?>
?>
Akbayram için CRR’de düzenlenen anma töreninde konuşan TBB ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Eminim toplumda cesur sanatçılar, cesur duruşlu insanlar hep var olacaktır. Ama Edip Akbayram’ın o zamansız ve her zaman yanımızda olacak olan cesareti ve sesi her daim yaşayacaktır. Bu toprakların en güzel türküleri, onun sesiyle nesilden nesile aktarılmaya devam edecektir. Edip Akbayram’ın ruhu şad olsun. Mekanı cennet olsun. Ailesinin, sevenlerinin, sanat camiamızın ve milletimizin başı sağ olsun. Uğurluyoruz kendisini, ama hiçbir zaman unutmayacağız” dedi.
Usta sanatçı Zülfü Livaneli, Akbayram’ın namuslu yaşayıp, namuslu gittiğini vurgularken, kızı Türkü Akbayram, babasını, “İlkeleri, dimdik duruşu, sarsılmaz, devrimci, Atatürkçü kimliği ile bu ülkeye bir Edip Akbayram geldi, ama asla geçmeyecek. Babam; birimizin memleket hasretinde, birimizin sevdasında, birimizin kavgasında, birimizin umudunda hep yaşayacak. Seni saklayacağım baba; önce kendim için, sonra herkes için, seni sesinde yaşatacağım. Bir evlat olarak seninle gurur duydum, seninle gurur duymaya devam edeceğim. Hoşça kal babacığım” sözleriyle uğurladı.
ŞİŞLİ / İSTANBUL
Söylediği şarkılar ve türkülerle, yaşamı boyunca her kuşağa hitap eden sanatçı Edip Akbayram, 52 gün tedavi gördüğü Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde, çoklu organ yetmezliğinden 2 Mart’ta, 75 yaşındayken hayatını kaybetti. Akbayram için bugün Harbiye’deki Cemal Reşit Rey Konsere Salonu’nda veda töreni düzenlendi. Çiçeklerle bezeli tabutu içinde son kez sahneye çıkan Akbayram; ailesi, sanatçı dostları, siyasiler, belediye başkanları ve sevenleri tarafından son yolculuğuna uğurlandı. Törene katılan Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, merhum Akbayram’ın eşi Ayten Akbayram, kızı Türkü Akbayram, oğlu Ozan Akbayram, torunu Lavin ve diğer aile fertlerine taziyelerini iletti.
LİVANELİ: “BÖYLE İNSANLAR, NAMUSLU YAŞADILAR VE NAMUSLU GİDİYORLAR”
Anma töreninde ilk olarak, Nebil Özgentürk tarafından hazırlanan Edip Akbayram belgeseli gösterildi. Akbayram’ın hafızalara kazınmış şarkıları, türküleri ve marşlarının sözleriyle bağlantı kurularak hazırlanmış belgeselin ardından mikrofona, usta sanatçı Zülfü Livaneli geldi. “Çok hüzünlü bir veda törenindeyiz” diyen Livaneli, özetle şunları söyledi:
“İnanamıyoruz. Edip Akbayram gibi bir değerin, bir yüreğin, yıllardır Türkiye’nin hayatında olan, Türkiye’ye katkısı olan, ülkenin harcına, mayasına karışmış bir insanı kaybetmeyi olay kolay kabul edemiyoruz. Şunu biliyorum. Ve ona olan saygımızı, sevgimizi bir kez daha göstermek üzere onu uğurlamak için buraya geldik. Edip; edepli, terbiyeli, efendi ve güzel söz söyleyen insan demek. Hakikaten de adıyla müsemma derler ya, adına yakışır bir insan olduğunu hepimiz biliyoruz. Çok uzun yıllar boyunca efendiliğinden bir kere, o insanlara karşı yaklaşımındaki saygıdan, sevgiden, nezaketten, ki bugünlerde iyice artık arar olduğumuz, hasretini çektiğimiz o nezaketten ve insan sevgisinden, kim olursa olsun küçük, büyük, şuralı, buralı demeden herkese duyduğu sevgiden mahrum kalacağız maalesef. Böyle insanlar, namuslu yaşadılar ve namuslu gidiyorlar.” Türk edebiyatının çınarı Yaşar Kemal’in, son nefesini vermeden önce eşi Tilda’ya, “Sevgilim, korkma; biz namuslu yaşadık” dediğini katılımcılarla paylaşan Livaneli, merhum Akbayram’ın kızı Türkü ve torunu Lavin’i yanına davet etti.
TÜRKÜ AKBAYRAM: “SENİ SAKLAYACAĞIM BABA”
Ayakta durmakta zorlanan Türkü Akbayram da babasını şu sözlerle son yolculuğuna uğurladı:
“Çoğunuzun ‘Edip Abi’si, ama benim babam; canıma can katan, yoluma inanılmaz bir ışık tutan… Ne söylesem, onun bu coğrafyaya, bu ülkeye kattığı değerden daha anlamlı olmayacak. Ne söylesem, çok eksik kalacak. Ne söylesem onun zerafetini, yüreğini anlatmaya yetmeyecek. Doğduğu andan itibaren hayatı mücadele ve direnişle geçen koca bir ömür babamınki. İlkeleri, dimdik duruşu, sarsılmaz, devrimci, Atatürkçü kimliği ile bu ülkeye bir Edip Akbayram geldi, ama asla geçmeyecek. Babam; birimizin memleket hasretinde, birimizin sevdasında, birimizin kavgasında, birimizin umudunda hep yaşayacak. Seni saklayacağım baba; önce kendim için, sonra herkes için, seni sesinde yaşatacağım. Bir evlat olarak seninle gurur duydum, seninle gurur duymaya devam edeceğim. Hoşça kal babacığım.”
