?> ?> yöntemi arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Fri, 07 Feb 2025 20:50:45 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png yöntemi arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Sigara Bağımlılığına Karşı Etkili Çözüm: Biorezonans Yöntemi https://kocaelibasin.com.tr/sigara-bagimliligina-karsi-etkili-cozum-biorezonans-yontemi/ Fri, 07 Feb 2025 20:50:40 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/sigara-bagimliligina-karsi-etkili-cozum-biorezonans-yontemi/ Sigara bağımlılığı sadece fiziksel değil, psikolojik ve sosyal etkileriyle de insan hayatını olumsuz etkileyen ciddi bir sağlık sorunu.

Sigara Bağımlılığına Karşı Etkili Çözüm: Biorezonans Yöntemi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Sigara bağımlılığı sadece fiziksel değil, psikolojik ve sosyal etkileriyle de insan hayatını olumsuz etkileyen ciddi bir sağlık sorunu. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, dünya genelinde her yıl 8 milyondan fazla insan tütün kullanımına bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor.

 

Çakmak Erdem Hastanesi’nde görev yapan Psikolog Seher Tuncel, sigarayı bırakmanın sadece iradeyle değil, doğru yöntemler ve psikolojik destekle çok daha kolay hale gelebileceğini belirtiyor. Biorezonans terapisi gibi alternatif yöntemlerin, sigara bağımlılığıyla mücadelede destekleyici bir rol oynadığına dikkat çeken Tuncel, kişilerin bu süreçte hem fiziksel hem de psikolojik olarak desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.

 Sigarayla Mücadelede Biorezonans Yöntemi 

Sigara bağımlılığı, sadece nikotin eksikliğinin yarattığı etkilerle değil, aynı zamanda alışkanlık ve psikolojik bağımlılık nedeniyle de bırakılması zor bir davranış türü. Psikolog Seher Tuncel, sigara içmenin zamanla otomatikleştiğini ve kişinin günlük rutinine yerleştiğini söylüyor. Biorezonans terapisi, vücudun nikotinle olan bağını keserek sigara isteğini ortadan kaldırmayı hedefliyor.

 

Biorezonans yöntemiyle sigara bağımlılığı tedavisinde cihaz kişinin içtiği sigaranın yaydığı elektromanyetik titreşimi tespit ediyor ve tersine çevirerek elektromanyetik sinyaller şeklinde elektrotlar aracılığıyla vücuda gönderiyor. Bu şekilde birbirinin tersi olan iki frekans birbirini yok ederek vücudun nikotinle tanışık olma durumunu ortadan kaldırmayı ve böylelikle kişinin sigara içme isteğini azaltmayı amaçlıyor.

 

Kimyasal ilaç kullanılmadan ve yan etki oluşturmadan uygulanan biorezonans terapisi, sigara bırakmak isteyenler için alternatif bir çözüm sunuyor. Başarı oranları oldukça yüksek olan bu yöntemle ilk seansta sigarayı bırakma oranı yüzde 85’e ulaşırken, ikinci seansın ardından bu oran yüzde 90’a kadar çıkabiliyor. Tedavi, kişinin sigarayı bırakma sürecini desteklemek için genellikle iki seans şeklinde uygulanıyor. Tedavinin etkinliğini arttırmak amacıyla 4-7 gün içerisinde ikinci seans yapılıyor. Yoğun bağımlılığı olan kişilerde uzman değerlendirmesiyle üçüncü seans da uygulanabiliyor.

 

Uzmanından Sigarayı Bırakmak İsteyenlere Öneriler

Sigarayı bırakmayı düşünen kişiler için bu sürecin hem fiziksel hem de psikolojik olarak yönetilmesi gerektiğini belirten Psikolog Seher Tuncel, bu noktada sigara içme isteğini tetikleyen unsurların fark edilmesinin önemine dikkat çekiyor. Tuncel, sigarayı bırakma sürecinde kişinin kendini olası zorlayıcı durumlara karşı hazırlaması gerektiğini belirterek şunları söylüyor; “Sigarayı bıraktıktan aylar ya da yıllar sonra bile aniden içme isteği gelebilir. Burada önemli olan, kişinin bu isteği nelerin tetiklediğini bilmesi ve bu durumlara karşı önlem almasıdır. Tekrar sigaraya başlamamak için öncelikle sigarayı bırakma nedenlerinizi hatırlayın. Başka bir şeyle meşgul olmak sigara isteğinizi azaltabilir. Örneğin; dişlerinizi fırçalamak, su içmek, sakız veya karanfil çiğnemek, yürüyüş yapmak ya da derin nefes egzersizleri yapmak gibi yöntemler, sigara içme dürtünüzü kontrol etmenize yardımcı olabilir.”

 

Biorezonans ile Sigarayı Bırakanların Deneyimleri

Biorezonans yöntemiyle sigarayı bırakan birçok kişi, sürecin oldukça rahat ve hızlı bir şekilde ilerlediğini belirtiyor. Uzun yıllar sigara içen ve bırakmayı başaramayan kişiler, bu yöntemin ardından sigaraya olan isteğin tamamen kaybolduğunu söylüyor.

 

Bir kullanıcı deneyimini şu sözlerle anlatıyor: “Sigarayı uzun yıllardır keyifle içen biriydim ve bırakmanın benim için imkânsız olduğunu düşünüyordum. İlk seanstan sonra mucizevi bir şekilde sigaraya karşı isteğim yok oldu. Şimdi hem daha rahat nefes alıyorum hem de sigaraya harcadığım parayla kendime farklı şeyler alabiliyorum.”

