 su kaçak tespit sistemi, MEPA rezervuar sistemleri, orbit kumanda panellerinin yeni cam laminat versiyonu ile prefabrik modüler teknolojiye dayalı banyo ve mutfak çözümlerini sergileyecek. FASTLOC: Su tasarrufu sağlıyor REHAU’nun fuarda sergileyeceği FASTLOC ürünü de su taşıyan sistemler için sunduğu çözümlerin merkezinde yer alıyor. Bu yenilikçi sistem, geçme manşon tekniği ile sistem montajında zamandan tasarruf sağlıyor. Ziyaretçiler, stantta bağlantı sisteminin basitliğini, geçme manşonun güvenliğiyle nasıl birleştirdiğini görebilecekler. Fuarda ayrıca, sürekli boru hattı izleme sağlayan ve sızdıran boruların yanı sıra en küçük damlama sızıntılarını bile tespit eden su kontrol sistemi RE.GUARD 2.0 da tanıtılacak. Bu sistem, su baskınına karşı etkili bir koruma sağlayarak sudan kaynaklı hasarları önleme konusunda maksimum güvenlik sağlıyor. Her Oda İçin Doğru İklimlendirme Fuarda ikinci ana ürün grubu yüzey ısıtma ve soğutma sistemleri olacak. Indoor Climate Comfort System ile REHAU, her mevsimde her odada konfor sağlıyor. Tüm REHAU bileşenleri (fan coil üniteleri, nem alıcılar ve yüzey ısıtma/soğutma sistemleri), merkezi NEA SMART 2.0 bireysel oda kontrol sistemi üzerinden kolayca yönetilebiliyor. ISH 2025’te REHAU, RAUTHERM NEO Contact tavandan ısıtma/soğutma plakalarını da tanıtacak. Bu yeni ürün, daha yüksek montaj kolaylığı ve hızının yanı sıra üstün soğutma ve ısıtma performansı sunuyor. REHAU ayrıca, modern tasarım ve sezgisel kullanımın etkileyici fonksiyonlarla buluştuğu yüzey ısıtma ve soğutma sistemleri için geliştirilmiş NEA 2.0 oda kontrol cihazını da görücüye çıkaracak. REHAU, RAUVIPEX ön izoleli boru sistemi ile ısı transferinde yeni bir standart belirliyor. Ürün, bireysel binalara ısı pompası bağlamak için olduğu kadar, bir ısıtma ağı içinde ısı taşımak için de uygundur. CLIP-FLEX bağlantı elemanı, sistem ağını tamamlayan yeni güçlü bir bağlantı noktasıdır. 22,5°’ye kadar olan açısal sapmalara uyum sağlayabilen bilyeli eklem fonksiyonu sayesinde, boruların farklı çapları ve türleri, ayrı sızdırmazlık halkaları olmadan kolayca birleştirilebilir. Ustalar ve Planlamacılara Özel Katma Değerli Çözümler REHAU Building Solutions ve MEPA, optimize edilmiş komple sistemleri ile zaman ve maliyet tasarrufu sağlarken, montaj kolaylığı ve verimliliği artırmayı hedefliyor. REHAU Building Solutions ve MEPA, tek bir kaynaktan yenilikçi bina teknolojisi, uzmanlık ve uygun sistemler sunarak parçalı çözümler için birçok farklı irtibat noktasına ihtiyaç duymadan tek bir güvenilir sistem ortağı olmanızı sağlıyor. İster bireysel konutlar, ister ticari yapılar olsun, tek bir kaynaktan sunulan yenilikçi bina teknolojileri, farklı irtibat noktalarına olan ihtiyacı ortadan kaldırıyor. Bu sayede planlamadan uygulamaya kadar verimli ve maliyet etkin bir süreç sunuluyor. MEPA: Modüler Teknoloji ve Yenilikçi Çözümler MEPA, geniş ürün yelpazesindeki öne çıkan çözümlerini de ISH 2025’te sergileyecek. Şirketin “Orbit” kumanda paneli, yeni cam laminat versiyonu ile tamamlanıyor. Bu şık klozet ve pisuvar kumanda panelleri, altı modern mat renkte sunuluyor ve yüzeye monte, kısmen gömülü veya tamamen gömülü montaj seçenekleri sunuyor. REHAU, MEPA ve MCP Fertigungstechnik, RM² MODULES adı altında bir araya gelerek, inşaat alanında hassasiyet ve verimlilik için yeni standartlar belirliyor. Bu yeni ürün hattı, banyolar ve mutfaklar için ön duvar çözümlerinde prefabrik modüler teknoloji ile öne çıkıyor. Uygulamalı Test Alanı Ziyaretçiler, Test & Try Alanı’nda RAUTOOL montaj aletlerini ve Aquaproof küvet sızdırmazlık bandını bizzat deneyimleme fırsatı bulacak. Bu alan, sahada maksimum verimlilik ve hız sağlayan çözümleri ziyaretçilere uygulamalı olarak sunacak.
|
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
REHAU, Yenilikçi Ürünleriyle ISH 2025 Fuarı’nda Yerini Alıyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Ege Üniversitesinden kronik yaraların iyileşmesine yönelik yenilikçi proje
Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kevser Özgen Özer’in yürütücüsü olduğu ve uluslararası nitelik taşıyan “Doku Yenileyici Ürün Tasarımı: Farklı Nano-Sistemler Yara İyileşmesini Etkileyebilir mi?” başlıklı proje, “TÜBİTAK-2502 Bulgaristan Bilimler Akademisi ile İkili İş Birliği Programı” kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. Ege Üniversitesi ile Bulgaristan Polimer Enstitüsü iş birliğiyle yürütülecek olan proje ile kronik yara tedavilerinde yenilikçi çözümler geliştirilmesi hedefleniyor.