İMAMOĞLU: “ADINI YAŞATMAK BOYNUMUZUN BORCU”
Törende son konuşmayı yapan İmamoğlu da Akbayram’ın tabutuna karanfil bıraktın sonra şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’nin güçlü seslerinden birisi Edip Akbayram’ı kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Çünkü, hepimize çok özel, çok tarifsiz sesiyle, tarifsiz duygular yaşatmış bir insandan bahsediyoruz. Hayatın her evresinde, heyecan duymak istediğinde, sevdasını hissetmek istediğinde ya da bir haksızlığa karşı kendini güçlü hissetmek istediğinde ya da hak mücadelesi veren insanların onurlu duruşunda, mücadelesinde, öyle güçlü bir ses çıkardı ki; insanların tüylerini diken diken ederdi. Böyle bir insanla bu güzel ülkemizin şenlenmesi, cesaretlenmesi çok özel bir durum. Onun için Edip Akbayram çok özel bir insan. Bu ülkenin onurlu, vicdanlı ve ülkesini çok seven bir insan olması, aynı zamanda bu halkın istekleri, duyguları, düşünceleri türkü olup, hepimizin ruhuna işlerde onun sesinde. Milyonların hayatına dokundu ve açıkçası sesi gibi yüreği de güzel bir insandı. Tanımaktan da onur duyduğum, her zaman insandan, sevgiden, eşitlikten yana onurlu duruşundan da taviz vermedi Edip Akbayram. Elbette buraya sığmayan, yurdum insanının her yerde onun için güzel duygular beslediğini, dua ettiğini ve onu her zaman anacağına da inandığım Edip Akbayram’ın, elbette bizlere bir hemşehrimiz, bir sanatçımız, bir güzel insanımız olarak ismini yaşatmak elbette boynumuzun borcudur ve bunu mutlaka en güzel şekilde var etmeliyiz. Ruhumuzda, duygularımızda yaşayacak olan Edip Akbayram’a borcumuzu ödeyeceğiz, ödemek için uğraşacağız.”
“EDİP AKBAYRAM, ZAMANSIZ BİR SANATÇI”
“Tabii zamansız sanatçılar vardır. Zamanı geçmez hiçbir zaman. Edip Akbayram, öyle bir insan. Aynı zamanda bir de cesaretiyle var olan sanatçılar vardır. Cesurdurlar. Her koşulda konuşurlar, her koşulda sesini çıkartırlar. Ve insanlar sessiz, sükun içinde kaldıkları bir ortamda, onun sesiyle ayağa dikilirler ve aslında var olan ama göstermekten çekindikleri cesaretini daha yürekli bir biçimde gösterirler. Ne yazık ki ülkemizin cesur duruşa, cesarete, kendi içindeki savunmalara ya da kötülüklere karşı bu tür duruşlara sıklıkla ihtiyaç duyulmakta. O bakımdan ihtiyaç duyulduğu anda, sesini duyduğunuzda bize hissettirdiği cesaret bakımından çok az sanatçılardan birisiydi Edip Akbayram. Eminim toplumda cesur sanatçılar, cesur duruşlu insanlar hep var olacaktır. Ama Edip Akbayram’ın o zamansız ve her zaman yanımızda olacak olan cesareti ve sesi her daim yaşayacaktır. Bu toprakların en güzel türküleri, onun sesiyle nesilden nesile aktarılmaya devam edecektir. Edip Akbayram’ın ruhu şad olsun. Mekanı cennet olsun. Ailesinin, sevenlerinin, sanat camiamızın ve milletimizin başı sağ olsun. Uğurluyoruz kendisini, ama hiçbir zaman unutmayacağız.”