 

Sigarayı Bırakmanın Tam Zamanı

9 Şubat Sigara Bırakma Günü vesilesiyle Psikolog Seher Tuncel, bağımlılığı sonlandırmak isteyen herkesin doğru destekle bu süreci başarıyla tamamlayabileceğini vurguluyor. “Bir kereden bir şey olmaz” düşüncesine kapılmadan sigarasız bir hayata adım atılması gerektiğini hatırlatıyor. Biorezonans terapisi, ilaçsız ve yan etkisiz bir yöntem olarak sigarayı bırakma sürecini daha kolay hale getiriyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Sigara Bağımlılığına Karşı Etkili Çözüm: Biorezonans Yöntemi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Sömestir Tatilinde Çocukları Çevrimiçi Dolandırıcılıklardan Korumanın 6 Yöntemi https://kocaelibasin.com.tr/somestir-tatilinde-cocuklari-cevrimici-dolandiriciliklardan-korumanin-6-yontemi/ Wed, 15 Jan 2025 12:00:12 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/somestir-tatilinde-cocuklari-cevrimici-dolandiriciliklardan-korumanin-6-yontemi/ Çocukların heyecanla beklediği sömestir tatili, 20 Ocak Pazartesi günü başlıyor.

Sömestir Tatilinde Çocukları Çevrimiçi Dolandırıcılıklardan Korumanın 6 Yöntemi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Çocukların heyecanla beklediği sömestir tatili, 20 Ocak Pazartesi günü başlıyor. Bu süreçte ise çocukların artan ekran süresi ve azalan gözetimi, aileler için çevrimiçi ortamda riskli bir dönemi işaret ediyor. Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, sömestir döneminde artan online dolandırıcılıkları ve korunma yöntemlerini paylaşıyor.

 

Ara tatilin başlamasıyla beraber çocukların teknolojik cihazlara olan ilgisi daha da artıyor. 20 Ocak Pazartesi günü başlayan sömestir ile çocukların elektronik cihaz kullanımları normal düzenin üstüne çıkmaya başlıyor. Bu durumu fırsat bilen dolandırıcılar ise birçok farklı yöntemle, tehlikeleri fark etme konusunda tecrübesiz olan çocukların karşısına çıkıyor ve onları yeni hedefi olarak belirliyor. Ebeveynler için aileyi güvende tutmanın ilk adımında, bu riskleri anlamanın ve görmenin geldiğini ifade eden Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, “Çocuklar internette daha fazla vakit geçirdikçe, ebeveynlerin onları çevrimiçi tehlikelere karşı daha dikkatli bir şekilde izlemeleri büyük önem taşıyor. Tatil döneminde yalnızca çocukların oynadıkları oyunları kontrol etmek tek başına yeterli değil. Aynı zamanda internetin tehlikelerinden de koruyabilmek için ebeveynlerin bilinçli olması ve doğru yazılımlarla güvenlik önlemleri almaları gerekiyor.” açıklamasında bulunarak, sömestir döneminde artış gösteren 3 temel dolandırıcılık yöntemini paylaşıyor. 

 

Ara tatilin başlamasıyla beraber başta çocuklar sonrasında ebeveynler dinlenme ve nefes alma moduna geçiyor. 20 Ocak Pazartesi günü başlayan sömestir ile çocukların elektronik cihaz kullanımları normal düzenin üstüne çıkmaya başlıyor.

 

1. Oyunlarda Sahte Uygulama İçi Satın Alma Dolandırıcılığı: Çocuklar, tatil dönemiyle birlikte özellikle hediye kartlarıyla uygulama içi satın alımlara yöneliyor. Dolandırıcılar, indirimli ürünler veya ücretsiz ek özellikler vadederek sahte pop-up reklamlar ve bağlantılar oluşturuyor. Bu bağlantılar, kişisel ve finansal bilgileri çalmak amacıyla kimlik avı sitelerine yönlendiriyor ve böylece çocuklar tuzağa düşmüş oluyor. 

 

2. Sahte Çevrimiçi Mağazalar ile Gerçekleşen Dolandırıcılık: Dolandırıcılar, popüler oyuncaklar veya sınırlı sayıda üretilen ürünleri, gerçekte mevcut olmayan fiyatlarla sattıkları sahte web siteleri kuruyor ve ödeme yapıldıktan sonra finansal bilgilerin çalınmasıyla kötü amaçlarına erişmiş oluyorlar.

 

3. Sosyal Medya ve Mesajlaşma Uygulamalarındaki Kimlik Avı Dolandırıcılığı: Sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları, dolandırıcıların hedeflediği önemli alanların başında geliyor. Sahte yarışmalar ve bedava fırsatlar sunan bağlantılarla, çocuklar veya gençler kandırılıyor. Bu bağlantılar doğrultusunda ise dolandırıcılar kullanıcının tüm kişisel verilerine ulaşmış oluyor.