Prof. Dr. Kevser Özgen Özer ve proje ekibini tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam akredite, sağlık temalı araştırma üniversitemiz, uluslararası projelere imza atmayı sürdürüyor. Özellikle sağlık alanında gerçekleştirdiğimiz projelerle hasta sağlığını ve yaşam kalitesini pozitif yönde etkileyecek sonuçlar elde ediyoruz. Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kevser Özgen Özer’in yürütücülerinden birisi olduğu ve Bulgaristan Polimer Enstitüsü ile ortak yürütülen proje, iyileşmesi uzun süren kronik yaraların tedavisine yönelik yenilikçi çözümler sunuyor. TÜBİTAK tarafından da desteklenen ve üniversitemizin uluslararasılaşma hedefine katkı sağlayan projeleri için hocamızı ve ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” diye konuştu.
“Diyabet ve bası yaraları üzerine odaklandık”
Projenin amacından bahseden Prof. Dr. Kevser Özgen Özer, “ Projemizin hedefi; bitki bazlı makromoleküller ve peptitler gibi doğal bileşenlerin nanoteknolojik taşıyıcı sistemlerle kombinasyonuyla biyoaktif yara örtüleri oluşturmaktır. Bu proje, özellikle diyabetik ayak yaraları ve bası yaraları gibi uzun süreli iyileşme gerektiren kronik yaralar üzerine odaklanmaktadır. Elde edilecek sonuçlar, hem yara tedavisi alanında bilimsel yenilikler sunmayı hem de sağlık hizmetlerinde çevre dostu ve sürdürülebilir alternatifler geliştirmeyi hedeflemektedir” dedi.
Projenin Türkiye ve Bulgaristan koordinasyonunda ilerleyeceğini belirten Prof. Dr. Özer, “Proje kapsamında Ege Üniversitesi ekibi, aktif bileşenlerin analizi ile dermal matrikslerin formülasyonu ve hücre kültürü çalışmalarını yürütecek. Nanoteknolojik sistemlerin üretiminde ise Bulgaristan Polimer Enstitüsü ile koordineli şekilde çalışılacak. Daha sonra Bulgaristan Polimer Enstitüsü ekibi, nanoteknolojik taşıyıcı sistemlerin optimize edilmesi süreçlerini yürütecek. Bu sistemlerle zenginleştirilen dermal matriksler, Ege Üniversitesi laboratuvarlarında tasarlanarak üretilecek. Geliştirilen matrikslerin yara iyileşmesine etkileri, Ege Üniversitesinde gerçekleştirilecek hücre kültürü çalışmaları ile test edilecek. Bu testler sırasında, hücre büyümesi, doku yenilenmesi ve antioksidan özellikler gibi biyolojik parametreler değerlendirilecek. Son olarak, üretilen formülasyonların sterilizasyonu ve stabilite değerlendirmeleri yapılacak. Bu aşamada, her iki kurumdan araştırmacılar ortak çalışmalar yürütecek ve elde edilen bulgular raporlanacak” diye konuştu.
“Hem yaşam kalitesi artacak hem maliyet azalacak”
Projenin önemli sonuçlar doğuracağını ifade eden Prof. Dr. Özden, “Proje tamamlandığında, kronik yara tedavisinde etkili, güvenilir ve yenilikçi çözümler sunmayı bekliyoruz. Elde edilen sonuçlar hem hasta yaşam kalitesini artırmayı hem de sağlık sistemindeki maliyetleri azaltmayı amaçlıyor. Çalışmanın, sağlık teknolojilerinde sürdürülebilir bir dönüşüme öncülük etmesini hedefliyoruz” dedi.
Prof. Dr. Özden, “Projeyi Bulgaristan Polimer Enstitüsünden Prof. Dr. Petar D. Petrov ile birlikte yönetiyoruz. 24 ay sürecek olan proje, TÜBİTAK ile Bulgar Bilimler Akademisi arasındaki iş birliği çerçevesinde ‘2502 – Araştırma Projeleri- BAS ile İkili İşbirliği Destek Programı’ kapsamında desteklenecek. Bu program, uluslararası araştırma fonlarından yararlanma kapasitesini artırmayı ve bilimsel iş birliklerini teşvik etmeyi hedefliyor. İki kurum arasında gerçekleşen bu iş birliği, bilimsel uzmanlıkların bir araya gelmesini sağlayarak multidisipliner bir yaklaşım sunuyor. Ayrıca, projenin bir parçası olarak çeşitli uluslararası danışmanlar da araştırmaya katkıda bulunuyor. Bu çalışma, Ege Üniversitesinin uluslararasılaşma stratejisi doğrultusunda; bilimsel iş birliklerini güçlendirme ve küresel sağlık sorunlarına çözüm üretme hedeflerini destekliyor” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ege Üniversitesinden kronik yaraların iyileşmesine yönelik yenilikçi proje yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>| DiMAP – Tech Challenge yenilikçi girişimciler, startup’lar ve KOBİ’ler için büyük fırsatlar sunuyor!
Sabancı Üniversitesi SU-IMC Tümleştirilmiş Üretim Teknolojileri Araştırma ve Uygulama Merkezi bünyesinde yürütülen DiMAP – Doğrudan Dijital Üretim Platformu Projesi, Tech Challenge programı ile yenilikçi girişimciler, startup’lar ve KOBİ’ler için büyük fırsatlar sunuyor!