ALKIŞLAR, GÖZYAŞLARI VE “YILLAR”LA UĞURLANDI
Akbayram’ın çiçeklerle bezeli tabutu, konuşmaların ardından zabıta tabutu tarafından omuzlara alındı. Akbayram’ın naaşı; alkışlar, göz yaşları ve sanatçının “Yıllar” şarkısı eşliğinde cenaze namazının kılınacağı Teşvikiye Camii’ne götürülmek üzere yola çıkarıldı. Kitlesel bir şekilde uğurlanan merhum Akbayram, öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Edip Akbayram Son Yolculuğuna Uğurlandı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İki şirket arasındaki imzalara tanıklık eden TBB ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bu noktada atılacak bu imzalarla, her iki şehrin de özellikle raylı sistemler konusunda geleceğe dönük atacağı, gideceği yolculuğa katkısı büyük olacaktır” dedi. İş birliği ve deneyim paylaşımlarının önemine dikkat çeken Çin Komünist Partisi Guandong Eyaleti Daimi Komitesi üyesi Guo Yonghang da İmamoğlu’nun yönetim sistemiyle ilgili görüşlerini, “Sizinle fikir değiş, tokuş ve deneyimde paylaşım yapmak istiyoruz. İstanbul’a geldikten sonra, sizin yönetiminiz altında böyle güvenli, düzenli bir şehri görmek benim için çok mutluluk verici bir şey ve gerçekten hayran kalıyorum. Yönetim sisteminiz çok farklı” sözleriyle dile getirdi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Metro İstanbul ile Çin’in en büyük kentlerinden Guangzhou’nun Metro Group Şirketi arasında mutabakat zaptı imzalandı. İmza töreni, TBB ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Çin Komünist Partisi (ÇKP) Guandong Eyaleti Daimi Komitesi üyesi Guo Yonghang’ın tanıklığında gerçekleştirildi. İmamoğlu ve Yonghang, imzaların atılmasından önce birer konuşma yaptı. Çin’in en kalabalık eyaletlerinden Guandong’un başkenti Guangzhou’ya daha önce Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemin de bir ziyaret gerçekleştirdiğini belirten İmamoğlu, “İstanbul gibi tarihi bir liman kenti ve bölgesel ve uluslararası ticaretin önemli merkezi olduğunu biliyorum. Küresel ölçekte çok başarılı gelişimini de keyifle takip ediyorum şehrinizin. Özellikle kentsel inovasyon ödülleri girişiminizi gerçekten keyifle izliyorum” dedi.
“ATILACAK İMZALARI ÇOK DEĞERLİ BULUYORUM”
Kentler arası deneyim paylaşımını önemsediğinin altını çizen İmamoğlu, “Bu manada UCLG
(Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Teşkilatı) ve Metropolis’le iş birliği içerisinde yürüttüğünüz bu platformun değeri farklı. 2023 üç yılında da 6’ncı ödüllerine iki projemizle belediyemiz katıldı. 7’nci ödüllerinde yine yenilikçi projelerimizle de öne çıkmayı hedefliyoruz. Inovatif şehrinizle her zaman en güçlü teması önemsiyorum. Bu manada bugün atılacak imzaları da çok değerli buluyorum. Bu arada sıcak bir konuda da deneyimlerinizin bizim için çok değerli olduğunu ifade etmek isterim. 2027 yılında, 4. Avrupa Oyunları’na ev sahipliği yapacak İstanbul. 2036 Olimpiyat Oyunları’na da ev sahipliği yapmak için girişimlerimiz sürüyor. Özellikle Guandong eyaletinin, bu Kasım ayında Hong Kong ile birlikte 15. Çin Ulusal Oyunları’na ev sahipliği yapacağını arkadaşlarım benimle paylaştı. Bu alanda da deneyimlerinizi izlemek, bu konuda faydalanmak ve iş birliği içerisinde olmayı da önemsiyorum” diye konuştu.
“VERDİĞİNİZ DESTEK ÇOK ÖZEL”
Bu yıl içinde bazı Çin şehirlerine ziyaretler planladığını aktaran İmamoğlu, “Bu arada benim de çok desteklediğim Megaşehirler Zirvesi’nin 2026 yılında Guangzhou’da düzenlenecek olmasına da değinmek isterim. İlk Megaşehirler Zirvesi’ni Metropolis iş birliğiyle 2023 yılında İstanbul’da düzenledik. Böyle bir platform başlatmış olduk” ifadelerini kullandı. Mega şehirlerin kendi ölçeklerindeki deneyimlerini birbiriyle paylaşmalarının kolaylaştırıcı yönlerinin bulunduğunu kaydeden İmamoğlu, şunları söyledi:
“Bu zirveleri takip ediyorum ve özellikle Metropolis Megaşehirler Özel Temsilcisi kimliğimle de başarılı olmasını çok istiyorum. Şehriniz dünya ölçeğinde çok değerli. Verdiğiniz destek de çok özel bir destek. Artarak devam etmesini dilerim. 2025 yılında Seul’de bu yıl olacak olan zirvenin, 2026’da Guangzhou’da olması için bizim de hem takibimizle hem olabilecek şekliyle katılımımızla yanınızda olacağımızı şimdiden söyleyeyim. Dünyanın en uzun raylı sistem ağlarından birine sahip Guangzhou’nun şehrimizle, metro konusunda bir mutabakat zaptı imzalaması ve karşılıklı güçlü iş birliğine bir başlangıç yapması bizim için çok değerli. Bu noktada atılacak bu imzalarla, her iki şehrin de özellikle raylı sistemler konusunda geleceğe dönük atacağı, gideceği yolculuğa katkısı büyük olacaktır. Bu konuda özellikle emeği geçen hem belediyemizdeki yönetici arkadaşlarımıza hem de Guangzhou tarafındaki değerli arkadaşlara çok teşekkür ederim.”