 

‘’Kişinin Kişisel Bilgileri ile Sahte Bir Kimlik Oluşturuluyor’’ 

 

Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, ‘’Yaşanan çevrimiçi dolandırıcılıklar çocukların kimlik hırsızlığı mağduriyeti ile sonuçlanabilir. Siber saldırganlar, bir kişinin kişisel bilgilerini doğru olmayan detay bilgiler ile birleştirerek sahte bir kimlik oluşturur ve bunu kredi kartları, krediler veya devlet yardımları gibi kalemlere başvurmak için kullanırlar. Bu tarz olayların yaşanmaması için çocukların savunmasızlığı göz önünde bulundurularak eğitilmesi büyük önem taşıyor.’’ ifadelerini kullanarak saldırı yöntemlerinden korunmanın 6 yolunu paylaşıyor.

 

1. Çocuğunuzla dolandırıcılık hakkında konuşun. İnternetteki herkes güvenilir değildir. Çocuğunuza sahte fırsatlar ve kişisel bilgi isteyen mesajlar hakkında bilgi verin. Gerçek olamayacak kadar iyi görünen teklifleri tanımayı öğretin ve şüpheli bağlantılara tıkladıklarında her zaman size gelebileceklerini bilmelerini sağlayın.

 

2. Çevrimiçi satın alımları denetleyin. Çocuğunuzun internetten bir şey satın almadan önce sizden izin istemesini bir kural haline getirin. Güvenli siteleri tanımasına yardımcı olun ve URL’lerin “https” olduğundan, yorumların güvenilir olduğundan emin olmasını öğretin.

 

3. Hesap güvenliklerini güçlendirin. Çocuğunuzun tüm çevrimiçi hesapları için güçlü, benzersiz parolalar oluşturmasına yardımcı olun ve arkadaşlarıyla dahi parolasını paylaşmamayı öğretin. Ekstra koruma için mümkün olan her yerde iki faktörlü kimlik doğrulamayı etkinleştirin.

 

4. Uygulama izinlerini gözden geçirin. Çocuğunuz herhangi bir uygulamayı veya oyunu indirmeden önce, istediği izinleri kontrol edin. İşlevsellik için gerekli olmadıkça, konum verileri veya kişi listeleri gibi şeylere gereksiz erişim isteyen uygulamalardan kaçının.

 

5. Cihazları düzenli olarak kontrol edin. Alışılmadık uygulamalar, mesajlar veya e-postalar için çocuğunuzun cihazını gözden geçirmeyi alışkanlık haline getirin. Şüpheli bir şey bulursanız, onlarla sakin bir şekilde konuşun ve korku yaratmadan potansiyel riskleri açıklayın. 

 

6. Ebeveyn kontrollerini kullanın. Çocuklarınızın indirdiği uygulamaları ve bunlarda ne kadar zaman geçirdiklerini takip etmek için Bitdefender Ebeveyn Kontrolü’nü kullanın. Şüpheli web sitelerini engellemenize, indirmeleri sınırlamanıza ve olağandışı davranışlara karşı sizi uyarmaya yardımcı olur. Çocukların internet zaman limitlerini belirleyebilir ve çevrimiçi aktiviteleri hakkında bilgi alabilirsiniz. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Sömestir Tatilinde Çocukları Çevrimiçi Dolandırıcılıklardan Korumanın 6 Yöntemi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kalpte ritim bozukluğuna PFA yöntemi! https://kocaelibasin.com.tr/kalpte-ritim-bozukluguna-pfa-yontemi/ Wed, 11 Dec 2024 09:00:07 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/kalpte-ritim-bozukluguna-pfa-yontemi/ Kalpte en sık görülen ritim bozukluğu olan “atriyal fibrilasyon”  kalbin küçük odacıklarının (kulakçıklar) ritminin tamamen bozulması sonucu kalp atımlarında hızlanma ile düzensizlik olarak kendini gösteren ve ölümcül olabilen bir hastalık.

Kalpte ritim bozukluğuna PFA yöntemi! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kalpte en sık görülen ritim bozukluğu olan “atriyal fibrilasyon”  kalbin küçük odacıklarının (kulakçıklar) ritminin tamamen bozulması sonucu kalp atımlarında hızlanma ile düzensizlik olarak kendini gösteren ve ölümcül olabilen bir hastalık.

 Toplumda yüzde 1-2 oranında izlenirken, ilerleyen yaşla beraber görülme sıklığı giderek artıyor. 2020 yılında tahminen dünyada 50 milyon kadar atriyal fibrilasyon hastası olduğu belirtiliyor. Atriyal fibrilasyon ritim bozukluğunun en önemli riski ise kalpte pıhtı oluşumuna ve bunun sonucunda felce yol açabilmesi. Hastalık aynı zamanda kalp büyümesi ve yetersizliğine de neden olabiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Duhan Fatih Bayrak, nabız düzensizliği ve hızlanması, nefes darlığı ile çarpıntının bu hastalığın en belirgin sinyalleri olduğuna dikkat çekerek, “Özellikle minimal hareketle kalp hızının artması ve hastaların yürüyememeleri tipik bulgulardandır. Ancak atriyal fibrilasyon hastaların yüzde 10-15’inde sessiz seyredebildiğinden tanı konulması gecikebiliyor. Bu nedenle özellikle 50 yaşından itibaren rutin kardiyoloji muayenesi yaşamsal önem taşıyor” diyor.  Aslında erken tanı ve tedaviyle felç ve kalp yetmezliği riskleri azaltılabiliyor, hatta ortadan kaldırılabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Duhan Fatih Bayrak, atriyal fibrilasyonun tedavisinde dünyada 2021 yılından bu yana ülkemizde de bir yıldır uygulanan PFA (Pulsed Field Ablasyon) yönteminin ön plana çıktığını belirterek, “Ritim bozukluğunu tetikleyen odakların ortadan kaldırılmalarına yönelik uygulanan bu yöntem çevre dokulara zarar vermemek ve bu sayede tedaviye bağlı oluşabilecek ciddi komplikasyonları önlemek ve işlem süresini kısaltmak gibi son derece önemli avantajlar sağlıyor” diyor. 