DiMAP Tech Challenge, Akıllı Üretim ve Dijital Dönüşüm (SManDiT) ve Sürdürülebilir İnovasyon ve Döngüsel Sanayi (SINaCI) alanlarında faaliyet gösteren girişimleri desteklemeyi amaçlıyor. Program, teknolojik gelişmeleri hızlandırmak, ticarileşmeyi teşvik etmek ve küresel pazarlara açılma fırsatı sunmak üzere tasarlandı. Gelen yoğun talep üzerine başvurular 1 hafta uzatıldı ve son başvuru tarihi 14 Mart 2025 olarak belirlendi. Akıllı Üretim ve Sürdürülebilir Çözümler İçin Büyük Destek DİMAP Tech Challenge, Akıllı Üretim & Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilir İnovasyon & Döngüsel Sanayi alanlarında yenilikçi çözümler geliştiren girişimciler ve şirketler için özel olarak tasarlandı.
Akıllı Üretim ve Dijital Dönüşüm (SManDiT) kategorisi ile; dijital araçları ve otomasyonu entegre ederek endüstriyel verimliliği, hassasiyeti ve sürdürülebilirliği artıran yeni nesil üretim çözümlerini destekliyor. Sürdürülebilir İnovasyon ve Döngüsel Sanayi (SINaCI) kategorisi ile de kaynak verimliliğini artıran, atıkları azaltan ve karbonsuzlaştırmayı destekleyen sürdürülebilir inovasyonlara odaklanıyor.
Bu iki ana kategoride geliştirilen projeler, uluslararası pazarlara açılma, yatırımcı desteği alma ve sektör liderleriyle iş birliği yapma fırsatına sahip olacak.
DiMAP Tech Challenge ile Küresel Pazarlara Açılın! Programa katılan girişimler ve şirketler için birçok avantaj sağlanıyor: Küresel pazarlara açılma: DiMAP’in uluslararası desteklerinden yararlanarak işlerini global seviyeye taşıma imkânı. Yatırımcıya hazır hale gelme: Profesyonel yatırımcı sunumları hazırlama, fon alma şanslarını artırma.
Kimler Başvurabilir? DiMAP Tech Challenge’a dört ana başlık altında başvurular alınmaktadır:
DiMAP Tech Challenge Programı başvuruları gelen yoğun talep üzerine 1 hafta daha uzatıldı.
|
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
DiMAP – Tech Challenge yenilikçi girişimciler, startup’lar ve KOBİ’ler için büyük fırsatlar sunuyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), 6 Şubat 2023 tarihinde art arda meydana gelen depremlerde hayatını kaybedenleri anarken, son iki yılda Yapı ve Deprem Mühendisliği alanında yürüttüğü bilimsel araştırmalar, sosyal yardımlar ve gönüllülük faaliyetleriyle afet bölgesine kritik katkılar sağlamıştı. DEÜ’lü bilim insanları, deprem sonrası bölgedeki yapı stokunu incelemek, riskleri belirlemek ve yapı güvenliği konusunda önemli çalışmalar yürütmek üzere sahada yer alarak, güvenli şehirleşme adına geleceğe ışık tutan önemli veriler sundu.
Depremin yıldönümünde Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Azize Ayol, yapı stokunun mevcut durumu ve DEÜ’nün yenilikçi deprem araştırmaları hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.
GÜVENLİ YAPILAR İÇİN ÖNCÜ ARAŞTIRMALAR
Türkiye’deki betonarme yapı stokunun güçlendirilmesi için yenilikçi yöntemlerin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Ayol, “6 Şubat depremlerinin ardından Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerimiz, bölgedeki hasar tespit çalışmalarına hızla katılmıştı. Bu çalışmalar kapsamında bölgede 1000’den fazla bina gözlemsel olarak incelenmiş ve elde edilen bulgular yetkililere iletilmiştir. Yapı Mühendisliği Laboratuvarımızda sürdürülen araştırmalar, betonarme elemanların kapasitesini artırmaya yönelik güçlendirme yöntemlerinin etkinliğini incelemeye odaklanmıştır. Deprem sonrası onarım ve güçlendirme süreçlerinin iyileştirilmesine yönelik, betonarme binalarda dolgu duvarlar için yenilikçi detaylar geliştiriyor ve enerji sönümleyici sistemlerin tasarlanması için çalışmalar yürütüyoruz. Yapılan bu araştırmalar, ülkemizde daha güvenli yapıların inşasına önemli katkılar sağlayacaktır” dedi.
YENİLİKÇİ GÜÇLENDİRME TEKNİKLERİ
Prof. Dr. Ayol, DEÜ Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nde deprem güvenliği alanında önemli araştırmalar yürütüldüğünü belirterek, “Prof. Dr. Hasan Murat Tanarslan yürütücülüğündeki çalışmalarda, betonarme kirişlerin hem kesme hem de eğilme kapasitelerini artırmaya yönelik farklı yöntemlerin etkinliği ortaya konulmuştur. Başta lif takviyeli polimerler (CFRP, GFRP) olmak üzere, sürdürülebilir atık ve doğal lif takviyeli polimerlerle betonarme elemanların dayanımı ve davranışı üzerindeki etkileri araştırılmıştır” dedi.
Prof. Dr. Ayol, ayrıca ultra yüksek performanslı lif takviyeli beton (UHPFRC) laminelerin dıştan betonarme elemanlara yapıştırılması ve farklı tip ankraj sistemlerinin laboratuvarda test edildiğini vurgulayarak, “Yapısal davranışın izlenmesinde yenilikçi bir yöntem olarak akustik emisyon (AE) gibi tahribatsız test teknikleri kullanılmış ve bu sayede kırılma mekaniği ile hasar gelişimi detaylı olarak değerlendirilmiştir” ifadelerini kullandı.