“PANDEMİ DÖNEMİNDE BİZE DESTEK VERMİŞTİNİZ”
Guandong Eyaleti Daimi Komitesi üyesi Yonghang da konuşmasında özetle şu ifadeleri kullandı:
“Biz, eski dost sayılıyoruz ilk defa görüşmemiz rağmen. Ama kardeşliğimiz 10 küsur senedir sürmektedir. Çin’de bir atasözümüz var; görüşmesek de önemli değil ama habersiz bırakmayalım birbirimizi. Bizim eski dostluğumuz da bu şekilde sürmektedir. 2020 yılında, o zaman ben hala belediye başkanı idim, o zaman sizden gelen mektubu hiç unutmuyorum. Pandemi döneminde bize destek vermiştiniz. Çok teşekkürler. Gerçekten eski dostuz bence. Derin bir bağ kurduk. Aslında iki şehrimizin de çok benzer yönleri var. İki şehrimiz de çok eski tarihi taşıyor. İstanbul’un 2 bin 700 senelik bir tarihi var; Guangzhou’nun ise, 2 bin 200 senelik bir tarihimiz var. Aynı zamanda iki şehir de tarih boyunca hep ulaşım merkezi oldu. Küresel anlamda, özellikle Avrupa ve Asya için çok önemli iki şehirdir. Ve nüfusu, şehir ölçümü de benzerdir aslında. Nüfusa baktığımız zaman, iki şehir de mega şehir oluyor.”
YONGHANG’DAN İMAMOĞLU’NA: “YÖNETİM SİSTEMİNİZ ÇOK FARKLI”
“Mega şehirlerinin yönetimi gerçekten çok kolay bir şey değil. Ve küresel anlamda insanlara katkıda bulunmak için de çok sorumluluk taşıyoruz aslında omuzlarımızda. Bu yüzden bu fırsatı da çok iyi değerlendirmek istiyorum. Sizinle fikir değiş, tokuş ve deneyimde paylaşım yapmak istiyoruz. İstanbul’a geldikten sonra, sizin yönetiminiz altında böyle güvenli, düzenli bir şehri görmek, benim için çok mutluluk verici bir şey ve gerçekten hayran kalıyorum. Yönetim sisteminiz çok farklı. Benim altımda bir sürü bana yardım edenler var. Tabii ki benim yönetim nüfusu sizden biraz fazla. Yani 3 milyon kişiden fazla yönetiyorum sizden. Ama gerçekten çok yorucu bir şey. Bu yüzden de ben de sizden bu yönetim tarzınızı, deneyiminizi öğrenmek istiyorum. Başkonsolosumuzun anlatımdan ben İstanbul’u daha iyi anlamaya başladım ve gerçekten hayran kalmaya başladım. Ben, eskiden coğrafya ve tarih çalışan bir öğrenciydim. Ve uzun zamandır benim şöyle bir şey tutkum vardı. İstanbul’u görmek istiyordum. Onu gerçekten hissetmek istiyordum. Dünkü geziden sonra, gerçekten şok içindeyim. Benim çocukluğum dün tamamlandı yani. İstanbul, Avrupa ve Asya’ya birleştirilen dünyada tek şehirdir. Ve ‘dünyanın merkezi’ diye söyleyebiliriz bunun için. Gerçekten insan medeniyeti için ve kıtalar arasındaki iş birliği için çok önemli bir rol oynamaktadır. Bu yüzden, Guangzhou ve İstanbul arasında fikir alışverişinde bulunmamız ve derin bir iş birliği yapmamız gerekiyor diye düşünüyorum.”
İMZALAR, SOY VE ZHİCHENG’DEN
İmamoğlu ve Yonghang’ın konuşmalarının ardından mutabak metni imza törenine geçildi. İBB adına Ulaşım Grup Başkanı Özgür Soy ve Guangzhou Metro Group Şirketi Başkanı Lıu Zhicheng, İmamoğlu ile Yonghang’ın tanıklığında mutabakat metni imzalandı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ekrem İmamoğlu: Her İki Şehrin Geleceğe Dönük Yolculuğuna Katkısı Büyük Olacak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Urla’da yaşayan ve Bolu Kartalkaya’da bir otelde yaşanan yangın felaketinde hayatını kaybeden, Müge Suyolcu ve 10 yaşındaki kızı Pera Suyolcu, Urla İskele Yahşibey Camii’nde kılınan cenaze namazıyla son yolculuğuna uğurlandı. Cenaze namazına katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Müge Suyolcu’nun eşi Yavuz Suyolcu’ya ve aile yakınlarına baş sağlığı diledi.
Cenazeye ayrıca; İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Deniz Yücel, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri ile Suyolcu ailesinin yakınları katıldı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Müge Suyolcu ve Pera Suyolcu son yolculuğuna uğurlandı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Sunuculuğunu Eraslan Sağlam’ın yaptığı cenaze töreninde İBB Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever, Beste Bali (kızı), Nilgün Bali (kızı), Erhan Yazıcıoğlu, Deniz Noyan, Selim Atakan, Berker Barçalı, Celal Kara, Salim Dündar söz aldılar.
Sanatçının dostları Önder Bali ile nasıl tanıştıklarını, onun çok yönlü biri olduğunu ve yeri doldurulamaz bir sanatçı olduğunu anlattılar.