En önemli risk kalpte pıhtı oluşumu! 

Normalde kalbimiz bir dakikada 60-100 arasında atarken, atriyal fibrilasyonda bu sayı 120 – 150’ye kadar çıkabiliyor.  Atriyal fibrilasyon ritim bozukluğunun getirdiği en önemli risk ise ‘kalpte pıhtı’ oluşumu! Kalp kulakçıklarının ritim bozukluğu nedeniyle düzgün kasılamamaları kalp içinde pıhtı oluşumuna ve pıhtının kan dolaşımıyla beyne gitmesi sonucu felce neden olabiliyor. Üstelik bu hastalıkta inme riski normal popülasyona göre 5 kat artıyor! Ayrıca atriyal fibrilasyon süresi uzadıkça kalpte zamanla yapısal bozukluklar oluşuyor, bu tablo da kalp kulakçıklarında büyüme nedeniyle kalp yetersizliğiyle sonuçlanabiliyor. 

Amaç kalp ritmini normale çevirmek, pıhtı riskini azaltmak! 

Atriyal fibrilasyon günümüzde başarıyla tedavi edilebilen bir hastalık.  Tedavisinde temel amaç kalp ritmini normale çevirmek ve pıhtı riskini azaltmak. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Duhan Fatih Bayrak, ritim bozukluğuna karşı çeşitli tedavi yöntemlerine başvurulduğunu belirterek, “Pıhtı riski kan sulandırıcı ilaçlar ile azaltılıyor. Ritmi normale çevirmek için de ritim bozukluğuna yönelik ilaçlar, kalbin elektriksel şoklaması ve ablasyon yöntemleri kullanıyor. Isı bazlı ablasyon yöntemleri; kriyobalon ile dondurma ve radyofrekans ile ısıtma esasına dayanarak uygulanıyor. Burada amaç ritim bozukluğunu tetikleyen odakların ortadan kaldırılması. Bu alanda yeni geliştirilen teknoloji de PFA (Pulsed Field Ablasyon) yöntemidir” diyor.

PFA yöntemiyle kısa sürede yüksek enerji!  

Ritim bozukluğunu tetikleyen odakların ortadan kaldırılmasına yönelik uygulanan yeni ablasyon yöntemi olan PFA (Pulsed Field Ablasyon) hastalara sağladığı önemli yararlar ile ön plana çıkıyor. Dünyada ilk kez 2021 yılında, ülkemizde de 2024 yılı içerisinde sınırlı sayıda uygulanmaya başlanan PFA (Pulsed Field Ablasyon) yöntemi ısı ya da soğuk enerji kullanan klasik ablasyon yöntemlerinden farklı olarak kalpte ritim bozukluğu oluşturan dokuya yüksek frekanslı ve kısa süreli yüksek enerji uygulamaları yaparak etkili oluyor. 

Hastanede sadece 1 gece yatış gerekiyor

PFA (Pulsed Field Ablasyon) yöntemi genel anestezi ya da derin sedasyon altında, hastanın girişimi hatırlamayacağı veya hissetmeyeceği şekilde uygulanıyor. Klasik anjiyografi yöntemlerine benzer şekilde,  sıklıkla sağ kasıktan toplardamar içine giriliyor ve ablasyon kateteri kalp içine ilerletiliyor.  Ardından hatalı odakların olduğu bölgelere PFA enerjisi veriliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Duhan Fatih Bayrak, atriyal fibrilasyon tedavisinde, diğer yöntemlerle benzer şekilde yüzde 80 civarında başarı elde edildiğini belirterek, “Hasta işlemden sonra bir gece hastanede yatıyor ve ertesi sabah taburcu oluyor. En fazla bir hafta sonra ise günlük yaşamına geri dönebiliyor” bilgisini veriyor. 

Çevre dokulara zarar vermiyor, önemli komplikasyonlar görülmüyor! 

PFA (Pulsed Field Ablasyon) yöntemi hastaya pek çok yarar sağlıyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Duhan Fatih Bayrak, PFA yönteminin kalp dokusunda ısı etkisi oluşturmadığı için diğer ablasyon yöntemlerinden farklı olarak kalp dokusuna spesifik etki gösterdiğine ve bu sayede çevre dokulara zarar vermediğine işaret ederek, “Dolayısıyla işlem sonrasında, hayati tehlikeye neden olabilen kalp fistülü oluşması, diyafram felci ve ablasyon bölgesinde toplar damar darlıkları gibi önemli komplikasyonlar PFA yönteminde görülmüyor” diyor. İşlem süresini bir saatten 30 dakikaya kadar kısaltan bu yöntem ritim bozukluğu oluşturan odakları ortadan kaldırıp atriyal fibrilasyonun tekrarlama riskini azaltıyor. Bunların yanı sıra bu ritim bozukluğunun daha sık izlendiği ileri yaş hastalarında da kısa işlem süresi ve güvenlik özellikleri sayesinde rahatlıkla kullanılabiliyor. 