DEPREME DAYANIKLI YENİ NESİL DUVAR TASARIMI
Prof. Dr. Ayol, konut tipi binaların büyük çoğunluğunun hem Türkiye’de hem de dünyada dolgu duvarlı betonarme yapılardan oluştuğunu belirterek, “Depremler sırasında bu duvarların ağır hasar alması, can ve mal kayıplarını artırmakta ve afet sonrası toparlanma sürecini uzatmaktadır” dedi.
Bu soruna çözüm üretmek amacıyla DEÜ Mühendislik Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü, Mekanik (İnşaat) Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Serkan Mısır yürütücülüğünde yürütülen araştırma projesi kapsamında, dolgu duvarlı çerçeve testleri gerçekleştirildiğini aktaran Ayol, “Duvarların deprem sırasında hasarsız kalmasını veya ağır hasar almasının önlenmesini sağlayacak çeşitli uygulama detayları geliştirilmiştir. Proje kapsamında, kapı-pencere boşluğu içeren ve içermeyen çok sayıda iç ve dış duvar numunesi, deprem yüklerini temsilen düzlem içi ve düzlem dışı yükler altında test edilmiş, hasarsız kalmalarını sağlayacak ilk aşama detayları başarılı bir şekilde ortaya konmuştur” ifadelerini kullandı.
Dokuz Eylül Üniversitesi’nde geliştirilen ve uluslararası camiaya önerilen bu yeni nesil duvar türünün, deprem mühendisliği alanındaki ‘deprem esnekliği’ adı verilen yeni tasarım trendleriyle uyumlu olması açısından öne çıktığını vurgulayan Ayol, “Bu çalışma, daha güvenli yapıların inşasına önemli bir katkı sunmaktadır” diye konuştu.
DEPREM ETKİSİNİ AZALTAN SÖNÜMLEYİCİ
Prof. Dr. Ayol, DEÜ’nün sürdürdüğü bir başka deprem araştırması hakkında da açıklamada bulunarak, “TÜBİTAK 1001 programı kapsamında desteklenen ve Prof. Dr. Özgür Özçelik yürütücülüğünde gerçekleştirilen çalışma, bina türü yapıların maruz kaldığı deprem talebini azaltmaya yönelik yenilikçi bir enerji sönümleyici geliştirilmesine odaklanıyor. Çalışma kapsamında geliştirilen ve patent başvurusu yapılan çapraz sönümleyici, içindeki U şeklinde bükülmüş plakalar aracılığıyla binaya gelen sismik enerjiyi etkili bir şekilde sönümlüyor” bilgisini paylaştı.
Sistemin çalışma prensibini anlatan Prof. Dr. Ayol, “Çaprazın iki ucuna uygulanan bağıl hareketi sınırlandırılmakta, içindeki ard-germeli tendonlar sayesinde de deprem etkilerine maruz kalan yapı başlangıç pozisyonuna geri çekilmektedir. Bu sayede deprem sonrası yapıda meydana gelmesi muhtemel kalıcı şekil değiştirmeler önemli ölçüde azalmakta, bina merkezleme özelliği kazanarak kullanım sürekliliği sağlanmaktadır” dedi.
Ayrıca, geliştirilen çaprazların enerji yutarak hasarı üzerinde toplayacak şekilde tasarlandığını ve değiştirilebilir nitelikte olduğunu belirten Ayol, “Bu özellik sayesinde, deprem sonrası gerekli görüldüğünde çaprazlar değiştirilerek bina ilk hasarsız haline yaklaştırılabilir. Bir başka deyişle, geliştirilen çaprazlar binalarda ‘yapısal sigorta’ (fuse) görevi üstlenecektir” ifadelerini kullandı.
AKADEMİSYENLER BİLİRKİŞİ OLARAK GÖREVDE
Deprem sonrası yıkılan binalara ilişkin adli süreçlerde Dokuz Eylül Üniversitesi’nden bilim insanlarının aktif olarak bilirkişi görevini sürdürdüğünü belirten Prof. Dr. Azize Ayol, “Bilindiği gibi, deprem sonucunda birçok bina ağır hasar almış veya yıkılmıştır. Özellikle yıkılan binalara yönelik adli süreçler devam etmekte olup, bu süreçte Öğr. Gör. Dr. Özgür Bozdağ’ın koordinasyonunda bölümümüz öğretim üyeleri bilirkişi olarak aktif görev almaktadır” dedi.
DEÜ’lü akademisyenlerin uzmanlıklarını sahaya taşıyarak hukuki süreçlere katkı sunduklarını vurgulayan Ayol, bilimsel veriler ışığında yapılan teknik incelemelerin, yıkım nedenlerinin tespit edilmesi ve benzer felaketlerin önlenmesi açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
“ARAŞTIRMALARIMIZ YOĞUN ŞEKİLDE SÜRÜYOR”
Prof. Dr. Azize Ayol, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “Dokuz Eylül Üniversitesi olarak, başta Jeoloji Mühendisliği, Jeofizik Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği, Maden Mühendisliği ve Çevre Mühendisliği Bölümlerimiz olmak üzere, Fakültemizde yürütülen birçok çalışmada özellikle Asrın Felaketi sonrasında yaralarımızı sararken, afet ve deprem öncesi, sırası ve sonrası aşamalarda hazırlıklı olmak amacıyla Araştırma Üniversitemizin öncelikli çalışma alanlarından biri olan Deprem Araştırmaları konusunda araştırma faaliyetlerimizi yoğun bir şekilde sürdürüyoruz. Ülkemizde bu konuda ilgili olan kurum ve kuruluşlarla ortak çalışmalar yaparak, bundan sonraki süreçlerde ülkemizin afetlere ve depremlere karşı dirençliliğini artırmaya katkı sağlamaya devam edeceğiz.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
DEÜ, Türkiye’nin Deprem Direncini Artırmak İçin Yenilikçi Çözümler Geliştiriyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İstanbul Bilgi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü öğrencileri Beril Aygül, Sena Ulgaz ve Berkay Yılmaz, BİLGİ Elektrik- Elektronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Yiğit Dağhan Gökdel’in danışmanlığında solunum yolu hastalıklarının teşhis edilmesine olanak sağlayan “Tek Kullanımlık Kâğıt Tabanlı Piyezodirenç MEMS Akış Algılayıcısı” projesini geliştirdi. Proje, astım ve KOAH gibi kronik solunum yolu hastalıklarının teşhisini hızlı, düşük maliyetli ve enfeksiyon riskini en aza indiren yöntemlerle gerçekleştirme imkânı sunuyor.