Kürsüde söz alan Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever:
“Öncelikle hepimizin başı sağ olsun. Ailesine, sevenlerine sabır diliyorum. Neşesiyle, esprileriyle, bilgisiyle, pozitif enerjisiyle, birikimiyle bizim hayatımızı doldurdu.
Benim için Atatürk bakışlı adamdı. Gerektiğinde bir baba şefkatiyle yaklaştı, gerektiğinde hepimizin hayatını doldurdu. Bana deseniz ki Ayşegül tek kelimeyle anlat Önder Bali’yi ben ‘güven’ derim.
Sahnede herkesin yüreğini yönetirdi. O kadar önemli bir şey ki sahnedeki sanatçı için.
Önder abi çok özel bir ruhtu. Onunla ilgili söylenecek çok şey var ama saatler alır, ne söylesem eksik kalacak. O bizim için Önder abiydi. Hani derler ya öldüğünü duyduğumda ‘burnumun direği sızladı, kalbim acıdı’.
Bir dönem kapanıyor, yerine de yenileri gelmiyor, ben bunu gördüm. Önder abiciğim seni hep burada, saygı, sevgi ve özlemle anacağız. Çok sevdiğin insanlar karşılayacaklar seni. Yattığın yer incitmesin. Çok sevgiyle anacağız seni. Mumlarda uyu” dedi.
Kızı Beste Bali ise konuşmasında:
“Müzik camiasında bilinen koskoca Önder Bali, evde de sıfır egoluydu. Etrafına neşe saçan bir adamdı. Çok üzgünüz. 86 yaşındaydı ama biz hiç doyamadık ona. Hepinizin ayağına sağlık. Mekânı cennet olsun.
Gitti, müzikleri kaldı, güzel klarnetinin sesi kaldı. Hatıraları kaldı. Çok üzgünüz, çok içimiz yanıyor.” dedi.
Tören, kürsüde söz alan dostlarının yanı sıra Genel Sanat Yönetmeni Yardımcıları Emrah Özertem, Can Başak, Hakan Elbir, Ayla Özkan, Nur Saçbüker, Caner Çandarlı, Volkan Severcan, Selçuk Borak’ın da aralarında olduğu sanat camiasının yoğun katılımıyla gerçekleşti.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Önder Bali Son Yolculuğuna Uğurlandı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Çalınan Ferdi Tayfur şarkılarına eşlik eden vatandaşlar, salonu ‘Ferdi Baba’ tezahüratlarıyla inletti. Anma töreninde konuşan TBB ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Ferdi Tayfur ve onun gibiler, hiçbir zaman ölmez. Herkesin yüreğinde yaşar ve yaşayacaktır. Bu özel insanın en güzel şekliyle ismini var edecek, yaşatacak adımları hep birlikte atacağız. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Sanatın ve sanatçının, ülkemizin birliğine ve bütünlüğüne ve insanlarımızın birbirini içten sevmesine, kucaklamasına ne denli katkı sunduğunu, şuradaki vatandaş çeşitliliğini gördüğümde anlıyorum. Onun için milletimizi bir eden, birlikte eden, buluşturan nice sanatçılarımız olsun dileğiyle, iyi ki Ferdi Tayfur vardı, iyi ki hayatımızdaydı. Allah gani gani rahmet eylesin” dedi.
Arabesk müziğin “baba” isimlerinden, milyonların sevgilisi sanatçı Ferdi Tayfur için Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) anma töreni düzenlendi. AKM’yi hınca hınç dolduran merhum Tayfur’un hayranları, adeta bir konser havası oluşturdu. Çalınan Tayfur şarkılarına eşlik eden vatandaşlar, salonu “Ferdi Baba” tezahüratlarıyla inletti. Kültür ve Turizm Bakan Mehmet Nuri Ersoy ile Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, sanatçılar Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses ve Fatih Kısaparmak gibi isimler de Tayfur’u son yolculuğuna uğurlayanlar arasında yerini aldı. Saygı duruşunda bulunulması, İstiklal Marşı’nın okunması ve Kuran-ı Kerim tilaveti ile başlayan anma töreninde, sırasıyla; MESAM Başkanı Recep Ergül, MÜYAP Başkanı Bülent Forta, İmamoğlu, Ersoy, Gencebay ile sanatçılar Ahmet Selçuk İlkan ile Selami Şahin, merhum Tayfur’un Türk bayrağına sarılı tabutu yanında birer anma konuşması yaptı.