Hastalar bunlara dikkat etmeli

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Duhan Fatih Bayrak, işlem sonrasında hastanın dikkat etmesi gereken kuralları ise şöyle anlatıyor: “Yöntemin başarısını arttırmak için hastanın yüksek tansiyon, diyabet ve uyku apnesi gibi hastalıklarının uygun şekilde tedavi edilmesi büyük bir önem taşıyor. İşlem sonrasında kan sulandırıcıların en az 2 ay, ritim bozukluğu ilaçlarının 3 ay civarında alınması gerekiyor. İşlem kasıktan girilerek yapıldığı için bir hafta spor yapılmaması, ıkınmak gerektiren işlerden uzak durulması ve ilk günlerde araç kullanılmaması, dikkat edilmesi gereken diğer kuralları oluşturuyor. Düzenli ve orta şiddette egzersiz yapılması, alkol tüketiminin kısıtlanması ve kilo verilmesi de yine önerilen kurallar arasında yer alıyor. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kalpte ritim bozukluğuna PFA yöntemi! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Finans Dünyasındaki Gazetecileri Taklit Eden Siber Saldırganlara Karşı Yatırımcıların Alması Gereken 8 Korunma Yöntemi https://kocaelibasin.com.tr/finans-dunyasindaki-gazetecileri-taklit-eden-siber-saldirganlara-karsi-yatirimcilarin-almasi-gereken-8-korunma-yontemi/ Thu, 28 Nov 2024 10:40:13 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/finans-dunyasindaki-gazetecileri-taklit-eden-siber-saldirganlara-karsi-yatirimcilarin-almasi-gereken-8-korunma-yontemi/ Son zamanlarda dolandırıcılık faaliyetlerini, finans alanında etkin olan gazetecilerin sosyal medya hesaplarını taklit ederek gerçekleştiren saldırganlar, sahte yatırım fırsatları ve bağış talepleriyle yatırımcıları hedef alıyor.

Finans Dünyasındaki Gazetecileri Taklit Eden Siber Saldırganlara Karşı Yatırımcıların Alması Gereken 8 Korunma Yöntemi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Son zamanlarda dolandırıcılık faaliyetlerini, finans alanında etkin olan gazetecilerin sosyal medya hesaplarını taklit ederek gerçekleştiren saldırganlar, sahte yatırım fırsatları ve bağış talepleriyle yatırımcıları hedef alıyor. Bu tür dolandırıcılıkların finans dünyasındaki güveni zedelediğini belirten Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, sosyal medyadaki finans dolandırıcılıklarına karşı yatırımcıların alması gereken 8 koruma yöntemini sıralıyor.

 

Sosyal medya, günümüzün en güçlü iletişim araçlarından biri olsa da siber suçluların dolandırıcılık faaliyetleri için bir fırsat alanı haline geldi. Bu kez finans alanında etkin gazetecilerin sosyal medya hesaplarını taklit eden siber suçlular, yatırımcıların güvenini kazanmaya çalışıyor. Oluşturdukları sahte hesaplar aracılığıyla kişilere yatırım fırsatları, bağış kampanyaları ya da finansal danışmanlık teklifleri sunan saldırganlar, kişi ve kurumları maddi zararlara uğratabiliyor. Bu tür dolandırıcılıklardan korunmak için hesap doğrulama yöntemlerinin dikkatle incelenmesini ve şüpheli bağlantılardan uzak durulması gerektiğini ifade eden Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, sosyal medyadaki finans dolandırıcılıklarına karşı yatırımcıların alması gereken 8 koruma yöntemini sıralıyor.

 

1. Hesabın gerçekliğini kontrol edin. Takip ettiğiniz hesapların doğrulanmış (mavi tik) olup olmadığını kontrol edin. Doğrulanmamış hesaplar, dolandırıcılık faaliyetlerinde kullanıldığı için bu tarz hesaplardan gelen mesajlara ve bağlantılara karşı dikkatli olun. Ayrıca hesap kullanıcı adının ve içeriğinin gerçek gazeteci veya kurumla uyumlu olup olmadığını da kontrol edin.

 

2. Bağlantılar her zaman güvenli değildir. Sosyal medya mesajlarında veya gönderilerde paylaşılan bağlantılara tıklamadan önce URL’yi dikkatlice inceleyin. Kötü niyetli saldırganlar, resmi web sitelerine benzeyen ancak zararlı yazılımlar içeren bağlantılar oluşturabilir. Bu nedenle, URL’de yazım hataları veya tuhaf ekler olup olmadığını kontrol edin.

 

3. Gelen yatırım tekliflerini araştırın. Sosyal medyada karşınıza çıkan yatırım fırsatlarını mutlaka detaylı bir şekilde araştırın. Teklif sunan kişi veya kurum hakkında bağımsız kaynaklardan bilgi edinin. Özellikle kullanıcıların hızlı karar vermesini içeren baskı unsurlarına karşı dikkatli olun. Bununla birlikte, teklifi yapan kişi veya kurumun geçmişini ve güvenilirliğini araştırın.

 

4. Kişisel bilgilerinizi paylaşmayın. Kimlik bilgileri, banka hesap numaraları, kredi kartı bilgileri ya da şifreler gibi kişisel ve hassas bilgilerinizi asla sosyal medya üzerinden paylaşmayın. Hiçbir güvenilir kurumun, bu bilgileri sosyal medya aracılığıyla talep etmediğini unutmayın.