Günümüzde kronik solunum yolu hastalıkları, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ciddi sağlık sorunları arasında yer alıyor. Özellikle astım ve KOAH gibi rahatsızlıkların erken teşhisi, hastaların yaşam kalitesini artırmak ve tedavi sürecini hızlandırmak açısından büyük önem taşıyor.
Tek kullanımlık ve çevre dostu tasarım
TÜBİTAK 2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı kapsamında desteklenen proje, solunum yolu hastalıklarının hızlı ve etkili ön tanısını sağlamak amacıyla düşük maliyetli ve çevre dostu bir hava akış sensörüne odaklanıyor. Yalnızca 30 dakikada üretilebilen bu kâğıt bazlı sensör, enfeksiyon riskini en aza indirirken çevresel atıkların önüne geçiyor. Aynı zamanda uygun maliyetiyle düşük gelirli ülkelerde sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırma potansiyeline sahip olan cihaz, geniş ölçekli biyomedikal uygulamalarda kullanılabilir bir alternatif sunuyor.
Projeyi akciğer fonksiyonlarının ölçen mevcut sistemlerle karşılaştıran Doç. Dr. Yiğit Dağhan Gökdel, “Spirometreler, yalnızca solunum teknisyeni eşliğinde kullanılabilen, taşınamayacak kadar büyük cihazlardır. Ayrıca sık temizlenememeleri, Covid, zatürre ve diğer solunum yolu virüslerinin bulaşma riskini artırmaktadır. Üstelik bu cihazlar oldukça yüksek maliyetlidir. Geliştirdiğimiz tasarımla tüm bu dezavantajları ortadan kaldırmayı amaçladık.” dedi.
Ayrıca Beril Aygül, Sena Ulgaz ve Berkay Yılmaz, Doç. Dr. Yiğit Dağhan Gökdel, Kuter Erdil ve Ömer Gökalp Akcan’ın proje ile ilgili yazdığı makale alanında saygın bir yayın olan Journal of Microelectromechanical Systems dergisinde yer alarak önemli bir akademik başarıya imza attı. Projenin bir sonraki aşamasında klinik testlerin ve sertifikasyon süreçlerinin tamamlanması hedefleniyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Solunum yolu hastalıklarının tanısında yenilikçi yöntem: BİLGİ öğrencilerinden düşük maliyetli ve çevre dostu sensör yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Akbank, yenilikçi ürün ve hizmetleriyle KOBİ’lerin finansal ihtiyaçlarına çözüm üretmeye devam ediyor. Türkiye’de bir yenilik olan Haftalık Ödemeli Taksitli Ticari Kredi, KOBİ’lerin bütçelerini daha esnek bir şekilde yönetmelerine olanak tanırken, kredi kullanımlarını dijital kanallar üzerinden hızlı ve kolay bir şekilde gerçekleştirmelerini sağlıyor.
Yeni ürün sayesinde müşteriler, taksitli ticari kredilerini aylık yerine haftalık ödeme seçeneğiyle kullanarak, ödeme planlarını düzenli gelirlerine göre şekillendirebiliyor. Şubeler ile birlikte Akbank Mobil üzerinden de uçtan uca dijital deneyimle sunulan bu yenilikçi kredi, kısa vadeli finansal ihtiyaçlara pratik bir çözüm sunuyor. Henüz Akbanklı olmayan işletme sahipleri de dijital kanallar üzerinden müşteri olup, Haftalık Ödemeli Taksitli Ticari Kredi ürünü ve daha pek çok ayrıcalıktan yararlanabiliyor.
KOBİ’leri önceliklendiren çalışmalarla yenilikleri hayata geçirdiklerini belirten Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Bülent Oğuz; “Akbank olarak, KOBİ’lerin ihtiyaçlarına özel çözümlerle onların finansal esnekliklerini artırmayı hedefliyoruz. Bu çalışmalarımızın somut bir örneği olan Haftalık Ödemeli Taksitli Ticari Kredi ürünümüz, sektörde bir yenilik olarak, kredi taksiti ödeme sürecini işletmelerin ihtiyaçları doğrultusunda dönüştürüyor. Bu ürün, KOBİ’lerin nakit akışlarını daha etkin yönetmelerine olanak tanırken, işletmelerin sürdürülebilir büyüme hedeflerini de destekliyor. Akbank’ın müşteri odaklı vizyonu doğrultusunda hayata geçirdiğimiz bu ürünümüz aynı zamanda dijital yetkinliklerimizle kullanıcı deneyimini bir adım öteye taşıyor” dedi.