“FERDİ TAYFUR, 100 İÇİNDEKİ MUCİZEVİ SANATÇILARDAN BİRİYDİ”
“Çok kıymetli, değerli sanatçımız, Türkiye’mizin yüz yılı içerisinde özel bir yere sahip, müzik ve sanat dünyasına çok büyük katkılar sunmuş değerli büyüğümüz, değerli hemşehrimiz Ferdi Tayfur’u ebediyete uğurlamak için bir aradayız” diyen İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
“Son 100 yılın içerisinde mucizevi sanatçılarla karşı karşıya geldi toplumumuz. Onlardan birisi de Ferdi Tayfur’du. Ve bu topraklarda yaşanan ne varsa, yoksulluktan göçe, kırsaldan kente gelişte yaşanan zorluklarla, ne varsa fotoğrafını çektiğimiz, yaşadığımız, gördüğümüz; aslında onları en duygulu hale getiren, notalarıyla, sözleriyle beraber bize ulaştıran özel insanlardı. Aslında burada bulunan belli bir yaş üstü insanların var oluşunda, belki ufak ufak dokunuşlarla bizi bugünkü ruha getiren, bugünkü ortama taşıyan özel insanlardı onlar. Sanatçılar zaten bunun için var. Bu kapsamda Ferdi Tayfur’un sözlerini, notalarını, tınısını, kulağında, gönlünde hissetmeyen çok az insan vardır herhalde ülkemizde. Bu bağlamda ona minnet duyuyoruz, o ve onun gibi, bu ülkenin yaşanan duygularını sanatıyla beraber bizimle buluşturan. Ve güzel olan da şu: Elbette faniyiz, elbette hayat bir gün sona erecek ve toprakla buluşacak her birimiz, ama Ferdi Tayfur ve onun gibiler, hiçbir zaman ölmez. Herkesin yüreğinde yaşar ve yaşayacaktır. Bu özel insanı, değerli yurttaşımızı, sanatçımızı, hemşehrimizi dualarımızla uğurluyoruz. Mekanı cennet olsun. Ruhu şad olsun. Umarız hep birlikte, -bakanımız, bizler buradayız- en güzel şekliyle ismini var edecek, yaşatacak adımları hep birlikte atacağız. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Sanatın ve sanatçının, ülkemizin birliğine ve bütünlüğüne ve insanlarımızın birbirini içten sevmesine, kucaklamasına ne denli katkı sunduğunu, şuradaki vatandaş çeşitliliğini gördüğümde anlıyorum. Onun için milletimizi bir eden, birlikte eden, buluşturan nice sanatçılarımız olsun dileğiyle, iyi ki Ferdi Tayfur vardı, iyi ki hayatımızdaydı. Allah gani gani rahmet eylesin.”
Konuşmaların ardından, Ferdi Tayfur’un Türk bayrağına sarılı tabutu, sevenlerinin göz yaşları eşliğinde, cenaze namazının kılınacağı Levent Camii’ne doğru yola çıkarıldı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ferdi Tayfur Son Yolculuğuna Uğurlandı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Denizli İl Emniyet Müdürlüğü’nde görevli Manisa Gördes nüfusuna kayıtlı polis memuru Serdar Gülcan, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Merhum polis memuru Gülcan’ın naaşı, Gördes ilçesi Evciler Mahalle mezarlığına defnedildi. Manisa Büyükşehir Belediyesi cenaze töreninde acılı aileyi yalnız bırakmadı. Cenaze törenine Gördes Kaymakamı Sercan Sakarya, Gördes Belediye Başkanı İbrahim Büke, Manisa Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Şehit Yakınları ve Gaziler Şube Müdürü Selçuk Yıldız, Manisa İl Emniyet Müdür Yardımcısı Aysen Özkan, Gördes İlçe Jandarma Komutanı Jandarma Teğmen Ercan Çetin, Gördes İlçe Emniyet Müdürü Serdar Kılıç ve çok sayıda emniyet personeli katıldı. Ayrıca, Denizli ve Manisa Emniyet Müdürlüklerinden ve Manisa İl Jandarma Komutanlığı’ndan da temsilciler törene katılarak Gülcan ailesine başsağlığı dileklerini iletti.
“Her Zaman Polis ve Asker Ailelerinin Yanında Olduklarını Belirtti”
Manisa Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Şehit Yakınları ve Gaziler Şube Müdürü Selçuk Yıldız, taziye sırasında acılı aileye Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in başsağlığı mesajını iletti. Yıldız, Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman polis ve asker ailelerinin yanında olduklarını belirtti.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Polis Memuru Serdar Gülcan Son Yolculuğuna Uğurlandı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Bugün sabah saatlerinde Isparta’da düzenlenen törenin ardından askeri uçakla Kapadokya Havalimanı’na getirilen şehit İpek’in naaşı, silah arkadaşlarının omzunda cenaze nakil aracı ile taşınarak Nevşehir Merkeze bağlı Özyayla köyüne nakledildi.
Özyayla köy meydanında Türk bayrağına sarılı tabutun başında, şehidin annesi Sevgi, eşi Elif İpek, kardeşleri ve yakınları gözyaşı döktü.
Kılınan cenaze namazının ardından şehidin tabutu, askeri bando eşliğinde silah arkadaşlarınca taşındı.Şehidin cenazesi köy kabristanına defnedildi.
Törene, şehidin ailesi ve yakınlarının yanı sıra Nevşehir Valisi Ali Fidan, AK Parti Nevşehir milletvekilleri Süleyman Özgün ve Emre Çalışkan, Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Lojistik Kurmay Başkanı Tuğgeneral Veli Doğan, İl Jandarma Komutanı Albay Numan Öksüz, İl Emniyet Müdürü Ali Loğoğlu, kamu kurum ve kuruluşları, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Nevşehirli Şehit Hüseyin İpek Son Yolculuğuna Uğurlandı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Törende konuşan Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı Müdürü Prof. Dr. Özge Gülbey, “Tufan Hocamız 1984 yılında konservatuvarımıza ilk giren öğrencilerden birisiydi. Mezuniyetinden hemen sonra da araştırma görevlisi olarak çalışmaya başlamıştı. 30 yıldır Türk Halk Oyunları Bölümü bünyesinde bağlama ve solfej dersleri vermekteydi. O bağlaması ile hep sahnelerde olmaya alışıktı. Biz de bu nedenle kendisini konservatuvarımızın sahnesinden alkışlarla son yolculuğuna uğurlamak istedik” dedi.