 

5. Şüpheli faaliyetleri bildirin. Şüpheli gördüğünüz sahte hesapları sosyal medya platformuna bildirerek diğer kullanıcıların da dolandırıcılığa maruz kalmasını önleyebilirsiniz. Ayrıca, eğer bu hesapların dolandırıcılık amacıyla kullanıldığını düşünüyorsanız, durumu yasal mercilere iletmekten çekinmeyin.

 

6. İki faktörlü kimlik doğrulama kullanın. Kendi sosyal medya hesaplarınızı güvence altına almak için mutlaka iki faktörlü kimlik doğrulama (2FA) özelliğini etkinleştirin. Bu sayede, hesabınıza sizden başka birinin erişmesi çok daha zor hale gelecektir. Ayrıca düzenli olarak güçlü ve tahmin edilmesi zor şifrelerle, kullanıcı giriş bilgilerinizi güncelleyin.

 

7. Gerçekçi olmayan vaatlere şüpheyle yaklaşın. Çok yüksek getiriler veya risk içermeyen yatırım vaatleri gerçek olamayacak kadar iyiyse, dolandırıcılık olasılığını göz önünde bulundurun.

 

8. Güvenilir kaynaklardan bilgi alın. Yatırım kararlarınızı sosyal medya platformlarından veya bireylerden gelen mesajlara dayanarak almayın. Bunun yerine, yalnızca bankalar, resmi finans kurumları ya da güvenilir yatırım danışmanları gibi otoritelerden gelen bilgilere güvenin. Ayrıca şüpheli gördüğünüz herhangi bir durumu uzman kişilere danışın.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Finans Dünyasındaki Gazetecileri Taklit Eden Siber Saldırganlara Karşı Yatırımcıların Alması Gereken 8 Korunma Yöntemi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
TMS yöntemi Alzheimer’a umut olabilir mi? https://kocaelibasin.com.tr/tms-yontemi-alzheimera-umut-olabilir-mi/ Tue, 19 Nov 2024 10:00:07 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/tms-yontemi-alzheimera-umut-olabilir-mi/ Alzheimer hastalığı için özellikle ilaç içermeyen, hastalığı durdurabilecek tedavi arayışında olan bilim insanları, Transkraniyal Magnetik Stimülasyon (TMS) beyin uyarım cihazının Alzheimer semptomlarını yavaşlatabileceğini söylüyor.

TMS yöntemi Alzheimer’a umut olabilir mi? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Alzheimer hastalığı için özellikle ilaç içermeyen, hastalığı durdurabilecek tedavi arayışında olan bilim insanları, Transkraniyal Magnetik Stimülasyon (TMS) beyin uyarım cihazının Alzheimer semptomlarını yavaşlatabileceğini söylüyor.

Bu çalışmalarda beyne manyetik uyarı alan kişilerde, Alzheimer hastalığının doğal ilerlemesinin tedaviyi almayanlara göre daha yavaş olabileceği sonucunun bulunduğunu belirten Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, “Ancak ‘TMS Alzheimer tedavisinde kesin olarak kullanılmalı’ diyemeyiz.” dedi. TMS’nin umut vadeden bir tedavi olduğunu aktaran Prof. Dr. Barış Metin, üzerinde daha fazla çalışma yapılması gerektiğinin altını çizdi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, Alzheimer tedavisinde kullanılmak üzere geliştirilen ve ilaç içermeyen TMS yöntemi hakkında bilgi verdi.

Alzheimer’ın ilerlemesini yavaşlatabilir…

Alzheimer hastalığı için ilaç içermeyen ve hastalığı durdurabilecek terapiler arandığını dile getiren Prof. Dr. Barış Metin, “Araştırmacılar, TMS (Alzheimer Transkraniyal Magnetik Stimülasyon) beyin uyarım cihazının Alzheimer semptomlarını yavaşlatabileceğini söylüyor.” dedi.

Bu alanda son yıllarda bir kaç tane çalışma yapıldığını hatırlatan Prof. Dr. Metin, “Bu çalışmalarda beyne manyetik uyarı alan kişilerde, Alzheimer hastalığının doğal ilerlemesinin bu tedaviyi almayanlara göre daha yavaş olabileceği sonucu bulundu. Almayanlarınsa hafıza fonksiyonlarında, Alzheimer hastalığının doğal gidişine paralel olarak bir düşme olduğu gözlendi. Bunlar bu tedavinin faydalı olabileceğini düşündürüyor. Buradan yola çıkılarak, TMS Alzheimer hastalığındaki ilerlemeyi yavaşlatabilecek bir alternatif tedavi olarak gündeme geldi.” şeklinde konuştu.

TMS üzerinde daha fazla çalışma yapılması gerekiyor!

‘TMS’nin Alzheimer tedavisinde kesin olarak kullanılması gerekir’ denilemeyeceğinin altını çizen Prof. Dr. Barış Metin, “Bu alanda onay alan bir tedavi değil ama umut vadeden bir tedavi oldu. Ancak üzerinde daha fazla çalışma yapılması gerektiği görülüyor.” dedi.