Akbank Haftalık Ödemeli Taksitli Ticari Kredi hakkında ayrıntılı bilgi ve başvuru için: Akbank Mobil
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Akbank, KOBİ’ler için Yenilikçi ve Esnek Çözümler Sunmaya Devam Ediyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
ICS tahminleri, siber güvenlik dünyasındaki önemli değişimler hakkında yıllık tahminler ve analitik raporlar serisi olan Kaspersky Security Bulletin’in (KSB) bir parçası olarak paylaşılıyor. Bir yıl önce Kaspersky, 2024 yılı için birden fazla ICS tehdit gelişmesi öngörmüştü ve bu öngörüler gerçekleşmişti. Bu dönemde fidye yazılımları endüstriyel işletmeler için ciddi bir tehdit haline geldi ve siber suçlular yüksek değerli kuruluşları, benzersiz ürün tedarikçilerini ve büyük lojistik şirketlerini hedef aldı. Buna ek olarak, jeopolitik anlamda motive olan hacktivizm faaliyetleri devam etti ve tehdit ortamı daha da karmaşık hale geldi.
Tüm bu riskler geçerliliğini korurken Kaspersky, endüstriyel işletmelerin 2025 yılında dikkat etmesi gereken altı yeni gelişmeyi vurguladı.
İnovasyon işletmeleri dönüştürürken ve yeni teknolojik devrimlere yol açarken, bu artış aynı zamanda değerli teknik bilgileri çalmak için araştırma kurumlarını ve teknoloji lideri işletmeleri hedef alan siber suçluları da cezbediyor. Hassas veriler genellikle araştırma laboratuvarlarından ziyade “üretim katlarında” veya tedarik zincirlerinde risk altında bulunduğundan, endüstriyel işletmeler özellikle savunmasız bir profil çiziyor. Önümüzdeki yıl bu gibi artan tehditlere karşı operasyonel teknoloji (OT) varlıklarını korumak için daha fazla farkındalık ve sağlam siber güvenlik önlemleri gerekecek.
Jeopolitik gerilimler, yaptırımlar ve ileri teknolojiye erişimin önüne koyulan engeller fikri mülkiyet haklarının ihlal edilmesine neden oluyor. Bu durum OT geliştiricileri ve tedarikçileri için güvenlik riskleri yaratıyor, çünkü ürünlerinde yerleşik olarak bulunan koruma önlemleri fikri mülkiyetlerini yeterince koruyamayabilir. Öte yandan kırılmış yazılımlar, üçüncü taraf yamaları ve geçici lisans çözümleri, OT ortamlarını ek tehditlere maruz bırakarak müşterileri için siber güvenlik risklerini daha da artırıyor.
Endüstriyel işletmeler, verimliliği artırmak için yapay zeka / makine öğrenimi, artırılmış gerçeklik ve kuantum bilişim gibi inovasyonları giderek daha fazla uyguluyor. Yapay zeka destekli süreç kontrolü, demir dışı metalürji gibi sektörlerde şimdiden milyar dolarlık kazançlar sağlamaya başladı bile. Bu sistemler vazgeçilmez üretim varlıkları haline geliyor, ancak aynı zamanda yeni siber güvenlik zorluklarını da beraberinde getiriyor. Yapay zekanın yanlış kullanımı, istenmeyen veri ifşalarına ve tahmin edilmesi zor diğer güvenlik risklerine yol açabilir. Hem yapay zeka sistemleri hem dayandıkları benzersiz kurumsal veriler, siber saldırılar için yüksek değerli hedefler haline gelebilir. Bunun sonucunda da kalıcı veri kaybı ve üretim verimliliğinin azalması gibi potansiyel sonuçlar doğurabilir. Bu arada, saldırganlar da kötü niyetli araçlar geliştirmek ve sosyal mühendislik taktiklerini iyileştirmek için yapay zekadan yararlanmaktan geri durmuyor.
2025 ve sonrasında, telekom ekipmanları ve endüstriyel IoT cihazları gibi zaman içinde test edilmiş sistemler, eski güvenlik önlemleri nedeniyle siber saldırıların hedefi haline gelebilir. Ucuz ağ ekipmanlarına dayanan uzak tesisler özellikle istismara açık olacaktır. Ayrıca OT ortamlarında Linux sistemlerinin yükselişi, olgun güvenlik çözümlerinden yoksun olabileceğinden ve piyasada bunları düzgün bir şekilde koruyacak daha az sayıda yetenekli Linux siber güvenlik uzmanı bulunduğundan, yeni zorluklar ortaya çıkacaktır. Sonuç olarak, eski ve zaman içinde test edilmiş teknolojiler için siber güvenlik önlemlerinin gözden geçirilmesi bir zorunluluk olacak.
Siber güvenliğe yeterince yatırım yapmayan satıcılar, müşterilerini önemli risklere maruz bırakıyor. Genellikle daha küçük niş sağlayıcıları içeren uzun ve karmaşık tedarik zincirleri, işleri yönetmeyi son derece zorlaştırıyor. Buna ek olarak endüstriyel işletmeler sıklıkla yetersiz güvenlik önlemleri eşliğinde şirket içinde veya bağlı kuruluşlar aracılığıyla özgün otomasyon çözümleri geliştiriyor. Bu faktörler 2025 yılında riskleri artırarak tedarik zincirini ve özel ekipmanları siber saldırılar için kolay hedefler haline getirecek. Bu nedenle yüksek güvenlik standartlarına uyan güvenilir satıcıların seçilmesi çok önemli.
Endüstriyel otomasyon için açık kaynak araçlarının yaygınlaşması, kritik üretim varlıklarına saldırma görevini basitleştiriyor. Endüstriyel işletmeler otomasyon ve dokümantasyonu geliştirirken, istemeden de olsa saldırıya uğrayan ağlarda kalıcılık sağlıyor ve saldırganların üretim varlıklarına sofistike saldırılar düzenlemesini kolaylaştırıyor. 2025 yılında hedefli siber-fiziksel operasyonları uygulamak birkaç yıl öncesine göre önemli ölçüde daha kolay olacak. Saldırganlar sektöre özgü uzmanlık ihtiyacını önemli ölçüde azaltan araçlara ve bilgilere erişecek.