“İşini de öğrencilerini de çok severdi”
Türk Halk Oyunları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öcal Özbilgin “Tufan Güldaş hocamızı, arkadaşımızı, dostumuzu kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. O kadar iyi bir insanı nasıl anlatmak mümkün olabilir bilemiyorum. Ama sizler, sevenleri onu zaten çok iyi biliyorsunuz. O, meslek yaşamı boyunca bölüme hep herkesten önce gelir, herkesten sonra ayrılırdı. İşini de öğrencilerini de hep çok sevdi. Cumhuriyetin değerlerine hep sahip çıkan bir hocamızdı. Birlikte çalıştığımız uzun yıllar boyunca hiçbir gün ne çalışma arkadaşlarını ne öğrencilerini hiç ama hiç kırmadı. İyilik onun doğasında vardı. Ben pırıl pırıl evlatlarından da görüyorum, öğrencilerinden de görüyorum o misyon devam edecek” diye konuştu.
Konservatuvar öğrencileri adına konuşan Türk Halk Oyunları Bölümü son sınıf Öğrencisi Civan Al ise, “Tufan Hocamızın hepimizin üzerinde çok emeği var. Hocaların hocasıydı. Biz ona öyle diyorduk. Bizlere müzik öğretti, insanlık öğretti daha pek çok şey öğretti. Hep önünde eğildik yine önünde eğiliyoruz. Uğurlar olsun” dedi.
Törende, Öğr. Gör. Tufan Güldaş’ın sevenleri de söz alarak kendisiyle ilgili düşüncelerini ve anılarını paylaştılar. Güldaş’ın dönem arkadaşı ve ses sanatçısı Sevim Taşçı Coşkun “Biz bu konservatuvarın ilk mezunlarıyız. Geldiğimizde müziği bilmiyorduk. Ama çıkarken sadece müzik değil daha pek çok şey öğrendik. Hocalarımızla beraber hiç kırmadan, kırılmadan yol aldık. 40 yıldır hiç kopmadık. İlk dönem mezunları olarak birbirimizden hiç ayrılmadık. Ama Tufan bir başkaydı. Gerçekten çok farklı bir kişiydi” diye konuştu.
Katılımcılar, tören sonunda Öğr. Gör. Güldaş’ı alkışlarla salondan uğurladılar. Güldaş, Bornova Taşkent Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Kemalpaşa Sütçüler Ansızca Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Öğr. Gör. Tufan Güldaş son yolculuğuna uğurlandı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Sunuculuğunu Sevinç Erbulak’ın yaptığı cenaze töreninde sanatçının kardeşi Orhan Tekniker, Türkan Kafadar, Uğurtan Atakan, Ulvi Alacakaptan, Mehmet Esatoğlu, Bora Ayanoğlu, Fatih Mühürdar söz aldılar.
Aile adına konuşan sanatçının abisi Orhan Tekniker “Suphi Tekniker’i anlatmak çok zor. O bir abiden çok, bir babaydı, bir ataydı. Üzerimizde çok büyük emeği var. Onun hakkını ödemek çok zor. Duygularımı ifade etmek çok zor. Geldiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum. Hepinizin başı sağ olsun.” dedi.
Sanatçının dostları Suphi Tekniker ile nasıl tanıştıklarını, onun çok yönlü biri olduğunu, yazdığı onlarca senaryo ve oyunculuğuyla yeri doldurulamaz bir sanatçı olduğunu anlattılar.
Tören, kürsüde söz alan dostlarının yanı sıra Şehir Tiyatroları Müdürü Oytun Askeroğlu, Genel Sanat Yönetmeni Yardımcıları Emrah Özertem, Can Başak ve Şehir Tiyatroları sanatçıları Radife Baltaoğlu, Vildan Türkbaş, Hakan Elbir, Deniz Noyan, Salih Kalyon, Yalçın Boratap, Yalçın Avşar’ın da aralarında olduğu sanat camiasının yoğun katılımıyla gerçekleşti.
SUPHİ TEKNİKER
Suphi Tekniker, 10 Ocak 1940 tarihinde Mersin’de dünyaya geldi. Lise eğitimini Mersin’de tamamladıktan sonra üniversite öğrenimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya bölümünde tamamladı. 1957 senesinde tiyatro oyunculuğuna merak sardı ve amatör olarak sahneye çıktı.
Muhsin Ertuğrul’un teşvikiyle 1960 yılında, İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda Kral Lear oyununda figüran olarak sahneye çıktı. 1960 senesinde sinemaya yöneldi ve senaryosunu Erdoğan Tünaş’ın üstlendiği Fatma Girik, Orhan Günşiray, Suphi Kamer gibi dönemin ünlü oyuncularının yer aldığı “Cici Katibem” isimli filmde rol alarak sinema hayatına giriş yaptı.