Alzheimer tedavisinde şu anda daha çok ilaç tedavileri kullanıldığını belirten Prof. Dr. Barış Metin şöyle devam etti:

“İlaçların Alzheimer ilerlemesini bir miktar yavaşlattığı görülüyor. Bunun yanında çeşitli psikososyal destekler, bakım verenlere destek, hastanın bilişsel anlamda rehabilitasyonu, sosyal çevresinin korunması, olabildiğince fiziksel egzersiz ve iyi bir beslenme Alzheimer hastaları için genel kabul edilen ve her hastaya tedavide önerilen yöntemlerdir.”

Bazı ilaçlar ve yöntemler gelecekte Alzheimer hastaları için umut olabilir…

Gelecekte Alzheimer tedavisinde yenilikçi ilaç tedavilerinin kullanılacağına dikkat çeken Prof. Dr. Barış Metin, sözlerini şöyle tamamladı:

“Çeşitli antikor tedavilerinin yakın zamanda Türkiye’ye de gelmesi bekleniyor. Şu anda ABD’de uygulanıyor. Bunlar genellikle erken dönemde etkili olan, beyinde özellikle amiloid birikimini azaltıcı tedavilerdir. Hastalık ilerledikten sonra uygulanan nöromodülasyon tedavileri genel bir şemsiye kavramdır ve bu tedaviler arasında yer alan Transkraniyal Manyetik Uyarım (TMU) da bir nöromodülasyon yöntemidir. Bunlar gelecekte Alzheimer hastaları için umut olabilir. Aynı zamanda bilişsel rehabilitasyon yani kaybedilen fonksiyonların rehabilitasyon uzmanları tarafından yerine konmaya çalışılması da Alzheimer hastalığında umut veren tedavilerden biri olabilir.” 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

TMS yöntemi Alzheimer’a umut olabilir mi? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
TMS Yöntemi Bu 7 Sağlık Sorununa İyi Geliyor https://kocaelibasin.com.tr/tms-yontemi-bu-7-saglik-sorununa-iyi-geliyor/ Mon, 18 Nov 2024 09:50:10 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/tms-yontemi-bu-7-saglik-sorununa-iyi-geliyor/ Toplumda son yüzyılda Alzheimer, Parkinson, migren, depresyon, anksiyete bozuklukları, inme ve sigara ile madde bağımlılığı giderek artıyor.

TMS Yöntemi Bu 7 Sağlık Sorununa İyi Geliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Toplumda son yüzyılda Alzheimer, Parkinson, migren, depresyon, anksiyete bozuklukları, inme ve sigara ile madde bağımlılığı giderek artıyor. Göz ardı edildiğinde yaşamı olumsuz etkileyen bu sorunlar günümüzde tıbbi ve teknolojik olanakların artması ile tedavi edilebiliyor. Transkraniyal Manyetik Stimülasyon yani kısa adı TMS olan tedavi, dirençli major depresif bozuklukta da (MDD) etkili bir tedavi seçeneği olarak öne çıkıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Nergiz Hüseyinoğlu, TMS tedavisi hakkında bilgi verdi.

 

İlaç tedavisine alternatif olabiliyor

Transkranyal Manyetik Stimülasyon (TMS) uygulamaları son yıllarda pek çok rahatsızlığın tedavisinde kullanılan önemli tıbbi seçeneklerden biri olarak kabul edilmektedir. Nörolojik ve psikiyatrik hastalıkların tedavisinde kullanılan TMS yöntemi ile beynin elektriksel aktivitesinde düzenlemeler yapılmakta, hastalıklar için ilaç tedavileri ve rehabilitasyon uygulamalarına destek olunmaktadır. TMS, bazı durumlarda ilaç tedavisinin alternatifi olan bir tedavi seçeneğidir. TMS, beyindeki nöral aktiviteyi değiştirmek için manyetik alanları kullanmakta, beyindeki nöral aktiviteyi artırarak depresyon semptomlarının azalmasına yardımcı olmaktadır.

 

Manyetik alan sayesinde beyin uyarılıyor

TMS yönteminde kafa derisinin yanında konumlandırılan bir bobin aracılığı ile kısa ve hızla değişen yüksek yoğunluklu bir elektrik akımıyla oluşturulan manyetik alan sayesinde beyin uyarılmaktadır. İşlemin beyin ve sinir sistemi üzerinde herhangi bir olumsuz bir etkisi bulunmamaktadır. Bu uyarı, sinir ağında nörofizyolojik ve davranışsal etkiler meydana getirmektedir. TMS’de kullanılan manyetik darbeler ağrısız bir şekilde kafatasından geçerek, beynin farklı bölümleri arasındaki iletişimi sağlayan sinir hücrelerine ulaşmakta ve beynin kendini tamir sürecine katkıda bulunmaktadır.

 

Hangi sorunların tedavisinde kullanılıyor?

Depresyon: Zihinsel ve duygusal sağlığı etkileyen ciddi bir hastalıktır. TMS’nin depresyon tedavisindeki etkinliği birçok klinik çalışma ile desteklenmektedir. Ancak, her bireyin yanıtı farklı olabilmekte ve TMS tedavisi düşünen hastaların bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. TMS, tedaviye dirençli depresyonun tedavisinde etkili bir seçenek olarak ortaya çıkmış bir tedavi yöntemidir. Beyin üzerinde manyetik alanlar kullanarak nöral aktiviteyi değiştirilmekte ve depresyon semptomlarının azalmasına yardımcı olunmaktadır.