Kaspersky ICS CERT Başkanı Evgeny Goncharov, şunları söylüyor: “Yapay zeka odaklı saldırılardan yeni ve eski teknolojilerdeki güvenlik açıklarına kadar gelişen siber tehditler, 2025 yılında endüstriyel işletmeler için önemli riskler oluşturuyor. Siber suçlular tedarik zincirlerini, operasyonel ağları ve güvenilir iş ortaklarını giderek daha fazla hedef alıyor. Neticede kuruluşa ait ekosistemin hiçbir parçası %100 güvenli hale gelemiyor. Bu risklere karşı koymak için endüstriyel işletmelerin proaktif siber güvenlik önlemlerine öncelik vermesi, tedarikçi ve tedarik zinciri güvenliğini dikkatlice araştırması ve ekiplerini, yani hem normal çalışanlarını hem siber güvenlik uzmanlarını sürekli olarak eğitmesi gerekiyor.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Yenilikçi ve eski teknolojilere yönelik saldırılar, tedarikçi güvenlik açıkları: Kaspersky ICS CERT 2025 öngörülerini paylaştı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Hakem değerlendirmesinden geçmiş,açık erişimli 44 sayfalık yayın, zorlukların üstesinden gelmek için hiyerarşik bir çerçeve ve stratejik bir yaklaşım sağlayarak tıbbi cihazlardaki bilgisayar modellemeli klinik çalışmalarda güvenilirlik sağlamak için kapsamlı bir kılavuz görevi görüyor. Proje, hasta popülasyonlarını benzeri görülmemiş bir doğrulukla simüle eden sanal ikizlerin oluşturulmasını içeriyor. Bu yenilikçi yaklaşım, insan ve hayvan testlerinin iyileştirilmesini, azaltılmasını ve değiştirilmesini mümkün kılıyor. Sağlık sektörü, bu teknolojiyi kullanarak klinik deneyleri daha verimli bir şekilde yönetebilir, hasta gruplarını daha uygun şekilde oluşturabilir ve sonuçları daha doğru bir şekilde analiz ederek, bir cihazın hasta üzerinde etkilerini daha iyi bir şekilde değerlendirebilir.
Claire Biot, Dassault Systèmes Life Sciences ve Healthcare Industry Başkan Yardımcısı ‘’ Sağlık sektörünün dijital dönüşümü hızla benimsediği bir dönemde, bu Playbook klinik deney yöntemlerinin evriminde önemli bir dönüm noktasını temsil ediyor. Farklı uzmanlardan gelen güçlü katılım ve geri bildirim, ENRICHMENT Playbook’un bilimsel regülasyonlara uyduğundan emin olabilmemiz ve sahada hemen uygulanabilir olmasını sağlamamız açısından kritik öneme sahipti. Bu yaklaşımımız, sağlık sektöründe hasta deneyimini iyileştirmek için iş birliği içinde yenilikçi çözümler geliştirmeye kararlı olduğumuzun bir göstergesidir.”
ENRICHMENT Playbook, yakın zamanda yayımlanan FDA’nın “Tıbbi Cihaz Başvurularında Hesaplamalı Modelleme ve Simülasyonun Güvenilirliğini Değerlendirme” başlıklı nihai rehberine dayanan güvenilirlik değerlendirme sürecini özetlemekte olup CDRH/OSEL Düzenleyici Bilim Araçları Kataloğu’nda yer almaktadır. ENRICHMENT Playbook’un oluşumuna katkıda bulunan iş ortakları; FDA’nın Bilim ve Mühendislik Laboratuvarları Ofisi, klinik uygulama, akademi, tıbbi cihaz endüstrisi ve düzenleyici bilim alanlarındaki liderler, 30 Ekim’de Paris’te düzenlenen Dassault Systèmes Uluslararası Sanal İnsan İkizi Deneyimi Sempozyumu’nda bir araya gelerek, elde edilen bulguları değerlendirme fırsatı bulmuşlardır.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Dassault Systèmes’in FDA ile Ortak Çalışması: Klinik Deneylerde Sanal İkizlerin Kullanımına Yönelik Yenilikçi Bir Kılavuz yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Bugün yönettiğimiz 200’e yakın fon ile Türkiye’nin en geniş yatırım evrenine sahibiz. Ayrıca, yatırımcı tabanımızın son 5 yılda 7 kat artarak 1,2 milyon kişiye ulaşmış olması, kitlelere hitap eden çözümler geliştirmekteki başarımızı görünür kılıyor. IPE Top 500 listesinde dünyanın en büyük 500 portföy yönetim şirketi arasındaki konumumuz ve World Finance tarafından bu yıl 6. kez “Türkiye’nin En İyi Yatırım Yönetimi Şirketi” unvanı ile de teyit ettiğimiz bu başarı, yalnızca bugünün değil, geleceğin yatırımlarını şekillendirme vizyonumuzun bir sonucudur.
Eş zamanlı olarak bu yolculukta teknolojinin sunduğu olanakları finansal çözümlerle birleştirerek, yatırımcılarımıza her zaman en iyiyi sunma gayretiyle çalışıyoruz. 2024 yılında Akbank Mobil üzerinden sunduğumuz dijital portföy yönetimi hizmetimiz, bu çalışmalarımızın en güçlü örneklerinden biri oldu. Ayrıca, B2B iş modelinden B2C modeline geçerek, müşterilerimizle daha yakın etkileşim kurmayı hedefledik. Bu doğrultuda, yatırımcılarımızı daha iyi anlamak ve onlara daha kişiselleştirilmiş çözümler sunmak amacıyla dijital platformlarımızı sürekli geliştiriyoruz. Yurt içi ve yurt dışındaki teknoloji danışmanları ve çözüm ortaklarımızla birlikte çalışarak hem teknolojik altyapımızı hem de organizasyonel becerilerimizi yeniliyor ve kapasitemizi artırıyoruz.