1975 senesinden sonra oyunculuğun yanı sıra birçok filmin de senaryosunu yazdı. Kemal Sunal’ın oynadığı “Umudumuz Şaban”, “En Büyük Şaban” ve “Hanzo” gibi popüler filmlerin senaryosuna katkıda bulunmuş; ayrıca Orhan Gencebay’ın başrol aldığı “Dil Yarası” ve “Kaptan” gibi yapımların senaryosunu da kaleme almıştır.
Kitapları
Ne Yazık ki Namuslu
Tiyatro’dan Sinema’ya Başrolde Darülbedayi
Şehir Tiyatroları’nda Rol Aldığı Oyunlar
Osmangiller
Nuh’un Gemisi
Bir Kavuk Devrildi
Evvel Zaman İçinde
Romeo Ve Juliet
Kibarlık Budalası
Gizli Mi Gizli
Sahildeki Kanepe
Pusuda
Macbeth
Güneş Batarken
Beş Katlı Binanın Altıncı Katı
III. Richard
Şu Bizim Evliya Çelebi
Susuz Yaz
Hulusi Bey’in Kızları
Aydınlanma Ateşi
Bağdat Hatun
Kafes Arkasında
Bir Sabah Gülerek Uyan
Merhaba Anneciğim
Kadınlar Arasında
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Suphi Tekniker Son Yolculuğuna Uğurlandı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Sunuculuğunu Sevinç Erbulak’ın yaptığı cenaze töreninde sanatçının kardeşi Orhan Tekniker, Türkan Kafadar, Uğurtan Atakan, Ulvi Alacakaptan, Mehmet Esatoğlu, Bora Ayanoğlu, Fatih Mühürdar söz aldılar.
Aile adına konuşan sanatçının abisi Orhan Tekniker “Suphi Tekniker’i anlatmak çok zor. O bir abiden çok, bir babaydı, bir ataydı. Üzerimizde çok büyük emeği var. Onun hakkını ödemek çok zor. Duygularımı ifade etmek çok zor. Geldiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum. Hepinizin başı sağ olsun.” dedi.
Sanatçının dostları Suphi Tekniker ile nasıl tanıştıklarını, onun çok yönlü biri olduğunu, yazdığı onlarca senaryo ve oyunculuğuyla yeri doldurulamaz bir sanatçı olduğunu anlattılar.
Tören, kürsüde söz alan dostlarının yanı sıra Şehir Tiyatroları Müdürü Oytun Askeroğlu, Genel Sanat Yönetmeni Yardımcıları Emrah Özertem, Can Başak ve Şehir Tiyatroları sanatçıları Radife Baltaoğlu, Vildan Türkbaş, Hakan Elbir, Deniz Noyan, Salih Kalyon, Yalçın Boratap, Yalçın Avşar’ın da aralarında olduğu sanat camiasının yoğun katılımıyla gerçekleşti.
SUPHİ TEKNİKER
Suphi Tekniker, 10 Ocak 1940 tarihinde Mersin’de dünyaya geldi. Lise eğitimini Mersin’de tamamladıktan sonra üniversite öğrenimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya bölümünde tamamladı. 1957 senesinde tiyatro oyunculuğuna merak sardı ve amatör olarak sahneye çıktı.
Muhsin Ertuğrul’un teşvikiyle 1960 yılında, İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda Kral Lear oyununda figüran olarak sahneye çıktı. 1960 senesinde sinemaya yöneldi ve senaryosunu Erdoğan Tünaş’ın üstlendiği Fatma Girik, Orhan Günşiray, Suphi Kamer gibi dönemin ünlü oyuncularının yer aldığı “Cici Katibem” isimli filmde rol alarak sinema hayatına giriş yaptı.
1975 senesinden sonra oyunculuğun yanı sıra birçok filmin de senaryosunu yazdı. Kemal Sunal’ın oynadığı “Umudumuz Şaban”, “En Büyük Şaban” ve “Hanzo” gibi popüler filmlerin senaryosuna katkıda bulunmuş; ayrıca Orhan Gencebay’ın başrol aldığı “Dil Yarası” ve “Kaptan” gibi yapımların senaryosunu da kaleme almıştır.
Kitapları
Ne Yazık ki Namuslu
Tiyatro’dan Sinema’ya Başrolde Darülbedayi
Şehir Tiyatroları’nda Rol Aldığı Oyunlar
Osmangiller
Nuh’un Gemisi
Bir Kavuk Devrildi
Evvel Zaman İçinde
Romeo Ve Juliet
Kibarlık Budalası
Gizli Mi Gizli
Sahildeki Kanepe
Pusuda
Macbeth
Güneş Batarken
Beş Katlı Binanın Altıncı Katı
III. Richard
Şu Bizim Evliya Çelebi
Susuz Yaz
Hulusi Bey’in Kızları
Aydınlanma Ateşi
Bağdat Hatun
Kafes Arkasında
Bir Sabah Gülerek Uyan
Merhaba Anneciğim
Kadınlar Arasında
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Suphi Tekniker Son Yolculuğuna Uğurlandı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>