 

Migren: TMS, migren tedavisinde kullanılan bir yöntemdir. Migren, tekrarlayan baş ağrılarına neden olan bir nörolojik bozukluktur. TMS, migren semptomlarını azaltmakta ve atakları önlemektedir. TMS’nin migren tedavisindeki etkisi ve etki mekanizmaları tam olarak anlaşılmamış olsa da, yapılan araştırmalar olumlu sonuçlar göstermektedir. Özellikle, migren atağı sırasında veya aura oluşumu öncesinde uygulanan TMS’nin etkili olabileceği düşünülmektedir. Beyine manyetik alanlar göndererek nöral aktivite etkilenebilir ve migren semptomlarının azalması sağlanabilir. Ancak, TMS tedavisi düşünen hastaların uzman bir sağlık ekibi tarafından yönlendirilmesi ve tedavinin potansiyel yararları ile riskleri hakkında detaylı bilgilendirme yapılması önemlidir.

 

Parkinson: TMS, Parkinson hastalığının tedavisinde kullanılan bir yöntemdir. Parkinson hastalığı, hareket kontrolünde sorunlara neden olan bir nörolojik bozukluktur. TMS, Parkinson hastalarında motor semptomları hafifletmeye yardımcı olabilir. Parkinson hastalığındaki motor semptomların bir kısmı, bazal gangliyonlar ve motor korteks arasındaki iletişimde meydana gelen bazı bozukluklardan kaynaklanır. TMS, beyindeki nöral ağları etkileyerek bu iletişimi düzenlemeye ve motor semptomları hafifletmeye yardımcı olabilir.

Ancak, TMS’nin Parkinson hastalığının tedavisindeki etkinliği halen araştırılmaktadır. Her bireyin bu tedaviye yanıtı farklı olabilmektedir. Bu nedenle TMS tedavisi düşünen Parkinson hastalarının bir uzman tarafından değerlendirilmesi önemlidir.

 

Nöropatik ağrı: Nöropatik ağrı, sinir sistemindeki hasar veya bozukluklardan kaynaklanan kronik ağrıdır. TMS, nöropatik ağrıyı azaltmak için girişimsel olmayan bir tedavi seçeneği olarak araştırılmıştır. TMS, nöropatik ağrının algılandığı beyin bölgelerini hedefleyerek ağrıyı azaltabilmektedir. Nöropatik ağrı, sinir sistemindeki anormalliklerden kaynaklandığı için, TMS’nin beyindeki nöral ağları etkileyerek bu anormallikleri düzeltebileceği düşünülmektedir. TMS ayrıca, ağrıyı algılayan ve işleyen beyin bölgelerinin nöral aktivitesini düzenleyerek ağrı şiddetini azaltabilir. Beyindeki nöral ağları etkileyerek ağrıyı azaltılabilir.

 

Alzheimer hastalığı: TMS’nin Alzheimer hastalığında ilerlemeyi yavaşlattığı ortaya çıkmıştır. TMS, bu hastalarda tek başına uygulanacak bir tedavi değil, ilaç ve diğer tedavileri bütünleyecek bir destek tedavisi olarak düşünülmelidir. Diğer tedavilerde olduğu gibi TMS’nin de ileri evre demansı olan hastalarda faydası olmamaktadır. Bu nedenle TMS tedavisi Alzheimer hastalığının erken ve orta evrelerinde planlanmalıdır.

 

İnme: TMS, inme sonrası felçli hastaların rehabilitasyonunda kullanılan bir yöntemdir. İnme, beyin damarlarında tıkanma veya kanama sonucu beyin dokusunun hasar görmesiyle ortaya çıkan nörolojik durumdur. TMS, inme rehabilitasyonunda motor becerilerin yeniden öğrenilmesine ve iyileştirilmesine yardımcı olabilir. İnme sonrası felçli hastalarda, TMS motor kortekse veya motor bölgelere uygulanarak motor fonksiyonları iyileştirmeye yardımcı olabilmektedir. TMS, felçli beyin bölgelerini uyararak nöral plastisiteyi teşvik eder. Nöral plastisite, beyindeki sinir ağlarının yeniden düzenlenmesi ve fonksiyonel değişikliklerin gerçekleşmesi anlamına gelir. Bu sayede, felçli bölgedeki beyin hücreleri, diğer sağlam bölgelerin işlevlerini yerine getirmek üzere yeniden yapılandırılabilir. TMS, motor becerilerin yeniden öğrenilmesine ve iyileştirilmesine yardımcı olabilmektedir. 

 

Anksiyete bozuklukları: TMS, bazı anksiyete bozukluğu tanısı olan hastalarda da tedaviye belirgin şekilde katkıda bulunmaktadır

 

Sigara ve madde bağımlılığı: Transkranyal Manyetik Stimülasyon (TMS) yöntemi, nikotin bağımlılığı ve diğer madde bağımlılıkları ile ilgili beyin yapılarını, ağlarını hedef alan manyetik darbelerin kullanımını içermektedir. Bağımlı kişinin beynin ödül işleme kısmı dengesiz haldedir. Ortaya çıkan kanıtlar, TMS’nin bağımlılıkla ilgili sinirsel devreleri doğrudan hedefleyebileceğini ve bağımlıların madde ya da sigarayı bırakma sürecinde onlara yardımcı olabileceğini göstermiştir.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

TMS Yöntemi Bu 7 Sağlık Sorununa İyi Geliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>