Temel stratejimizi belirlerken; yatırımcılarımızın değişen ihtiyaç ve beklentilerini anlayan ve yenilikçi ürünlerle bu ihtiyaçları karşılayan bir şirket olmayı hedefledik. Bu kapsamda, teknoloji devlerinden yenilenebilir enerjiye, sağlıktan turizme, fintek ve blokzincirinden elektrikli ve otonom araç teknolojilerine kadar ‘Yatırımın Geleceği’ çatısı altında farklı temalarda ürünler geliştirerek yatırımcılarımıza sunduk. Yatırımın Geleceği Fon Ailesi, yaklaşık 400 bin yatırımcı ile tasarruf sahiplerinden müthiş bir teveccüh gördü.
2024 yılı, sermaye piyasalarında büyük bir değişimin yaşandığı ve yatırımcıların stratejilerini yeniden şekillendirdiği bir dönem oldu. Küresel portföy yönetimi pazarının 120 trilyon doları aştığı bu süreçte, Türkiye’deki yatırım fonları sektörü de son derece hızlı bir büyüme sergiledi. Sektörün 6,5 trilyon TL’yi aşan büyüklüğü, yatırımcı ilgisinin ne kadar yüksek olduğunun en güçlü ispatı.
Yatırım fonları özelinde, %150 nin üzerinde büyüme oranıyla 4,5 trilyon TL’yi geçen pazar büyüklüğü, Türkiye’deki yatırımcıların güvenilir ve kazançlı yatırım araçlarına yöneldiğinin açık bir göstergesi oldu. Benzer şekilde, fonlardaki yatırımcı sayısı 10 milyona ulaştı ve tekil yatırımcı sayısı da 5 milyonu aşarak bu alanda dinamik bir büyüme yaşandı. Özellikle bireysel yatırımcıların sayısındaki artış, yatırım fonlarının kitlesel bir yatırım aracı haline gelmesinde ve daha geniş bir kesimin portföy yönetimine erişiminde etkili oldu. Özellikle dijital platformlar üzerinden yatırım yapma imkânı, bireysel yatırımcı sayısının artışında önemli bir rol oynadı.
Yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geleceği şekillendirecek
Ak Portföy olarak, 2025’in küresel piyasalar açısından dönüştürücü ve yenilikçi bir yıl olacağına inanıyoruz. Geçmiş yıllarda küresel piyasaların geçirdiği dönüşüm, bizi her zamankinden daha çevik, yenilikçi ve sürdürülebilirlik odaklı bir geleceğe hazırlıyor. Bu doğrultuda hedefimiz, yatırımcılarımızın ihtiyaçlarından ve sektörel trendlerden hareketle yeniliklere imza atmaya ve dönüşümün ve gelişimin liderliğini yapmaya devam etmek.
Bu hedefle 2025’te, uzun vadeli yatırımlarla ekonomik büyümeye katkı sağlarken, aynı zamanda teknoloji odağında daha sürdürülebilir ve çevik bir portföy yönetim sektörünün yapı taşlarını hep birlikte oluşturmayı sürdüreceğiz. Geleceğin finansal sektörünün sermaye piyasaları ve teknolojinin kesişim noktasında doğmakta olduğunu görüyoruz. Bu dönüşümde teknolojiyi, yatırımcıların ihtiyaçlarını anlamak ve karşılayabilmek açısından kaldıraç olarak kullanmaya devam edeceğiz.
Dönüşüme odaklanırken, aynı zamanda sürdürülebilirlik alanında da sektörde öncü yaklaşımlarımızı sürdürüyoruz. Geleceğin Yatırımları Fon Ailesi’nin üyelerinden Alternatif Enerji, Sağlık Sektörü, Elektrikli ve Otonom Araç Teknolojileri, Tarım ve Gıda Teknolojileri ve Yeni Teknolojiler Fonumuz, Türkiye’de ilk kez uluslararası kuruluşlar tarafından ESG kapsamında notlandırılan fonlar oldu. Bu çalışmalarımızla birlikte, tasarruf sahiplerinin daha önce yatırım yapma imkânı bulamadıkları ve yatırım yapmaya istekli oldukları temaları, fonlar aracılığıyla kolayca yatırım yapılabilecek şekilde kurgulamaya devam edeceğiz.
Geleceğin inşasında sermaye piyasalarının rolü büyük önem taşıyor. Biz de gücümüzü ve enerjimizi, ülkemizin ve sermaye piyasalarımızın geleceğine inanmaktan ve yatırımcılarımızın ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştirme heyecanımızdan alıyoruz. Bu doğrultuda, dünya standartlarında yeni nesil ürün ve hizmetler geliştiriyoruz. Böylece, zaman içinde ülkemizde tasarruf sahiplerinin birçok yeni varlık sınıfına kolayca yatırım yapabilmesini mümkün kılan rakipsiz bir ürün gamı ve yatırım fonu çeşitliliği yarattık.
2025 yılında da tasarruf sahiplerimizin beklenti ve ihtiyaçlarını odağımıza alarak, yatırım yönetimini kolaylaştırarak, geniş kitlelerin gelecek hayallerini gerçeğe dönüştürecek yenilikçi ürün ve hizmetler sunmaya devam edecek, bizleri ve yatırımcılarımızı heyecanlandıran fırsatları bir değer aracına dönüştürmeyi sürdüreceğiz.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ak Portföy Genel Müdürü Mehmet Ali Ersarı: “Yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geleceği şekillendirecek” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>